Eşsiz bir ses: Benjamin Clementine

Herhangi bir arama motoruna Benjamin Clementine ve Paris metrosunun adını yan yana yazarsanız muhtemelen birkaç videoya rastlarsınız.

benjamin celementin
Ediz Pekinli |
Advertising

16 yaşında Londra’dan kaçıp Paris’te evsiz bir sokak müzisyeni olarak yaşayan Clementine o zamanları anlatırken: “Paris metrosunda şarkı söylerken kendimi bir stadyum konserindeymiş gibi hissediyordum,” diyor. 2012 yılında Fransa’daki yerel bir festivalde keşfedilip EMI ile albüm anlaşması yapıncaya kadar sokak şarkıcılığına devam ediyor Clementine. Bu süreçte parası olmadığı için davet edildiği festivallere gidememek dahil her türlü zorluğu yaşıyor ama müzik yapmaya hiç ara vermiyor.

2015 yılında ilk albümü ‘At Least For Now’ övgüyle karşılanıyor ve Clementine’ın lirik tarzı Tom Waits’ten Leonard Cohen’e bir dizi büyük isimle kıyaslanıyor. Sonuç olarak başarısı İngiltere’nin en büyük müzik ödülü olan Mercury Prize’ı kazanmasıyla perçinleniyor. İkinci albüm ‘I Tell a Fly’ ise fazla gecikmeden 2017’de görücüye çıkıyor.

Benjamin Clementine’ın tarzına baktığımızda ilk dikkat çeken etkileyici spinto tenor vokali. Şarkı sözlerindeki şiirsellik ve piyanoyla olan sıkı ilişkisi de gözden kaçmıyor. Bir söyleşisinde ilham kaynakları arasında Chopin ve Satie gibi bestecileri sayıyor zaten. Hatta kendini çoğu zaman bir şarkıcıdan çok bir kompozitör gibi hissettiğini de dile getiriyor. Eğitim almasa da piyano tekniğini geliştirirken bu isimlerin eserlerinden yola çıkmış Clementine.

İlk albümünden sonra bütün dünya gözlerini 1.90 boyundaki bu androjen görünümü genç adamın sıradaki projesine çevirmişti. Fakat Clementine’ın sesini kendi albümünden önce Gorillaz’ın merakla beklenen albümü ‘Humanz’ın ilk single’ı olan ‘Hallelujah Money’de duyduk. Parça, Gorillaz standartlarının oldukça dışındaydı ve Clementine’ın sesi altında eziliyordu desek abartmış olmayız. Bir Gorillaz parçasından çok Clementine’ın deneysel sayıklamalarını andırıyordu. Bu iş birliğinin ardından 2017 tarihli ikinci albüm ‘I Tell a Fly’ geldi. Bu albümle birlikte Clementine’ın modern klasik üslubuyla deneysel pop hissiyatı arasındaki mesafe iyice azalmış oldu. Şarkı sözleriyse bir önceki albüme göre biraz daha güncel, biraz daha politikti.

Kendisi bu yazı yazıldığı sıralarda David Byrne ile birlikte Kuzey Amerika’da turluyor. Byrne gibi büyük bir müzisyenin Clementine ile aynı sahneyi paylaşmayı seçmesi şaşırtıcı değil. Yeteneğinin ötesinde insanda merak ve hayranlık uyandıran bir havası ve anlatmaya değer hikayeleri var. Yakın dönemde İngiltere’den çıkmış en etkileyici seslerden birini duymak isterseniz Clementine’ın ilk İstanbul konserini sakın ola kaçırmayın.

5 Temmuz, Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Sahnesi, 21.00, 60-250 TL

Advertising