Spectre: Daniel Craig röportajı

Daniel Craig, 007 rolüyle beyaz perdeye geri dönmeden önce Dave Calhoun ile yeni James Bond filmi ‘Spectre’, filmin yönetmeni Sam Mendes ve 007 rolüne geri dönüp dönmeyeceği üzerine konuştu.
Daniel Craig
Dave Calhoun |
Advertising

James Bond, pardon, Daniel Craig güne nasıl başlıyor merak mı ediyorsunuz? Çok basit: İki adet ballı espresso ile. Yanında da kızarmış ekmek üzerinde poşe yumurta. Üzerine bir espresso daha. Özetle kafein, kafein, daha çok kafein, arada da ortamı yumuşatsın diye biraz bal ve yumurta. Çünkü Daniel Craig’in enerjiye ihtiyacı var. Temmuz ayının başlarında 47 yaşındaki oyuncu ile buluştuğumuzda yeni Bond filmi ‘Spectre’ın sekiz aylık yorucu çekim sürecinden daha yeni çıkmıştı. İngiliz oyuncunun James Bond rolünü dördüncü üstlenişi ‘Spectre’, aynı zamanda ‘Skyfall’un ardından yönetmen Sam Mendes ile ikinci buluşması. ‘Skyfall’ 2012’de 1 milyar doların üzerinde bir gişe hasılatı getirmişti.

Craig yorgun ve gergin. Time Out için çekim yapacağımız fotoğraf stüdyosuna üzerinde jean, tişört, deri ceket ve kafasında New York Yankees şapkasıyla adımını atıyor. Ceketini şişiren kolları 007 rolüne bürünmek için nasıl yoğun bir antrenman programından geçtiğinin kanıtı. Röportajın bir noktasında konusu açılınca “Filmde soyunmaz olur muyum? Altı aydır vücut çalışıyorum, tabii ki soyunuyorum!” diye gönülleri ferahlatıyor.

İki yıl süren bir işin yorgunluğu da, böyle büyük bir projeyi tamamlamanın mutluluğu da yüzünden okunuyor. Filmin yazarları, yapımcılar ve Sam Mendes’le sıkı bir iş birliği içinde hikâyeyi oturttuktan sonra çekimler için Londra’dan Mexico City’e, Fas’tan Roma ve Avusturya Alpleri’ne uzanan bir rotayı takip etmişler. ‘Spectre’ın sağlam, şık ve klasik bir Bond filmi olduğunu düşünüyor Craig. Evet, iddia etmiyor, düşünüyor; çünkü boş konuşmayı sevmiyor. Sözünü sakınmıyor, ama ağzına geleni de söylemiyor; kibirliymiş gibi gözükmekten çekiniyor.

Bu kadar uzun bir çekim sürecinin ardından ne yapmak istiyorsun?
Tatil. Hak ettim ama değil mi? Beynimi kapatmak istiyorum ama işim var sanarak pazar günü sabah altıda uyanıyorum. Bu hissi durdurmaya, alarmımı kapatıp uykuya geri dönmeye anca bu hafta başladım. Ayrıca daha fazla içiyorum.

‘Skyfall’u tam teşekküllü bir Bond filmi olarak tanımlamıştın. ‘Spectre’ için ne düşünüyorsun?
‘Skyfall’ rekorlar kırarak gişede iyi iş yapmıştı ve epey başarılı olmuştu. Ardından bir film daha yapma vakti geldiğinde yönetmen Sam Mendes dâhil hepimizin gözü korktu. Ama filme başladığımızda ‘Skyfall’u aklımızdan çıkarmamız gerektiğini anladık, sadece elimizdeki filmi düşünmemiz gerekiyordu.

‘Skyfall’ tam teşekküllü ise bu filmde her şeyden daha fazla var, doğru olanın böyle bir film yapmak olduğunu hissettik. Moneypenny ve Q karakterleri geri dönüyor ve yeni M karakterini de Ralph Fiennes oynuyor. Hepsini hikâyeye katmaya başlayınca parçalar yerine oturmaya başladı. Eski Bond filmlerinde kullanılan icatları soran da oluyor. Bu filme kadar teknolojik aygıtları eklemek doğru gelmiyordu. ‘Spectre’da çok fazla icat kullanmadık belki ama aralara birkaç tane serpiştirdik. Kısacası bu film daha dolu!

