[category]
[title]
Time Out, dünyanın dört bir yanındaki plajları, gölleri, şehirleri ve vadileri bir araya getirerek gezginlere ilham veren bir liste hazırladı.

Time Out’un dünyanın en güzel yerlerini bir araya getirdiği liste, yalnızca kartpostalları aratmayan manzaralardan oluşmuyor. Tarihi kent merkezlerinden el değmemiş kıyılara, görkemli şelalelerden sıra dışı jeolojik oluşumlara uzanan seçki, farklı coğrafyaların kendine özgü güzelliklerini bir araya getiriyor. Liste, Time Out’un seyahat yazarlarının yerinde deneyimlediği ve keşfedilmeye değer bulduğu noktalar arasından hazırlanıyor.
Güncellenen listede bu yıl yedi yeni destinasyon da yer alıyor. İtalya’nın sıcak tonlardaki tarihi sokaklarından New York’un görkemli Rönesans tarzı kütüphanesine, İspanya’nın etkileyici dağ manzaralarına kadar uzanan seçki, dünyanın dört bir yanında keşfedilmeyi bekleyen güzelliklere ışık tutuyor. İşte Time Out’un dünyanın en güzel 51 yeri listesi.
1. Picos de Europa, İspanya
İspanya'nın kuzeyindeki Picos de Europa, dünyanın en kompakt dağ silsilelerinden biri olmasına rağmen 2.650 metreye ulaşan zirveleriyle dikkat çekiyor. Üstelik bu etkileyici yükseklikler, kıyıdan yalnızca 20 kilometre içeride başlıyor. Dağların denizden aniden yükseldiği bu coğrafyada derin kanyonlar, sarp zirveler, parıldayan plajlar ve hırçın Kantabria Denizi aynı manzaranın parçaları hâline geliyor.

Millî parkın içinde keşfedilecek pek çok farklı güzellik bulunuyor. Çevresindeki zirvelerden tek başına yükselen Naranjo de Bulnes, Sotres ve Caín gibi asırlık dağ köyleri ve buzul göllerinden oluşan Covadonga Gölleri bunlardan bazıları. Bir şelalenin üzerinde, uçurumun kenarına kurulmuş Covadonga kutsal alanı da bölgenin en dikkat çekici noktalarından biri.
Time Out önerisi: İspanya'nın en ünlü yürüyüş rotalarından Ruta del Cares, 23 kilometrelik gidiş-dönüş parkuruyla dağların ve şelalelerin arasından geçiyor. Kayalıkların yüzeyine oyulmuş patikalarda ilerleyen rota, etkileyici kanyon manzaraları sunuyor.
2. Komodo Millî Parkı, Endonezya
Komodo Millî Parkı'ndaki Padar Adası'nın seyir noktasından görülen manzara, dünyanın en sıra dışı panoramalarından biri. Kayalık tepelerle çevrili üç büyük koyda beyaz, siyah ve pembe kumların aynı anda görülebilmesi, burayı adeta Jurassic Park filminden çıkmış bir sahneye dönüştürüyor.

UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan park, pembe kumsalları, berrak sularla çevrili kum setleri ve elbette meşhur Komodo ejderleriyle tanınıyor. Bölge, su altı dünyasıyla da en az karadaki manzaraları kadar etkileyici. Şnorkelle yüzmek veya dalış yapmak, rengârenk mercan resiflerini ve tropik balıkları keşfetmenin en iyi yollarından biri. Cauldron dalış noktasında canlı renklerle dolu mercanların üzerinde yüzebilir; Castle Rock ve Crystal Rock çevresinde dev trevalliler, ton balıkları, barakudalar, manta vatozları ve yunuslarla karşılaşabilirsiniz.
3. Morgan Kütüphanesi ve Müzesi, New York, ABD
Manhattan'ın gökdelenlerle çevrili yoğun şehir dokusu içinde Morgan Kütüphanesi ve Müzesi, bambaşka bir atmosfer sunuyor. Murray Hill bölgesindeki bu görkemli kütüphanede binlerce kitap, cilalı zeminlerden Rönesans esintili ayrıntılarla bezeli tavana kadar uzanan üç katlı raflarda sergileniyor.

Koyu renkli ahşaplar, süslü tavan detayları ve antik figürleri tasvir eden tablolar, mekâna neredeyse bir katedralin içindeymiş hissi veriyor. Ancak burada asıl ihtişamın kaynağı kitaplar. Mimari detayları ve tarihî koleksiyonlarıyla kütüphane, New York'un kalabalığından uzaklaşıp sanat ve edebiyatla baş başa kalmak isteyenler için etkileyici bir durak.
Time Out önerisi: Kütüphane cuma günleri saat 20.00'ye kadar açık. Daha sakin bir ziyaret için kapanıştan önceki son saati değerlendirebilirsiniz.
4. Douro Vadisi, Portekiz
UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde bulunan Douro Vadisi, dünyanın en eski şarap üretim bölgelerinden biri. 600 bin dönümden fazla alana yayılan vadinin yamaçları, yüzyıllardır üzüm yetiştirilen yüzlerce basamaklı terasa dönüştürülmüş durumda. Bu teraslar, tepeler boyunca uzanan çizgileri ve kıvrımlarıyla manzaraya kendine özgü bir doku kazandırıyor.

Kuzey Portekiz'de bulunan vadi, yaklaşık 2.000 yıldır Porto şarabı üretimiyle tanınıyor. Yeşil tepelerin aşağıda parıldayan nehre doğru uzanışını izlemek, her bakışta yeni bir ayrıntının fark edildiği bir tabloya bakmaya benziyor. Bölge, bugün de yüksek kaliteli şaraplarıyla dünyanın önde gelen üretim merkezlerinden biri olmayı sürdürüyor.
Time Out önerisi: Yerel şarap üreticilerinden birini ziyaret ederek üzüm ezme geleneğini deneyimleyebilirsiniz. Günümüzde çoğu üretici makineler kullansa da Quinta da Pacheca gibi bazı işletmeler, üzümlerin geleneksel beton teknelerde ayakla ezildiği yöntemi yaşatmaya devam ediyor.
5. Big Sur, ABD
Kaliforniya'nın orta kıyılarında, Santa Lucia Dağları'nın Pasifik Okyanusu'yla buluştuğu Big Sur, ülkenin en etkileyici doğal manzaralarından birine ev sahipliği yapıyor. Kıyı boyunca uzanan Highway 1, yolculuğun kendisini de bir deneyime dönüştürüyor. Yüksek ağaçların arasından geçen yollar, dereler, dağ sırtları ve okyanusa bakan rüzgârlı kayalıklar, bölgenin karakterini belirliyor.

