Irrational Man / Mantıksız Adam: Joaquin Phoenix röportajı

Yetenekli, aksi ve alabildiğine umursamaz bir adam. Yani bir Woody Allen filmi için biçilmiş kaftan. Joaquin Phoenix'i Allen'ın son filmi 'Irrational Man / Mantıksız Adam' vesilesiyle sıkıştırdık, ama hiç kolay olmadı.
Dave Calhoun |
Advertising

Joaquin Phoenix 40 yaşında ama hâlâ Hollywood’un kara koyunu. ‘Gladiator’, ‘Walk the Line’ ve ‘The Master’ filmleri ile üç kez Oscar’a aday gösterilse de 2011 yılında ödülleri ‘saçmalık’ olarak nitelemekten çekinmemiş biri o. 2009’da ise tüm tuhaflığı ve kabarık sakalıyla ‘Late Night with David Letterman’da boy göstermişti hatırlarsanız. ‘I’m Still Here’ adlı çakma belgeselin (Phoenix’in bir rap’çi olarak raydan çıkmış, felakete sürüklenen kariyerini anlatıyordu) çekimleri için yaptığı bir numaraydı bu aslında. Ama çoğu insan ‘Letterman’daki hali ve tavrını ciddiye almış, tüm bunların rol gereği olduğu gerçeğini göz ardı etmişti.

 

‘Letterman’dakine benzer bir huzursuzluk Hollywood Hills’deki evinin yakınlarında, on sene önceki röportajımıza da ev sahipliği yapan otelde buluştuğumuzda da hissediliyor. Buluşma sebebimiz öğrencisine (Emma Stone) aşık olan, kusursuz bir cinayet işleme peşindeki depresif, alkolik, göbekli bir felsefe profesörünün öyküsünün anlatıldığı yeni Woody Allen filmi ‘Irrational Man’de başrolü üstlenmesi. Phoenix’in lafı ağzında geveleyen, sürekli ağız değiştiren, yanlış yola sapmış idealist adamları canlandırdığı kariyerinin, ‘The Master’ ve ‘Inherent Vice’dan sonraki üçüncü halkası bu film.

 

Benimle buluşmayı kabul ettiği için Phoenix’e teşekkür ediyorum, o ise zoraki bir şekilde gülümsemekle yetiniyor. Eski bir jean pantolon var üzerinde, ayağında ise Converse’ler. 2005 yılında alkol bağımlılığı nedeniyle rehabilitasyona giren Phoenix bir limonata söylüyor kendine. Motosiklet kaskını işaret ederek “Ne sürüyorsun?” diyorum. “Motosiklet,” diye cevap veriyor. Röportajımız gerçekten harika başlıyor.

Giderek sabırsızlandığımı fark edince biraz olsun canlanıyor. “Ducati kullanıyorum,” diyor. “Bir Super Sport 900. Altı senedir kullanmamıştım, bu yaz geri döndüm ona.” Derin bir nefes alıyor. Duraklıyor. “On sene önce de seninle röportaj yapmış olmamız komik,” diyor. Tuhaf bir an yaşatacak şekilde ekliyor. “Hiç hatırlamıyorum.”

 

Canlandırdığın karakterler konusunda oldukça seçicisin. Woody Allen gibi efsane bir yönetmenle çalışma kararı almadan önce de çok düşündün mü?

Aslında ben Woody’nin oyunculuğunu sevdim hep. ‘Manhattan’ın sonlarına doğru eski kız arkadaşıyla konuştuğu ve tekrar birlikte olmak istediği bir sahne vardır. Film boyunca tam bir pisliktir, izleyicinin ona sempati duyması zerre umurunda değildir. Bu benim hep yapmak istediğim bir şey, ama sanırım başarısız oluyorum. Woody’nin çevresinde olmak ve bunu nasıl başardığını görmek istedim.

 

Her film için evinde bir kutu olduğunu ve bu kutularda o filmin çekimleri esnasında topladığın objeleri biriktirdiğini söylemiştin. ‘Irrational Man’ için hazırladığın kutunun içinde neler var?

Kutularda saçma sapan şeyler var: Çekim takvimleri, kitaplar filan. ‘Irrational Man’in kutusu ise ne anlattıkları konusunda hiçbir fikrimin olmadığı felsefe kitapları ile dolu.

 

Ne kadar okuyabildin o kitapları?

