Şahin Kaygun

0 Beğen
Kaydet
Şahin Kaygun

Auteur bir fotoğrafçı

Şahin Kaygun aramızdan ayrılalı 22 sene oldu. 41 yıllık kısa hayatına sığdırdığı sanata duyduğu aşk lisede resme duyduğu ilgiyle başladı, grafik eğitiminin ardından üniversitede fotoğrafa terfi etti. İlerleyen yıllarda ise sinema en büyük tutkusu olacaktı. Kaygun’u Türk fotoğrafında farklı bir konuma taşıyan sanat anlayışı da içinden geçtiği bu dönemlerin sentezi ile olgunlaştı.

 

Ara Güler’e göre Şahin Kaygun, sanat anlayışı ve tekniği

1970’lerde daha çok portre ağırlıklı, siyah beyaz fotoğraflar çekmiş, bugün onu öncü olarak nitelendirmemizi sağlayan çalışmalarını ise 1980’li yıllarda yapmıştı Kaygun. Çağdaşı olduğu ve yaşadıkları dönemde isminin beraber anıldığı Ara Güler’in, “Sen fotoğraf tekniğini kullanarak sanat yapıyorsun. Örneğin senin son sergin (Polaroid Sergileri) fotoğraf değil bence, sanat. Yani çok daha önemli.” yorumu Kaygun’un fotoğraf sanatının ötesine geçtiğinin bir anlamda kanıtı gibi.

 

Sahibinin sesi: ‘‘Ben fotoğraf çekmiyorum, fotoğraf yapıyorum’’

Döneminde çevresinin estetik anlayışından çok farklı bir noktada duran sanatçının; özgün işlerinin yanı sıra, sürekli devam eden arayışları ve deneysel müdahaleleri fotoğraflarına bambaşka bir kimlik kazandırdı. Diğer sanat dallarına duyduğu ilgiyi, fotoğrafçılığa çok yönlü bir bakış açısıyla yansıtması, onun fotopentür, kazıma ve kolaj gibi farklı teknikleri denemesine yol açtı. Kaygun’u belki de çevresinden farklı bir konuma taşıyan, teknik yönelimlerindeki cesaretiydi.

Kaygun’un fotoğrafın oluşum anında yaptığı müdahaleler ve fantastik kurgularla oluşturduğu stüdyo çalışmaları bugün bile hâlâ çok dikkat çekici. Yaratıcı karakteri onu hep daha fazlasının peşinden sürükledi, yaşadığı günün ya da devrin değil hep sonrasının sanatçısı oldu. Sanki dün çekilmiş gibi günümüze seslenebilen fotoğraflar üretmeyi başardı Kaygun. Bugünün gözüyle sanatçının eserlerine bakınca, şimdi hayatta olsaydı kimbilir neler yapardı diye düşünmeden edemiyor insan…

 

PolaroId serüveni

Deneysel yaklaşımları seven Kaygun için Polaroid sil baştan bir tutku ve soluksuz bir aşk oldu. Polaroid çalışmaları küçük bir formatın, büyük bir sanatçının elinde ne kadar yankı uyandırabileceğinin kanıtıydı. 1984 yılında Türkiye’deki ilk Polaroid fotoğraf sergisini açmıştı Kaygun. Uluslararası Polaroid Koleksiyonu’na dâhil edilen eserleri şu anda 2011’de koleksiyonu satın alan Viyana Westlicht Müzesi’nde görülebilir.

 

Beyaz perde ile var olma çabası

Özellikle 1980’lerin sonuna doğru Kaygun sinema ile daha içli dışlı olmaya başladı. Sevdiği tüm sanat dallarını bir arada kullanabildiği bir alandı sinema. Ömer Kavur’un ‘Anayurt Oteli’ (1986), Atıf Yılmaz’ın kült filmi ‘Aaahh Belinda’ (1986), ‘Dul Bir Kadın’ (1985) ve ‘Adı Vasfiye’ (1985) filmlerinde sanat yönetmenliği yaptı. Ardından 1987’de ilk yönetmenlik denemesi olan ‘Afife Jale’yi çekti, ertesi yıl ise ‘Dolunay’ı (1988). ‘Dolunay’, Cannes Film Festivali’nde Eleştirmenler Haftası seçkisindeki yedi fimden biriydi. Eleştirmen Alain Bellet film için “Egzotizm ve iyi duygularla yüklü folklorik Türkiye, sahneyi terk ediyor” yorumunu yapmış, filmin tek başına var olma çabasının altını çizmişti.

 

Dahası…

15 Şubat’a kadar Şahin Kaygun’un bugüne kadarki en kapsamlı sergisine ev sahipliği yapıyor İstanbul Modern. Kaygun’un yaratım süreçlerini ve dönemlerini izleyebileceğiniz şekilde düzenlenen sergi sanatçının 1978-1991 yılları arasında ürettiği 89 çalışmayı kapsıyor. Sergide sinematik işleri, deneysel müdahaleleri ile yankı uyandıran Polaroid çalışmalarının yanı sıra resimle fotoğraf sanatını buluşturduğu üretimler de yer alıyor. Sergiye paralel olarak hazırlanan film programında ise Kaygun’un sanat yönetmenliğini ve yönetmenliğini yaptığı filmler gösteriliyor İstanbul Modern Sinema’da.
 

Hiç şüphesiz Kaygun bu sergide duygularınızla iletişime geçecek, size sanatına adadığı zamanın değerini bizzat anlatacak, cesaretini ruhunuza işleyecek. Sergiyi  gezerken birbirinden farklı müzikler çalmaya başlayabilir aniden zihninizin içinde, önünüzde duran çerçevedeki renklerden kokular alıp, bir portreden fısıltılar duymaya başlayabilirsiniz. Disiplinlerarası yaklaşımıyla sizi hikâyelerine kenetlemesindeki sebep bu; onu o yapan da. Olanla olmamak, yetinmemek…

Yayınlandı:

LiveReviews|0
1 person listening