Ionesco’nun etkileyici dünyası

Bu yıl festivalde Onur Ödülü’ne layık görülen Emmanuel Demarcy-Mota’nın yönettiği ‘Ionesco Dosyası’ festival kapsamında sahneleniyor. Mota ile Ionesco’yu ve kariyerini konuştuk. Gülin Dede Tekin

Alara Altay |
Advertising
1/2
2/2

Ionesco’nun metni ‘Gergedan’ı iki kez sahnelemiş bir yönetmen olarak Ionesco ile nasıl bir bağ kuruyorsunuz?

Çocukluğumdan beri, insanların dönüşümleriyle ilgili sorgulamalara, anti-konformizme, her insanın yaşama karşı gizli başkaldırışına sanatsal bir hayranlık besliyorum. Ancak bu konularla Fransız tiyatrosunda pek sık karşılaşmıyorum. Bu yüzden Büchner, Peter Weiss ve Pirandello üzerine çalıştıktan sonra, modern dünyanın şiddetiyle ilgilenen başka 20. yüzyıl yazarlarını araştırdım. Ionesco’yu tekrar okudum. Tabii ki bu onu ilk okuyuşum değildi. On sene öncesinde okuduğumda kendi zamanının modellerinden tamamen koparak icat ettiği yazma biçiminden çok etkilenmiştim. Ionesco yaratıcı fantezi, özgürlük ve şiirsel aşırılıktan yanadır. Ondaki komedi ve deliliğin ardında gerçek bir gerilim, rahatsız edici ve inkar edilemez bir gerçeklik ve derinlemesine insani bir şeyler bulunur. Onun bu yönlerini seviyorum. Ionesco tiyatrosu benim için gülünç bir cenaze ve tamamen gerçek: Deliler dünyası için absürt bir tiyatro.

 

‘Ionesco Dosyası’nın çıkış noktası nedir?

‘Gergedan’ı sahneledikten sonra ekip olarak Ionesco’nun evrenine ve onun bakış açısına daha derinlemesine dalmak ve şiirsel olduğu kadar acımasız da olabilen karakterlerini tanımak arzusundaydık. Oyuncuların neredeyse basılmamış olanlardan tutun en ünlülerine tüm Ionesco metinlerini okumalarını istedim. Düzenli bir laboratuvar çalışmasına girdik. Oyuncular seçtikleri metinleri ve yorumlamak istedikleri rolleri getiriyorlardı. Bazı erkek oyuncular küçük kız ya da büyükanne gibi rolleri denemek isteyince, cinsiyetleri tersine çevirmek de oyunculuktaki inşa ve gerçeklik çalışmaları üzerinde etkili oldu. Bir yıllık düzenli bir çalışmanın sonunda ilk versiyonu elde ettik. O günden bugüne yeni oyuncuların eklenmesi, bazı oyuncuların seyirci tarafına geçmesi ya da yeni metinlerin denenmesi gibi değişikliklerle oyun evrilmeye devam etti. Sekansların sıralaması da değişebiliyordu. Ayrıca oyuncularla birlikte seyirciye yakın ve onu içine alan bir çalışma yapmayı istiyorduk. Şimdiye dek büyük sahneler için sahnelemeler yapmış ve bin kişilik salonlarda oynamıştık. Oyuncuların seyirciye tekrar yakın olmasını, topluluğu oluşturan bireylerin kendileriyle ilişkide olmalarını istiyordum.

 

Bizi nasıl bir adaptasyon bekliyor? Bu adaptasyonun ne kadarı Ionesco’dan ne kadarı sizden?

Her ne kadar farklı metinleri bir araya getirdiğimiz bir montaj çalışması yapsak da gösteride sarf edilen cümlelerin her biri Ionesco’ya ait. Biz bağlamlar, durumlar, ilişkiler, alanlar, sessiz etkileşimler ve bütün bu yolculukta bir doğrultusu olan karakterler hayal ettik ama sadece yazarın metinlerini kullanarak. Pusulamız oydu. Yola çıkış noktamızdan itibaren her şey mümkündü. Onun eserlerine ve temalarına doğru çıktığımız bu şiirsel yolculukta Ionesco’nun özünün ve dilinin yakınlarında kaldık.

 

Oyuncuların neredeyse hepsiyle daha önce de çalıştınız. Oyunda doğaçlamalar önemli bir yer kaplıyor. Oyuncuların bu adaptasyona katkıları ne oldu?

Oyuncular bana rol dağılımı için önerilerle geldiler ve uzun doğaçlama seansları gerçekleştirdik. Çıkış noktasını onlar belirliyordu ve süreci ben yönlendiriyordum. 15, 20, 30 senedir beraber çalıştığım oyuncular söz konusu. Onları çok iyi tanıyorum ve sahnelediğim birçok oyunda onlara rol vermiştim. Bu sefer herkes birbirini şaşırtmak isteğindeydi ve benim onları yönlendirmeyeceğim yerlere doğru gidiyorlardı. Çok uzun süreli ve özel bir birlikteliğimiz var. Bunca senedir onları muhtemelen kendi ebeveynlerinden daha uzun süre botunca izledim ve gözlemledim.

 

Daha önce başka bir Ionesco oyunuyla İstanbul’a gelmiştiniz. İstanbul seyircisi hakkında ne düşünüyorsunuz?

Evet, ‘Gergedan’ ile gelmiştik. Bu performansın hatırası beni duygulandırıyor. Seyircinin konsantrasyonunu, oyunun temalarını benimseyişini ve doğru anlarda güldüğünü hatırlıyorum. ‘Gergedanlar’ı bütün kıtalarda oynamıştık ve bazı cümlelerin yoğunlukları sadece buradaki gülmeler sayesinde hissedilmişti.

 

İstanbul Tiyatro Festivali’nde bu yıl Onur Ödülü’ne layık görüldünüz. Bu size ne hissettiriyor?

Yarattığımız eserlerin ve onlar aracılığıyla işlediğimiz konuların sınırlarımızın ötesindeki insanlar tarafından paylaşıldığını görmek onur verici. Başka kültürler ve diller için hep derin bir sevgi besledim ve kardeşlik bağları kurmayı umdum. Bugün Türkiye’ye ekibimle geri gelmek ve bu ödülü almak yaptığımız işe anlam katıyor.

You may also like

    Advertising