biriken Unplugged

Sanatçı ikilisi biriken’in yeni işi ‘Unplugged’, Pera Müzesi’nin süreli sergisi ‘Mektep Meydan Galatasaray’ kapsamında görücüye çıktı. Sergi devam ederken biriken’le bir araya geldik ve MTV’li 90’lardan dem vurduk

biriken Unplugged
Kaan Kemerli |
Advertising

Galatasaray Lisesi'nin kuruluşunun 150. yılı kapsamında Pera Müzesi’nde gerçekleşen ‘Mektep Meydan Galatasaray’ sergisi, mektep ve bitişiğindeki meydanla tarihsel ve mekansal diyaloglar kuran 10 farklı yapıta ev sahipliği yapıyor. Çelenk Bafra küratörlüğünde gerçekleşen sergide, uluslararası sanat yayını ArtReview tarafından ‘2018 Future Greats’ listesine seçilen biriken (Melis Tezkan, Okan Urun) ‘Unplugged’ isimli yerleştirmeleri ve etrafında kurgulanan performanslarıyla öne çıkıyor. İkili, lise yıllarını geçirdikleri 90’ları okudukları bir liste aracılığıyla ziyaret ederken, onlara otomobil şeklindeki bir balonun nefes alıp verişleri ve iç çekişleri eşlik ediyor.

Sizi tanımayanlar için biraz kendinizden ve sanat pratiğinizden bahseder misiniz?

Arkadaşlığımız lise yıllarında başladı. Üniversiteyi ikimiz de Fransa’da okuduk ve yüksek lisans döneminde beraber çalışmaya başladık. İlk projemiz ‘Şimdi Bizim Evin Yerinde Çukur Var’dan yani 2006 yılından beri ‘biriken’ adı altında bir sanatçı ikilisi olarak çalışıyoruz. Başlangıç yıllarından itibaren pratiğimizi tek bir disiplinin içinde tanımlamamak gibi bir derdimiz oldu; ağırlıklı olarak çağdaş tiyatro alanında üretsek de yerleştirme, performans ve video projelerimiz de var. Türkiye ve yurt dışındaki festivallerde ve sanat mekanlarında işlerimiz gösteriliyor. Tiyatro, dans, performans ve görsel sanatlardan gelen eğitim ve kişisel deneyimlerimizden dolayı her birimizin daha yetkin olduğu alanlar olsa da genelde tüm üretim sürecini beraber yürütmeyi, paylaşmayı başından beri benimsedik.

Bir önceki işiniz ‘This Is The End, Beautiful Friend’ nefes alıp vermenin ritmine dokunan bir performanstı. ‘Unplugged’ da bu ilgiden izler taşıyor.

Aslında nefes alıp verme hareketine sahip, bağımsız bir sahne nesnesini ilk olarak ‘Kıyamete Kadar Kapattım Kalbimi’ oyununda kullanmıştık. Bir tür beşinci karakter gibi işleyen, şekil olarak tam tanımlanamayan bir balondu oradaki. Sharjah Bienali’nin Zeynep Öz küratörlüğünde gerçekleşen İstanbul ayağı ‘Bahar’ kapsamında geçen sene ürettiğimiz ‘This Is The End, Beautiful Friend’ ise ışık, müzik ve bizim bedenlerimizle koreografi edilmiş bir nefesin sınırlarını zorlama performansıydı. Bu işte kendi bedenlerimiz aracılığıyla nefesin sınırlarını, türlü türlü anlamlarını araştırdık.

‘Unplugged’ adı nereden geliyor?

‘Mektep Meydan Galatasaray’ sergisi için üreteceğimiz yeni iş üzerine düşünürken Galatasaray Lisesi’nden yola çıkıp lise yıllarımızın denk geldiği 90’lara yoğunlaştık. O yılların hafızalarımızda yer eden en önemli yeniliği, MTV ile hayatımıza giren dünyaydı. Ülkenin de giderek daha çok dışa açıldığı yıllarda, kendimizi kliplerle, özel programlarla bize ulaşan dünyanın ayrıcalıklı bir parçası olarak görüyorduk. Bunun en somutlaşmış hali de o kanalın ‘Unplugged’ programıydı şüphesiz. Öte yandan kelimenin içerdiği ‘fişi çekilmiş’ olma hali de var. Nitekim 90’lar televizyondan canlı izlediğimiz Bosna Savaşı ve Körfez Savaşı demek; ülkenin doğusundaki çatışmalar, faili meçhuller, yakılanlar, yok olanlar demek. ‘Unplugged’ bugünden o zamana bakınca da hissimizi en iyi özetleyen şey gibiydi. Biçimsel olarak istediğimiz şey de buna tekabül ediyordu. Müzik eşliğinde nefes alıp veren, bir tür kendi konserini tekrarlayan bir nesne.

Yerleştirmenin merkezindeki balon şeklini nereden alıyor?

Yerleştirmedeki balon, 90’larda oldukça revaçta olan Renault 9’un ölçülerini esas alarak yeniden düzenlediğimiz bir araba. Şişip inerek kendi kendine var olmaya devam eden bu arabayı baloncuklu koruma ambalajından yaptık. Nefes alıp verircesine, yer yer patlayacak kadar şişen ve kendisi de patlatılabilir olan bir malzemeden yapılmış olan balonun 90’lı yıllarda hem birçok toplumsal ve kişisel trajedinin, hem de gençlik hayallerinin başrolünde olan araba figüründe olması kaçınılmazdı bizim için.

Galatasaray Lisesi ile nasıl bir bağınız var? Lise yıllarınız bu işi nasıl etkiledi?

Melis’in Galatasaray Lisesi’nde okumuş olmasının ötesinde İstiklal Caddesi ve yakınlarında geçen lise yıllarına, ergenlik sürecini şehrin kültürel ve siyasal merkezi olan meydanda geçirmiş olma durumuna yoğunlaştık. İster istemez hem o yaşlarda verilen kişisel mücadeleler, hem de meydanda süregelen hak mücadeleleri iç içe geçiyor.

Üzerinde çalıştığınız yeni bir proje var mı?

Bu aralar dönem dönem sanatçı rezidanslarında, Fransa’da ve Fransız bir ekiple çalıştığımız, yazıp yönettiğimiz yeni oyunumuz ‘The West Is The Best’ üzerine çalışıyoruz. Önümüzdeki Kasım ayında ‘Kıyamete Kadar Kapattım Kalbimi’ oyunumuzu bu sefer Fransız bir oyuncu ekibiyle okuma tiyatrosu olarak Paris’teki Théâtre Ouvert’de sahneleyeceğiz. Théâtre Ouvert tiyatroda çağdaş metinlerin ve yazarların tanınmasını tarihi olarak kendine misyon edinmiş ödenekli bir tiyatro. Ayrıca 30 Kasım ve 1 Aralık tarihlerinde İstanbul Tiyatro Festivali’nde Özen Yula’nın ‘Sahibinden Kiralık’ oyununu okuma tiyatrosu olarak sahneliyoruz. 

‘Mektep Meydan Galatasaray’ 25 Kasım’a kadar Pera Müzesi’nde. Bir sonraki ‘Unplugged’ performansı için www.peramuzesi.org.tr’yi takipte kalın.

Advertising