0 Beğen
Kaydet

Büyülü Hindistan

Hindistan göz boyayan tapınakları, sarayları, dev şehirleri, coşkulu nehirleri, tropik kıyıları ve zengin doğal yaşamıyla gezgin ruhların vazgeçilmezi.

HSBC Premier müşterileri, Ekim ayı boyunca Hindistan tur programlarındaki rezervasyonlarda kişi başı 150 USD indirim fırsatına sahip oluyor. Ayrıntılı bilgi için HSBC Premier Telefon Bankacılığı 0850 211 0 112'yi arayabilirsiniz.

Bombay AKA Mumbai

Burası kesinlikle baş döndürüyor; sadece devingen kalabalığı bile bunu yapmaya yeter! Mumbai diye aklınıza kazımakta fayda var Bombay şehrinin adını. Maharaştra eyaletinin başkenti olan şehir, tüm Hindistan'ın ticaret, finans, ve kültür başkenti desek abartmış olmayız. Meşhur sazlı, sözlü, danslı ve hatta gayet havalı prodüksiyonlar çıkaran Bollywood’un yani Hint sinema endüstrisinin konuşlandığı yer, yine Bombay. Burası başlı başına bir keşif destinasyonu;  birkaç günlüğüne burayı ziyaret edenler için şehrin olmazsa olmazları hemen aşağıda.

İlk durak Hindistan’ın Giriş Kapısı diyebileceğimiz Gateway of India. Bu anıt, İngiltere Kralı V. George’un 1911 yılındaki Hindistan’ıziyaretini ölümsüzleştirmek üzere yapılmış. 88 yıllık anıt mimari olarak 16. yüzyıl Gujarat İslam sanatı ile Gotik zafer anıtı tarzlarının karışımı tadında.

Gate of India'nın bulunduğu liman olan Apollo Bunder’den tekneyle bir saat uzaklıkta olan Elephanta Adası, M.S. 450 ile 750 yılları arasında yapılmış olan heykelleriyle ziyaretçi akınına uğruyor. Bu heykeller dev boyutları ve ince taş işçiliğiyle sanat tarihçilerinin ilgi odağı. Portekizlilerin adaya geldiklerinde sahilde gördükleri büyük fil heykeli nedeniyle buraya Elephanta Adası demişler. Heykel, ne yazıkki adını verdiği adada değil; ama yine anavatanında; Mumbai’deki Victoria Gardens müzesinde ziyaret edilebilir.

Mani Bhavan, Mumbai’de kaçırılmaması gereken bir başka nokta. Burası Hindistan tarihine damga vuran Mahatma Gandhi’nin 1917 - 1934 yılları yaşadığı ev. Bugün burası Gandhi’nin yaşamından kesitler vererek onun politik ve felsefi duruşunu yansıtan bir müze. Kütüphane bölümü, Gandhi hakkında yazılmış kitaplarla ayrı bir derya.

Aynı zamanda Mumbai sosyetesinin oturduğu mahalle olan Malabar tepeleri, Back Bay ve Marine Drive’a hakim panoramasıyla hoş bir seyirlik; ama esas ziyaret nedeni‘Kum Tanrısı’ adıyla anılan Valkeshvar tapınağı. Ramayana destanına göre tanrı Rama, karısı Sita’yı kurtarmak üzere Ayodhya’dan Sri Lanka’ya giderken burada bir süre konaklamış ve kumdan bir Lingam yani erkek cinsel organı figürü yapmış. Tarihinin bin yıl kadar eski olduğu söylenen bu tapınak, 1715 tarihinde restore edilerek son görüntüsüne kavuşmuş.

Hindistan’da yoğun bir tapınak gezisi ajandası bekliyor sizi. Bir diğeri ise mermer kaplı görüntüsüyle harika bir yer olan Jain Tapınağı. Jain dininin ibadet yeri olan tapınak, ilk Jain sayılan Tirthankar’a adanmış. Aynalarla süslü dekoruna Tirthankar’ların yaşamından kesitler sunan resimler eşlik ediyor.

Zengin bir tapınak deneyimi için zenginlik tanrıçası Laxmi’nin adresi olan Maha Laxmi Tapınağı’na gidin. Burası ticaret, ekonomi, para ve zenginlikle haşır neşir Mumbai için ciddi önem taşır. Tapınak gezisini duvara bozuk para tutturmaya çalışan Hintlilere katılarak sonlandırabilirsiniz.

