İlhamı farklı kültürler

Istanbul doğumlu DJ ve producer Carlita ile müziği hakkında hoş bir sohbet ettik.

Time Out İstanbul editörleri
Advertising

Müzikle yollarınız nasıl kesişti? 

Hikaye aslında üniversite yıllarıma uzanıyor… İkinci senemde arkadaşımın aldığı minik controller’la oynayarak başladım. Üniversitede daha çok hobi olarak çalıyordum ama en son full time işimi (Music direction for a Party company in NY, babel ve Gospel) bırakıp kendimi yaz sezonunda tamamen show’lara vererek başladım. Eğitimimi de pazarlama üzerine yaptım ve şu anda ağırlıklı olarak müziğe ve sanata konsantre olmaya çalışıyorum. Birlikte çalıştığım ekip ise pazarlama konularına konsantre oluyor. 


İlhamını kimlerden ve nelerden alıyorsun?

En büyük ilhamı genellikle tanıştığım ve bağlantı kurabildiğim insanlardan, seyahat ettiğim ülkelerden ve kültürlerinden alıyorum. Çok fazla değişik yer görme şansına sahibim ve bu da bana daha önce hiç gitmediğim yerlere giderek hiç görmediğim şeylerle karşılaşma ve yepyeni insanları ve onların dünyalarını keşfetme şansını veriyor. Bu açıdan oldukça şanslıyım. 


Yaptığın müziği nasıl tanımlıyorsun? 

Bu soruyu çok fazla alıyorum ve açıklamakta çok zorlanıyorum. Bunun nedeni ise zevklerimin sürekli değişmesi ve pek çok müzik türünden hoşlanan bir zevke sahip olmam. Sevdiğim sesleri bir araya toplayarak kendi “sound’umu yaratmaya çalışıyorum diyebilirim. Mesela rock müzik favorilerimden biri, 80’ler synthler de bu ara çok hoşuma gidiyor ve müziğimde kullanmaya çalışıyorum.

Başladığın günden bu yana müziğin nasıl bir değişimden geçti sence?

Müziğim ve zevklerim sürekli değişiyor. İlk başladığım zaman ağırlıklı house müzikle başladım ve üzerinden çok geçmeden yavaş Latin Amerikan elektronik müziğe sardım; Electro Cumbia, elektronik dünya müziği çok hoşuma gitmeye başladı ve ilerleyen zamanlarda da daha çok deep house, daha hızlı bpm (beat per minute) lerle indie dance tarzında müziklerle kendimi buldum ve şu anda da ordayım :) Ancak dediğim gibi ben pek çok genre’yi birbirine karıştırmayı seviyorum, bir anda kendimi bir önceki sahnemden müziklerle o gün çalmak istediğim müziklerimi karıştırırken bulmam mümkün.

Set’lerine nasıl hazırlanıyorsun?

Setlerimden önce çaldığım saati, yeri, kapasiteyi öğreniyorum ve oraya kendi müziğimi nasıl adapte ederim diye düşünüyorum. Çaldığım saat ve kapasite çok önemli çünkü bana göre dinleyicinin nabzını tutmak en az performans sergilemek kadar önemli. İnsanlar iyi zaman geçirince, mekanın enerjisi de yüksek oluyor, bu da benim için çok önemli.


Çaldığın mekanın neresi olduğundan etkileniyor musun?

Tabii ki etkileniyorum. Bazı mekanları çok seviyorum bazıları ise çok hoşuma gitmiyor. Mesela bazen Dj booth’u insanlardan çok uzakta oluyor ve bu hoşuma gitmiyor çünkü ben performansım esnasında insanlarla bağlantıda olmayı ve onların nabzını tutabilmeyi seviyorum. Plaj partileri genellikle daha çok hoşuma gidiyor çünkü ben happy hour gibi güneşin batmadan önceki saatlerini çok seviyorum çünkü yazın havanın en güzel saatleri o saatler oluyor ve de insanlar genellikle daha mutlu oluyorlar. Özellikle Tulum / Meksika’daki plaj partilerini çok seviyorum. Clubler’deki partilerle ilgili hislerim ise genellikle müzik sistemlerine göre değişiyor. Müzik sistemleri benim için çok önemli.

Müziklerini yaparken tamamen kendi seveceğin doğrultuda mı gidiyorsun yoksa dinleyici profilini göz önünde bulundurarak bazı değişikliklere gidiyor musun?

İkisi de… Kendi sevdiğim müziği dinleyiciyi göz önünde bulundurarak sunuyorum. Kendi sevmediğim birşeyi ise asla çalmıyorum. Çok fazla farklı tarzlarda müzik sevdiğimden dolayı benim için dinleyiciyi göz önünde bulundurmak zor olmuyor. Genellikle bu konuda başarılıyım, dinleyiciyi okuyarak kendi müziğimi sergileyebiliyorum. Benim setlerimi dinlediğinizde benim bir tarz müziğe takılı kalmadığımı görebilirsiniz. :)

En büyük hayalin nedir? Kimlerle ayni sahneyi paylaşmak istersin?

En büyük hayalim, mutluluğun ve başarının paralel gitmesi. Ve tabi Jamie Jones’la aynı sahneyi paylaşmak isterim.

Şu ana dek nerelerde çaldın? En çok hangi ülkelere/festivallere gidiyorsun?

Morocco, Polonya, Almanya, İtalya, Vietnam, Meksika, Brezilya, Dominican Republic, Çin, İspanya, Kanada, Portekiz, İngiltere, Yunanistan, Ukrayna, Romanya, Panama gibi ülkelerde çaldım. En çok zamanımı ise Meksika’da geçiriyorum; yoğun olarak Meksico City ve Tulum’da performanslarım oluyor.

2020 için kesinleşmiş performansların neler? Türkiye’de kesinleşmiş projeler var mı?

Haziran sonuna kadar programım nerdeyse tamamen dolu. En çok Mart ayını heyecanla bekliyorum çünkü Mezcal Amores Mexcal markasının 7 Mart’ta Oaxaca’da büyük bir eventi var ve orada show’um olacak. 1 Mart’ta ise  EDC Mexico City’de olacağım. 

 

Haziran ayına dek olan tur programımdaki kesinleşmiş eventler ise şöyle: 

21.02 Marrakech – Compitor Darna

22.02 Venice Carnaval – Arsenal 

29.02 Mexico City – Mn Roy

01.03 Mexico City – EDC Festival

06.03 Guadalajara – Casa Cobra

07.03 Oaxaca – Mezcal Amores Experience

13.03 London – Orange Yard

02.05 Amsterdam – De Marktkantine

09.05 Lisbon – Yaba

06.06 İstanbul – Park Orman – Mayan Warrior 

 

 

 

Tavsiye edilen

    İlginizi çekebilecek diğer içerikler

      Advertising