[category]
[title]
Puantiye desenleri, balkabakları ve sonsuzluk odalarıyla tanınan Japon sanatçının kalıcı eserleri Londra’dan Honolulu’ya dünyanın farklı noktalarında ziyaret edilebiliyor.

Çağdaş sanatın en tanınan isimlerinden biri olan Yayoi Kusama, 97 yaşında hayatını kaybetti. Sanatçının stüdyosu, Kusama’nın 14 Ağustos 2026’da Tokyo’daki bir hastanede yaşamını yitirdiğini açıkladı.
Yetmiş yıla yayılan kariyeri boyunca Kusama, kendine özgü puantiye desenleri, aynalı enstalasyonları ve balkabağı heykelleriyle çağdaş sanatın en etkili isimlerinden biri haline geldi. Özellikle ziyaretçileri sanat eserinin içine alan Infinity Mirror Rooms (Sonsuzluk Aynası Odaları) serisi, dünyanın dört bir yanından sanatseverleri çekti.
Kusama’nın eserleri bugüne kadar dünyanın pek çok müze ve galerisinde sergilendi. Ancak bazı çalışmaları kalıcı olarak belirli şehirlerde bulunuyor. Sanatçının eserlerini görmek isteyenler için Londra’dan Japonya’ya, Los Angeles’tan Sidney’e uzanan dokuz adres şöyle:

Londra’da işe gidip gelirken karşınıza dev bir Yayoi Kusama eseri çıkmasını beklemeyebilirsiniz. Ancak sanatçının Infinite Accumulation adlı eseri, 2024’ten bu yana Liverpool Street İstasyonu’ndaki Elizabeth Line girişinin önünde ziyaretçileri karşılıyor.
Yaklaşık 100 metre uzunluğundaki eser, birbirine bağlanan yansıtıcı çelik kürelerden oluşuyor ve 10 metre yüksekliğe ulaşıyor. Kusama’nın dünyanın herhangi bir yerindeki en büyük kalıcı heykeli olan çalışma, aynı zamanda sanatçının Birleşik Krallık’taki tek kalıcı kamusal eseri.
Crossrail Art Programme kapsamında sipariş edilen heykelin yansıtıcı yüzeyleri, çevredeki Londra silüetini bozarak istasyon girişini adeta dev bir aynalar koridoruna dönüştürüyor.

Kusama denince akla gelen ilk eserlerden biri olan sarı ve siyah puantiyeli Pumpkin, Japonya’nın sanat adası Naoshima’da denizin kenarında yer alıyor.
1994’ten beri bir iskele üzerinde duran heykel, sanatçının en fazla fotoğraflanan eserlerinden biri. 2021’de bir tayfun nedeniyle denize sürüklenerek ağır hasar gören orijinal eserin yerine, 2022’de gelecekteki fırtınalara dayanacak şekilde güçlendirilmiş yeni bir versiyon yerleştirildi.
Naoshima’da Kusama’nın bir başka balkabağı da ziyaretçileri bekliyor. Miyanoura Limanı’ndaki Red Pumpkin, 2006’da yerleştirildi ve yaklaşık dört metre yüksekliğinde. Ziyaretçiler heykelin üzerindeki puantiyelerden açılan boşluklardan içeri girebiliyor. Hava karardığında ise eser aydınlanıyor.
Japonya’nın Echigo-Tsumari Art Field bölgesindeki pirinç tarlalarının arasında, Matsudai İstasyonu’nun dışında dev bir çiçek heykeli bulunuyor.
Tsumari in Bloom, 2003’ten beri burada sergileniyor. Kusama’nın açık hava çalışmaları arasında özel bir yere sahip olan eser, sanatçının kendi ifadesiyle yaptığı açık hava heykelleri içinde favorilerinden biriydi.
Bölgeye yayılan 800’den fazla kalıcı sanat eserinden biri olan çalışma, yıl boyunca ziyaret edilebiliyor.

