1/10
La vita davanti a sé / Onca Yoksulluk Varken
2/10
Never Rarely Sometimes Always / Asla, Nadiren, Bazen, Her Zaman
3/10
Sound of Metal / Metalin Sesi
4/10
Eurovision Song Contest: The Story of Fire Saga / Eurovision Şarkı Yarışması: Fire Saga’nın Hikâyesi
5/10
The King of Staten Island / Staten Adası’nın Kralı
6/10
Blow the Man Down
7/10
His House
8/10
Time
9/10
Dick Johnson Is Dead / Dick Johnson’ın Ölümü
10/10
The Godfather Coda: The Death of Michael Corleone / Baba, Sonsöz: Michael Corleone’nin Ölümü

Dijital film festivalinizi düzenleyin

Sinemaya gidemediğimiz, film festivallerini eskisi gibi takip edemediğimiz aylar yüzünden geçen yılın filmlerinden uzak kaldıysanız, 2020’de yayınlanan ve dijital ortamlarda izleyebileceğiniz bu seçkiyle evde kendi festivalinizi organize edin.

Onur Aymete
Advertising

La vita davanti a sé / Onca Yoksulluk Varken

Emile Ajar (ya da gerçek adıyla Romain Gary) imzalı ‘La vie devant soi’ romanının bu uyarlamasının, özgün esere birebir sadık kalmak gibi bir derdi yok. Fransa’da geçen öyküsünü İtalya’ya taşıyan ve ana karakterlerine hayli büyük farklar ekleyen filmin yönetmeni, başroldeki Sophia Loren’in oğlu Eduardo Ponti. Büyük olasılıkla kan bağı sayesinde, bu kadar büyük bir projeyi, bu kadar büyük bir yıldızla çekme fırsatı buldu Ponti; ama neyse ki sonuç büyük bir hayal kırıklığı değil. Bunun bir nedeni de, küçük bir çocuğun dilinden anlatılan romanın bir kopyasını yaratmaya çalışmamış olması; ne de olsa romanı eşsiz kılan sözcük oyunları ve dil akışını beyaz perdeye uyarlamak zor olurdu. Yalnızca Sophia Loren’in ve 14 yaşındaki rol arkadaşı Ibrahima Gueye’nin performansları için bile izlemeye değer, hüzünlü bir film.

Netflix’te.

Never Rarely Sometimes Always / Asla, Nadiren, Bazen, Her Zaman

2020 senesinin koronavirüs öncesi dönemine denk gelen film festivallerinin gözdelerinden biriydi yönetmen Eliza Hittman’ın filmi. Sundance’te prömiyerini yaptı ve Berlinale’de Büyük Ayı Gümüş Jüri Ödülü’nü aldı. Virüsün yayılmasının ardından çevrimiçi festivallere konuk olmak zorunda kalmasına rağmen iyi bir şöhret edinmeye devam etti ve karantina sürecinde evde canı sıkılan Pedro Almodóvar’ın derlediği 2020’nin en iyileri listesinde yer alınca ününe ün kattı. Film, 17 yaşında bir genç kızın, kürtaj olmak için arkadaşıyla birlikte yaptığı New York seyahatini konu alıyor. Yargısız, abartısız ve vurucu bir gençlik filmi. Başroldeki genç yeteneklere, müzisyen Sharon Van Etten da eşlik ediyor. Müzikler ise Julia Holter’a emanet.

Apple TV ve iTunes uygulamalarından satın alınabilir ya da kiralanabilir.

Sound of Metal / Metalin Sesi

Derek Cianfrance, ‘The Place Beyond the Pines / Babadan Oğula’yı yönetmiş ve Darius Marder’le beraber senaryosunu yazmıştı. ‘Sound of Metal’ ile yönetmenlik sırası bu sefer Marder’de. 13 yıl önce, tanıştıkları gün başlamışlar filmin öyküsü üzerinde çalışmaya. Başroldeki Riz Ahmed, işitme duyusunu yitirmeye başlayan bir metal davulcusunu canlandırıyor. Filmde pek çok işitme engelli oyuncu da yer alıyor, Ahmed ile müthiş bir kimyası olan Paul Raci de bunlardan biri. Ahmed’in karakteri, eski bir eroin bağımlısı olmasının da etkisiyle yeni yaşamına uyum sağlamakta zorluk çekerken film, Ahmed ile empati kurmanın kaçınılmaz olduğu görsel ve işitsel bir dünya yaratıyor.