Denizden gelen tuzlu kokuya defne ağaçlarının ve sekoyaların toprak kokusu eşlik ediyor. Sislerin arasından süzülen güneş ışığının dalgalar üzerinde yarattığı görüntü ise Big Sur'u yalnızca fotoğraflarda değil, yerinde deneyimlemeye değer kılıyor.
Time Out önerisi: Kıyıda zaman geçirirken göç eden gri balinaları ve su yüzeyinde görülebilen deniz samurlarını gözlemlemeye çalışın.
6. Ullswater, İngiltere
İngiltere'nin Lake District bölgesinde, vadilerin arasından kıvrılarak uzanan Ullswater, ülkenin ikinci büyük gölü. Etrafındaki yürüyüş yolları ve yemyeşil tepeleriyle bölge, uzun yıllardır edebiyata ve şiire ilham veriyor.

Göl çevresinde yürüdükçe manzara yavaş yavaş değişiyor; yükseldikçe suyun, tepelerin ve küçük yerleşimlerin görünümü daha da etkileyici hâle geliyor. Bölgenin geniş açık alanları sayesinde, özellikle gölün kuzey ve güney kıyılarındaki patikalarda kalabalıktan uzak yürüyüşler yapmak mümkün.
Time Out önerisi: Place Fell tepesine yürüyerek hem Patterdale hem de Glenridding manzaralarını görebilirsiniz. Yürüyüşün ardından, güzel bahçesiyle tanınan The Traveller's Rest'te mola vermek de iyi bir fikir.
7. Bologna Tarihî Merkezi, İtalya
Avrupa'nın tarihî kent merkezleri arasında Bologna, kendine özgü mimarisi ve gündelik yaşamıyla öne çıkıyor. Koruma altındaki eski şehir, kilometreler boyunca uzanan Orta Çağ revakları ve sıcak turuncu, kiremit tonlarındaki binalarıyla dikkat çekiyor.

Bologna'yı özel kılan yalnızca mimarisi değil, yaşayan şehir kültürü. Turistik hediyelik eşya dükkânlarından çok kitapçılar, eski eczaneler, geleneksel şarküteriler ve Emilia-Romagna mutfağının ünlü yemeklerini sunan trattorialar öne çıkıyor. Yerel hayatı yakından tanımak isteyenler için Quadrilatero sokak pazarı, dar sokakları ve hareketli atmosferiyle ideal bir durak.
Time Out önerisi: Piazza Santo Stefano'da Palazzo Salina Amorini Bolognini'nin üst cephesine bakmayı unutmayın. Yapının duvarındaki oyuklardan dışarı uzanan insan başları, yoldan geçenleri izliyormuş gibi görünüyor. Figürlerden birinin şeytan boynuzları da bulunuyor.
8. Capo Testa, Sardinya, İtalya
Sardinya Adası'nın kuzey ucundaki Capo Testa, rüzgârın binlerce yıl boyunca biçimlendirdiği granit kayalıklarıyla neredeyse başka bir gezegeni andırıyor. Çimlerin arasından yükselen devasa kaya kütleleri, alışılmadık biçimleri ve pürüzsüz yüzeyleriyle bölgeye ayırt edici bir görünüm kazandırıyor.

Antina Vedetta seyir noktasından gri kayalıkların ve Akdeniz'in geniş manzarası izlenebiliyor. Ardından Spiaggia Cala Francese'ye inerek dev kayaların gölgesinde, berrak denizle buluşan kumlu kıyıda vakit geçirmek mümkün.
Time Out önerisi: Bölgenin sıra dışı jeolojik yapısı kadar yerel elektromanyetik özellikleriyle ilgili anlatılar da dikkat çekiyor. Ziyaret sırasında kayalıkların arasındaki patikaları keşfetmek ve farklı açılardan manzarayı izlemek için zaman ayırın.
9. Victoria Şelaleleri, Afrika
Zambiya ile Zimbabve sınırında yer alan Victoria Şelaleleri, dünyanın en büyük ve en etkileyici şelale sistemlerinden biri olarak biliniyor. Geniş bir hat boyunca uçurumlardan dökülen su, aşağıda Zambezi Nehri'nin çalkantılı havuzlarına ulaşıyor. Yükselen su buharı ve yoğun sis, çevredeki manzarayı zaman zaman tamamen kaplayabiliyor.

Victoria Falls Millî Parkı'nın çevresinde zürafalar, zebralar ve babunlar gibi çeşitli yaban hayvanları da yaşıyor. Şelalelerin çevresinde oluşan yoğun sis, havaya yükselip yeniden yağmur gibi dönerken ziyaretçileri de etkisi altına alıyor. Bu olağanüstü doğa olayının yerel Kololo dilindeki adı da manzarayı anlatıyor: Mosi-oa-Tunya, yani “Gök gürültüsü gibi ses çıkaran duman”.
Şelaleler, yalnızca suyun yüksekten dökülmesiyle değil, yarattığı ses, sis ve güçlü atmosferle de unutulmaz bir deneyim sunuyor.
10. Punakha Vadisi, Bhutan
Bhutan'ın batısındaki verimli Punakha Vadisi, ülkenin en etkileyici doğal ve kültürel manzaralarından bazılarına ev sahipliği yapıyor. İlkbaharda çevredeki yüksek bölgeler hâlâ kışın soğuğunu yaşarken vadinin teraslı yamaçlarında acı biber ve kırmızı pirinç filizlenmeye başlıyor.

