0 Beğen
Kaydet

Sürdürülebilirlik manifestosu: Reflect

İstanbul çıkışlı Reflect, toplumsal sorunlara eğilen, katılımcı ve sürdürülebilir tasarım anlayışı ile yepyeni bir manifesto ortaya koyuyor. Markanın yarattığı ürünler bu manifestonun sonuçlarından sadece bir tanesi.

Ece Altunmaral ile Edipcan Yıldız’ın yolları kesiştiğinde, iki buçuk yıldır finansal danışmanlık sektöründe çalışan Ece, sosyal etkiye dönüştürülebilecek bir fikir; Boğaziçi’nden yeni mezun Edipcan ise günlük tüketim alışkanlıklarının sosyal bir amaca hizmet edebileceği bir anlayış bulma peşindeydi. Merkezine ‘insan’ faktörünü koyan bir marka yaratma fikri onlar üzerine konuştukça olgunlaştı ve ete kemiğe büründü. Kıyafetlerin güçlü birer iletişim aracı olduğu gerçeğinden hareketle, manifestolarını yaymak için modadan yola çıkmaya karar verdiler. Uzun bir süre araştırma yaptılar; ‘Sürdürülebilir moda kavramı nedir?’, ‘Bu konuda Türkiye nerededir?’ gibi sorulara yanıt aradılar. Çevre kirliliğini en çok pompalayan ikinci sektörün hızlı moda sektörü olduğunu düşününce, başlangıç noktalarını takdir etmeden geçemiyor insan. Ancak hikâye sonradan daha da güzelleşiyor; çünkü Reflect için işin alameti farikası tasarım aşamasında filizleniyor. Koleksiyonlarının DNA’sını oluşturan fikri Birleşmiş Milletler’in sürdürülebilir kalkınma hedeflerine göre belirliyorlar.

 Ece Altunmaral ve Edipcan Yıldız

‘Solidarity’ (dayanışma) ismini verdikleri ilk koleksiyonlarının belkemiğini ise eğitimde fırsat eşitsizliği oluşturuyor. Reflect bu konuyu Türkiye’de bir yaşam kurmaya çalışan Suriyeli mülteci çocukların üzerinden işlemeye karar veriyor. Hedef, yuva dahil okul çağına gelmiş, 12 yaşından küçük çocuklar… Bu çocukları topluma kazandırmak üzere Fatih’te çalışmalar yapan, Small Projects İstanbul isimli kurumla anlaşıp 60 çocukla yola çıkıyorlar. Reflect’in sanat terapisi programı böylece başlıyor. Çocuklara boyalarla özgür çizim çalışmaları yaptırıyorlar. İpler, farklı cisimler kullanılıyor. Çocukların travmalarını kâğıda dökmelerini istiyorlar. Çocuklar boyuyor, boyuyor... Amaçları güvenli bir ortam içerisinde çocukları iyileştirecek terapilere imza atmak. Öyle de oluyor... Gerek çocuklar, gerekse Small Projects İstanbul’dan aldıkları geri bildirimler sanatın iyileştirici yanını bir kez daha gözler önüne seriyor.

Çocukların yarattığı eserleri farklı disiplinlerden kişiler yeniden yorumluyor. İllüstratörler, ressamlar, tasarımcılar ile çalışıyorlar. Desenlerin son hali hazır olduğunda sıra, tamamen organik materyaller ile üretim yapma aşamasına geliyor. Bugün Reflect’in koleksiyonunda bir çocuğun kaleme aldığı kraliçe resminin kısmen kullanıldığı çoraplar, renklendirilmiş iplerden oluşan desenin yer aldığı bir kimono veya bir otoportreden uyarlanan çocuk figürlü bir tişörte rastlamak mümkün. ‘Üretimin çok olduğu durumda, tüketim arzusu da gereksiz yere pompalanıyor’ fikrinden hareketle yüksek adette üretim yapmayı reddeden Reflect için bir fikrin ürüne dönüşmesi altı ay alıyor. İğne iplikle dikilene kadar dokunduğu her kişi, her kurum ve her sanatçıyı geliştiriyor, sosyal olgulara karşı bilinç yaratıyor bu ürünler. Reflect’in bir sonraki projesinin odağında ise görme engelliler ile yapılan bir çalışma olacak. Bu defa sanatçıyı olayın en başından, yani tasarımın bazını oluşturan atölyelerden itibaren projeye dahil etmek istiyorlar. Böylece sanatçının topluma daha çok inmesini ve sosyal soruna karşı oluşturulacak bilinci yayan mercilerden biri olmasını arzuluyorlar. Hatta bu çerçevede genç tasarımcılar ile iş birliği yapmaya oldukça sıcak bakıyorlar. Ürününden paketlenmesine, üzerinde kullanılan etiketten arkasındaki felsefeye kadar sürdürülebilir, katılımcı bir marka olma hedefi ile 2016 yılında yola çıkan Reflect, az zamanda çok işler başarmış bir girişim. Ece Altunmaral ve Edipcan Yıldız’ın dışında Egemen Filiz ve Eray Erdoğan’ın da işin birebir içinde bulunduğu ekip senede iki proje, yani iki koleksiyon yaratmayı planlıyor. Siz de Reflect’i en kısa zamanda keşfedin.

Reflect ürünleri Souq, Lunapark ve reflect.ist’te satışta.

Yorumlar

0 comments