Amazon Prime Video’da. 

Eurovision Song Contest: The Story of Fire Saga / Eurovision Şarkı Yarışması: Fire Saga’nın Hikâyesi

Sene 1999. Komedyen Will Ferrell, Eurovision’u İsveç’in kazandığı bu yılda, İsveçli eşi sayesinde Eurovision’la tanışıyor ve hayran kalıyor. Yıllar sonra, 2018’de yarışmayı yerinde izleme fırsatı buluyor, Portekiz’deki finalde Eurovision havası soluyor ve yarışmacılarla konuşuyor, filmin tohumlarını atıyor. Yazarlarından biri olduğu ve başrolünü üstlendiği söz konusu yapım, işte bu Eurovision sevdasının sonucu. Rachel McAdams ve Will Ferrell’ın, İzlandalı iki Eurovision yarışmacısını canlandırdığı filmin, Mayıs’taki yarışmayla eş zamanlı olarak gösterilmesi planlanıyordu. Yarışma iptal oldu, geriye kalan bu komedi filmiyse neyse ki Eurovision’u aratmıyor. Parçalar Eurovision’a yakışan cinsten, şarkı sözleri bile anlamsızlığa yaklaşan üsluplarıyla gerçeklerini aratmıyor. Rusya’nın adayını canlandıran Dan Stevens’ın (‘Downton Abbey’) performansına 12 puan.

Netflix’te.

The King of Staten Island / Staten Adası’nın Kralı

SNL kadrosundan Pete Davidson, büyük bir film yıldızına dönüşmek için kötü bir dönem seçti. İrili ufaklı rollerin ardından yönetmen Judd Apatow’la birlikte imza attığı 'The King of Staten Island’, genç komedyenin daha da büyük bir isme dönüştürecek bir proje. Ama kendisinin de geçenlerde bir SNL skecinde söylediği gibi, filmlerini ancak evde izleyebileceğimiz bir yıldız şimdilik. Apatow’un ‘Funny People / Matrak Adamlar’ı gibi, mizah kadar drama da yaslanan filmin yazarlarından biri de Davidson’ın ta kendisi. Zaten film, itfaiyeci babası 11 Eylül’de şehit olan Davidson’ın yaşamından esinlenilerek yazılmış. Davidson’ın canlandırdığı Scott, itfaiyeci babasının ölümüyle yıllardır yüzleşememiş, müzmin bir ergen. Daha önce benzerlerini, hatta Apatow imzalısını bile izlemiş gibi hissedebilirsiniz; ancak Davidson’ın kendi parodisini sergilediği performansı bu komedi-drama özgünlük katıyor.

Apple TV ve iTunes uygulamalarından satın alınabilir ya da kiralanabilir.

Blow the Man Down

Yazar-yönetmen ikilisi Bridget Savage Cole ve Danielle Krudy’nın ilk uzun metrajı. 2019’da Tribeca’da ilk gösterimi gerçekleşen film, Amazon Stüdyoları tarafından satın alındı ve 2020’de yayınlandı. İki kız kardeşin, işledikleri bir suçla sınanmasını izliyoruz. Kardeşlerin sürükleyici öyküsü kadar öne çıkan bir karakter de var: ‘BoJack Horseman’in ‘karakter oyuncusu’ Margot Martindale tarafından canlandırılan Enid. Filmin geçtiği New England kasabası adeta bir Coen Kardeşler filminden fırlamış ve Enid gibi bir kara komediye yakışan ilginç karakterlerle dolu. Ancak Coen Kardeşlerin üslubundan farklı olarak, öyküsünü ince ince işlemekten çok insanlar arası ilişkilere odaklanıyor Cole ve Krudy.

Amazon Prime Videoda.

