Akif Hakan Çelebi

Fotoğrafçı Akif Hakan Çelebi ile Setup’ta açılan “The Outsiders” adlı yeni sergisi üzerine konuştuk.

1/3
2/3
3/3
Time Out İstanbul editörleri |
Advertising

Uzun zamandır Hong Kong’da yaşıyorsunuz. Nerden çıktı Hong Kong? 

Yakın bir Hong Konglu arkadaşımın ısrarıyla (o da fotoğrafçı ve dijital sanatla uğraşıyor) üç ay için, deneme amaçlı gelmiştim ve sekiz yıldır Hong Kong’dayım. Doğrusu Uzak Doğu’da yaşamak hep hayalimdi ve Hong Kong’da İngilizce konuşulması ve çok sayıda yabancı olması önemli etken oldu. Mesela Japonya en favori ülkem ama orada yaşamak ve para kazanmak için mutlaka lisanlarını ve kültürlerini mükemmel derecede öğrenmeniz gerekiyor. Ama Hong Kong Amerika ve Avrupa standartlarında, Çin’le de alakası yok.  

İstanbul’a sık geliyor musunuz? 

Her sene gelip üç ay kalıyorum. Genelde yaz ayları oluyor çünkü Hong Kong’un yazı çekilemeyecek kadar sıcak ve nemli. Bu sefer 2020 Ocak ayında tekrar bir müddetliğine gelmem gerekiyor. 

Siz yoksunuz ama fotoğraflarınız “The Outsiders” adlı sergiyle yeni yıla girerken İstanbullularla buluşuyor. Setup’la yollarınız nasıl kesişti?

Amerika’dan tanıştığım eski ve yakın arkadaşım olan Arthole Berlin sanat platformunun sahibi Çiğdem Sungur, daha önceden ortak olduğu otelinde işlerimi birkaç kez sergilemişti. Daha sonra sanatla daha çom ilgilenmeye karar verdi ve benimle çalışmak istedi. Bunun için de sanatla iyi bir bağı olan ve önceden değişik sergilere ev sahipliği yapmış Setup’ı teklif etti. Tabii ki seve seve kabul ettim. Bu gibi işlerde en güvendiklerinizle çalışmak çok önemli. 

Bu sergide neler yer alıyor? 

Hem Setup’ın sahibi Ümit hem Çiğdem hem de benim önerilerimle hepimizin istediği karma bir fotoğraf seçkisi oldu. Moda ve kişisel çekimler var. 

İstanbul’da yaşasaydınız nerelerde çekim yapardınız? Gözünüze kestirdiğiniz yerler var mı? 

Aslında çok ilginç yerler, mekanlar var. Ben daha çok karakteri olan ve eski binaların olduğu tarih mahalleleri seviyorum. Çok modern yerler beni cazip etmiyor. İstanbul da bu tip yerler bakımından çok zengin bir şehir.  

Arşivinizde İstanbul’a dair kareler var mı?

Daha önce Balat’da yaptığım çekim güzeldi. Tabii Galata, Beyoğlu ve çevresini de çok kullanmıştım ama itiraf etmeliyim ki çekimlerim için merkezden uzaklaşıp başka yerleri keşfetmeliyim. 

Hayalini kurduğunuz başka bir şehir var mı? 

Asya'da birçok yerde çekim yaptım. Oralar artık hayal olmaktan çıktı aslında. Şu an için Küba ilginç geliyor. Pastel renklerin, eski binaların olduğu benin tarzıma uygun bir yer olarak görüyorum. 

Instagram’la aranız nasıl? Buraya özel çalışıyor musunuz?

Özel çalışmıyorum ama düzenli olarak paylaşım yapıyorum. Modellerimin bazılarını da Instagram’dan denk geldiğinde buldum. Geçen yaz İstanbul’dayken Instagram’dan takip ettiğim, Paris’de yaşayan Çinli bir modelin İstanbul’da olduğunu gördüm ve mesajlaşıp Eminönü’nde bir çekim yaptık.  

“Like”larla  aranız nasıl? Bol like’lı kareler için bir çabanız var mı? Ya da önerileriniz?

Bi çabam yok ama şuna dikkat ettim: Ne zaman daha yakın portreler koysam daha çok like alıyor. Bir de kare olaraka koymalısınız. Benim stilim de tam tersi daha uzak çekimler çünkü model kadar mekanın da önemi olan ve modelle kontrast yaratan, detayların olduğu fotoğraflar çekmeyi seviyorum. Benim fotoğraflar Instagram formatında çok küçük kalıyor ve o neden like’larla aram pek iyi değil. :)   

Her anın fotoğrafa dönüştüğü bir çağda, siz fotoğrafın ve fotoğrafçılığın gidişatını nasıl buluyorsunuz?

Eğer kendinize özgü bir stil yaratabildiyseniz o zaman yolunuz hep açık olur ama tabii bu kolay bir şey değil. Mesela Ara Güler’in bile kendine özgür bir tarzı olmamıştır. Klasik belgesel fotoğrafları ve portreler çekmiştir, yüzlerce başka fotoğrafçının çektiği tarzda. Ren Hang, Nobuyoshi Araki veya David LaChapelle gibi kendi tarzını yaratan sanatçılar ise hiçbir zaman unutulmaz. Benim de amacım daha global ve kendine özgü tarz yaratmış bir fotoğrafçı olarak anılmak. 

Teknoloji ve mecralar bu kadar geliştikçe işiniz daha mı kolaylaşıyor? 

Yeni teknoloji ve tekniklerle kendinizi hep update ederseniz bir problem olmaz. Çünkü teknoloji sizin de daha iyi işler yaratmanıza sebep olur. 

Yeni projeler var mı?

Aslında fotoğraf dışında son 6 aydır canlı elektronik müzik çalmaya ilgim arttı. Bu ilgim doğrultusunda aldığım değişik synth ve drum machine gibi aletlerle AKF adı altında daha çok tekno sound’u olan parçalar çalıyorum. Fotoğraf hakkında ise her zamanki gibi kişisel çekimler devam ediyor ve Şubat sonunda Berlin’de bir karma sergiye katılacağım. 

 

 

Advertising