Merkezde hikaye anlatıcılığı, fonda aşk...

İskoç yazar D.C. Jackson’ın kaleme aldığı ‘Aşk Geçmişim’ teknolojiyle şekillenen günümüz ilişkilerine hem erkeğin hem de kadının perspektifinden bakıyor. Tuğrul Tülek ve Melisa Doğu ‘Aşk Geçmişim’i anlattı.

Advertising
1/2
MURATDURUM
2/2
MURATDURUM

‘My Romantic History’ yani ‘Aşk Geçmişim’ 2010 yılında kaleme alınmış bir metin. Sizin oyunla buluşma ve bir araya gelme sürecinizi sormak isterim öncelikle.

Tuğrul Tülek ‘My Romantic History’ 2010 yılında Edinburgh Fringe Festivali’nde hakkında hiçbir şey bilmeden izlediğim bir oyundu. Doğru tespitlerle dolu çok zekice yazılmış bir tekstti. Bunun yanında tiyatronun olmazsa olmazı hikaye anlatıcılığını merkeze alan bir yapısı vardı ve hem oyuncuya hem de yönetmene müthiş yaratıcı alan sağlayabilecek bir metindi. O zamandan beri hep aklımda olan ve her sene sahneye koymayı düşündüğüm bir oyundur. 

‘Aşk Geçmişim’ sahnedeki karakterlerin isimleri Ayşe ve Mehmet olsa asla yadırgamayacağımız kadar tanıdık bir oyun. Rejide yerel sahneye daha fazla hitap etmek için özellikle dikkat ettiğiniz noktalar oldu mu?

Tuğrul Hikayelerin, coğrafyaların ve isimlerin ötesinde olduğuna inanırım. Bu yüzden eğer metni olduğu gibi buraya uyarlamamışsam, yerelleştirecek unsurlar kullanmak istemem çünkü bu daha melez ve anlaşılması zor bir dünya kurulmasına sebep olur. O yüzden böyle bir tercihte bulunmadım. Kaldı ki, Erdem Avşar’ın çevirisi de seyircimizin çabucak ısınıp sahiplendiği bir dile sahip. Genel olarak oyunun yazarı D.C Jackson’ın anlattığı hikayenin ruhunu aktarmaya çalıştım. 

Oyunda son derece dinamik performanslar izliyoruz. Bunun fiziksel anlamda zorlayıcı tarafları neydi?

Melisa Doğu Oyunumuz iki katlı bir platformda, merdivenleri sıklıkla kullandığımız bir rejiyle ilerliyor. Kendi adıma çok fazla karakteri canlandırmam ve bu geçişlerin hızlı olmasının gerekliliği, dinamik rejiyi besleyen bir seçim. Tuğrul’a teşekkür etmek istiyorum, bir oyuncu için müthiş bir deneyim çünkü. 

Aşkın daha doğrusu ilişkilerin yaşanış biçiminin değişmesi konusunda sizler ne söylemek istersiniz?

Melisa Biz yaşımız ve yaşanmışlıklarımız sebebiyle oyunda Amy karakterinin de dediği gibi ruhu 90’larda kalmış bir jenerasyonuz. Aşk fikrinin bizdeki haliyle, bu yıllardaki genç insanlardaki karşılığı çok farklı diye düşünüyorum. Kişiliğini, beklentilerini çekinmeden ortaya koyabilen ve bazen bunu arsızca talep edebilen bir kitle yetişiyor. Bu kişilikler bundan 15-20 yıl sonra o dönemin gerçekleri olacak ve biz nostaljik kişiler olarak adlandırılacağız. Üzülüyor muyum? Evet, ama anlıyor muyum? Yine evet. 

Yakın gelecekte sosyal medyanın ve uygulamaların daha da yaygınlaşacağını düşünüyor musunuz? Nasıl ilişkiler yaşayacağız sizce? Daha plastik, daha mükemmelliyetçi, daha kolay ya da zor mu olacak?

Melisa O çağın gereklilikleri dahilinde buna adapte olabilen ve olamayanların birlikte olabilmeyi becermeye çalışmasına şahit olacağız. Yani aslında her çağda olan durumun farklı bir versiyonu diyebilirim. 

Türkiye’de son yıllarda tiyatroya olan ilgi malum. Size göre bunun sebepleri neler ve bu ilginin sürekli kılınması için nelere dikkat edilmeli?

Melisa Türkiye’de tiyatro seyircisi son yıllarda daha çok ve farklı türde oyun izleyebilme şansına sahip olduğu için ilginin de paralel ölçüde arttığına inanıyorum. Bu müthiş bir şey. Sevdiğiniz oyuncuları sahnede aynı nefesi soluyarak izlemeyi tercih etmek de keza öyle. Yerli metinlerin çoğalması ve klasik ya da uyarlamalar kadar iyi oyun metinleri çıkması gerektiğini düşünüyorum. Genç rejisörlerin de yetişmesi gerek. Yapımdan anlayan zeki kafalar yetişmeli. Yeterince oyuncu var ülkemizde, biraz da işin mutfağını toparladık mı izleriz de izletiriz de.

Tuğrul Çocukluğumdan beri yaratılan bir algı var hep: Tiyatro ölüyor, tiyatro seyircisi azalıyor diye. O yüzden zamanında tiyatrocu olmak istediğimi söylediğimde annemin yüzünün ne şekle büründüğünü hayal edebilirsiniz. Şimdi artık yıllardır bu işin içinde olan biri olarak söyleyebilirim ki tiyatronun can çekiştiği falan yok. Çok sağlam ve sahiplenen bir izleyici var, bu çok organik ve güçlü bir bağ. Son zamanlarda artık daha yüksek prodüksiyonlu oyunlar sahneye konuyor, tiyatro yapımcılığı bir iş alanına, bir başlığa dönüştü. Pek çok isim sahneye çıkmaya başladı ama her zaman olduğu gibi bu gidişatın ne kadar ve nereye gideceğine karar verecek olan bilinçli tiyatro seyircisi olacak. Son 10-12 yılda küçük/black box tiyatrolara sahip çıkan ve şimdi büyüyen, genişleyen salonlarda oyunları takip eden aynı izleyici. Bizler paylaşmak istediğimiz, bize dokunan hikayeleri anlatmaya devam ettikçe seyircimizle hep doğru yerden etkileşim kuracağız. Buna inanıyorum. Önemli olan bunu kaybetmemek bence.

12, 18, 26 Aralık, Uniq Hall, 20.30, 55-121 TL

You may also like

    Advertising