Ödüllü piyanist Gabriela Montero'ya merak ettiklerimizi sorduk

Echo ödüllü Venezuelalı müzisyen Gabriela Montero, yaylı orkestrası Scottish Ensemble eşliğinde İş Sanat’ta sahne alacak. Konser öncesinde Montero’ya merak ettiklerimizi sorduk.

Montero gabriela
Fotoğraf: Shelly Mosman
Time Out İstanbul editörleri |
Advertising

Müzisyen olmaya nasıl karar verdiniz?

Bebek denebilecek yaşta piyano çalmaya başladım. Annem ve babam Noel’de bana bir oyuncak piyano hediye etmişti. Birkaç ay sonra annemin s öylediği tüm ninnileri çalabiliyordum. Bir buçuk yaşındaydım. O zaman herkes müzisyen olacağımı biliyormuş. Daha çocuktum ama müzikle iletişim kuruyordum. Bu,  benim için gayet  doğaldı. Çocuk piyanist olarak konserler verdim. İlk gençliğimde de konserlere devam ettim. Yarışmalar kazandım, performanslar sergiledim ve ardından birkaç s ene ara verdim. Konser piyanisti olarak devam edip etmeyeceğimi bilmiyordum. Bildiğim tek şey müziğin benim için çok önemli olduğuydu. Nihayetinde farklı sebeplerle de olsa kendimi tamamenmüziğe adamaya karar verdim. Başkalarına yardım etme arzum beni toplumsal meselelerle ve insan haklarıyla ilgilenmeye yöneltti. Sahnede doğaçlama yapmayı seviyorsunuz. Kimi zaman seyircilerden melodi istediğiniz bile oluyor . Seyirci böyle anlarda nasıl tepki veriyor? Çok hoşlarına gidiyor. Önce biraz çekiniyorlar ama biri mırıldanmaya başladığında diğerleri de ona katılmak istiyor. Daha önce t elefon zillerinden fügler, futbol tezahüratlarından tangolar oluşturdum. Doğaçlama her şeyi mümkün kılıyor. Bence seyirci sonuçtan ziyade spontane bir müzik üretiminin parçası olmayı seviyor. Scottish Ensemble, Birleşik Krallık’ın en iyi yaylı orkestralarından biri.

Birlikte çalışmaya nasıl başladınız?

Scottish Ensemble’ı çok seviyorum. Birkaç sene önce birlikte turneye çıkmıştık. Bence dünyadaki en yenilikçi, heyecan verici, risk almayı seven ekiplerden biri Scottish Ensemble.

Sevdiğiniz klasik ve modern besteciler kimler?  

Bach, Mozart, Rachmaninoff,  Shostakovich, Schumann gibi isimlere hayranım. Duygularıma hitap eden, aynı zamanda zekice bestelenmiş müzikler beni büyülüyor. Zor beğenen bir müzik kulağım var, sadelikten zevk almıyorum. Bahsettiğim besteciler karmaşık ve duygusal bir dille insana dair hikâyeler anlatmayı başaran isimler. Dinlediğim parçanın beni etkilemesini ve değiştirmesini isterim.

Daha önce İstanbul’a geldiniz mi? Şehre ve Türk müziğine dair neler biliyorsunuz?

Pek çok kez geldim. Muhteşem ve ilgi çekici bir şehir. Son gelişimde belli bir konu üzerine doğaçlama yapmam istenmişti. Özgürlüğe dair bir temaydı. Seyirciler doğaçlama sırasında çok duygulandıklarını belirtmişti. Ferzan ve Ferhan Önder de arkadaşlarım. İkisi de harika müzisyenler. Ve Türk yemekleri muhteşem! Umarım bu gelişimde daha fazlasını keşfetme şansım olur.

15 Mayıs, İş Sanat, 20.30, 20-100 TL

Advertising