Bomonti'de iki festival: A Corner in the World ve 212 Uluslararası Fotoğraf Festivali

Bu ayın ilk yarısında hepimiz Bomonti’deyiz. Peki, bu festivallerde bizi neler bekliyor?

Nadir Sönmez |
Advertising
a corner in the world
Fotoğraf: performansfoto.com

A Corner in the World

Türk toplumu olarak her şeyi yabancıların daha iyi yaptığına dair söylemler tutturmaya çok alışığız. Hangi sektörden insanla konuşursanız konuşun, sohbet bir noktada mutlaka ülkemizdeki olanakların yetersizliğine gelir. Gelişmelerin bize hep geç ulaştığından söz etmeye, insanların vizyonunun dar olmasından yakınmaya bayılırız. Kendimizi yetersiz görme, dışarıda olup bitene özenme ve ilgilendiğimiz şeylerin bizi tatmin etmediği bir yerde yaşamanın getirdiği memnuniyetsizlik... Bu bilindik tutumdan kurtulmamız, etrafımızdaki istisnaları teşhis edebilmeyi başarmamız gerekiyor. Mesela mevzu gösteri sanatlarıysa İstanbullular olarak heyecanlanmamız için iyi bir sebep var: A Corner in the World. İsmini, organizasyonu üstlenen oluşumdan alan bu festivalin Mayıs ayında üçüncüsü düzenleniyor. ‘Dünya düz’ temasını benimseyen festivalin dopdolu programında yurt içi ve yurt dışından sanatçıların performansları, atölye çalışmaları, buluşmalar ve partiler var. Festivale hazırlık niyetine programdan gözümüze kestirdiğimiz performanslar ve A Corner in the World ekibiyle yaptığımız bir söyleşi ile karşınızdayız.

2-13 Mayıs, Bomontiada, MSGSÜ Şebnem Selışık Aksan Sahnesi ve Salt Galata / Alt etkinlikleri 25-40 TL, Mimar Sinan etkinlikleri 30-50 TL, detaylar için: www.acornerintheworld.com

Işık Teorisi
Fotoğraf: Murat Durum

Yerli performanslar

Bomontiada Alt’ın sezon programında yer alan performanslar festivalde de izleyiciyle buluşuyor. Fatih Gençkal’ın yönettiği, Antik Yunan tragedyası ‘Troyalı Kadınlar’dan esinlenenen ‘Ellipsis’; Onur Karaoğlu’nun yönettiği, üç karakterin zamanla ilişkisi üzerinden şekillenen ‘Işık Teorisi’ ve Zinnure Türe’nin Bomonti semtinin şimdisini ve tarihini ele aldığı ‘Sarı Güzergah’ı kaçırmayın.

Ellipsis: 5 Mayıs, Bomontiada Alt, 15.00 / Işık Teorisi: 5 Mayıs, Bomontiada Alt, 20.30 / Sarı Güzergah: 5 Mayıs, Bomontiada Alt, 17.00, hepsi 20-30 TL.

 

ALT 29’59’’

ALT 29’59’’ programında İstanbul’da üretim yapan sanatçıların 30 dakikayı geçmeyen performansları bir araya getiriliyor. Festival vesilesiyle bu seçki ‘Dünya Düz?’ teması etrafında üretilen işlerden oluşturuluyor. Sanatçıların yaratıcılıklarını kısa formatlarda nasıl değerlendirdiklerini görmek için iyi bir fırsat.

4 Mayıs, Bomontiada Alt, 15.00 ve 17.30, 10 TL

Advertising
Sorour Darabi - ‘Farci.e’

Kaçırmamanız gereken beş performans

Sorour Darabi - ‘Farci.e’

İranlı sanatçı Sorour Darabi Fransa’nın Montpellier şehrinde dans eğitimi görürken, kendi anadili olan Farsçayı ve Fransızca ile karşılaştırmaya başlamış. Objelerden soyutlamalara her şeyin eril ya da dişil olarak nitelendirildiği Fransızcayı öğrendiği bu süreç, Darabi’yi ve sonraki dönemde gerçekleştirdiği işleri hayli etkilemiş. Diğer bir deyişle, anadilinin nötr anlayışından, cinsiyetler üzerine kurulu bir algıya geçmesi sanatçının bazı konuları sorgulamasına yol açmış.

