0 Beğen
Kaydet

Yunanistan’ın cezbeden adaları

Hiçbir zaman azalmayacak popülaritesiyle Yunan Adaları huzurlarınızda.

MYKONOS
Mykonos, Yunanistan’a ait yaklaşık 2 bin ada içinde en çok ziyaret edilen ve en pahalı Yunan adası olma özelliğine sahip. Daimi olarak 5500 kişinin yaşadığı Mykonos’ta yaz aylarında bu sayı 50 bine ulaşıyor. 1453’ten 1832’ye kadar Osmanlı hakimiyetinde bulunan adanın müdavimlerini dünya jet sosyetesi oluşturuyor. Tabii Mykonos denince akla ilk olarak plajları geliyor. 60’lı yıllarda ‘Hippie’lerin ve dünyanın her yanından gelen ‘backpacker’ların yani tek bir sırt çantasıyla dünyayı gezen gezginlerin keşfiyle ününe kavuşan ‘Paradise Beach’ şüphesiz adanın en ünlü plajı. Kafeler, snack barlar, ufak dükkanlar ve diskoların bulunduğu plajda ayrıca profesyonel dalış merkezi de var. Super Paradise Beach ise anlaşılacağı üzere ‘çıplaklar kampı’. Buraya Plati Gialos’tan kalkan teknelerle ulaşabilirsiniz. Mykonos limanına en yakın olan plajlar ise Malalianos ve Tourlos plajları. Adanın kuzeyindeki Korphos Körfezi’nde bulunan Korphos Beach rüzgar sörfü için mükemmel bir alan. Elia Beach ise güneydeki en son plaj olduğundan, neredeyse adanın en sakin mekanı.



Mykonos, tatilinin hiç değilse bir gününü kültür gezisine ayırmak isteyenler için de bir cennet. 1700’lü yıllarından kalma bir malikanenin içinde hizmet veren Folklor Müzesi mutlaka görülmesi gerekenlerden. Arkeoloji Müzesi’nde ise tarihi Delos bölgesinden getirilmiş antik Yunandan kalma çanak-çömlek, mezar taşları, takılar, Herakles heykeli ve Truva Savaşı’ndan bir sahneyle süslenmiş içki kabı sergileniyor. Mykonos’a tepeden bakan Parapotiani Kilisesi, beş ayrı küçük kilisenin tek bina olarak birleştirilmesiyle ortaya çıktığı için ilginç asimetrik bir görüntü oluşturuyor. Fotoğraf tutkunlarının mutlaka görmesi gereken kilise Meryem Ana’ya adanmış.

SANTORİNİ
Antik zamanlarda meydana gelen (M.Ö. 1550) büyük bir volkanik patlama sonucunda bugünkü krater görüntüsüne kavuşan Santorini, yıl boyunca 1 milyonun üzerinde turistin, özellikle de balayı çiftlerinin ziyaretçi akınına uğruyor. Tüm Kyklad Adaları gibi bir dönem Türk hakimiyetinde de kalan Santorini 1821’de özgürlüğünü ilan etmiş ve anayurda katılmış.

Kuzeydeki Oia’dan başlayarak adanın doğusundan, güneybatısına kadar çok sayıda plaj bulunuyor. Baxedes, Koloumbos ve Pori daha çok yerli turistlerin ve ailelerin tercih ettikleri plajlar. Daha güneye inerken Monolithos, Avis ve Kamari plajları var. Özellikle Kamari’de sayısız otel, restoran, taverna ve dükkanlar bulunuyor. Avis’te ise su sporları yapılıyor. Adanın volkanik özelliklerini suyun altından keşfetmeniz için de Kamari’de ve Perissa plajlarında bulunan dalış kulüplerine başvurabilirsiniz.



Volkan külü altında binlerce yıl çok iyi bir şekilde korunmuş olan Santorini Adası’nın eski yerlileri olan Minoalılardan kalma Akrotiri Harabeleri 3600 yıl öncesine dayanıyor. Buradaki evlerden çıkarılmış rengarenk eski duvar resimlerini görmek için Fira Müzesi’ne gitmeniz yeter. Fira Harabeleri’nde bulunan tiyatro, agora, tapınak gibi 2800 yıllık Antik Yunan ve Roma Harabeleri ile daha genç Bizans harabeleri ise Akrotiri’ye oranla daha yakın tarihten. 

PAROS
Paros Adası; güzel plajları, küçük sevimli balıkçı köyleri, beyaz badanalı evleri, Mykonos’la yarışabilecek düzeydeki hareketli gece hayatı ve tüm Kyklades’in en iyi restoranlarının burada bulunmasıyla son yıllarda oldukça popüler hale gelen turistik bir destinasyon. Ada, hem doğa yürüyüşleri ve su sporları gibi aktivitelerden hoşlananlar, hem de gurmeler ve gece kuşları için adeta bir cennet.

Paros, 195 kilometrekarelik yüzölçümüyle üçüncü en büyük Kiklad adası. Sadece orta kısmı dağlık olan ada, verimli bağlar, meyve ve zeytin ağaçlarıyla kaplanmış ovalarla çevrili. Paros’un antik çağlardaki zenginliği ise adada bulunan saf beyaz mermerden geliyor. Bu gün tüm dünya müzelerindeki en güzel antik heykellerden bir çoğu gibi daha sonraları Napolyon’un mezarı da Paros mermerinden yapılmış.

Adanın limanı ve başşehri olan Parikia’da tipik Yunan adası görünümünün yanı sıra oldukça modern oteller de bulunuyor. Kıyı şeridinde önlerine masalar atılmış şirin kafeler; plajda geçirdiğiniz saatlerin veya adanın diğer bölgelerindeki güzellikleri keşiften döndüğünüz bir günün devamında yorgunluk atmak için seçebileceğiniz mekanların başında geliyor.

 
Merkezden fazla uzaklaşmak istemeyenler için otellerin olduğu bölgede Parikia Plajı bulunuyor ama kolay erişimin mümkün olduğu kuzey ve güneydeki diğer plajlarla yarışamaz. Pounda Plajı Parikia’ya oranla daha küçük ancak adanın en popüler plajı. Mykonos’un Paradise Plajı’nı andıran mekanda büyük bir yüzme havuzu, su sporları ve disko da bulunuyor. Lageri Plajı altın rengi kumlarıyla dikkat çeken başka bir plaj ve yakınında bir de çıplaklar kampı bulunmakta. Agia Irini Plajı ise palmiye ağaçlarıyla tropik atmosfere sahip oldukça sevimli bir plaj, biraz küçük olduğundan buraya erken saatlerde gelmek akıllıca olur.

Biraz çevreyi turlamak isterseniz, öncelikle Panagia Ekatontapiliani Kilisesi’ni görmelisiniz. Kilisenin hemen arkasında bulunan Paros Arkeoloji Müzesi’nde 4. yy.’dan kalma, adadan çıkan mermere kazılarak yazılmış ve milattan önce 1500 ve 260 yılları arasında Antik Yunanistan’da gerçekleşmiş olan en önemli sanatsal ve kültürel olaylardan bahseden ‘Paros Dökümanı’ndan bir parçanın yanında Klasik ve Helenistik dönemlerden kalma bir çok ilgi çekici eser bulunuyor.

Paros Adası’nda mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri de yaklaşık 300 yıldır her yaz binlerce renkteki milyonlarca kelebeğin çiftleşme mevsiminde akın ettiği Kelebekler (Petaloudes) Vadisi. Sadece geceleri buraya gelen kelebekleri görmek için Parikiadan bölgeye düzenlenen turlara katılabilirsiniz.

Yorumlar

0 comments