'Sekshop' oyununun yazar ve yönetmeni Serdar Saatman ile konuştuk

İstanbul’da, bir patlama sonrası kendilerini seks shop’a atan ve bir süreliğine orada mahsur kalan üç kadın!
Sekshop oyununun yönetmeni Serdar Saatman
Serdar Saatman
Time Out Istanbul editors |
Advertising

‘Sekshop’ pek çok duyguyu aynı anda yaşatıyor izleyiciye. Esas öne çıkarmak istediğin neydi? Hangi duyguyu okşamak istedin?
Aslında tam da bunu istemiştim. Pek çok duyguyu aynı anda yaşatmak! Türk insanında duygular son derece girift. Bu iç içelik benim esas ilham kaynaklarından biriydi. Çocukluğumda annemin veya babaannemin katıldığı günlere giderdim. Oralardan hatırladığım manzaralar bana esin kaynağı oldu. Aynı anda bağıra bağıra konuşan ama yine de birbirlerini anlayan, konudan konuya atlayan kadınlar… Her bir konuda bambaşka duygular yaşarlardı. Ağlarken bir anda gülerlerdi. Sonra müzik açıp göbek atmaya başlarlardı. Günün sonunda da midede dolmalar ve pastalar olurdu. Kısaca, katarsise uğramış ruhlar vardı.

Son senelerde sahnede bol bol kadın hikâyesi izledik, izliyoruz. Ama metinlerde hiç absürt detaylar olmuyordu. O açıdan da bir ilk sanki ‘Sekshop’.
Oyunu 2009 yılında yazmıştım. Absürt tiyatroyu araştırırken aklıma gelen bir konuydu. Ama müthiş bir gerçeklikte sahneleniyor oyun. Üç sıradan ev kadının seks shop’ta olması absürt bir durum. Öte yandan kadın konusunun ülkemizde çok önemli olduğu düşüncesindeyim. Kadın karakterli oyunlar yazmaya devam edeceğim.

Bu üç kadının aşk ile ilgili tanımları oyunun kilit replikleri. O tanımlamalardan yola çıkarak karakterleri yazarın gözünden tanıtır mısın bize?
Bu üç kadın dünyanın her yerindeki kadınların birer timsalleri. Nebahat bir subay kızı, komutan karısı. Ama kocasından daha baskın bir karakter. Altında ezildiği karakter ise babasından sonra kaynanası oluyor. Tam bir temizlik hastası. Aşk onun için yıkanması gereken bir şey: Hep kirli ve onarılamaz. Hamiyet, kırsal kesimde yetişmiş bir kadın. Baskıcı toplum yapısının ortaya çıkardığı bir karakter. Aşkı yufka açmaya benzetiyor. Yaydıkça incecik açılıp yırtılıverecek bir yufka olarak tanımlıyor aşkı. Zamanla esneyen, yoğunluğunu yitiren bir şey onun için aşk. Gülşen ise oyunun en feminist karakteri. Topluma göre değil kendine göre yaşıyor. Ona göre aşk, kızlık zarı gibi…

İzleyici bu oyunu neden görmeli sence?
Bu oyun öncelikle herkesi çok güldürecek. Oyunda harika şarkı şovları var. Kadınlar çok eğlenceli. Ama sadece gülmekle kalmayacaklar. Tartışma alanları yaratacak bir oyun ‘Sekshop’. Oyunda çok fazla alt metin ve kavram var. Bunlar bir bütünlük içinde sunuluyor. Hayatın özünden gelen bu anlamlar seyircilerimize umarım ki ulaşacaktır. Herkese iyi eğlenceler!

Advertising