0 Beğen
Kaydet

Eşekherif: Cem Özdemir röportajı

‘Game of Thrones’un altıncı sezonuyla altyazı çevirmeni Eşekherif tekrar hayatımızda. Peki gerçek adıyla Cem Özdemir bizden karşılık beklemeden bu işi niye yapıyor?

'Game Of Thrones' ve ‘Breaking Bad’ ile Eşekherif. ‘Lost’ ile Pınar Batum. ‘Dexter’ ile Mona Rıza-nazo82 ikilisi. Onlar milli sporlarımızdan biri haline gelen dizi maratonlarının perde arkasındaki isimler, yasadışı yollarla dizi izleyenlerin tercümanları. Bugünlerde aralarından en içli dışlı olduğumuz isim ise ‘Game of Thrones’ fenomeni sayesinde Eşekherif. Bu ilişkide bir sonraki aşamaya geçip Eşekherif’le tanışmanın vakti gelmedi mi? 

Altyazı çevirmeye nasıl başladın?
Tüm sebeplerim liseyle alakalı olsa da en büyük etmen o dönem yabancı dizilerle tanışmam ve bu inanılmaz lütuf için altyazı çevirmenlerine büyük bir minnet duymamdı. Derslerine ilgisiz, sürekli sıkılan bir ‘çocuk’ olarak bu dünyaya merak saldım, Divxplanet sitesi ve altyazı dünyasıyla tanıştım.

Bugüne kadar bu işi bırakmamanın sebebi ne?
En başlarda motivasyonum ne para kazanmak, ne isim yapmak, ne de İngilizce öğrenmekti. 17 yaşında bir çocuk olarak asıl istediğim şey -sanki kendim çok biliyormuşum gibi- İngilizce bilmeyenlere faydalı olmaktı. Küçük kitlelere hitap eden dizi ve filmlerle başladım, aldığım geri dönüşlerin tamamı olumlu olunca da bu işe dört elle sarıldım. İnsanlara sevdiğim bir diziyi, sanki yanlarındaymış gibi izletebilme fikri çok hoşuma gitti.

Altyazı çevirmek senin için hobi mi iş mi?
Üslubumun tanınmasıyla birlikte “tam benlik” olduğu söylenen diziler ve filmler de ortaya çıkınca bunu artık net bir sorumluluk olarak kabul ettim. 2009’da ODTÜ’ye girdiğim zaman altyazı çevirisi hobimdi ama 2012’de okulumu bırakıp Hacettepe’de tercümanlık okumaya başlarken artık geleceğimi kökünden sarsan bir şey olduğu kanıtlandı.

Altyazı çevirisi dışında ne yaparsın?
25 yaşındayım, kâğıt üzerinde hâlâ okuyorum ama bence pek okumuyorum. 2008’de altyazı çevirmeye başladım, 2011’de de ilk kez çok cüzi de olsa özel bir iş yaparak para kazandım. O yılın sonlarına doğru artık düzenli diyebileceğim bir gelirim vardı. Son beş yılda çeviri bağlamında serbest ve düzenli diyebileceğim pek çok işim oldu. Şimdilerde önceliğim kitap çevirisi olsa da iki ayrı yer için editörlük yapıyorum. Bir de e-spor haberleri yapan, 5Mid adında kendi kurduğum bir sitem var. Okulum da bu ay bitiyor. Umarım.

Kötü çevirilerle karşılaştığında ne hissediyorsun?
Keşke bu soruya uzun uzun cevap verip örneklerle pekiştirerek insanları yerin dibine gömebilseydim ama Türkçe altyazılı veya dublajlı bir şey izlemeyeli o kadar uzun zaman oldu ki... Bunlara sinirlenmeyi ve üzülmeyi daha fazla kaldıramadım. İngilizce’ye hakim olmayı da en çok bu yüzden seviyorum; orijinal izliyorum, canımı sıkmıyorum.

Altyazı çevirisi dışında da özenli misin? Vasatla yetinmek hakkında ne düşünüyorsun?
Evet, hatta kendimle ilgili en sevdiğim özelliğim bu olabilir. Bu ülkede insanların vasata tamah etme gibi iğrenç bir huyu var. Olsun da çöpten olsun diyorlar. Daha iyisini hak ettiklerini bilmiyorlar, bunu düşünemiyorlar. Ben gönüllü ya da ücretli fark etmeksizin yaptığım her işte, kapasitem elverdiği ölçüde en iyisini yapmaya çalıştım. Bir anlamda altyazılarımla hem kendime, hem de geleceğe yatırım yapıyorum. Yaptığım tüm işler benim referansım. Aksi zaten bana aşırı mantıksız geliyor, bir şeyi kaliteli yapamayacaksam hiç yapmam daha iyi.

Bir ‘Game of Thrones’ bölümünü çevirmek ne kadar vaktini alıyor?
Yaklaşık üç saatimi alıyor, ancak ‘Game of Thrones’un bir bölümünün çevirisine harcanması gereken minimum sürenin en az beş-altı saat olması gerekiyor. Dizinin büyüklüğü, altyazı yarışı, insanları bir an önce mutlu etme isteği gibi şeyler ağır basıyor ve hızı arttırıyorum. Altyazılar kesinlikle kötü olmuyor ama üzerine daha fazla düşerek çok daha kaliteli işler çıkarabileceğime inanıyorum.

Yeni bir bölüm çıktığında elindeki her işi bırakıp çevirmeye mi başlıyorsun?
Aynen öyle. ‘Game of Thrones’ çevireceğim zamanlar ya gece hiç uyumuyorum ya da sabah beşte kalkıp bölümü izleyip çeviri bitene kadar durmadan devam ediyorum.

Çevirisini üstlendiğin bir dizinin takipçilerine karşı bir sorumluluk hissediyor musun?
Belki de hiçbir şey hakkında hissetmediğim kadar. Bir diziyi çevireceğimi duyurduğum zaman, o dizinin izleyicilerine zamanında ve kaliteli çeviriler sunma sözü vermiş gibi hissediyorum. “Ben bunu yapacağım dedim, en iyisini en hızlı şekilde yapmalıyım,” gibi bir mantıkla hareket ediyorum.

Televizyonlardan veya başka kuruluşlardan çeviri yapman için teklif geliyor mu?
Ender de olsa televizyon, sinema ve prodüksiyon şirketleri benimle iletişime geçiyor. Ancak çoğu zaman beni tatmin edecek bir anlaşma sağlayamıyoruz. Zaten uyguladıkları sansürü düşündüğümde hiçbiriyle çalışmak da istemem. Benim en büyük önceliğim, senaristin ve yönetmenin seyirciye izletmek istediğini aynı şekilde yansıtabilmek. Var olan şeyleri yokmuş gibi davranarak ortadan kaldıramazsınız.

Gelecek bölümlerden en büyük beklentin ne?
En çok Arya ile Bran’ın hikâyelerini merak ediyorum. Bir de oyunu kitabına göre oynayanların, yani Lannister’ından Bolton’una ne kadar pislik varsa onların kazanmasını istiyorum.

Yorumlar

0 comments