Kusama’nın dünyasını en kapsamlı şekilde deneyimlemek isteyenlerin adresi ise Tokyo’daki Yayoi Kusama Museum.
2017’de Shinjuku’da açılan beş katlı müze, sanatçının çalışmalarına adanmış durumda. Yılda iki farklı sergiye ev sahipliği yapan müzede The Princess with the Pea gibi eserler de yer alıyor.
Ancak müzeyi ziyaret etmek biraz planlama gerektiriyor. Biletler ziyaret tarihinden iki ay önce, ayın ilk günü satışa çıkıyor ve kısa sürede tükenebiliyor. Girişler 90 dakikalık zaman dilimleriyle yapılıyor ve kapıda bilet satışı bulunmuyor.

Kusama’nın 1929’da doğduğu Matsumoto şehrindeki Matsumoto City Museum of Art, sanatçının eserlerinden oluşan kalıcı bir koleksiyona sahip.
Müzeye ulaşmadan önce ziyaretçileri dışarıda The Visionary Flowers adlı dev heykel karşılıyor. Kusama’nın puantiyeli dünyası müzenin içinde de devam ediyor; otomatlardan banklara, hatta tuvaletlere kadar çeşitli alanlar sanatçının imzası haline gelen desenlerle yeniden tasarlanmış.
Tokyo’nun kalabalığından uzaklaşarak Kusama’nın sanatını daha sakin bir ortamda görmek isteyenler için Matsumoto iyi bir alternatif.
Kusama’nın eserlerini görmek için her zaman bir müzeye gitmek gerekmiyor. Honolulu’daki Ala Moana Center alışveriş merkezinin koi balığı havuzları arasında, 2016’dan bu yana dev bir bronz balkabağı bulunuyor.
Yaklaşık 1,8 metre yüksekliğinde ve 540 kilogram ağırlığındaki heykel, Kusama’nın Hawaii’deki ilk kalıcı eseri.
Heykelin balkabağı formunda olması da tesadüf değil. Kusama’nın ailesinin İkinci Dünya Savaşı sırasında yiyecek ve teselli kaynağı olarak balkabağına başvurması, sanatçının bu motife duyduğu bağlılığın önemli nedenlerinden biri olarak biliniyor.

Los Angeles’taki The Broad, Kusama’nın iki Infinity Mirror Room eserini kalıcı koleksiyonunda bulunduruyor.
Aynalarla kaplı bu odalarda ışıklar ve çeşitli formlar çoğaltılarak mekânın sınırlarının ortadan kalktığı bir illüzyon yaratılıyor. Infinity Mirrored Room – The Souls of Millions of Light Years Away (2013) için önceden rezervasyon gerekiyor. 2017 tarihli Longing for Eternity ise genellikle rezervasyonsuz ziyaret edilebiliyor ancak zaman zaman erişime kapatılabiliyor.
Müzenin 2017’de düzenlediği Kusama sergisinde oluşan 150 bin kişilik bilet kuyruğu, sanatçının eserlerine yönelik küresel ilginin boyutunu da ortaya koymuştu.

Sidney’deki Art Gallery of New South Wales de Kusama’nın kalıcı eserlerinden birine ev sahipliği yapıyor.
Galeriye ait Naala Badu binasının 2022’de açılması için özel olarak sipariş edilen Flowers that Bloom in the Cosmos, Woolloomooloo Körfezi’ne bakan terasta yer alıyor.
Devasa, puantiyeli çiçeklerden oluşan eser hem gündüz hem de gece görülebiliyor. Kusama’nın sanatında sıkça karşılaşılan “her insanın evrendeki diğer insanlara bağlı tek bir nokta olduğu” fikrini, bu çalışmada dev çiçekler üzerinden fiziksel bir forma dönüştürmek mümkün.
Canberra’daki National Gallery of Australia, 2018’den bu yana Kusama’nın The Spirits of the Pumpkins Descended into the Heavens adlı eserine sahip.
Bir başka Infinity Mirror Room olan çalışma, ayna kaplı küçük bir odanın içine yerleştirilmiş ışıklı ve puantiyeli balkabaklarından oluşuyor. Eser tek bir gözetleme deliğinden izleniyor; aynalar sayesinde sınırlı bir alan, sonsuza kadar uzanan dev bir mekân hissi yaratıyor.
Ancak eserin zaman zaman başka kurumlara ödünç verildiğini ve farklı sergiler için taşındığını belirtmekte fayda var. Bu nedenle Canberra’ya gitmeden önce eserin o sırada galeride sergilenip sergilenmediğini kontrol etmek gerekiyor.
Discover Time Out original video