Sabah sisinin suyla dolu pirinç tarlalarının üzerinden çekilmesiyle ortaya çıkan manzara, yürüyüş yapmak için büyüleyici bir ortam yaratıyor. Dört katlı Budist tapınağı Khamsum Yulley Namgyal Chorten, girişini süsleyen mor salkımları ve ayrıntılı duvar resimleriyle dikkat çekiyor. Tapınağın içindeki fresklerde Budist geleneğine ait güçlü ve etkileyici figürler tasvir ediliyor.
Time Out önerisi: 15. yüzyıldan kalma Chimi Lhakhang Tapınağı'nı da ziyaret edebilirsiniz. “İlahi Deli” olarak bilinen bir Budist keşişe adanan tapınak, sıra dışı sembolleri ve kendine özgü hikâyesiyle tanınıyor.
11. St. John Eş Katedrali, Malta
Valletta'nın en önemli tarihî yapılarından St. John Eş Katedrali, Barok mimarisinin en gösterişli örneklerinden biri. 24 ayar altınla kaplanmış süslü kemerleri, dokuz ayrı şapeli ve ayrıntılı iç dekorasyonuyla ziyaretçilerini etkiliyor.

Sanat eserleri arasında Mattia Preti'nin duvar resimleri, mermer mezar taşları ve el işçiliğiyle hazırlanmış kabartmalar bulunuyor. Katedralin en önemli eserlerinden biri ise Caravaggio'nun imzaladığı tek tablo olan Vaftizci Yahya'nın Başının Kesilmesi. Zeminde yer alan yaklaşık 400 mezar taşı da Avrupa soylularının armaları, kitabeleri ve aile sembolleriyle ayrı bir tarihî anlatı sunuyor.
12. Disko Adası, Grönland
Grönland'ın batı kıyısındaki Disko Adası, yerel dilde Qeqertarsuaq adıyla biliniyor. Ilulissat'tan feribotla birkaç saatte ulaşılabilen küçük adada tek bir ana yerleşim, siyah kumlu bir plaj ve denize bakan renkli evler bulunuyor. Kıyının açıklarında süzülen buzdağları, yerleşimin manzarasına bambaşka bir boyut kazandırıyor.

Kayalıkların çevresinde dolaşan kızak köpekleri, geniş açık alanlar ve adanın sakin yaşamı, burayı kalabalık turistik merkezlerden uzaklaşmak isteyenler için çekici kılıyor. Rehber eşliğinde yürüyüşe çıkarak yerel halkın yabani melekotu topladığı alanları keşfedebilir ya da tepelere tırmanarak Disko Körfezi'nden geçen kambur balinaları, minke balinalarını ve diğer deniz canlılarını gözlemleyebilirsiniz.
13. Brecon Beacons, Galler
Galler'in en etkileyici doğal alanlarından Bannau Brycheiniog, daha çok Brecon Beacons adıyla tanınıyor. Orta ve güney Galler boyunca yaklaşık 520 mil karelik geniş bir alana yayılan bölge, yemyeşil tepeleri, geniş yürüyüş parkurları ve etkileyici dağ zirveleriyle dikkat çekiyor.

Pen y Fan, Corn Du ve Craig Gwaun Taf gibi zirveler, hem deneyimli yürüyüşçüleri hem de doğa tutkunlarını bölgeye çekiyor. Daha kolay bir yürüyüş tercih edenler için parkın güneydoğusundaki Sugar Loaf Tepesi, daha ulaşılabilir bir yükseklikten çevrenin 360 derecelik manzarasını sunuyor.
14. Red Rocks Amfitiyatrosu, ABD
Denver şehir merkezine yaklaşık 20 dakikalık sürüş mesafesindeki Red Rocks Amfitiyatrosu, dünyanın en etkileyici açık hava konser alanlarından biri. Pas rengindeki dev kayalıkların arasına yerleşen mekân, yaklaşık 9 bin kişilik kapasitesinin yanı sıra doğal akustiğiyle de tanınıyor.

Colorado'nun temiz dağ havası ve çevredeki kayalıkların görkemi, burada bir konser izlemeyi sıradan bir müzik etkinliğinin ötesine taşıyor. Beatles, Jimi Hendrix ve Louis Armstrong gibi efsanevi müzisyenlerin sahne aldığı amfitiyatro, müzik tarihi açısından da özel bir yere sahip.
15. Choquequirao, Peru
Peru'da Apurímac Nehri'nin yukarısındaki bir kanyonun kenarına kurulmuş antik İnka kenti Choquequirao, hem ulaşımı hem de manzarasıyla etkileyici bir keşif noktası. Machu Picchu'nun kardeş alanı olarak anılan bu arkeolojik yerleşim, çok daha az ziyaretçi ağırlamasıyla öne çıkıyor.

Choquequirao'ya ulaşmak için yapılan yürüyüş oldukça zorlu olsa da kanyonun ve çevredeki dağların geniş manzarası, yolculuğun sonunda ziyaretçileri ödüllendiriyor. Antik yapıların yaklaşık yüzde 80'i hâlâ yoğun bulut ormanlarının altında bulunuyor. Keçuva dilinde “Altının Beşiği” anlamına gelen Choquequirao'nun altınları çoktan ortadan kaybolmuş olsa da taş işçiliği, İnka uygarlığının mimari becerisini gözler önüne seriyor.
16. New Forest, İngiltere
İngiltere'nin güneyindeki New Forest, yollara aniden çıkan midillileri ve eşekleriyle alışılmış orman deneyiminden farklı bir atmosfer sunuyor. Adını 900 yıldan uzun süre önce Fatih William'dan alan bu kadim ormanlık alan, tarihî geçmişi ve geniş doğal yaşam alanlarıyla dikkat çekiyor.

Özellikle sonbaharda fundalıkların mor renge büründüğü dönemde bölgeyi ziyaret etmek ayrı bir güzellik sunuyor. Orman tabanında meşe palamudu arayan domuzlarla karşılaşmak da mümkün. Bu hayvanlar, bölgede serbestçe dolaşan yaklaşık 5 bin midillinin hassas sindirim sistemini korumak amacıyla palamutlarla beslenmelerini kontrol etmek için kullanılıyor.
17. Hà Giang, Vietnam
Vietnam'ın en kuzeyindeki Hà Giang bölgesi, dolambaçlı dağ geçitleri, teraslı pirinç tarlaları ve farklı etnik toplulukların kültürleriyle ülkenin en etkileyici coğrafyalarından biri. Bölgenin manzarası, birbiri ardına uzanan dağlar ve vadiler arasında yolculuk ederken sürekli değişiyor.