İranlı dans grubu Invisible Center of Contemporary Dance’in düzenlediği festivallerde ilk sololarını gerçekleştiren Darabi kendi kendini yetiştirmiş bir sanatçı. Önceki gösterilerinde güncellik ve beden ilişkisi ya da gündelik hayat ve hafıza ilişkisi gibi meseleleri araştırmış. A Corner in the World’deki tek kişilik performansında ise toplumsal cinsiyeti araştırmasının merkezine alıyor. Farsça ve Franszıca üzerinden düşünme biçimlerindeki farklılığı tespit eden Darabi bu sorgulamaları kendi bedeni üzerinde görünür kılıyor.

13 Mayıs, Bomontiada Alt, 15.00 ve 19.00, 25-40 TL

 

Bouchra Ouizguen - ‘Ha!’

Fas’ın Varzazat şehrinde doğan koreograf ve dansçı Bouchra Ouizguen, aralarında Fransız koreograflar Bernardo Montet, Boris Charmatz ve Julie Nioche’un da bulunduğu sanatçılarla çalışmış. 2010 yılından beri ise ülkesinin toplumu, görsel sanatları ve popüler sanatları üzerine eğilen bir çalışma sürdürüyor. Ouizguen ‘Ha!’ isimli gösterisini 2012 yılında Montpellier Dans Festivali kapsamında Paris Centre Pompidou’da sahneleme fırsatını da yakalamıştı.

Ouizguen’in, Mevleviliğin kurucusu Rumi’nin bir şiirinden esinlenerek yarattığı ‘Ha!’ deliliği mercek altına alıyor. Doğu ve Batı kültürlerinde farklı biçimlerde ele alınan ve toplumsal teşkilatlanmada farklı konumlara yerleştirilen deliler bugüne dek kimi zaman dehayla kimi zaman da bilgelikle de özdeşleştirildi. Ouizguen ‘Ha!’da işte bu gerçeği irdeliyor. Performansta siyah kıyafetler giymiş ve beyaz yaşmaklar bağlamış dört kadın sesleri, hareketleri ve bedenleriyle seyirciyi mistik bir yolculuğa çıkarıyor. Bouchra dans ettiği bu performansın koreografisini de üstlenmiş.

7 Mayıs, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Bomonti Yerleşkesi Şebnem Selışık Aksan Sahnesi, 20.30, 30-50 TL

 

Sachli Gholamalizad - ‘Konuşmak İçin Bir Sebep’

1982 yılında İran’da doğan Sachli Gholamalizad Belçika’da yaşıyor. Paris’te gördüğü metot oyunculuğu eğitiminin ardından çeşitli dizi projelerinde yer alan sanatçı, 2013 yılında kendi solo gösterisini sahnelemeye başlamış. ‘Konuşmak İçin Bir Sebep’ adlı bu gösteri büyük bir çıkış yakalamış ve Edinburgh Fringe Tiyatro Festivali de dahil olmak üzere dünyanın birçok yerinde sahnelenmiş. Gösteride sanatçının ele aldığı konu ise hem çok şahsi hem de çok evrensel.

Annesiyle ilişkisini masaya yatıran Gholamalizad, bu tek kişilik gösterisinde geçmişine ait video kayıtlarını, günlük alıntılarını ve ses kayıtlarını seyirciyle paylaşıyor. Gösteri annesiyle konuşmasının tabu olduğu konularda geziniyor ve bu vesileyle İran kültürüne dair sorgulamaları da sahneye taşıyor. Gholamalizad annesinden bahsederken “Ona ne kadar provokatif davransam da karşılığında aldığım şey öfke olmazdı,” diyor. Bu otobiyografik performans, mahremiyeti kamusal alana taşıması sebebiyle hayli ilgi çekici.

2 ve 3 Mayıs, Bomontiada Alt, 20.30, 25-40 TL

 

Nacera Belaza - ‘İpin Üstünde’

Spiritüellik, minimalizm, zevk ve duyusallık… Bunlar sanatçı Nacera Belaza’nın evrenini tanımlamak için kullanabileceğimiz kelimeler. Yaşamını Paris ve Cezayir arasında sürdüren sanatçı 1989 yılında kendi dans grubunu kurdu. O zamandan beri Avrupa’nın tüm prestijli dans festivallerinde gösteri yapan Belaza ‘İpin Üstünde’de bedenin ve zihnin sınırlarını araştırıyor.

