News

Avrupa’nın en güzel müzeleri: En az bir kez görmeniz gereken 8 müze

Avrupa’nın neredeyse her şehrinde görülmeye değer en az bir müze bulmak mümkün. Ancak bazıları, koleksiyonlarının ötesine geçerek mimarileriyle de başlı başına birer sanat eserine dönüşüyor.

Yazan
Burak Becan
Time Out - Head of Content
Müze
Luma Arles | Fransa
Reklâm

Avrupa, sanat ve tarihi yalnızca sergi salonlarında değil, müzelerin mimarisinde de yaşatıyor. Kıyıdaki modern sanat merkezlerinden eski saraylara, çelik panellerle kaplı sıra dışı yapılardan dönüştürülmüş tahıl silolarına kadar kıtanın en etkileyici müzeleri, başlı başına birer deneyim sunuyor.

Avrupa’nın neredeyse her şehrinde görülmeye değer en az bir müze bulmak mümkün. Ancak bazıları, koleksiyonlarının ötesine geçerek mimarileriyle de başlı başına birer sanat eserine dönüşüyor.

Bu müzelerde sanat ve tarih, onları çevreleyen yapılarla adeta yeni bir boyut kazanıyor. Kimi görkemli bir sarayın içinde yer alıyor, kimi eski bir tren istasyonunu yeniden hayat buluşturuyor, kimi ise endüstriyel bir yapıyı çağdaş sanatın merkezine dönüştürüyor.

İşte Avrupa’da mimarisi, konumu ve atmosferiyle mutlaka görülmesi gereken 8 müze.

1. Louisiana Modern Sanat Müzesi – Humlebæk, Danimarka

Klasik anlamda bir müzeden çok, ruh için tasarlanmış dingin bir deneyim alanını andıran Louisiana Modern Sanat Müzesi, yaratıcılığın iyileştirici gücünü hissettiren özel yerlerden biri.

Louisiana Museum of Modern Art

Kopenhag’ın kuzeyindeki Øresund kıyısında yer alan müze, İskandinavya’nın en çok ziyaret edilen sanat müzesi olarak öne çıkıyor. Açık hava heykel bahçesi, deniz manzarasıyla bütünleşirken binanın içindeki cam koridorlar ve minimalist tasarım, sergilenen eserler için sade ama etkileyici bir fon oluşturuyor.

Değişen sergilerin yanı sıra müzenin kendisi de başlı başına görülmeye değer. Louisiana, sanatla mimarinin ve doğanın birbirine karıştığı nadir müze deneyimlerinden birini sunuyor.

Adres: Gl Strandvej 13, 3050, Humlebæk Ziyaret saatleri: Salı-cuma 11.00-22.00; cumartesi-pazar 11.00-18.00; pazartesi kapalı Giriş: 145 Danimarka kronu

2. Guggenheim Müzesi – Bilbao, İspanya

Frank Gehry’nin Nervión Nehri kıyısındaki ikonik tasarımı, Bilbao’nun en tanınmış simgelerinden biri. 1997’de açılan Guggenheim Müzesi, dekonstrüktivist mimarinin en çarpıcı örneklerinden biri olarak kabul ediliyor.

Guggenheim Museum - Bilbao, Spain

Titanyum kaplı kıvrımlı yüzeyleri gökyüzünün ışığını yansıtan yapı, ilk bakışta neredeyse hareket ediyormuş izlenimi yaratıyor. Müzenin tasarımı, Bilbao’nun geçmişte ihmal edilen liman bölgesinin dönüşümünde de önemli bir rol oynadı.

Müzenin uluslararası sanatçıların eserlerinden oluşan sergi programı dikkat çekse de burada en çok ilgi gören eser çoğu zaman binanın kendisi oluyor.

Adres: Abandoibarra Etorb., 2, Abando, 48009 Bilbao Ziyaret saatleri: Salı-pazar 10.00-19.00; pazartesi kapalı Giriş: 18 euro

3. Musée d’Orsay – Paris, Fransa

Paris’in en romantik müzelerinden biri olan Musée d’Orsay, etkileyici koleksiyonunun yanı sıra bulunduğu yapı sayesinde de özel bir deneyim sunuyor.

Musee d’Orsay - Paris, France

Müze, görkemli Beaux-Arts mimarisine sahip eski Gare d’Orsay tren istasyonunda yer alıyor. 1980’lerin ortalarında müzeye dönüştürülen yapı, dev cam çatısından süzülen gün ışığıyla etkileyici bir atmosfer yaratıyor.

Musée d’Orsay, dünyadaki en önemli empresyonist ve post-empresyonist eser koleksiyonlarından birine ev sahipliği yapıyor. Monet, Renoir, Degas ve Van Gogh gibi sanatçıların ikonik eserleri, müzenin zarif taş işçiliği ve tarihi atmosferiyle daha da etkileyici bir görünüm kazanıyor.

Adres: Esplanade Valéry Giscard d’Estaing, 75007 Paris Ziyaret saatleri: Salı-pazar 09.30-18.00; perşembe günleri 21.45’e kadar; pazartesi kapalı Giriş: Müze gişesinde 14 euro, internet üzerinden 16 euro

4. Kunstsilo – Kristiansand, Norveç

Bir müzenin eski bir tahıl silosundan çıkacağını kim tahmin edebilirdi? Norveç’in Kristiansand kentindeki Kunstsilo, endüstriyel mimariyi çağdaş sanatla buluşturan sıra dışı bir dönüşüm örneği.

Kunstsilo - Kristiansand, Norway

Dev beton silindirleri ve etkileyici pencereleriyle dikkat çeken yapı, geçmişte tahıl depolamak için kullanılan bir silonun yeniden tasarlanmasıyla ortaya çıktı. Binanın endüstriyel karakteri, içerideki sade ve zarif İskandinav tasarımıyla güçlü bir kontrast oluşturuyor.

