Rabia Turgay Röportajı

Marble & Co., doğaya gönülden bağlı bir gömlek markası. Kurucu ortak ve tasarımcı Rabia Turgay, “moda doğadan doğar” mottosunun izinde gardırobunuza gönül rahatlığıyla asabileceğiniz gömlekler tasarlıyor

Tasarıma nasıl başladın?

Mimarlık eğitimi aldım. Sonrasında aynı alanda çalışmaya devam ettim. Şantiye kontrolörüydüm. Bir ürün ortaya koymak, bunu doğa ve mimari ile uyumlu bir şekilde tasarlamak, sürekli üretmek gibi kavramlar üzerine düşünürken kendimi moda sektörünün kıyısında buldum. Bu alandaki ilk tecrübem Gül Ağış ile birlikte çalışmaktı, bana çok şey kattı. 2011’de kendi markam için hazırlıklara başladım. Marble & Co. 2012 yılında kuruldu. İlk sene Başak Cankeş ile ortaktık, sonrasında ise ben kendim devam ettim.

Sadece gömlek üzerine mi çalışıyorsun?

Evet. Gömlek aslında kullanımı kolay bir parça. Ancak kıyafete damgasını vuracak kadar da önemli. Gömlek seçimi kişinin hayalindeki tarzı yansıtabildiği bir oyun alanı. Hem erkek hem de kadınlar için senede birer koleksiyon tasarlıyorum. Sonrasında ise kapsül koleksiyonlar ile ana koleksiyonu besliyorum. Örneğin bu ay yeni bir kapsül koleksiyon satışa sunuyoruz.

“Gömlek seçimi kişinin hayalindeki tarzı yansıtabildiği bir oyun alanı”

Mimarlık geçmişinden nasıl besleniyor tasarımların?

Mimari, farklı bir perspektife ve form bilincine sahip olmamı, doğanın hazinelerine saygı duymamı sağlıyor. Marble & Co.’nun merkezinde bu bilinçle işlenen mermer var. Mermerin özü de deniz kabuklarının yıllar içerisinde bir araya gelerek kendilerini birleştirmesi bildiğiniz gibi. Bir silüet üzerinde çalışırken mermeri yontar gibi hayal ediyorum kendimi. Bir cup hazırlarken mermerin sakin, net, pürüzsüz ve güçlü duruşundan ilham alıyorum. Gömlek tasarımlarımdaki düz kesim hatlar da mermerin düz, dikey perspektifinden kaynaklanıyor. İlk etapta beyaz gömlek ile başladım tasarıma. Şimdi gelen talepler üzerine renk ve desenlere de yöneldim. Desenlere karar verirken yine doğadan besleniyorum. Koleksiyonlarımda daha çok evaze bol kesimlere, keskin ve net çizgilere yer var. ‘Fitted’ gömlek tasarlamıyorum.

Kendin için gömlek seçerken en çok neye dikkat edersin?

Gömleğin kalıbı çok önemli. Omuz ve yakanın oturuşu net olmazsa, gömlek iyi görünmez. Bir beden büyük çuval gibi durur. Bir beden küçük olduğu takdirde de sıkıntı verir. Kumaşına da dikkat ederim. Rahat hareket edebilmek ve terlememek, kumaşın dokusuyla alakalı. Marble & Co.’da tam bu noktada doğadan besleniyoruz. Sadece pamuklu veya ipekli doğal kumaşlar kullanıyoruz.

Tasarıma artizanal bir yaklaşımın var. Hızlı tüketim dünyasında Marble & Co. nerede duruyor?

Son senelerde hızlı tüketim çığ gibi büyürken, artizanal ürünlere de ilgi artıyor. Doğal ürünün peşinden koşan, “Az ama öz olsun,” diyen, özenle seçerek aldığını senelerce kullanmak isteyen yeni bir grup bu bahsettiğim. Yani ortada iki ayrı gerçeklik, iki ayrı yol var. Benim seçtiğim, ikinci anlattığım yolu besleyen bir adım. Hatta sadece gömlek yapımına odaklanmamın sebebi de bu. Tek parça tasarlamak, ortaya çıkan sonucu mükemmelliğe daha yakın bir noktada tutuyor.

Tasarlarken aklının bir köşesinde hangi isimler oluyor?

Mimariden görsel olarak kopmadım. Mies van der Rohe ve Le Corbusier beni hep etkilemiştir. Eserlerinden aldığım ilhamın gömlekler üzerinde mutlaka etkisi var. Müzik de moda tasarımında etkili. Örneğin bende Parov Stelar’ın yeri ayrı.

Satış noktaları için: www.marbleandco.com.