4. İstanbul Tasarım Bienali

Çağımıza damgasını vuran bilgi çokluğuyla yüzleşebilme yöntemlerini araştıran 4. İstanbul Tasarım Bienali başlıyor.

Fotoğraf: Murat Germen
Fotoğraf: Murat Germen
Nadir Sönmez |
Advertising

Siz de bazen bilgisayarınızdaki açık haber sitesi sayfalarının sayısı, Instagram hikayelerinde gördüğünüz coğrafya çeşitliliği ya da önünden geçtiğiniz kitapçının her hafta yenilenen vitrini karşısında neye uğradığınızı şaşırıyor musunuz? Belki de global bilgi dağarcığı karşısında kendinizi çaresiz hissediyor ve cehaletinizin doğru orantılı olarak arttığını düşünüyorsunuzdur. Yoksa her gün öğrenecek yeni bir şeylerin var olduğunu bilmek sizi heyecanlandırıyor mu? Yaklaşımınız ne olursa olsun, dijital teknolojiler sayesinde görsel ve yazılı bilgiye erişimin kolaylaşması, çağımıza damgasını vuruyor. Disiplinlerin kesiştiği, insanı ve evreni yorumlarken kullandığımız referansların çoğaldığı ve ülke sınırlarının ayrıştıramadığı ortak kültürün gittikçe yayıldığı günümüz hallerine 4. İstanbul Tasarım Bienali de kayıtsız kalmıyor.

Bienalin bu yılki ana başlığı ‘Okullar Okulu’. Bilginin gittikçe artan bir hızla çoğalması, bienal ekibinde öğrenme biçimlerinin yenilenmesi gerektiği düşüncesini doğurmuş. Geçmişte alternatif eğitim yöntemlerinin denendiği Black Mountain Koleji, Bauhaus, Global Tools ve Sigma Group gibi kurumlar referans alınarak bu yılki İstanbul Tasarım Bienali’nde sunum ve deneyim anlamında çeşitli yeniliklere gidilmiş. Yani bu seneki bienal, günümüzün gelişim ivmesine yetişmemize ya da onu daha farklı bir şekilde yorumlamamıza vesile olacak. Bienal konseptini şekillendiren isim ise Belçikalı küratör Jan Boelen. Her mekanın kendine has bir temasının olacağı İstanbul Tasarım Bienali’nde bilginin çoğalma hızı ve ifade ettikleri üzerine düşüneceğiz. Ayrıca bu durumun, tasarımın temas ettiği diğer alanların çalışmalarını nasıl etkilediğini de anlamaya çalışacağız.

4. İstanbul Tasarım Bienali’nin mekanları Beyoğlu civarında toplanmış. Kim bilir, belki de bu tercih geçtiğimiz yıllarda gözden düşmesiyle gündeme gelen semtin yeniden yükselişe geçmesine katkıda bulunur. Akbank Sanat, Yapı Kredi Kültür Sanat, Pera Müzesi, Arter, SALT Galata ve Studio-X İstanbul ayın son çeyreğinde bienal ziyaretçilerini ağırlamaya başlıyor. Bienal ayrıca akademik çevrelerin, ulusal ve uluslararası kültür kurumlarının ve tasarımla ilişkili profesyonel ağların bir araya gelmesini teşvik ediyor. Bir yandan da çok sesliliğe önem vermeyi sürdürüyor. Bienalin bu yıl insanlar arasındaki etkileşimi körükleyecek bir açık çağrısı da oldu. Tasarımcılar, mimarlar, bilim insanları, mühendisler, şefler, zanaatkarlar, aktivistler ve akla gelebilecek herkesi dahil ettikleri bu çağrıya başvuranlar, çeşitli formatlara dahil olarak bienal boyunca bilgi paylaşımı ve aktarımı için buluşacak.

Yoğun ve farklı temalara odaklı bir sunumla karşımıza çıkacak İstanbul Tasarım Bienali’nin hakkını vermek için ajandalarınızda boşluk yaratsanız iyi olur. Zira bienalde görmenizi tavsiye edebileceğimiz pek çok iş var… Mesela Ottonie von Roeder angarya işler üstlenen robotlar sayesinde daha yaratıcı olabilen bir insanlık hayali kuruyor. Aslı Çiçek ve Lukas Wegwerth ise bienalin gerçekleştiği altı mekanda birden yer alacak modüler senografi örnekleriyle sergi sunum yöntemlerine güncel bir yorum getiriyor. Hollandalı Commonplace Studio bilgi çokluğunun sebep olduğu zaman yönetimi stresinden esinlenen bir düzenekle ziyaretçilerin karşısına çıkıyor. İstanbul Tasarım Bienali’nde 100’ü aşkın katılımcının işini görebileceksiniz. 

4. İstanbul Tasarım Bienali, 22 Eylül-4 Kasım, Akbank Sanat, Yapı Kredi Kültür Sanat, Pera Müzesi, Arter, SALT Galata, Studio-X İstanbul, ücretsiz, aschoolofschools.iksv.org

Advertising