Özellikle Tham Ma Geçidi, art arda gelen altı keskin virajıyla dikkat çekiyor. Mi Pa Leng Geçidi ise dağın kenarına oyulmuş yoluyla, yaklaşık 900 metre aşağıdaki Nho Que Nehri'ne bakan nefes kesici bir manzara sunuyor.
18. Lakeland, Finlandiya
Finlandiya, bin göller ülkesi olarak anılsa da ülkedeki göllerin sayısı 180 bini aşıyor. Ülkenin en geniş bölgelerinden birine yayılan Lakeland, birbirine bağlanan gölleri ve ormanlarla kaplı binlerce adasıyla doğayla iç içe bir tatil arayanlar için ideal bir destinasyon.

Yaz aylarında Saimaa veya Päijänne göllerinin kıyısında bir kır evi kiralayabilir, ormanda yabani bitkiler toplayabilir, göllerde yüzebilir ve açık havada yemek hazırlayabilirsiniz. Kışın ise donmuş göller üzerinde buzda balık tutmak, soğuk suya girmek ve geleneksel Fin saunalarında ısınmak bölgenin öne çıkan deneyimleri arasında.
19. Lillafüred, Macaristan
Kuzeydoğu Macaristan'da, Bükk Millî Parkı'nın girişinde yer alan Lillafüred, dört mevsim farklı bir güzelliğe bürünen masalsı bir tatil beldesi. Yaban domuzlarına, kurtlara ve zaman zaman ayılara ev sahipliği yapan ormanların arasında bulunan bölge, özellikle doğa yürüyüşü ve sakin bir kaçamak arayanları cezbediyor.

Hámori Gölü'nün kıyısındaki yüzyıllık Palace Hotel, çevresindeki mağaralar, asma bahçeler ve şelalelerle etkileyici bir manzara oluşturuyor. Yaz aylarında uzun yürüyüşler ve göl kıyısında vakit geçirmek mümkünken kışın bölge bambaşka bir atmosfere bürünüyor. Gölün üzerinde süzülen kayıklar ve ormanların arasına saklanmış yapılar, buraya adeta bir masal diyarı görünümü kazandırıyor.
20. West Cork, İrlanda
İrlanda'nın güneybatısındaki West Cork, ülkenin zaten etkileyici olan doğal güzelliklerini daha da çarpıcı bir ölçekte sunuyor. Beara Yarımadası'nın rüzgârla aşınmış kıyılarından Kinsale'in sevimli balıkçı limanına, çiçeklerle süslü Leap köyünden geniş kırsal alanlara uzanan bölge, her köşesinde farklı bir manzarayla karşılaştırıyor.