His House

Netflix’in kadrosuna katılan Sundance 2020 filmlerinden. Lanetli bir eve taşınan bir çiftin, geçmişle ve kötü güçlerle mücadelesini anlatıyor ‘His House’, ama büyük bir farkla: Söz konusu çift, Güney Sudan’dan İngiltere’ye gelmiş ve bu eve yerleştirilmiş sığınmacılar. Genellikle yanıtsız kalan bir korku filmi klişesine mantıklı bir çerçeve geliyor böylece. ‘Sorun çıkaran mülteciler’ olmamaya çalışan karakterlerimiz, başlarındaki belayla kendi yollarını kullanarak mücadele etmek zorunda kalıyor. Korku unsurları ve koltuktan sıçratan sahneler yerli yerinde; mültecilik deneyimini ve türün özelliklerini harmanlaması da hayli özgün bir hava katıyor filme. Ancak film bittikten sonra damağınızda düşündürücü bir tat kalıyor: Bir insanlık dramının, korku türüne meze yapılmasını mı izlediniz az önce? Yalnızca tür korku olduğu için garip gelmiş olabilir mi bu? Saf bir dram olsaydı sorgulanmayabilirdi ne de olsa. Ne olursa olsun, korku filmi sevenleri izlediğine pişman etmeyecek bir yapım.

Netflix’te.

Time

Yönetmen Garrett Bradley’nin ilk uzun metraj belgeseli, bir kadının hapisteki eşini bekleyerek geçirdiği yılları konu alıyor. Rob Rich, işlediği bir soygundan dolayı 60 yıllık hapis cezasını çekerken eşi Sibil Fox Rich, hem kocasının hapisten çıkması için mücadele ederek, hem de ailesinin babasız geçirdiği zamanı kayıt altına alarak geçiriyor yıllarını. Günümüzden görüntülerle Fox Rich’in kaydettiği videolar filmde harmanlanmış. ‘Time’, yalnızca Amerika ceza sisteminin kusurlarına ışık tutmuyor, zamanımızın kaybedilemeyecek kadar değerli olduğunu da anımsatıyor. Garrett Bradley, son Sundance Film Festivali’nin ABD Belgesel bölümünde en iyi yönetmen ödülünü almıştı.

Amazon Prime Videoda.

Dick Johnson Is Dead / Dick Johnson’ın Ölümü

25 yıl boyunca dünyanın dört bir yanında belgesel kameramanlığı yapan Kirsten Johnson, babasının ölümünü konu alan deneysel bir belgesele imza atıyor. Ancak bu baba, henüz ölmemiş. Babası Dick Johnson’ın demansının ilerlemesi üzerine yönetmen, babasının ölümüyle yüzleşmek için sıra dışı bir yol seçiyor ve babasının ölümüyle sonuçlanan farklı senaryoları kameraya alıyor. Ölüm karşısında vakur ve zarif bir duruş değil, gülünç bir kabullenme çıkıyor ortaya. En duygulandırıcı yönü ise, baba ve kızı arasındaki sevgi dolu bağın böyle absürt bir projeyi doğurmuş olması.

Netflix’te.

The Godfather Coda: The Death of Michael Corleone / Baba, Sonsöz: Michael Corleone’nin Ölümü

Yenilenmiş bir klasiksiz film festivali olur mu? Ev festivaliniz için ‘The Godfather: Part III / Baba III’ün 30. yılı şerefine yenilenen bu filmden daha iyi bir aday olamaz. Görüntü ve ses elden geçirilmiş; yeni sahnelerle başlangıca ve bitişe yeni bir hava verilmiş. Bu yeni versiyonla, ‘Baba’ serisine daha uygun bir final yaptığını söylüyor Coppola. Al Pacino, Diane Keaton ve Andy Garcia da ‘The Godfather Coda’nın daha iyi bir son olduğunu onaylıyor.

Google Play Store’dan, Apple TV ve iTunes uygulamalarından satın alınabilir ya da kiralanabilir.

 

Tavsiye edilen

    İlginizi çekebilecek diğer içerikler

      İlginizi çekebilecek diğer içerikler

        Advertising