Simon Pegg ile 'Star Trek' üzerine

‘Star Trek’ serisinin yeni filminin oyuncu kadrosunda arzı endam eden Simon Pegg, aynı zamanda filmin senaristlerinden biri. Pegg ile senaryoyu kaleme almanın nasıl bir deneyim olduğunu ve daha fazlasını konuştuk.
Simon Pegg
Fotoğraf:Andy Parsons
Eddy Frankel |
Advertising

Filmde oynamakla kalmadın üstüne bir de senaryo ekibindeydin. ‘Star Trek Beyond’ projesine evet dediğinde aklından neler geçiyordu?
Öyle bir durumdaydım ki, aşağı tükürsem sakal, yukarı tükürsem bıyık diye düşünüyordum. ‘Star Trek’in senaryosunu yazma fikri kulağa çok korkutucu geliyordu ama bir yandan da hayır diyemiyordum. Beni korkutan neyse, onunla barışmam lazımdı. Çünkü benim için çok değerli bir şey söz konusuydu. Bazen insanın değer verdiği şeyler için şartları zorlayıp kendini ateş hattına atması gerekiyor. 

‘Star Trek Beyond’un senaryosunu yazma konusunda seni endişelendiren neydi?Bu büyük krallığın bir parçası olabilmek başlı başına bir lütuftu. 50 senelik bir geçmişi olan, herkesin çok sevdiği bir hikâyeden bahsediyoruz. Hem film hem de dizi haliyle, modern zamanların en önemli bilim kurgu antolojilerinden biri. Böylesine büyük bir yapımın yaratıcı ekibinin parçası olmak gözümü korkuttu haliyle.

‘Star Trek’in içine eden adam olarak anılmak var bir de tabii…
Kesinlikle! Tek sorumlu ben değildim elbette, çok sayıda insan çalıştı film için. Hepimizin korkusu da ‘Star Trek’i mahveden ekip olmaktı. Herkesin beklentileri farklı olabiliyor. Ancak ne kadar üzücüdür ki bu denli barışçıl ve herkese kucak açan bir evrene dair bir öykü anlatmamıza rağmen insanlar birbirine karşı agresif tavırlar takınan gruplara ayrılabiliyor.

Simon Pegg ‘Star Trek Beyond’da Scotty’yi, Sofia Boutella ise Jaylah’yı canlandırıyor.

‘Star Wars’ta da rol alan bir oyuncu olarak sıradaki hamlen ne olacak?
‘Star Trek’i bitirdikten sonra ufak çapta bir bunalıma girdim. Eve dönüp kendi kendime “Şimdi ne yapmak istiyorum ben?” diye sordum. Bu soruya gerçekten verebileceğim hiçbir cevap yoktu. Yapabileceğim her şeyi yapmışım gibi hissediyordum. Sanırım bir evrim geçirmemin zamanı geldi, ‘nerd’lük müessesesinden emekliliğimi isterim artık herhalde. Yaşını başını almış bir adam olarak artık çocukça şeyler eskisi kadar ilgimi çekmiyor. Daha fazlasını yapmak istiyorum, tiyatroya dönebilirim mesela.

‘Schindler’s List’ gibi bir filmde oynamak isterken, nerd olarak görülmek pek hoş olmasa gerek. 
Bilmiyorum, tiyatro okurken tek isteğim Royal Shakespeare Company’ye girebilmekti. Nerd’ler için bir nevi büyükelçi gibi görüleceğimi nereden bilebilirdim? Sonra ‘Spaced’ dizisini yarattım. Gerçekten harika bir dönemdi. Pek çok hayalim gerçek oldu.

Madem konuyu açtın, biraz ‘Spaced’den bahsedelim. 90’ların sonunda yayın hayatına başlayan bu dizide Londra’da üniversite sonrası hayatın nasıl olduğunu çok iyi anlattığınızın bilincinde miydin?
Anlatabildiğimizi umuyorduk. Fazlasıyla kişisel olalım istiyorduk, böylece bir kitlemiz olur diye düşünüyorduk. Dönemin 20’li yaşlara hitap eden sitcom’ları bize kendi hayatlarımız hakkında bir şey söylemeyi başaramıyordu. ‘Coupling’ veya ‘Game On’u ele alalım mesela. Hiç tanımadığımız ve hiç bilmediğimiz yerlerde takılan insanlar hakkında dizilerdi bunlar. ‘Spaced’ için çalışan herkes farklı bir şey yaptığımızın farkındaydı, ancak eninde sonunda bir kumar oynuyorduk.

‘Spaced’dekiler kadar sempatik ve evrensel karakterler yaratamayacağından korktun mu hiç?
Böyle bir endişem var tabii. İnsan yazarken gerçeklerden şaşmamalı. Şimdi ‘Spaced’ gibi bir dizi yazamam. Ergenler hakkında bir senaryo da kaleme alamam, çünkü onları anlamıyorum. Eğer sadece tahminlerle senaryo yazıyorsan, yazdıkların izleyiciye gerçek gelmeyecektir. Demek istediğim, ‘Spaced’ dönemi geride kaldı artık. Tuhaf ama gerçek bu.

“Star Trek’i bitirdikten sonra ufak çapta bir bunalıma girdim.”

Peki ne hakkında yazıyorsun artık?
Baba olmak, mortgage ödemeleri ve bunun gibi şeyler... Hayat değişiyor, benim de şu anda ‘Spaced’i yazdığım döneme kıyasla çok daha farklı bir hayatım var. Ama hiç pişman değilim, keşke hâlâ kafam iyi olsaydı ve fakir fakir takılsaydım demiyorum.

‘İyi adam’ olarak anılmaktan sıkıldın mı?   
Elimden geldiğince iyi biri olmaya çalışıyorum. Sana nasıl davranılmasını istiyorsan, insanlara da öyle davranmalısın. İnsanları sinirlendirmeyi umursamayan tiplere dayanamıyorum. Empati kuramayan insanların yanında durmak bile geriyor beni.

Artık Hollywood’a ait olduğun gerçeği aklına geliyor mu arada?
Bazen. Ama ayaklarınız yere basmalı. Kırmızı halı seremonisinden tam yarım saat önce köpeğimin anüsüne krem sürdüğümü hatırlıyorum.  

Artık içki içmiyorsun. Seninle özdeşleşen karakterlere aşina olanlara tuhaf gelebilir bu durum. Pub kültürünü özlüyor musun?
Evet ama içkiyi bırakmadan önce de özlüyordum pub’ları. Çünkü rahat rahat bir pub’a gidemez olmuştum. İnsanlar içtikçe sosyalleşiyor ve gelip bana sarılmaya filan başlıyorlar.

İlgi görmek istemiyorsun yani.
İlgi elbette değerli. İnsanlar gelip sana merhaba dediğinde müteşekkir oluyorsun, çünkü yaptıkları hiç de kolay değil. Gelip selam verdikleri için de suçlayamazsınız insanları. Eğer cevap verecek bir ruh halinde değilseniz, öyle bir ortama girmeyeceksiniz.

‘Star Trek Beyond’un gösterime girmesiyle yine ilgi odağı olacaksın. Bu dönem çabucak geçip gitsin istiyorsun değil mi?
‘Spaced’de “Tek sayıyla başlayan her ‘Star Trek’ filmi rezalettir,” diye bir replik vardı. Ve ‘Star Trek Beyond’ serinin 13. filmi!

En nefret dolu izleyicinin bile beğense dahi, ‘Star Trek Beyond’ hakkında “Haklılarmış, berbat bir filmdi,” diyeceğine eminim. Resmen kendi kendimi baltaladım.

 

Advertising