Burada güneş ışığıyla aydınlanan tarlalar, küçük yerleşimler ve denize açılan kıyı yolları birbirini tamamlıyor. Ancak bölgenin en etkileyici noktalarından biri, altın-kahverengi kumları ve büyük ölçüde el değmemiş ufuk çizgisiyle Inchydoney Plajı.
21. Altiplano, Bolivya
Bolivya'nın And Dağları boyunca uzanan Altiplano platosu, rengârenk gölleri, keskin dağ zirveleri ve uçsuz bucaksız tuz düzlükleriyle olağanüstü bir coğrafya. Bölgeyi keşfetmenin en iyi yollarından biri, dört çeker bir araçla yüksek rakımlı arazilerde birkaç gün süren bir yolculuğa çıkmak.
Bu yolculuk sırasında kuş sürülerinin üzerinde uçtuğu renkli göller, farklı ışıklarda değişen manzaralar ve kilometrelerce uzanan beyaz tuz tabakalarıyla karşılaşabilirsiniz. Mavi-mor tonlarıyla Laguna Verde, güneş ışığına göre pembeden mora dönüşen Laguna Colorada ve bölgenin en ünlü doğal oluşumu Salar de Uyuni, Altiplano'nun öne çıkan durakları arasında.
Salar de Uyuni'nin çatlamış beyaz yüzeyi, yağışlı dönemlerde ince bir su tabakasıyla kaplandığında gökyüzünü yansıtan dev bir aynaya dönüşüyor. Ufuk çizgisinin neredeyse kaybolduğu bu manzara, bölgenin neden dünyanın en sıra dışı yerlerinden biri sayıldığını açıklıyor.
22. Şeyh Zayed Ulu Camii, Abu Dabi
Abu Dabi'deki Şeyh Zayed Ulu Camii, beyaz mermer yüzeyleri ve gökyüzüne yükselen minareleriyle uzaktan bakıldığında bir serap gibi görünüyor. İhtişamlı mimarisi, Aladdin filmindeki sarayları hatırlatan bir atmosfer yaratırken iç mekânın ölçeği ve ayrıntıları da ziyaretçileri etkiliyor.
Caminin içinde dünyanın en büyük tek parça halısı ve dünyanın en büyükleri arasında yer alan dev avizeler bulunuyor. Geniş alanları kaplayan beyaz Carrara mermeri, yapıya sade ama görkemli bir görünüm kazandırıyor. Dışarıdaki çöl sıcağına rağmen iç mekânda hissedilen dinginlik, burayı yalnızca mimari açıdan değil, atmosferi bakımından da özel kılıyor.
23. Sky Lagoon, İzlanda
İzlanda'nın başkenti Reykjavík'in hemen dışındaki Kópavogur bölgesinde bulunan Sky Lagoon, 2021'de açılan modern bir jeotermal spa. Ülkenin ünlü Blue Lagoon'u kadar konuşulmasa da özellikle deniz manzarası ve çağdaş tasarımıyla dikkat çekiyor.
Kayalık duvarlarla çevrili sonsuzluk havuzu, Kársnes Limanı'nın dalgalarına ve uzaktaki buzullarla kaplı volkanik dağlara bakıyor. Sıcak jeotermal suda dinlenirken manzarayı izlemek, İzlanda'nın sert doğasını rahatlatıcı bir deneyimle birleştiriyor.
Tesis, sauna ve soğuk suya girme deneyimini bir araya getiren ritüelleriyle de tanınıyor. Sıcak ve soğuk arasındaki geçiş, geleneksel İzlanda banyo kültüründen ilham alan bir deneyim sunuyor.
24. Plitvice Gölleri Millî Parkı, Hırvatistan
Hırvatistan'ın en eski ve en büyük millî parkı olan Plitvice Gölleri, ülkenin tam ortasında, yemyeşil ormanların arasında yer alıyor. Birbirine şelalelerle bağlanan 16 gölden oluşan park, turkuaz ve mavi tonlarındaki sularıyla doğanın en etkileyici manzaralarından birini sunuyor.
Ahşap yürüyüş yolları, ziyaretçileri ağaçların arasından geçirerek göllerin ve şelalelerin yakınına götürüyor. Küçük bir kayıkla suyun üzerinde ilerlemek ya da orman patikalarında yürümek, parkı farklı açılardan keşfetmenin yolları arasında. Burada bir gün geçirmek, kalabalık şehirlerden uzaklaşıp bambaşka bir dünyaya adım atmış hissi yaratıyor.
25. İskoçya Yaylaları, İskoçya
İskoçya'nın Highlands olarak bilinen yaylaları; dağları, vadileri ve gölleriyle dünyanın en etkileyici manzaralarından bazılarına ev sahipliği yapıyor. Bölgenin en güzel noktalarının bir kısmına yalnızca yürüyerek ulaşılabiliyor. Bu nedenle doğayla baş başa kalmak isteyenler için uzun mesafeli yürüyüş rotaları önemli bir deneyim sunuyor.
26. Dakhla, Batı Sahra
Sahra Çölü'nün uzak bir köşesinde, Atlantik Okyanusu'na doğru uzanan yaklaşık 35 kilometrelik Dakhla Yarımadası, çöl manzarasını denizle birleştiriyor. Yarımadanın oluşturduğu sığ, turkuaz lagün; rüzgâr sörfü ve kitesurf tutkunlarının gözde noktalarından biri.
27. Kotor Körfezi, Karadağ
Karadağ'da Adriyatik Denizi'nin Dinar Alpleri arasındaki dar geçitlere uzanmasıyla oluşan Kotor Körfezi, dağlarla denizin buluştuğu etkileyici bir manzara sunuyor. Körfezin kıyısında, suyla sarp kayalıkların arasına sıkışmış Orta Çağ kenti Kotor bulunuyor.
Kentin tarihî merkezi, taş sokakları ve üçgen biçimli yerleşimiyle dikkat çekiyor. Yukarıda ise dik kayalıkların üzerine zikzaklar çizerek tırmanan eski bir kale suru yer alıyor. Buradan körfezin koyu, neredeyse siyahı andıran sularını ve çevredeki dağları izlemek mümkün.
28. Zhangye Millî Jeoparkı, Çin
Çin'in Gansu eyaletindeki Zhangye Millî Jeoparkı, gökkuşağının renklerini andıran dağlarıyla dünyanın en sıra dışı jeolojik oluşumlarından birine ev sahipliği yapıyor. Kızıl, altın sarısı ve yosun yeşili tonlarındaki çizgiler, tepelerin yüzeyini boyanmış bir tablo gibi kaplıyor.
Bu renkli görünüm, milyonlarca yıl boyunca tektonik hareketler ve aşınma sonucunda farklı mineral katmanlarının bir araya gelmesiyle oluşmuş. Kızıl kumtaşı ve diğer minerallerin oluşturduğu çizgiler, ışığın geliş açısına göre farklı tonlarda görünebiliyor.
29. Storms River, Güney Afrika
