0 Beğen
Kaydet

Miami’de hayat

Plajları, gece kulüpleri, Art Deco tarzı otelleriyle Miami, ABD’nin en ilgi çekici adreslerinden biri. Hal böyle olunca dünyanın farklı yerlerinden buraya yerleşim kaçınılmaz oluyor.

HSBC Premier müşterileri, Eylül ayı boyunca Miami tur programlarındaki rezervasyonlarda kişi başı 100 USD indirim fırsatına sahip oluyor. Ayrıntılı bilgi için HSBC Premier Telefon Bankacılığı 0850 211 0 112'yi arayabilirsiniz.

Miami Vice’dan Dexter’a macera dozu yüksek dizilerin seti haline gelmişliğiyle belleklerde yer tutan Miami, Küba’ya selam veren ve bu küçük dev adadan ciddi ölçüde beslenen kültürü, Latino ortamları, sahilleri, güçlü modern sanat ve restoran sahnesiyle beklentilerin üstünde bir ortam sunuyor.

Florida Eyaletinin ikinci büyük ve gözde şehirlerinden biri olan Miami, Amerika’nın diğer şehirlerinin klasik yapısına oranla farlı görüntü ve kültüre sahip bir şehir. Halkın çoğunluğu Küba, Haiti ve Karayiplilerden oluşuyor.

Miami’de yemek zenginliği

Mutfak ve yemek konusunda Miami’nin yerel bir mutfağından ziyade yerel bir mutfak çeşitliliğinden söz edilebilir. Dünyanın başlıca metropollerinde görülen uluslararası mutfakların hepsi, belki de daha fazlası Miami’nin manzara ve şıklık vadeden adreslerinde toplanıyor. Miami Latin Amerika mutfağı ve Karayip fasulye yemeklerinin daha çok ön planda olduğu bir mutfak kültürüne sahip. Miami mutfağında, her zevke ve her bütçeye uygun restoran ve lezzet de bulmak mümkün.

Miami’de gece hayatı

Miami’deki lezzet duraklarından bahsederken gece hayatını es geçmek olmaz. Dünyada gece hayatı denilince, ilk ona girecek kadar ciddi bir hareketliliğe sahip burası.  Bunda iklimin doğal bir etkisi var. Çılgın partiler, çılgın insanlar, çılgın kokteyller; öyle ki birçok can alıcı kokteyl, Miami’nin gece hayatında can buldu. Eğlencenin doruk noktalarından biri olan bu şehirde gece dışarı çıkmak yine bir doruk noktası yaratacak; ama bu sefer sizin eğlence hayatınızda. Tıpkı Will Smith’in Miami’yi konu edinen şarkısında dediği dediği gibi ‘Southbeach bringin the heat’; tabii bu akla Miami’nin NBA takımının adının da ‘Heat’ olduğunu getiriyor. Özetle bu eğlence düşkünü kentte hava da, eğlence de gayet sıcak. Plajlardaki partiler gayet eğlenceli; gece kulüpleri ise farklı atmosferleriyle özel bir yer ediniyor.

Görülmesi gereken yerler

Lincoln Road

Stüdyo ve galerileriyle özellikle 80’lerde artistlerin uğrak yeri olmasıyla radar altındaki noktalardan biri olan Miami Beach’deki Lincoln Road, şu sıralar eski popülerliğini korumasa da 80’ler Miami ruhu hatrına ziyareti hak ediyor. Bu ‘alışveriş merkezi’ demeye dilimizin varmadığı yaya odaklı adres, çekim gücü yüksek isimlerle çağımızı da yakalıyor. Lokalden isimler kadar uluslararası sanatçıları da ağırlayan Art Center / South Florida buraya gelenlerin ilk durağı olmalı.

Wynwood Art District

Her yıl tekrarlanan Art Basel Miami Beach dönemi şehirde olamayanların üzülmesi normal ama şimdiki önerimiz de sanat takipçileri için serap gibi bir yer. Altı düzinelik sergi alanıyla Miami’nin sanat mabedi Wynwood Art District; Rubell Family Collection, Margulies Collection gibi özel koleksiyonlar da dahil güçlü sanat izlenimlerine adres oluyor.

Vizcaya Museum & Gardens

İtalyan Rönesans stili Vizcaya Museum & Gardens, şehrin güneyindeki Biscayne Körfezi tarafında peri masalı ortamı sunuyor. Plaj düşkünleri okyanusa karşı konumlanan bu Avrupa stili saray ziyaretiyle harikalar diyarına girmiş kadar oluyor. Avrupa düşkünü Şikagolu sanayici James Deering için 1920’da inşa edilen bu mimari yapı, dışındaki süslemeler kadar içindekilerle de iddialı. 16 ile 19. yüzyıl arası Avrupa işi antikalarıyla göz boyayan müze, gün batımı manzarasıyla da ünlü. Yine çeşmeler ve heykellerle bezeli Avrupai bahçesi, keyifli bir yürüyüşü garantilemekte.

Miami Beach Botanical Garden

Sahildeki botanik bahçe yaratılalı sadece yarım asır olsa da bu süre bitkilerin müthiş bir peysaj yaratması için yeterli olmuş. 2011’de 1.2 milyon dolarlık renovasyonla 2.6 akrelik bu harika alan şehrin en tatlı yerlerinden biri. Haftalık çiftçi pazarı, süper bakımlı palmiyeler altındaki öğle saati yoga dersleri, gezenler, kitap okuyanlarla şehirde favori noktanız olabilir.

Ocean Drive

South Beach’deki art deco stili binalar, Miami’nin adeta imzasıdır. 20’ler itibarıyla burası göz alıcı otellerin arz-ı endam ettği bir bölge oldu. Ocean Drive boyunca pek çok stilli bina görseniz de Henry Hohauser ve L Murray Dixon’ın tasarladığı Park Central Hotel ve Imperial binalarına özellkle dikkat edin; türün tüm karakteri bu iki yapının detaylarında yatıyor. Ocean Drive genel olaraksa 30 ve 40’lardan kalma 800 kadar binayla gerçek bir Art Deco District.

Yorumlar

0 comments