News

Tarihi miras alanları yeni festival mekânlarına dönüşüyor

Binlerce yıllık tarihi yapılar, büyük ölçekli müzik etkinliklerine ev sahipliği yaparken nasıl korunabilir?

Yazan
Burak Becan
Time Out - Head of Content
konser
Starlight Festival | Büyük Giza Piramidi
Reklâm

Antik arenalardan kalelere, Giza Piramitleri’nin çevresinden UNESCO Dünya Mirası alanlarına kadar pek çok tarihi mekân, elektronik müzik festivallerine ev sahipliği yapıyor. Ancak binlerce yıllık mirasın eğlence sektörünün yeni sahnesine dönüşmesi, kültürel koruma ve ticari etkinlikler arasındaki dengeyi yeniden gündeme getiriyor.

Tarihi yapılar artık yalnızca geçmişin izlerini taşıyan turistik duraklar değil, aynı zamanda dünyanın önde gelen müzik festivallerinin yeni buluşma noktaları haline geliyor. Londra’daki 330 yıllık Old Royal Naval College’ın avlusunda düzenlenen Labyrinth on the Thames festivalinden Hırvatistan’daki 2 bin yıllık Pula Arena’da gerçekleşen etkinliklere kadar pek çok organizasyon, tarihi mekânları elektronik müziğin sahnesine dönüştürüyor.

Son beş yılda belirgin biçimde artan bu eğilim, festivallere yalnızca müzik programıyla değil, mekânın tarihi ve mimari atmosferiyle de farklı bir deneyim kazandırıyor. Ancak bu buluşma beraberinde önemli bir soruyu getiriyor: Binlerce yıllık tarihi yapılar, büyük ölçekli müzik etkinliklerine ev sahipliği yaparken nasıl korunabilir?

Peggy Gou at the Old Royal Naval College, London

Tarihi mekânlar festival takvimine giriyor

Bu yaz Sicilya'daki Parco Archeologico di Segesta'da düzenlenen Aura festivali, tarihi alanlarda gerçekleşen yeni nesil müzik etkinliklerinin örneklerinden biri oldu. Yaklaşık 2 bin 500 yıllık Dor düzenindeki tapınağın bulunduğu arkeolojik park, DJ performanslarına ev sahipliği yaptı.

Almanya'nın Essen kentindeki 19. yüzyıldan kalma Zollverein kömür madeni kompleksinde düzenlenen Stone Techno Festival, Macaristan'daki 700 yıllık Buda Kalesi'nde gerçekleşen Black Coffee performansı ve Polonya'daki 15. yüzyıldan kalma Mokrice Kalesi'nde düzenlenen Fort X Festival de bu eğilimin farklı örnekleri arasında. Çin'in 466 yıllık Yu Bahçesi'nde gerçekleşen Qixi Festivali de tarihi mimariyi etkinlik deneyiminin bir parçası haline getiriyor.

Bu mekânların cazibesi yalnızca sahneye çıkan sanatçılardan kaynaklanmıyor. Tarihi yapıların mimarisi, ışık gösterileri ve müzikle birleştiğinde ziyaretçilere alışılmış festival alanlarından farklı bir atmosfer sunuyor. Ancak organizatörlerin bu deneyimi hayata geçirebilmesi için kültürel miras otoritelerinin belirlediği kurallara uyması gerekiyor.

The ancient Doric temple of Segesta hosted Sicily's Aura Festival

Kültürel mirasın korunması için sıkı kurallar

Sicilya'daki Aura festivalinin kurucusu Fabrizio Costa ve organizatör Matthew Hoag, Segesta Arkeolojik Parkı'ndaki etkinliğin hazırlık sürecinde yerel kültürel miras yetkilileriyle sürekli iletişim halinde olduklarını belirtiyor. Organizasyon ekibine göre amaç tarihi alanlara zarar vermek değil, onları yeni kuşaklarla buluşturacak farklı bir platform yaratmak.

Ancak bu tür etkinliklerin izin süreçleri oldukça zorlu olabiliyor. Costa, Sicilya'da organizasyonların nihai izinlerinin bazen etkinlikten yalnızca iki gün önce, hatta etkinlik sabahında verilebildiğini söylüyor. Bu durum, organizatörlerin tanıtım ve bilet satışına ilişkin planlarını belirsizlik içinde yürütmesine neden oluyor.

UNESCO Dünya Mirası alanlarında da benzer hassasiyetler söz konusu. UNESCO'nun yönergeleri festivalleri tamamen yasaklamıyor ancak ses ve titreşim seviyelerinin takip edilmesini, hoparlörlerin bas sesleri tarihi yapılardan uzağa yönlendirmesini ve aydınlatmanın miras alanlarına uygun seviyelerde tutulmasını şart koşuyor. Ayrıca tarihi yapıların temellerine yakın ağır ekipman kullanımına kısıtlamalar getiriliyor ve etkinlik öncesinde çevresel ve kültürel miras etki değerlendirmeleri yapılması gerekiyor.

Aura organizatörleri, bu kurallara uyulduğu sürece müzik etkinliklerinin tarihi alanlara yeni bir yaşam kazandırabileceğini savunuyor. Hoag'a göre antik amfitiyatrolar zaten geçmişte gösteriler ve eğlence için kullanılıyordu. Bugünkü etkinlikler de bu mekânların kamusal yaşamla yeniden buluşmasını sağlayabilir.