Güney Afrika'nın Western Cape bölgesindeki Garden Route boyunca ilerleyenler, yemyeşil ormanların arasından geçerek Storms River'a ulaşıyor. Tsitsikamma Millî Parkı içindeki nehir, dağların arasından kıvrılarak ilerliyor ve sonunda Atlantik Okyanusu kıyısına ulaşıyor.
Kıyıya varıldığında dev dalgaların kayalıklara çarpmasıyla havaya yükselen su damlacıkları, güneş ışığıyla birleşerek gökkuşağı renkleri oluşturabiliyor. Nehrin üzerinden geçen uzun asma köprü ise hem kanyonun içine hem de açık denize bakan manzaralarıyla bölgenin en dikkat çekici noktalarından biri.
Time Out önerisi: Nehir kıyısını ve sahil ormanlarını keşfettikten sonra ünlü Otter Trail yürüyüş rotasına devam edebilirsiniz. Parkın içinden ilerleyen güzergâh, etkileyici bir şelaleye ulaşma fırsatı da sunuyor.
30. Elephant Rock, İzlanda
İzlanda'nın Westman Adaları takımadasında bulunan Elephant Rock, denizden yükselen ve bir fili andıran kaya oluşumuyla dikkat çekiyor. Devasa gövdesi, belirgin gözü ve denize uzanan hortumu andıran çıkıntısı, kayaya şaşırtıcı derecede gerçekçi bir görünüm kazandırıyor.
Volkanik süreçler ve denizin aşındırıcı etkisiyle şekillenen bu kaya, sanki su içmek için başını denize uzatmış bir fil gibi görünüyor. Doğanın milyonlarca yıl boyunca kayalara biçim verebilen gücünü gösteren oluşum, İzlanda'nın sıra dışı manzaraları arasında kendine özgü bir yere sahip.
31. Bacalar Lagünü, Meksika
Meksika'nın Quintana Roo eyaletinde, Belize sınırına yakın konumdaki Bacalar Lagünü, turistik sahil merkezlerinden uzaklaşmak isteyenler için sakin bir alternatif. Yaklaşık 60 kilometre uzunluğundaki lagün, en geniş noktasında 2 kilometreye ulaşıyor ve farklı derinlikleri sayesinde mavi rengin çok sayıda tonunu yansıtıyor.
Bu nedenle yerel halk burayı “Yedi Renkli Lagün” olarak adlandırıyor. Sığ bölgelerde açık akuamarin tonları görülürken derin sular koyu turkuaz ve petrol mavisine dönüşüyor. Bacalar kasabasının kıyısındaki küçük ahşap iskeleler, güneşlenmek ve suyun hafif dalga seslerini dinlemek için ideal.
32. Stelvio Millî Parkı, İtalya
İtalya Alpleri'nde bulunan Stelvio Millî Parkı, yılın her döneminde farklı bir manzara sunuyor. Yaz aylarında alçak vadiler yeşil çayırlarla kaplanıyor; pembe ve sarı çiçekler, dağların yamaçlarında renkli bir görünüm oluşturuyor. Çayırlarda dolaşan dağ inekleri de bu pastoral manzaranın bir parçası.
Yürüyüş yapmak isteyenler için yaz ayları ideal olsa da park, kışın bambaşka bir güzelliğe bürünüyor. Karla kaplanan yamaçlar ve kayak pistleri, soğuk havaya rağmen bölgeyi ziyaret etmek için güçlü bir neden sunuyor. Devasa Forni Buzulu ise mevsim ne olursa olsun manzaranın en dikkat çekici unsurlarından biri.
33. Lord Howe Adası, Avustralya
Sydney'in kuzeydoğusunda, Tasmanya Denizi'nde bulunan Lord Howe Adası, UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan küçük ama olağanüstü bir doğa alanı. Hilal biçimindeki ada, turkuaz bir lagünü çevreleyen beyaz kumsalları ve arka planda yükselen dağlarıyla dikkat çekiyor.
Dünyanın en güneydeki mercan resiflerinden birine ev sahipliği yapan ada, volkanik geçmişi ve biyolojik çeşitliliğiyle de öne çıkıyor. Yalnızca 11 kilometre uzunluğunda ve 2 kilometre genişliğinde olmasına rağmen burada 241 bitki türü, 207 kuş türü ve 90 mercan türü bulunuyor.
34. Janjske Otoke, Bosna-Hersek
Bosna-Hersek'in doğal güzellikleri giderek daha fazla gezginin ilgisini çekiyor. Ancak Šipovo kasabasının güneyinde bulunan Janjske Otoke, hâlâ huzurlu atmosferini koruyan özel bir destinasyon.
Adalar ve küçük kara parçalarından oluşan bu alan, ahşap köprülerle birbirine bağlanıyor. Kristal berraklığındaki sular, yoğun yeşillik, küçük ahşap evler ve sakin şelaleler, bölgeye dingin bir görünüm kazandırıyor. Yakındaki UNESCO korumasındaki Janj ilkel ormanı da zengin biyolojik çeşitliliğiyle bu doğal manzarayı tamamlıyor.
35. Erg Chebbi, Fas
Fas, dünyanın en etkileyici çöl manzaralarından bazılarına ev sahipliği yapıyor. Merzouga kasabasının ötesinde uzanan Erg Chebbi kumulları, Sahra Çölü'nün en çarpıcı bölgelerinden biri. Altın rengi kum tepeleri 300 metreye kadar yükseliyor ve yaklaşık 28 kilometrelik bir alana yayılıyor.
Rüzgârın sürekli değiştirdiği kum yüzeyleri, ışığın gün içindeki hareketiyle farklı renklere bürünüyor. Gün batımına doğru kumların üzerinde beliren kızıl ve turuncu tonlar, bölgeyi fotoğraf tutkunları için de cazip kılıyor. Çölde deveyle yapılan yolculuklar ve yıldızlarla dolu bir gökyüzünün altında geçirilen geceler, Erg Chebbi deneyiminin önemli parçaları arasında.
36. Üç Balina Kayası, Tayland
Tayland'ın Isan bölgesinde bulunan Him Sam Wan, yani Üç Balina Kayası, sıra dışı jeolojik oluşumlarıyla dikkat çekiyor. Yan yana duran dev kaya kütleleri, uzaktan bakıldığında mercanların üzerinde ilerleyen üç balinayı andırıyor. Ancak bu kez balinaların yerini devasa kayalar, mercanların yerini ise geniş bir tropik orman alıyor.
Kayaların bordo tonlarındaki yüzeyleri ve silindirik biçimleri, çevredeki yemyeşil bitki örtüsüyle güçlü bir kontrast oluşturuyor. Kayalıkların üzerine yürüyerek çevredeki ormanların, Mekong Nehri kıyısındaki alçak arazilerin ve uzaktaki Laos dağlarının manzarasını izlemek mümkün.
37. Paradise Bay, Antarktika
