Sandıktan bu kez umut çıktı

Tindersticks bir kez daha şehre teşrif ediyor. 15 Şubat’taki konser öncesinde son albümleri ‘No Treasure But Hope’a yakından bakıyoruz.

1/2
2/2
Ediz Pekinli |
Advertising

Bir Tindersticks albümü dinlemek yıllardır müdavimi olduğunuz bir fırına uğramaya benzer. Karşınıza şaşırtıcı bir şey çıkmaz belki, ama sunulan tanıdık, basit ve lezzetli ekmeğin sizi tatmin edip etmeyeceğine dair bir şüphe de duymazsınız. Tindersticks 30 yıldır çıtayı asla düşürmeden birinci sınıf şarkılar koyuyor önümüze. Trendleri, yeni paradigmaları umursamadan en iyi bildikleri şeyi yapıyor, tüm hayatı tatlı bir melankoli süzgecinden geçirip hayatı dinleyicileri için biraz daha katlanılır kılıyorlar. 

Stephen Deusner güzellik kavramına Tindersticks kadar romantik bir açıdan bakan başka bir grup olmadığını iddia ediyor (belki Bad Seeds, tabii kıyamet öncesinin Bad Seeds’i olsa gerek). Son albümleri ‘No Treasure But Hope’un açılış parçası ‘For the Beauty’, Deusner’ın iddiasını haklı çıkarır cinsten bir parça. Karanlık bir piyano melodisi eşliğinde neredeyse 19 yüzyıl romantiklerinin güzellik arayışlarına dönüşüyor şarkı. Stuart Staples’ın eşsiz bariton vokali eşliğinde eşsiz bir 46 dakikanın sizi beklediğini hemen fark ediyorsunuz. 

Peki, 2016’da yayınladıkları ‘The Waiting Room’dan bu yana grup cephesinde neler değişti? ‘No Treasure But Hope’ adından da anlaşılacağı üzere çok daha iyimser, biraz daha gün ışığına açık bir Tindersticks albümü. ‘The Amputees’ (Türkçee ‘ampüteler’ anlamına gelen adı sizi yanıltmasın), ‘Pinky in the Daylight’ ve ‘See My Girls’ gibi mutluluk dozu yüksek parçalar var albümde. Stuart Staples albümdeki şarkıların büyük bir kısmını Yunanistan’ın İthaka adasında yazmış. Güneş, deniz ve Batı uygarlığının kökenleri şarkılara fazlasıyla sızmış elbette. Ada, ayrıca albüm kapağında da yerini bulmuş. Kısacası ‘No Treasure But Hope’ olgunlukla gelen bir iyimserlik, bir umut da barındırıyor. En büyük yeniliği bu herhalde. 

Müziğin yüzlerce yıl boyunca kolektif bir şekilde deneyimlenmesinin ardından geçtiğimiz yüzyıl, teknolojinin de yardımıyla bir kavram daha hediye etti bize: Kulaklıklar aracılığıyla kimseyle paylaşmadan, yalnızca kendi yalnızlığımız içinde tadını çıkarabileceğimiz bir müzik dinleme biçimi. Tindersticks kendi kendinize müziğin tadını çıkarmak için ideal gruplardan biri. Fakat bu Stuart Staples ve ekibi sahnedeyken sizinle aynı hisleri paylaşan insanlarla muhteşem bir konser deneyimi yaşamayacağınız anlamına gelmiyor elbette. Hep beraber üzülüp hep beraber sevinmenin de tadı bir başka.

15 Şubat, İş Kuleleri Salonu, 20.30, 80-132 TL 

 

Advertising