Kraliyet Sarayı Müzesi şehrin hanedanlık kültürüne bakış atmak için ideal bir seçim. Silahlar, fotoğraflar, II. Kral Serfoji zamanından kalma eserlerle bezeli bir koleksiyon var burada. Tarihi tapınakların çekim gücüne kapılanlar, bir de Chola tapınağı mimarisinin gözde eserlerinden tarihi 1010’a uzanan Brihadishwara Tapınağı’na bakın.

Varanasi

Ganj nehrinin kıyısına yerleşmiş, Hindistan’ın en kutsal yerlerinden bir şehirdir Varanasi. Hindu hacıları buraya günahlarından arınmak için gelirlermiş. Hindistan’ın başka yerlerinde ölen kişiler buraya getirilir, burada törenle yakılıyor ve külleri Ganj nehrine atılıyormuş. Böylece ruhlarının kurtuluşa ereceğine inanıyorlar. Ayrıca bir Hindu için Varanasi’de ölmek, ruhun tekrar tekrar dünyaya gelmesinden kurtulmasını sağlayan moksha’ya ulaşmasını sağlar. Varanasi 2 bin yıllık geçmişi olan ve içinde halen yaşanan dünyanın en eski yerleşim merkezidir.

Varanasi’nin en çok ilgi çeken yerleri Hinduların kutsal banyolarını aldıkları Ghatlardır. Bunlar aslında Ganj nehrinin yılın her döneminde yükselip alçalması olayına karşı nehre doğru inen basamaklardır. Varanasi’de toplam yüze yakın Ghat yanyana sıralanmış. Bunların en başında merkezi bir yerde bulunduğu için Dasaswamedh Ghat gelir.

Agra

Agra, geleneksel kalabalığı, trafiğinin yoğunluğu ve turistlere karşı aşırı ilgili halkı ile sıradan bir kuzey Hindistan şehridir. Agra’da görülecek yerler arasında 1630 yılında Moğol İmparatoru Şah Jahan tarafından 40 yaşında 14. çocuğunu doğururken ölen eşi Mümtaz Begüm için, sevgi üzerine yaptırılmış, dünyada ki en güzel eserlerinden ünlü Taj Mahal ve Agra Kalesi’ni mutlaka planınıza alın.

Delhi

17 milyonu aşan nüfus; onlarca dil, etnik köken; buna ek olarak küresel bir moda, medya, iş, teknoloji ve üretim merkezi. Hindistan’ın adı pek turistik anılmayan bu dev kenti; gelenek ve moderniteyi buluştururken gerçek anlamda yeşil bir şehir deneyimi de vadediyor.

Burası dünyanın en eski yerlerinden biri. Öyle ki şehrin isminin kökenleri bile kesin değil. İsmin muhtemel kaynaklarından biri Farsça ‘eşik’ anlamına gelen ve burası gibi tuttuğunu koparanlarla dolu bir şehir için son derece uygun bir simge olan ‘dehleez’ kelimesi olabilir. Babür İmparatoru Şah Cihan tarafından 17. yüzyılda inşa ettirilen surlarla çevrili şehir, Asya’nın Roması olarak anılırmış. Hindistan’ın en büyüleyici yerlerinden bazıları da burada hâlâ ayakta: Göz alıcı Kızıl Kale; Hindistan’ın en büyüğü olan Jama Mescidi; karmaşık olduğu kadar heyecan verici olan Chandni Chowk bulvarı. Caddenin batı ucunda, Khari Baoli baharat çarşısının olduğu yerde binlerce çuvaldan rengarenk tozlar taşar. Doğu ucundaki Kinari Çarşısı’ndaysa rengarenk çiçekler, simli kumaşlar ve diğer düğün aksesuarları meraklı gözleri bekler.

Hindistan’ın en büyük camisine, dünyanın en büyük Hindu tapınağına ve Güney Asya’nın en büyük alışveriş merkezine ev sahipliği yapan başkent, devasa boyutlarında farklı kolonileri ve mahalleleri garip bir uyumla taşır. Burada ana görsel güç, Babür İmparatorluğu’nun kum taşı kaleleriyle göz kamaştırıcı beyazlıktaki Raj evlerinden günümüzün koyu camlı teknoparklarına ve çağrı merkezlerine uzanmasında yatar.

Yorumlar

0 comments