Sınırları aşmanın ancak o sınırları belirleyen kuralların olması durumunda mümkün olduğuna değinen koreograf, dansçılarından risk almayı bilmelerini bekliyor. Kendi eşiklerinin bilincine varan dansçıların hem içselliklerine hem de kendilerini çevreleyen dünyaya daha duyarlı olacağını savunan Belaza’nın gösterisinde kendinden kaçmanın yolları aranıyor. Belaza ‘İpin Üstünde’ performansının hem koreografı hem de dansçılarından biri.

11 Mayıs, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Bomonti Yerleşkesi Şebnem Selışık Aksan Sahnesi, 20.30, 30-50 TL

 

Nancy Naous - ‘Benim İçin Sen Eğit’

Nancy Naous Lübnan’da sürdürdüğü oyunculuk ve dansçılık kariyerinin ardından Paris’e yerleşmiş bir koreograf. Beyrut ve Paris arasındaki mesafenin uzunluğundan yola çıkarak 4120.CORPS adını verdiği bir topluluk kurmuş ve koreografiler hazırlamış.

Naous gösterisinde erkek bedenine doğumundan itibaren yüklenen dini, sosyal ve politik anlamları sorguluyor. Yani erkeklerin erillik, güç, sahiplenme ve iktidar kavramlarıyla özdeşleştirilmesinin nedenini araştırıyor. Naous’un koreografisini üstlendiği ‘Benim İçin Sen Eğit’ adlı gösteride Nadim Bahsoun ve Alexandre Paulikevitch dans ediyor. Bu gösteri Fransa’dan sonra ilk kez Türkiye’de sahnelenecek.

3 Mayıs, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Bomonti Yerleşkesi Şebnem Selışık Aksan Sahnesi, 20.30, 30-50 TL

İlk kez düzenlenen 212 Uluslararası Fotoğraf Festivali, devamının gelmesini dört gözle beklediğimiz bir etkinlik. Hem bir fotoğraf yarışmasına ev sahipliği yapan hem de ünlü fotoğraf sanatçılarının eserlerini dünya gözüyle görmemize vesile olan festivalde pek çok ilginç yan etkinlik de gerçekleşiyor. Burcu Böcekler ile cyanotype atölyesi bunlardan biri. Atölyede tekniğin tarihçesini dinleyebilir ve tekniği uygulamalı olarak öğrenebilirsiniz. Fotoğraf sanatına dair filmlerin ücretsiz gösterimleri ve portfolyo değerlendirmeleri de festivalin heyecan verici etkinliklerinden ikisi. Şimdi, festival kapsamında çalışmalarını yakından görebileceğimiz beş fotoğrafçıya ve İstanbul’da dünya gözüyle görebileceğiniz işlerinden bazılarına yakından bakalım.

11-13 Mayıs, Bomontiada ve Leica Gallery, 212photographyfestival.com/t

212 fotoğraf festivali
Julia Fullerton-Batten

Julia Fullerton-Batten

‘The Whale’, The River Thames serisinden, 2017

Dünyaca ünlü sanat fotoğrafçısı Julia Fullerton-Baten’in oturmuş ve farklı konulara adapte edebildiği bir stili var. İncelikle kurgulanmış ve hayata geçirilmiş mizansenler, genellikle sokakta tanışılmış modellerin tek bir bakışla deşifre edilemeyecek karmaşık ruh halleri, sinematografik ışık kullanımı ve fotoğraflara yoğunlaştıkça artan hikaye katmanları… Tüm bunları sanatçının işlerinde kendine yer bulan unsurlar. İlk dönem işlerinde kendi yaşam öyküsünden beslenen sanatçı son zamanlarda, sosyal sorunlara odaklanan projelere imza attı.

Sanatsal üretiminin yanı sıra Sony, Ford ve Canon gibi birçok ünlü marka için de çekimler yapıyor.

