Delhi: Zengin bir keşif

17 milyonu aşan nüfus; onlarca dil,buna ek olarak küresel bir moda, medya, iş, teknoloji ve üretim merkezi. Hindistan’ın adı pek turistik anılmayan bu dev kenti; gelenek ve moderniteyi buluştururken gerçek anlamda yeşil bir şehir deneyimi de vadediyor.
Hindistan Yeni Delhi
Time Out Istanbul editors |
Advertising

HSBC Premier müşterileri, 15-24 Ekim 2016 arasındaki Hindistan & Nepal Turu (Kathmandu-Jaipur-Agra-Varanasi-Delhi) gezilerinden oluşan tur programlarında Setur merkez ofislerinden yapılacak rezervasyonlarda kişi başı %5 indirim fırsatına sahip oluyor. Ayrıntılı bilgi için HSBC Premier Telefon Bankacılığı 0850 211 0 112'yi arayabilirsiniz.

Burası dünyanın en eski yerlerinden biri. Öyle ki şehrin isminin kökenleri bile kesin değil. İsmin muhtemel kaynaklarından biri Farsça ‘eşik’ anlamına gelen ve burası gibi tuttuğunu koparanlarla dolu bir şehir için son derece uygun bir simge olan  ‘dehleez’ kelimesi olabilir.

Babür İmparatoru Şah Cihan tarafından 17. yüzyılda inşa ettirilen surlarla çevrili şehir, Asya’nın Roması olarak anılırmış. Hindistan’ın en büyüleyici yerlerinden bazıları da burada hâlâ ayakta: Göz alıcı Kızıl Kale; Hindistan’ın en büyüğü olan Jama Mescidi; karmaşık olduğu kadar heyecan verici olan Chandni Chowk bulvarı. Caddenin batı ucunda, Khari Baoli baharat çarşısının olduğu yerde binlerce çuvaldan rengarenk tozlar taşar. Doğu ucundaki Kinari Çarşısı’ndaysa rengarenk çiçekler, simli kumaşlar ve diğer düğün aksesuarları meraklı gözleri bekler.

Hindistan’ın en büyük camisine, dünyanın en büyük Hindu tapınağına ve Güney Asya’nın en büyük alışveriş merkezine ev sahipliği yapan başkent, devasa boyutlarında farklı kolonileri ve mahalleleri garip bir uyumla taşır. Burada ana görsel güç, Babür İmparatorluğu’nun kum taşı kaleleriyle göz kamaştırıcı beyazlıktaki Raj evlerinden günümüzün koyu camlı teknoparklarına ve çağrı merkezlerine uzanmasında yatar.

Günümüz Delhisi, Yamuna Nehri kıyısındaki efsane kent Indraprastha’dan, onun üç kilometre kuzeyinde M.S. 1638’de kurulmuş Babür şehri Shahjahanabad’a kadar en az yedi şehrin kalıntılarını içeriyor. Britanyalılar 1911’de kolonilerinin başkentini Kalkuta’dan Delhi’ye taşımaya karar verdiklerinde, Shahjahanabad’ın sekiz kilometre güneybatısına düşen uzak bir alan seçtiler ve burada büyük bir Avrupa tarzı kenti sıfırdan kurup adını Yeni Delhi koydular. Bu isim yalnızca şehrin merkez bölgesi için kullanılıyor, şehrin tamamına ise Delhi deniyor.

Yirminci yüzyıl boyunca genişlemesini sürdüren şehir, kendi kendine yeten vihar’lara yani ‘kolonilere’ bölündü. Lodi Kolonisi, Jor Bagh, Vasant Vihar ve benzerlerinin her biri kendi pazarı, okulu, kamu hizmetleri ve kendilerine özgü karakterleriyle varlık sürdürdü. Şehirde dolaşmak yedi değil yüz tane farklı köyden oluşuyormuş hissine kapılmakla işte bu nedenle eş değer.

Delhi’nin en harika yanı derseniz; şaşırtıcı miktarda yeşil alana sahip olması sayılabilir. Örneğin Parlamento binasının sadece birkaç sokak üstünde sonu yokmuş gibi görünen gür bir ormanın yanından geçiliyor. Burası içinde çakallar ve yaban domuzlarının yaşadığı, 862 hektarlık, korumaya ayrılmış Central Ridge arazisi. Şehirde kocaman alanlar hâlâ bahçelere, parklara ve koruma altındaki ağaçlık bölgelere ayrılıyor. Ana caddeler boyunca  dikilen belirli ağaç türleri ayrı bir görsl dil oluşturuyor; Janpath’ta neem ağaçları, Akbar Caddesi’nde demirhindiler, Willingdon Crescent’te banyanlar. Dünyanın en büyük şehir parklarından biri olan Lodi Garden’ı da unutmamak gerek. Lodi’de ağaç tepeleri kuşlarla dolu; kara drongolar, Hint saksağanları, minolar, karaca bülbülleri. Ancak park bir yandan da işlevsel bir oyun alanı: eşofmanlarını giymiş koşucular mozolenin ufalanmış merdivenlerinde dinleniyor; yoga yapanlar göletin yanında güneşe selam ritüellerini uyguluyor; satıcılar bardakların içinde soğuk jal jeera – kimyon ve naneli, tuzlu misket limonu suyu – sunuyor ve piknik yapan aileler yiyeceklerini açgözlü makaklardan korumaya çalışıyor. Özetle Delhi, pazarlarından ormanlarına ziyaretçisine zengin bir deneyim sunarken kadim tarihiyle de büyülüyor.

NE ZAMAN GİDİLİR
Kuzey Hindistan’ı ziyaret etmek için en ideal dönem Ekim ile Mart ayları arası.

NE YENİR
Hindistan bol baharatlı yemekleriyle meşhurdur. Et olarak yalnızca tavuk ve deniz ürünleri kullanılır. Tatlıda tavuğa kadar bütün yemekler baharatlıdır. Mercimek ve pirinç de çok yaygın kullanılıyor. 

NEREDEN ALIŞVERİŞ EDİLİR 
Kültürel zenginliği ve farklılığı ile Hindistan'da sayısız hediye opsiyonuna sahipsiniz. En popüler olanlarından Ganesha heykelleri Tanrı Ganesha'yı temsil ediyor. Kil ya da betondan yapıldıkları için bir hayli ağır olan bu heykeller en rağbet gören hediyelerin başında geliyor. Diğer rağbet gören hediye ise Saree ve Kurta. Özel günlerde giyilen geleneksel Hint giysisi Saree'ler günlük yaşamda da kullanılabiliyor. İpek ve kaşmir, ipek ve pamuklu karışımı pashminaları hemen hemen her sokak köşesinde bulmanız mümkün. 

Advertising
This page was migrated to our new look automatically. Let us know if anything looks off at feedback@timeout.com