Güney Norveç’te deniz kıyısındaki konumu da müzenin etkileyici atmosferini tamamlıyor.

Adres: Sjølystveien 8, 4610 Kristiansand Ziyaret saatleri: Çarşamba-cuma 11.00-21.00; cumartesi-salı 11.00-17.00; pazartesi kapalı Giriş: 210 Norveç kronu

5. Galleria Borghese – Roma, İtalya

Roma’nın Villa Borghese bölgesinde yer alan Galleria Borghese, müze ile saray arasındaki sınırı neredeyse tamamen ortadan kaldırıyor.

Galleria Borghese - Rome, Italy

17. yüzyılın başlarından kalma yapının mermer salonları, fresklerle süslü tavanları ve gösterişli iç mekânları, sergilenen eserler kadar etkileyici. Her odada hissedilen zarafet, burayı sanat eserleri için adeta kusursuz bir sahneye dönüştürüyor.

Müzenin çevresindeki geniş bahçeler de başlı başına bir cazibe merkezi. Burada sanat, mimari ve doğa tek bir deneyimde buluşuyor.

Adres: Piazzale Scipione Borghese, 5, 00197 Roma Ziyaret saatleri: Salı-pazar 09.00-19.00; son giriş 17.45; pazartesi kapalı Giriş: 16 euro

6. Rijksmuseum – Amsterdam, Hollanda

Amsterdam’ın kırmızı tuğlalı mimarisinin en görkemli örneklerinden biri olan Rijksmuseum, yalnızca içindeki sanat eserleriyle değil, binasıyla da görülmeyi hak ediyor.

Rijksmuseum - Amsterdam, Netherlands

19. yüzyıl Hollandalı mimar Pierre Cuypers tarafından tasarlanan yapı; bahçeleri, çeşmeleri, heykelleri ve açık alanlarıyla etkileyici bir bütün oluşturuyor.

Müzenin yüksek pencerelerinden süzülen ışık, Rembrandt ve Vermeer gibi Hollandalı ustaların eserlerini aydınlatırken binanın Gotik ve Rönesans Revival detayları koleksiyona görkemli bir fon sağlıyor.

Kısacası Rijksmuseum’da asıl sergi, daha kapıdan girmeden başlıyor.

Adres: Museumstraat 1, 1071 XX Amsterdam Ziyaret saatleri: Her gün 09.00-17.00 Giriş: 25 euro

7. Kunsthistorisches Museum – Viyana, Avusturya

Viyana’nın en ünlü sanat müzelerinden Kunsthistorisches Museum, kelimenin tam anlamıyla bir sanat tarihi hazinesi. Ancak müzenin binası, içindeki eserler kadar hatta belki de daha fazla dikkat çekiyor.

Kunsthistorisches Museum - Vienna, Austria

Gottfried Semper ve Baron Karl von Hasenauer tarafından tasarlanan yapı, 19. yüzyılın görkemli imparatorluk mimarisini yansıtıyor. Freskli tavanlar, uzun koridorlar, altın renkli sütunlar ve mermer merdivenler, Avusturya’nın en önemli sanat koleksiyonlarından biri için son derece gösterişli bir ortam yaratıyor.

Burada mimari, sanat eserlerine yalnızca ev sahipliği yapmıyor; deneyimin ayrılmaz bir parçasına dönüşüyor.

Müzenin hemen yakınındaki Doğa Tarihi Müzesi de mimarisiyle dikkat çeken yapılardan biri.

Adres: Maria-Theresien-Platz, 1010 Viyana Ziyaret saatleri: Her gün 10.00-18.00; perşembe günleri 21.00’e kadar Giriş: İnternetten 22 euro, gişeden 24 euro

8. LUMA Arles – Arles, Fransa

LUMA Arles, Avrupa’daki geleneksel müze anlayışından oldukça farklı. Frank Gehry imzalı yapı, binlerce paslanmaz çelik panelden oluşan sıra dışı cephesiyle ilk bakışta dikkat çekiyor.

LUMA Arles - Arles, France

Tasarımında Arles’ın zengin sanat tarihinden, özellikle de Vincent van Gogh’un kentteki yaşamından ve çalışmalarından izler bulunan yapı, Provence güneşi altında sürekli değişen bir görünüme bürünüyor.

Binanın içindeki yüksek minimalist salonlar ve dramatik merdivenler de yapının deneyimini tamamlıyor. LUMA Arles, klasik anlamda “güzel” bir müze olmayabilir; ancak kesinlikle unutulması zor bir yapı.

Adres: 35 Avenue Victor Hugo, 13200 Arles Ziyaret saatleri: Ekim-mart 07.00-18.30; nisan-eylül 07.00-20.30 Giriş: Yüksek sezonda 15 euro, düşük sezonda 9 euro

Sanatın kendisi kadar etkileyici müzeler

Avrupa’nın en güzel müzelerini seçmek elbette bu sekiz yapıyla sınırlı değil. Ancak bu müzelerin ortak bir özelliği var: Ziyaretçilerine yalnızca sanat eserlerini görme fırsatı sunmuyor, sanatın sergilendiği mekânı da deneyimin bir parçası haline getiriyorlar.

İster Paris’te tarihi bir tren istasyonunun altında empresyonistlerin dünyasına dalın, ister Bilbao’da titanyum bir yapının kıvrımları arasında dolaşın, ister Kristiansand’da eski bir silonun çağdaş sanat merkezine dönüşümüne tanık olun; bu müzelerde yolculuk, sergi salonuna girmeden başlıyor. 

Son haberler
    Reklâm