Sanatçının 2017 yılında çektiği ‘The Whale’ isimli bu fotoğrafını Leica Gallery’de görebileceğiz. Etrafı güvenlik şeridiyle çevrilmiş bir balinanın etrafında toplanan insanların tutumları ve kıyafetleri, bulundukları durumla ve kapalı hava koşullarıyla örtüşmeyen esrarengiz bir hava yaratıyor. Karakterler trajik bir olayla karşı karşıya olsalar da çantalarını nasıl taşıdıklarına ve kıyafetlerinin ütüsünün bozulmamasına belli ki hayli önem veriyorlar. Günümüz dünyasına dair düşüncelere dalmamıza vesile olan etkileyici bir iş.

www.juliafullerton-batten.com

 

 

Advertising
Olgaç Bozalp

Olgaç Bozalp

‘Berlin Turks’, 2016

Londra’da yaşayan Türkiyeli fotoğrafçı Olgaç Bozalp, Yerli Yetenekler Karma Sergisi’nde fotoğraflarını görebileceğimiz isimlerden biri. İngiltere’de yaşaması, sanatçının kendi kültürünü dışarıdan görebilmesinde hayli etkili oluyor. Bozalp’in, Berlin’de yaşayan Türk erkeklerini model olarak kullandığı ilginç bir projesi var. Bu erkeklerin hepsi, yaşamlarında hem Batı kültürüne hem de geleneksel değerlere kucak açan karakterler. Sergide görebileceğimiz bu fotoğrafta ise atipik pozuyla ilgi çeken ve stili yaşadığı yere adapte olmuş bir model var. Sanatçının küreselleşme ve kültürel değerlere dair vizyonunu yansıtan özgün bir iş.

www.olgacbozalp.co.uk

Can Dağarslanı

Can Dağarslanı

‘Serenity’, 2016

Seyahatleri sırasında gittiği şehirlerin fotoğraflarını çekerek fotoğrafçılıkla tanışan Can Dağarslanı, Mimar Sinan Üniversitesi Mimarlık bölümü mezunu. Bedenler onun fotoğraflarında alışılmadık hallere bürünüyor. Uzuvlar sanki ilginç geometrik pozisyonlar icat etmek için birer araç. Modeller de gerçeklikle bağdaştırması güç hikayelerin tuhaf kahramanlarına dönüşüyor. ‘Serenity’ fotoğrafında ise şişirilmiş cam simidinin çarpıcı pembesinin fotoğrafın diğer ögelerinin renkleri yanında hayli sıra dışı duruyor. Fotoğrafta karakterlerin kıyafetleri tertemiz, hissiyat meditatif ancak yine de bu karede huzursuz bir şeyler var.

www.candagarslani.com

Advertising

Alicia Moneva

‘It’s a Wonderful Life’, 2013

Alicia Moneva, biyoloji, psikoloji ve felsefe öğrenimi görmüş bir sanatçı. Fotoğraflarında çoğunlukla temelinde insanın yer aldığı bir meseleden yola çıkıyor. Ardından sosyal bilimlerden çokça beslendiği bir araştırma sürecine giriyor. Yaşamını Madrid’de sürdüren ve şehrin insan çeşitliliğinden beslenen sanatçı ‘It’s a Wonderful Life’ adlı işinde aynı küveti farklı şekillerde üstten gördüğümüz bir fotoğrafa imza atmış. Bu renkli fotoğrafa bakarken her küvet için kendi haylaz küçük hikayelerinizi yazabilirsiniz.

www.aliciamoneva.com

Hellen van Meene

Hellen van Meene

‘Untitled #392, 2012’ (Yancey Richardson Gallery, New York)

Çoğunlukla genç kızların modellik yaptığı fotoğraflar çeken ve kendine has bir stili olan Hellen van Meene rüştünü tüm dünyada ispatlamış bir sanatçı. Öyle ki MoMa ve Victoria & Albert Museum koleksiyonlarında fotoğrafları yer alıyor. Van Meene ayrıca istikrarla köpeklerin fotoğrafını çekiyor. İsimsiz bu fotoğrafında ise duvar, sandalyelerin ahşabı,

köpeğin tüyleri ve model genç kızın saçlarının rengi mükemmel bir uyum sergiliyor. Kadının ve köpeğin esrarengiz ve muzip bir ifadeye sahip olması da cabası.

hellenvanmeene.com

Advertising