Immanuel Kant’ın ‘Saf Aklın Eleştirisi’ adlı kitabını okumaya çalıştım. Araştırma yapmak için bir felsefe profesörüyle buluşmuştum ki şöyle dedi: “Hiç zahmet etme. Ben ilk cümleden ileri gidemedim.”

 

Oynadığın filmleri izlemekten nefret ettiğini herkes biliyor. ‘Irrational Man’i izledin mi?

Hayır. Paul Thomas Anderson ‘The Master’ı zorla izletmişti, bir de ‘Her’ü izledim. Oynadığım filmler arasında izlediklerim sadece bu ikisi. İzleyip bir şeyler öğrenebilecek kadar olgun olduğumu düşünmüştüm. “Şurada hata yapmışım,” diyebilirim sandım. Ama bu konuda hâlâ zorlanıyorum. Neyse kulağa çok saçma geliyor tüm bunlar. Hem kimin umurunda ki?

 

Marvel’ın Doctor Strange karakterini canlandıracağın konuşuluyordu ama rol sonunda Benedict Cumberbatch’in oldu. ‘Doctor Strange’ gibi büyük bir filmde oynamak ister miydin? Veya ‘Star Wars’ta?

Tabii. Gençken bu gibi konularda ukalalık taslardım biraz. Şimdi daha ılımlı yaklaşıyorum. Bu tarz büyük filmlerle flörtlerim oldu, toplantılar yaptık, neredeyse imzayı atıyorduk ama her seferinde o deneyimin benim için yeteri kadar tatmin edici olmayacağını hissettim. Karakter için içgüdülerime ters düşen şartlar sunuyorlardı. Bu tavizleri hiçbir zaman veremedim. Büyük filmler çeken ve senaryo üzerinde çalışırken “Aksiyon sahnesini boşver, biz karaktere odaklanalım,” diyebilen bir yönetmenle hiç tanışmadım. Böyle dememelerini anlayabiliyorum ama bu tarz filmlerin bir parçası olmamam daha iyi.

 

Sence bu yönetmenler senin tuhaf biri mi yoksa memnun etmesi zor biri mi olduğunu düşünüyor?

Zor biri olmak için yapmıyorum bunları, doğru olanı bulmaya çalışıyorum. Bir projeye evet diyen ama sonra yapması gerekenleri yapmayan adam olmak istemiyorum. Ama o tarz filmleri izlemeyi seviyorum. ‘Star Trek’in yeniden çevrimini izledin mi? Kirk’ü canlandıran Chris Pine denen çocuk bir dâhi. Ben sadece bu filmlerden birinde rol alma deneyimini yaşayıp yaşamak istemediğimi bilmiyorum. Senaryolardan bazılarını okudum ve her birinin yüzde 75’i uzayda yol alan bir asteroidi betimliyor.

 

Ne tarz filmler yapmaya devam etmek istersin?

Hâlâ asıl yapmam gerekeni yapmamışım gibi hissediyorum. O her ne ise, çok ufak yaşlarımdan beri beni motive ediyor. O hissiyata ulaşabilmiş değilim henüz, aradığımı bulamadım. Bir yandan zaman da akıp gidiyor tabii.

 

Daha 40 yaşındasın.

Zaman avuçlarımızın içinden akıp gidiyor. Bu hızla gidersem 50 yaşıma geldiğimde sekiz film daha yapmış olurum. 30-45 yaş aralığı bence bir oyuncunun en iyi dönemi.

 

Ölümünden birkaç sene önce Philip Seymour Hoffman ile ‘The Master’da rol aldın. Ondan ne öğrendin?

Bugünlerde herkesin derdi kilo vermek/almak veya saç modelini değiştirmek. Onun oyunculuğunda ise çok saf bir taraf vardı. O anın gerçekliği neyse, tamamen onunla ilgilenirdi. Gençken karakter yaratması gerektiğinde çok zorlandığını, sonunda kendi deneyiminin yeterli olduğunu anladığını söylemişti. Bu bence muhteşem bir şey, onu izlediğinizde fark ediyorsunuz zaten. Neredeyse hiç çaba sarf etmiyor.

 

‘Irrational Man’in çekimleri geçen yaz gerçekleşti. Sonrasında başka film yapmadın. Bu gibi uzun aralar verdiğinde neler yapıyorsun?

Hayatım çok basit ve sıkıcı. Konuşmaya değmeyecek aptal hobilerim var. Boş zamanlarda düşünecek hiçbir şeyimin olmamasını çok seviyorum.

 

 

Advertising
This page was migrated to our new look automatically. Let us know if anything looks off at feedback@timeout.com