Haberler / Sanat

Stephen Chambers yeniden İstanbul'da

stephen chambers

Bu seneki Contemporary İstanbul’un katılımcıları arasında İngiltere’den Atelier Rose & Gray de var. Cheshire menşeli galerinin temsil ettiği sanatçıların hepsi üst segmentte yer alıyorlar. Aralarında Damien Hirst gibi çağdaş sanat deyince akla gelen etkileyici isimler de var, İngiltere’de her yıl verilen Turner Prize kazananları ve adayları da. Manchester’da yaşayanlar Atelier Rose & Gray sayesinde ancak devlet müzelerinde ya da Londra ziyaretlerinde görebilecekleri sanat eserlerine bizzat erişim imkanı buluyorlar. Galerinin temsil ettiği isimlerden biri de Londra Kraliyet Akademisi üyesi Stephen Chambers. Kendisini daha önce Pera Müzesi’nde gerçekleştirilen ‘Büyük Ülke ve Diğer Hikayeler’ sergisinde yakından tanıma fırsatı bulmuştuk.

Chambers 1960 doğumlu. Yaşamını Berlin ve Londra arasında sürdürüyor. Eserleri prestijli müze ve kurumların koleksiyonlarında yerini almış. Victoria and Albert Museum, British Museum ve Bibliothèque national de France bunlar arasında başı çekiyor. Chambers öğrenciyken vakit geçirdiği İtalya’da gördüğü yakın dönem Rönesans resimlerinden ve Hint minyatürlerinden etkilenmiş. Bu dönem ve estetik anlayışına duyduğu hayranlık kendi işlerine de yansıyor.

 Contemporary İstanbul’da sanatçının ‘Büyük Ülke’ isimli baskı resim kompozisyonundan bağımsız parçalar yer alacak. 15 bölüm ve 78 birimden oluşan eser farklı konfigürasyonlarla sergilenebiliyor. Daha önce Pera Müzesi’nde de ziyaretçi karşısına çıkan eserin en önemli özelliklerinden biri ölçeği. Dünyadaki en büyük baskı serigrafi olduğu tahmin ediliyor çünkü bu medyumda üretilen işler genelde küçük ölçekli oluyor. Bu kompozisyonlarda artık sanatçının imzası haline gelmiş bağcık motifleri de yer alıyor. İnsan figürlerinin ülkeleri ve kıtaları temsilen zarafetle ve incelikle çizildiği bu baskı resimlerin isim babası da William Wyler’ın aynı isimli western filmi. Her ne kadar asıl üretimi tablolar olsa da Chambers baskı tekniğine de özel bir önem atfediyor ve küçük ölçeklerin düşüncelerini daraltmasına izin vermiyor. Yazıcılar da ona göre onun ellerinin teknik bir uzantısı.

Sanatçının sergilenecek işleri arasında yakın dönem resimleri de var. ‘Throwing A Boot At The President’ bunlardan biri. Eserde isminden de anlaşılacağı üzere ayakkabısını fırlatan bir adam resmedilmiş. Hareketin iki aşaması da aynı yüzey üzerinde bulunuyor. Ayakkabıyı fırlatma hamlesinin erkek figürün vücuduna verdiği şekli de görüyoruz, ayakkabının fırlatıldığında izlediği güzergahı ve havadaki ilerleyişini de. Dolayısıyla Chambers basit bir hareketi aşamalarıyla gösterebiliyor. Sanatçı Atlantik ötesindeki politik gelişmeler karşısında hissettiği hayal kırıklığını, resmiyeti bertaraf eden bir protesto ile dışa vuruyor. Tablonun 1 ve 2 olarak numaralandırılmış iki versiyonu var. Her birinde kullanılan figür ve hareket aynı, ancak arka fonda kullanılan renk paleti ayrı.

Chambers’ın heyecan verici yönlerinden biri kendi kulvarının dışına da çıkması. Mesela Londra’daki Kraliyet Balesi’nde sergilenen ‘Room of Cooks’, ‘Sleeping with Audrey’ ve ‘This House Will Burn’ün sahne tasarımları onun elinden çıkmış. İspanyol ve Kuzey Afrika mutfağında uzmanlaşan Moro restoranın imzasını taşıyan yedi tane yemeği resimlediği bir de kitap çalışması bulunuyor. ‘The Court of Redonda’ adlı enstalasyonu da 2017 Venedik Bienali’yle eş zamanlı düzenlenen yan etkinliklerden birinde yer almıştı. Bu sergisinde yaratıcı kişilerin yönetimde olduğu ütopik bir toplumu ele alıyordu. Karayip Denizi’ndeki kimsenin yaşamadığı küçük Redonda adasının konu edildiği bir efsaneden ilham almış ve 101 tane portre sergilemişti. Uluslararası ilgi gören ve perspektif kaygısı gütmeden mizahi resimler üreten sanatçının işlerini yakından inceleme fırsatı, Contemporary İstanbul’u ziyaret etmek için iyi bir bahane.

Advertising
Advertising