Aura Festival takes over the Doric Temple of Segesta

Giza Piramitleri çevresindeki festivaller tartışma yarattı

Tarihi alanlarda düzenlenen festivallerin yarattığı tartışmaların en dikkat çekici örneklerinden biri Ürdün'deki Petra ve Wadi Rum Vadisi'nde gerçekleşen Medaina Festivali oldu. Geçtiğimiz ilkbaharda yaklaşık 2 bin yıllık kumtaşı kentinde düzenlenen etkinlik, house ve techno müziği tarihi bir atmosferle buluşturdu. Ancak festivalin ağırlıklı olarak Batılı ziyaretçilerden oluşan kitlesi ve yerel kültürün sunuluş biçimi bazı eleştirilere neden oldu.

Benzer bir tartışma bu yıl ekim ayında Mısır'daki Giza Piramitleri çevresinde düzenlenen Starlight Festival ile yeniden gündeme geldi. Sırbistan'daki 334 yıllık Petrovaradin Kalesi'nde 25 yıl boyunca EXIT Festivali'ni düzenleyen ekip, yeni konseptini Mısır'a taşıdı. 9-10 Ekim tarihlerinde gerçekleşen Starlight Festival, 60'tan fazla sanatçıyı yaklaşık 15 bin kişilik bir izleyici kitlesiyle buluşturdu. Adriatique, Pete Tong, Charlotte de Witte ve Enrico Sangiuliano festivalin öne çıkan isimleri arasındaydı.

Etkinlik doğrudan piramitlerin önünde değil, tarihi yapılara yaklaşık bir kilometre mesafedeki bir alanda gerçekleştirildi. Ancak bu mesafe bile kültürel mirasın korunmasına ilişkin tartışmaları beraberinde getirdi.

Starlight Festival at the Great Pyramids

Mısır Ekonomik ve Sosyal Haklar Merkezi, 2025'in sonunda Giza Piramitleri yakınındaki konser ve festivallere yönelik daha sıkı düzenlemeler getirilmesi talebiyle dava açtı. Başvuruda yüksek ses ve lazer ışıklarının binlerce yıllık kireçtaşı yapılara zarar verebileceği, tarihi alanın yapısal bütünlüğünü tehdit edebileceği savunuldu.

Davacılar arasında yer alan Arab Academy for Science, Technology and Maritime Transport bünyesinden araştırmacı Monica Hanna, amaçlarının genç kuşakların eğlence etkinliklerine katılmasını engellemek olmadığını vurguluyor. Hanna'ya göre asıl öncelik, piramitlerin gelecek nesiller için korunması. Daha önce Giza'da düzenlenen Red Hot Chili Peppers konserine kendisinin de katıldığını belirten araştırmacı, yüksek ses ve lazer ışıklarının tarihi taş yapılar üzerindeki olası etkileri konusunda koruma uzmanlarından uyarılar aldıklarını ifade ediyor.

Hanna ve davaya katılan diğer isimler, etkinliklerin tamamen yasaklanmasını değil, piramitlerden en az beş kilometre uzakta düzenlenmesini öneriyor. Böylece müzik etkinliklerinin yarattığı sesin arkeolojik yapılara ulaşmasının önüne geçilebileceğini savunuyorlar.

Festival deneyimi mi, kültürel mirasın ticarileşmesi mi?

Uluslararası Anıtlar ve Sitler Konseyi (ICOMOS) yönetim kurulu üyelerinden Celia Martinez de tarihi alanların festivallerde kullanılmasına ilişkin benzer endişeler taşıyor. Martinez'e göre bu tür organizasyonlar, kültürel mirasın değerini ve hassasiyetini dikkate alarak etkinliğin bir parçası haline getirdiğinde anlamlı olabilir. Ancak tarihi yapıların sıradan bir festival alanı gibi değerlendirilmesi kabul edilebilir değil.

Starlight Festival organizatörü Dušan Kovačević ise mekânın kendisinin festival deneyiminin ayrılmaz bir parçası olduğunu ve bu nedenle korunmasına saygı gösterilmesinin öncelikleri arasında yer aldığını belirtiyor. Festivalin internet sitesinde ziyaretçiler için kültürel davranış kuralları ve dini alanlarda giyim önerileri paylaşılırken program kapsamında piramitlere rehberli turlar ve yerel sanatçıların katılımıyla hazırlanan eğitici etkinlikler de düzenlendi.

Starlight Festival at the Great Pyramids

Kovačević, Mısır Turizm ve Antik Eserler Bakanlığı'nın da bu tür organizasyonları dünyaca ünlü tarihi alanları yeni kuşaklara tanıtmanın bir yolu olarak değerlendirdiğini söylüyor.

Tarihi mekânların festival sahnesine dönüşmesi, turizm ve kültür endüstrileri için yeni fırsatlar yaratırken koruma sorumluluğunu da beraberinde getiriyor. Önümüzdeki dönemde asıl mesele, bu iki alan arasında nasıl bir denge kurulacağı olacak. Çünkü bir tarihi yapının binlerce yıllık hikâyesini yeni kuşaklara anlatmanın yolu, onu yalnızca bir etkinlik dekoruna dönüştürmekten değil, taşıdığı kültürel değeri koruyarak yeniden yorumlamaktan geçiyor.

Son haberler
    Reklâm