Antarktika Yarımadası'nın uçlarına yakın konumda bulunan Paradise Bay, buzullarla kaplı dağların çevrelediği etkileyici bir koy. Tekneyle ilerlerken üst kısımları bembeyaz, su altında kalan bölümleri ise elektrik mavisi tonlarında görünen buzdağlarıyla karşılaşmak mümkün.
Kıtanın uçsuz bucaksız ve sessiz manzarası, insanın doğa karşısındaki küçüklüğünü hissettiriyor. Antarktika'da yaşayan insanların sayısı son derece sınırlıyken penguenler ve foklar çevrenin asıl sakinleri olarak öne çıkıyor. Kar üzerinde yürüyen, suya dalan ve kayalıkların üzerinde dinlenen penguenler, beyaz manzaraya hareket katıyor.
38. Milford Sound, Yeni Zelanda
Yeni Zelanda'nın Güney Adası'nın batısında, Fiordland Millî Parkı içinde bulunan Milford Sound, ülkenin en ünlü fiyortlarından biri. Buzul hareketleriyle milyonlarca yıl boyunca şekillenen bu coğrafya, denize dik inen dağları ve yüksek kayalıklardan dökülen şelaleleriyle etkileyici bir manzara oluşturuyor.
Koyu renkli sularda tekneyle ilerlerken sislerin arasından yükselen dağlar, kayalıklardan dökülen şelaleler ve güneşin altında dinlenen kürklü foklarla karşılaşabilirsiniz. Bölgenin sessizliği, yalnızca suyun ve şelalelerin sesleriyle bozuluyor.
39. Koh Rong Samloem, Kamboçya
Kamboçya kıyılarındaki Koh Rong Samloem, komşusu Koh Rong Adası'na göre daha küçük ve sakin bir destinasyon. El değmemiş doğası ve dingin atmosferiyle öne çıkan ada, kalabalıktan uzak bir sahil tatili arayanlara hitap ediyor.
En bilinen noktası Saracen Bay, pudra beyazlığındaki uzun kumsalı ve sahil boyunca uzanan konaklama tesisleriyle dikkat çekiyor. M'Pai Bay ise plaj barları, bungalovları ve yerel halkla yabancı ziyaretçilerin bir arada yaşadığı rahat atmosferiyle farklı bir karaktere sahip.
40. Ella, Sri Lanka
Sri Lanka'nın dağlık bölgesinde bulunan Ella, ülkenin hareketli şehirlerinden ve sörf plajlarından uzaklaşmak isteyenler için huzurlu bir kaçış noktası. Yemyeşil tepeler, çay plantasyonları ve geniş vadilerle çevrili kasaba, açık hava etkinlikleri ve yürüyüş rotalarıyla tanınıyor.
Bölgedeki patikalar farklı zorluk seviyelerinde yürüyüş seçenekleri sunuyor. Bunlar arasında, Sri Lanka'nın en güzel tren yolculuklarından biri olarak anılan Kandy-Ella hattının simge yapılarından Dokuz Kemerli Köprü çevresindeki rotalar da bulunuyor.
41. Maria Adası Millî Parkı, Tasmanya, Avustralya
Tasmanya kıyılarındaki Maria Adası, Avustralya'nın vahşi doğasını yakından deneyimlemek için eşsiz bir yer. Aborjin halkı tarafından wukaluwikiwayna adıyla bilinen ada, geçmişte bir mahkûm yerleşimi olarak kullanılmış; bugün ise yerli hayvan türlerinin korunduğu bir millî park.
Yürüyüş sırasında kısa bir zaman diliminde vombatlar, wallabyler, kangurular ve Tasmanya canavarlarıyla karşılaşmak mümkün. Adada ayrıca dikkatli olunması gereken büyük kaplan yılanları da yaşıyor. Yaban hayatının zenginliği, Maria Adası'nı yalnızca manzaralarıyla değil, hayvan gözlemi açısından da özel kılıyor.
42. Ocho Rios Blue Hole, Jamaika
Jamaika'nın en tanınmış doğal güzelliklerinden Dunn's River Şelaleleri'nin yakınında bulunan Blue Hole, Karayipler'in en dikkat çekici doğal yüzme noktalarından biri. Turkuaz rengindeki suyu, burayı çevresindeki tropik bitki örtüsüyle birlikte etkileyici bir manzaraya dönüştürüyor.
Doğal havuzların çevresinde yüzmek ve serinlemek mümkün. Macera arayanlar için yüksek kayalıklardan suya atlama noktaları ve halatlı salıncaklar bulunuyor. Daha sakin bir deneyim tercih edenler ise deniz ayakkabılarıyla suya girerek havuzların çevresini keşfedebilir.
Blue Hole'un berrak suları ve doğal oluşumları, Jamaika'nın tropik doğasını yakından deneyimlemek isteyenler için ideal bir durak.
43. Puglia, İtalya
İtalya'nın Adriyatik kıyısında yer alan Puglia, ülkenin daha çok bilinen turistik bölgelerinin gölgesinde kalsa da etkileyici kıyıları, zeytinlikleri ve tarihî yerleşimleriyle dikkat çekiyor. Bölgenin yavaş yaşam temposu, bisikletle keşfetmek için ideal bir ortam yaratıyor.
Yüzyıllardır büyük ölçüde değişmeden kalan sokaklar, zeytin ağaçlarıyla kaplı kırsal alanlar ve kendine özgü mimari, Puglia'nın karakterini belirliyor. Alberobello'nun konik çatılı geleneksel trulli evleri UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alıyor. Lecce'nin Barok kiliseleri, kayalıkların üzerine kurulu Polignano a Mare ve Orta Çağ atmosferini koruyan Monopoli de bölgenin öne çıkan durakları arasında.
44. Cavendish Plajı, Kanada
Kanada'nın en küçük ada eyaleti Prince Edward Adası, 90'dan fazla plaja ev sahipliği yapıyor. Bunların arasında Cavendish Plajı, rüzgârın biçimlendirdiği kumulları, etkileyici kumtaşı kayalıkları ve sakin dalgalarıyla öne çıkıyor.
Adanın kıyılarını yürüyerek keşfetmek isteyenler için Island Walk rotası, farklı bölümleri bir araya getirerek uzun bir doğa yolculuğu sunuyor. Cavendish ile North Rustico arasındaki bölüm ise manzaralarıyla özellikle dikkat çekiyor.
45. Perito Moreno Buzulu, Arjantin
Arjantin'in Los Glaciares Millî Parkı'nda bulunan Perito Moreno Buzulu, ülkenin en etkileyici doğal oluşumlarından biri. Sütlü yeşil tonlarındaki Argentino Gölü'nün üzerinde uzanan devasa buz kütlesi, çevresindeki sarp dağ zirveleriyle güçlü bir kontrast oluşturuyor.