İlk Bond filminin üzerinden 10 yıl geçti. Dördüncü kez Bond rolünü üstlenmeyi planlıyor muydun?
Kontratımda bir filmde daha oynamam gerektiği yazıyordu. Fakat yapımcı şirket filmi mümkün olduğu kadar çabuk bitirmemizi istiyordu. Hatta bir aralar iki filmi peş peşe çekmemiz bile konuşuldu. Çok büyük prodüksiyonlar oldukları için bunun ne kadar salakça bir fikir olduğunu kalplerini kırmadan söyledim. 

Bir Bond filmi daha yapar mısın?
Hemen şimdi mi? Şu bardağı kırıp bileklerimi kesmeyi tercih ederim. Hayır, şu an istemiyorum. Hem de hiç.

Bond defterini kapattın mı?
Bu konu üzerine hiç düşünmedim. En azından bir-iki yıl boyunca aklıma bile getirmek istemiyorum. Sıradaki adımımın ne olacağı hakkında bir fikrim yok. Ketum olmaya çalıştığımdan dolayı böyle demiyorum. Şimdilik işimizi bitirdik ve kimseyle gelecek hakkında bir görüşme yapmadım. Bir Bond filminde daha yer alırsam bunu sadece para için yaparım.

Mendes’in seriye geri dönmemesi ihtimali seni hayal kırıklığına uğratmış mıydı?
Yıkıldım. Beraber epey yol kat ettiğimizi düşünüyordum. Sam’in de gururla söyleyeceği gibi ‘Skyfall’un yapım süreci gergin geçti. Sık sık birbirimize ters düştük. Ama bunun üstesinden geldik, kendisinin ilk Bond filmi olmasından dolayı hissettiği gerginliği defettik. Benim ekibini senelerdir tanıdığım bir film setine gelmişti. O “Setteki dinamikler nasıl acaba?” diye düşünürken ben de geriliyordum çünkü filmi yönetmesini ben istemiştim, hem rahat olmasını hem de kendini mümkün olduğu kadar zorlamasını istiyordum. İki yabancı da değiliz, birbirimize bağırmaktan çekinmiyoruz. Bu filmde ise yakın arkadaş olduk. Öncekinden daha farklı bir şekilde bana destek olduğunu hissettim. İkimiz de birbirimizi kolladık.

Senaryoya katkıda bulunduğun rivayetleri dönüyordu. Aslı astarı var mı?
Oturup senaryo yazdığım falan yok. Senaryo yazabiliyor olsaydım kesin yazardım ama bunu yapamıyorum. Yazar John Logan bize öykünün temellerini verdi, sonra iki yazar daha işin içine girdi, Sam ve yazarlarla beraber hikâyenin üzerinde çalıştık. Benim yaptığım gecenin köründe aklıma gelenleri not alıp Sam’e yollamak, göz ardı etmezse ertesi sabah fikirlerim üzerine konuşup onları geliştirmekten ibaretti. Yani gerçekten yazarak katkıda bulunmadım.

Bond’u canlandırmak giyim kuşamından yürüyüşüne ve fiziğine kadar, nasıl göründüğünle yakından ilgili bir iş. Bundan bunaldığın oluyor mu?
Çok sıkıcı. Rol yaparken en doğrusu dış görünüşün hakkında düşünmemek. Ama Bond rolü bunun tam tersi bir şekilde nasıl göründüğünü önemsemeni gerektiriyor. Bond’un takım elbisesini üzerinde nasıl taşıdığının ve bir odaya nasıl girdiğinin mühim olduğunu biliyorum, ama bir aktör olarak nasıl göründüğümü hiç umursamıyorum. Yani birbirine zıt iki durumla uğraşmam gerekiyor. Söz konusu Bond olduğu için bir şekilde dengeleniyor: İyi görünüyor ve başkalarının onu nasıl gördüğünü umursamıyor. 

