Pera Müzesi

Pera Müzesi’nin ‘Yeni Sesler’ projesi

Pera Müzesi
Nadir Sönmez |
Advertising

Pera Müzesi’nin ‘Yeni Sesler’ projesi müzenin daimi koleksiyonlarını konser, ses enstalasyonu ya da dinleti gibi müzikal formlar aracılığıyla gündeme getiriyor. Müzisyenler sergilerden ilham alarak yarattıkları eserlerini müzenin ziyaretçilerine sunuyorlar. Projenin detaylarını ekipten Ulya Soley anlattı.

‘Yeni Sesler’den kısaca bahseder misiniz?

‘Yeni Sesler’, Pera Müzesi koleksiyonlarını müzisyenlerle buluşturarak, müzisyenlerin koleksiyonlardan esinlenen besteler üretmelerini amaçlayan bir proje. Proje kapsamında çeşitli müzik türlerinde üretim yapan besteci, müzisyen veya sanatçılar Suna ve İnan Kıraç Vakfı ‘Oryantalist Resim’, ‘Anadolu Ağırlık ve Ölçüleri’ ve ‘Kütahya Çini ve Seramikleri’ koleksiyonlarını yakından tanıyor ve seçtikleri koleksiyona dair bir beste üretiyorlar. Bestenin performansı da yine müzede bir konser veya ses enstalasyonu şeklinde gerçekleşiyor. ‘Yeni Sesler’, görsel sanatlar ve müziği bir araya getiriyor ve ziyaretçilerin koleksiyondaki eserleri farklı bir boyutta deneyimleyebilecekleri bir alan yaratıyor. Bu proje ile amacımız yalnızca bir konser serisi sunmak değil, üretim sürecine odaklanmak ve müzisyenlere bir görsel esin kaynağı sunarak yeni üretimleri teşvik etmek.

 Proje kapsamında gerçekleştirdiğiniz ilk etkinlikler nasıl geçti? Kimler sahne aldı?

İlk olarak Şirin Pancaroğlu ve Bora Uymaz, ‘Anadolu Ağırlık ve Ölçüleri Koleksiyonu’ndan esinlenen dokuz parçalık bir beste yaptılar. Bestenin sunulduğu ‘Ölçüler’ başlıklı performansta Erdem Helvacıoğlu da elektronik ses tasarımını üstlendi. Ağırlık ve uzunluk ölçü isimlerinin verdiği ilhamla ortaya çıkan enstrümantal müziklerin yanı sıra divan ve halk şairlerinin konuyla ilgili bestelenmiş şiirlerine emprovize icraların eşlik ettiği performansta, ölçülerin ticaret gibi günlük hayatla kesiştiği ortamlar, Erdem Helvacıoğlu’nun eski kayıtlardan derleyerek oluşturduğu elektronik ses tasarımlarıyla yeniden canlandırıldı.

Projenin ikinci performansı Kasım’da gerçekleşti. Berlin’de yaşayan besteci ve fagot sanatçısı Burak Özdemir, ‘Sohbet I Korero’ başlıklı projesinde ‘Oryantalist Resim Koleksiyonu’ndan esinlenen yaklaşık bir saatlik bir performans sundu. Koleksiyonda yer alan tablolardaki unsurları birer akustik referans olarak ele alan ve onları ses aracılığıyla yeniden ifade eden Özdemir’in eseri koleksiyonun sergi katında gerçekleşti. Böylece izleyiciler 18. yüzyıl enstrümanlarının, canlı elektronik enstrümanlar ile radikal bir biçimde bir araya geldiği, 3D ses tasarımı ve surround ses efektleri ile zenginleştirilmiş bu eseri tablolarla bir arada tecrübe edebildiler.

 Sergilenen eserlerin üretim tarihleri geniş bir yelpazeye yayılıyor. Projenin tekrar gün ışığına çıkardığı sanatçılar oldu mu?

Koleksiyonlarımızda sergilenen eserlerin zaman aralığı oldukça geniş, özellikle ‘Anadolu Ağırlık Ölçüleri Koleksiyonu’nu değerlendirdiğimizde M.Ö. 2. binyıldan 20. yüzyıla uzanıyor. Müzisyenler için bu çeşitlilik zengin bir ilham kaynağı anlamına geliyor. Örneğin Şirin Pancaroğlu projesinde divan ve halk şairlerinin konuyla ilgili bestelenmiş şiirlerine yer verdi. Burak Özdemir ise 18. yüzyıldan tabloların ses öğelerini ön plana çıkartarak, bugün kendi kaydettiği sesler aracılığıyla bu eserlerle bir bağ kurdu.

 Güzel sanatlar ile müzik arasında bir diyalog kurma fikri nasıl aklınıza düştü?