Buzulun yaklaşık 70 metre yüksekliğe ulaşan dik cephesi, derin çatlaklar ve mavi buz katmanlarıyla dikkat çekiyor. Beyaz yüzeyin arasından beliren turkuaz ve koyu mavi tonları, buzun kalınlığını ve ışığın farklı katmanlardan geçişini gözler önüne seriyor.
46. Kinkaku-ji, Japonya
Kyoto'nun kuzeydoğusundaki yeşil tepelerin arasında yer alan Kinkaku-ji, altın varakla kaplı dış yüzeyiyle Japonya'nın en tanınmış tapınaklarından biri. İlk olarak 1397'de inşa edilen Zen Budist tapınağı, bonsai tarzında şekillendirilmiş çam ağaçları, Japon akçaağaçları ve yosunlu taşlarla çevrili.
Altın Tapınak olarak da bilinen yapı, önündeki gölette yansıyan görüntüsüyle özellikle fotoğraf tutkunlarının ilgisini çekiyor. Ancak burası Kyoto'nun en popüler turistik noktalarından biri olduğu için fotoğraflardaki kadar sakin olmayabiliyor.
47. Registan Meydanı, Özbekistan
Özbekistan'ın tarihî Semerkant kentinin kalbinde bulunan Registan Meydanı, İpek Yolu'nun en görkemli mimari miraslarından biri. Geniş meydanı çevreleyen üç anıtsal medrese, 15. ile 17. yüzyıllar arasında inşa edildi.
Yapıların yüksek kemerli girişleri, parıldayan kubbeleri ve ince işçilikle hazırlanmış minareleri, İslam mimarisinin zenginliğini gözler önüne seriyor. Tuğla, çini ve mozaiklerle oluşturulan geometrik desenler, cephelerde ayrıntılı bir görsel bütünlük yaratıyor.
Registan Meydanı'nın etkileyici görünümü, yapılar gün batımından sonra aydınlatıldığında daha da belirginleşiyor. Meydanın genişliği ve çevresindeki yapıların anıtsal ölçeği, ziyaretçiye Orta Asya'nın tarihî ve kültürel mirasını yakından hissettiriyor.
48. Savannah, ABD
ABD'nin Georgia eyaletinde, Atlantik kıyısında bulunan Savannah, ülkenin en eski şehirlerinden biri. Arnavut kaldırımlı sokakları, tarihî meydanları ve İspanyol yosunlarıyla kaplı yaşlı meşe ağaçlarıyla şehrin kendine özgü bir atmosferi var.
Savannah'ın 22 meydanı, yürüyerek keşfetmeyi kolaylaştırıyor. Geniş kaldırımlar boyunca sıralanan pastel tonlarındaki tarihî konaklar ve ağaçların gölgelediği yollar, şehirde uzun yürüyüşler yapmak için ideal. Paris'teki çeşmeleri hatırlatan yapısıyla Forsyth Park, şehrin en bilinen yeşil alanlarından biri.
49. Jaipur, Hindistan
Hindistan'ın Rajasthan eyaletinin başkenti Jaipur, pembe tonlarındaki binaları nedeniyle Pembe Şehir olarak biliniyor. Sanat ve zanaat gelenekleriyle tanınan kent, blok baskı tekstilleri ve mavi seramikleriyle de öne çıkıyor.
Jaipur'un kraliyet geçmişi saraylarında ve anıtsal yapılarında görülebilse de şehrin asıl karakteri sokaklarında ortaya çıkıyor. Eski Şehir'in kiremit pembesi kapılarından içeri girildiğinde baharatlar, meyveler, kumaşlar, yorganlar ve halılar satan küçük dükkânlarla karşılaşmak mümkün.
Şehrin çarşıları, gündelik yaşamı yakından gözlemlemek isteyen ziyaretçiler için önemli bir durak. Satıcıların sesleri, renkli tezgâhlar ve sokaklarda hazırlanan yiyecekler, Jaipur'un hareketli atmosferini oluşturuyor.
Time Out önerisi: Yerel hayatı daha yakından tanımak için bir çarşıda zaman geçirin. Tezgâhları dolaştıktan sonra bir fincan chai içerek şehrin ritmini gözlemleyebilirsiniz.
50. Hürmüz Adası, İran
İran kıyılarının açıklarında bulunan Hürmüz Adası, farklı minerallerin oluşturduğu olağanüstü renkleriyle tanınıyor. Gözyaşı damlasını andıran biçime sahip ada, kırmızı, sarı ve turuncu tonlarıyla neredeyse gerçeküstü bir manzara sunuyor. Bölgede bulunan 70'ten fazla mineral, kayalıkların ve toprağın bu sıra dışı renklerini oluşturuyor.
Adada parıldayan tuz mağaraları, kızıl kumsallar ve kıyı boyunca uzanan renkli jeolojik oluşumlar bulunuyor. Özellikle gün batımında kırmızı tonlarındaki dağların ve kıyıların rengi daha da belirginleşiyor. Yerel mutfakta gelack adı verilen kırmızı toprak da bazı soslarda ve yemeklerde baharat olarak kullanılıyor.
51. Hoi An, Vietnam
Vietnam'ın orta kıyısında yer alan Hoi An, altın tonlarındaki tarihî evleri ve akşamları sokakları aydınlatan ipek fenerleriyle tanınıyor. Nehir kıyısındaki bu eski ticaret kenti, günümüzde de yavaş ve sakin yaşam temposunu büyük ölçüde koruyor.
Tarihî merkezdeki dükkânların önünde sallanan fenerler, dar sokakların mimarisiyle birleşerek şehre kendine özgü bir görünüm kazandırıyor. Sabahları kafelerde hindistan cevizli kahve içmek, öğleden sonraları su mandalarının otladığı pirinç tarlalarının arasından bisikletle geçmek ve akşamları Thu Bon Nehri'nde fenerlerle aydınlatılmış tekneleri izlemek, Hoi An'da günlük yaşamın öne çıkan parçaları arasında.
Kalabalıklar artmadan önce tarihî sokaklarda yürümek, şehrin mimarisini daha sakin bir ortamda keşfetme fırsatı sunuyor. Hoi An'ın çevresindeki plajlar da deniz kenarında dinlenmek isteyenler için farklı seçenekler yaratıyor.
Dünyanın güzelliği 51 farklı durakta, 51 farklı biçimde karşımıza çıkıyor. Kimi destinasyonlar doğanın milyonlarca yılda şekillendirdiği sıra dışı manzaralarıyla, kimileri ise insanlığın tarih boyunca ortaya koyduğu mimari ve kültürel mirasla öne çıkıyor. Time Out'un seçkisi, dünyayı keşfetmek için tek bir doğru rota olmadığını hatırlatırken bir sonraki seyahat için ilham verecek pek çok farklı durak sunuyor.
Discover Time Out original video