Bond rolünde en çok akıllara kazınan halin ‘Casino Royale’de mavi ve kısa bir mayoyla denizden çıktığın sahnelere ait. 10 yıl önceki bu görüntülere baktığında neler hissediyorsun?
Bakmıyorum! “Ne kadar da güzelmişim!” diyerek gözyaşı dökmüyorum. Bu sahne gibi anlar kendimi keşfetmem için bir yolculuk oldu. Bond olmak için neler gerektiğinin farkındayım. Ama bunlar inandığım her şeye ters düşüyordu. Daha önce birkaç kez karşılaştık, beni tanıyorsun, pek cool biri değilim. Keşke olsaydım, ama değilim. Öyleymişim gibi de davranmıyorum. Ama James Bond’un cool olması gerek, peki cool ne demek? Anlamı üzerine bir tez bile yazılır! Denizden çıktığım sahne tesadüftü. Yüzüyormuş gibi yapıyordum, su sığ olduğu için salak gibi gözüktüğümü düşündüm, ayağa kalktım ve çıktım; tüm sahne bundan ibaretti.

Bond rolü bir oyuncu olarak seni nelerden alıkoyuyor?
Bir Bond filmi için aklıma gelen her fikri ‘Spectre’a sığdırdık. Bond kaynağımız tükendi. Bir Bond filminde daha rol alsam ne ekleyebileceğimi soruyorsan hiçbir cevabım yok. Uzaya mı gitsek? Olur. Daha önce yapılmıştı ama biz de deneyebiliriz.

Hayır, Bond rolleri dışında bir aktör olarak yapabildiğin, ama Bond’un izin vermediği neler olduğunu soruyorum.
Anladım; Bond, yapmak istediğim her şeyi belli sınırlar içinde yapmama izin veriyor. Fakat çalışma hayatımı kökten değiştirdi. Artık daha fazla olanağım var, bundan sonra yapabileceğim çok fazla şey var. Ama çok vakit alan bir rol, beni sınırlayan yönü de bu.

Bond’un kadınlarla ‘özel’ bir bağı var. Onun için geri kafalı bir dinozor diyebilir miyiz?
Arada ince bir çizgi olduğunu düşünüyorum. Bond için kadın düşmanı demek abartı olur, ama kadınları çok iyi anlayamadığını söyleyebiliriz. Karakterinin bir özelliği bu, sadece bu yönünü ele alarak onu yargılamak yanlış olur. Bu yüzden oyuncu seçimi çok önemli; filmdeki kadın rollerinin olabildiğince güçlü ve ilgi çekici olmasına özen göstermek gerek. Aksi takdirde benim de filmle işim olmazdı çünkü dünya değişti. Bond’un hâlâ nefes alan herkesi yatağa atmak isteyen biri olduğunu düşünüyorum. Ama benim eses ilgimi çeken kadınların onu nasıl değiştirdiği.

Bundan sonra kimin James Bond olacağı senin için önemli mi?
Umurumda bile değil! Yolu açık olsun. Önemsediğim tek şey seriyi başkalarının devralıp geliştirebilecekleri iyi bir noktada bırakmak.

Uzaktan karışmaya çalışmazsın yani.
Tabii ki hayır! Çok acınası olurdu. “Daniel Craig yine sete geldi,” diye arkamdan konuşulmasını istemem.

Bond rolü teklif edilen biri senden tavsiye isteseydi ne derdin?
İki şey söylerdim. İlk olarak, bu senin kararın derdim. Başkalarına kulak asma. Onların söylediklerine kulak verebilirsin ama nihayetinde tercih senin. Ayrıca işini iyi yap derdim. Kendini zorlaman gerek çünkü artık böyle filmler pek yapılmıyor. Mükemmel olmak zorundasın.

Spectre 6 Kasım'da vizyona girdi.

 
Advertising