Aslında güzel sanatlar ile müzik birbiriyle her zaman yakından ilişkili. ‘Yeni Sesler’ ile hem müzisyenlere hem de ziyaretçilere koleksiyon sergilerimizde yer alan eserlerle, müzik aracılığıyla yeni bir ilişki kurabilecekleri bir alan açmak istedik. Sergilerdeki görsellik ses aracılığıyla ifade edildiğinde, önceden görmediğimiz detaylara odaklanmamıza fırsat verebiliyor. Ziyaretçilerimizin sık değişmeyen kalıcı koleksiyon sergilerimizi tekrar gezmesi, koleksiyonlarımızdaki eserlere taze bir perspektif ile yeniden bakmaları için heyecan verici bir proje. Aynı zamanda ses alanında çalışan güncel müzisyen, besteci ve sanatçıların koleksiyonlarımızla ilişki kurmaları ve bu ilişkiden yeni üretimler ortaya çıkması da bizim için oldukça heyecan verici bir süreç.

 ‘Yeni Sesler’de yer alacak müzisyen, besteci ve sanatçılar projelerini hazırlarken koleksiyonlarla nasıl bir etkileşim içindeler?

Önce koleksiyonları yakından tanıyarak bir araştırma süreci yürütüyorlar. Koleksiyonda ilgilerini çeken, onları heyecanlandıran bir eserin veya hikayenin peşine düşüyorlar. Ardından bu hikayenin sese dönüşümünü takip ediyoruz ve ortaya performans veya yerleştirmeye dönüşen bir beste çıkıyor.

 Eserler ses enstalasyonu ve performans gibi farklı formatlarda sunuluyor. Bu vesileyle teknolojinin müziği ilgilendiren hangi olanaklarından haberdar oluyoruz?

Projenin kapsamı çok geniş ve açık. Müzisyenlere projeyi anlatırken hazırlayacakları besteyi konser formatında sunmanın yanı sıra bir ses enstalasyonu olarak da düşünebileceklerini, zamanlama olarak da esnek olduğumuzu anlattık. Dolayısıyla her proje farklı bir formatta şekillenebiliyor. Müzedeki farklı alanları kullanarak her besteye yönelik yeni bir deneyim oluşturmaya çalışıyoruz. Teknoloji de bu sürecin önemli bir parçası. İlk iki proje de elektronik ses tasarımı etrafında kurgulanan projelerdi. Önümüzdeki performanslarda da bu tür örneklerin ortaya çıkacağını düşünüyoruz.

 Proje, ziyaretçileri Pera Müzesi’nin daimi koleksiyonlarını tekrar keşfetmeye teşvik ediyor. Bu koleksiyonlarla etkileşime geçen başka etkinlikleriniz olmuş muydu? Koleksiyonların bakımına, ziyaretçi profiline vs. dair bilgi verebilir misiniz?

Koleksiyonlarımıza yeni bakışlar öneren projeleri daha önce de gerçekleştirdik. Örneğin Mart’ta ‘Anadolu Ağırlık ve Ölçüleri Koleksiyonu’dan yola çıkan bir projemiz oldu. Sanatçı Aslı Uludağ İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin ağırlığını hesapladığı, bir ay uzunluğunda süreç odaklı performans gerçekleştirdi. 2017 yılında ise Performistanbul iş birliğiyle üç koleksiyonumuza yönelik bir performans projesi yaptık ve bu kapsamda üç gün boyunca sanatçılar Ata Doğruel, AslieMk ve Ekin Bernay’ın ziyaretçilerin de dahil olduğu performanslarını ziyaretçilerle buluşturduk. Bu projelerin dışında ise yetişkinlere yönelik sanatçı atölyeleri düzenleyerek ziyaretçilerimizi güncel sanata odaklanan sanatçılarla bir araya getirip koleksiyon üzerine beraber düşünmeye teşvik ediyoruz.

 Programın kalan kısmında Pera Müzesi takipçilerini neler bekliyor?

‘Yeni Sesler’ kapsamında 22 Şubat’ta Mehmet Yaranona ve Koray Erkan, ‘Anadolu Ağırlık ve Ölçüleri Koleksiyonu’ndan esinlenen bir performans gerçekleştirecek. 30 Mart itibarıyla Alican Çamcı’nın, ‘Oryantalist Resim Koleksiyonu’ sergi salonunda yer alacak ses enstalasyonu bir ay süreyle deneyimlenebilecek. 31 Mayıs’ta ise Meriç Artaç’ın ‘Kahve Molası: Kütahya Çini ve Seramiklerinde Kahvenin Serüveni’ sergisinden esinlenen bestesinin bir performansı olacak.

Mehmet Yaranona ve Koray Erkan, 22 Şubat, Pera Müzesi, 20.00, 20 TL

Advertising