Işığın izinde: ‘Aydınlatan Heykeller Vol. II’ ve ‘Fotomorfoz

Şenol Altun, ‘Aydınlatan Heykeller Vol. II’ ve ‘Fotomorfoz’ başlıklı sergilerinde fotoğraflarını ve birer ışık kaynağı olan etkileyici tasarım objelerini sergiliyor.

Şenol Altun
Nadir Sönmez |
Advertising

Artvin doğumlusunuz. Karadeniz coğrafyasının karakterinizde ve üretiminizde etkisi olduğunu düşünüyor musunuz?
Karadeniz insanları, bölgenin coğrafyası gereği çetin koşullarda birbirlerinden destek alarak ayakta kalırlar. O yüzden kalabalık bir aile yapıları vardır. Farklı karakterleri bir arada görmek içsel zenginlik kazandırıyor insana. Ben şanslıydım çünkü ailemde gerçekten çok özgün karakterler vardı. 15 yaşımda İstanbul’a göç ettik ama çocukluğumun böylesi bir ortamda geçmesi kişiliğimi renklendirmiştir, eminim.

Fotoğraf çekmeye nasıl başladınız? Eserlerinden beslendiğiniz fotoğrafçılar var mı?
Evde abimin Zenit P12 marka bir fotoğraf makinesi vardı, bir gün onunla uzun uzun bakıştık ve sanki beni çağırdı. Öyle büyülü kadersel anlar olur ya hayatta… O gün başladım fotoğraf çekmeye. Sonra Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi fotoğraf bölümüne girdim. Okuduğum süre boyunca da farklı fotoğrafçıların asistanlığını yaptım.

Moda fotoğrafçılığı yaptınız, mimari fotoğraflar ve mekan fotoğrafları da çektiniz. Farklı çalışma alanları sanatınızı nasıl besledi? Kendinizi en iyi ifade ettiğiniz alan hangisi?
İnsan vücudu farklı bir disiplin, mekan ve mimari farklı... Hepsinin toplamında ışık kavramı hep aklımdaydı. İster insan olsun ister mekan, hepsinde ışığın büyüsü hep en çok ilgilendiğim konuydu. Ayıramıyorum, sanıyorum tümünü seviyorum, çünkü enerji olarak çok farklılar.

42 Maslak Art!SPACE Gallery’de iki farklı disiplinden eserlerin yer aldığı iki ayrı sergi ile çıktınız karşımıza. Bu sergiler için hazırlık süreciniz nasıldı? Fotoğraflarınızı ve ‘Aydınlatan Heykeller’ isimli eserlerinizi neden birlikte sunmak istediniz?
Fotoğraf 30, ‘Aydınlatan Heykeller’ ise 5 yıldır hayatımda. Fotoğraflarımı bir gün sergi yaparım diye düşünerek çekmedim hiç. Profesyonel hayatım dışında da hep fotoğraf makinem yanımda olurdu. Bir şey görür de çekemezsem kafama sürekli takılır. Fotoğraf anlıktır, bir daha o bütünü o anda olduğu gibi bir araya getirmek mümkün olmayabilir. ‘Aydınlatan Heykeller’imin ilk sergisini 2014 senesinde yine Çağla Cabaoğlu Gallery’de açmıştım. Eserlerimi çeşitlendirip, farklı bir forma getirdiğimde ikinci sergiyi programlarken, Çağla ile fotoğraflarımı da paylaştım. Kendisi mutlaka bunları da sergilememiz gerektiğini dile getirdi. Birçok fotoğraf arasından eleyerek sergilediklerimizi seçtik. Doğru da bir karar oldu aslında. Üst katta izlediğiniz fotoğrafların beni dönüştürdüğü hali alt katta heykellerimde görüyorsunuz.

Sanat ve tasarım nasıl kesişir ve hangi noktalarda birbirinden ayrılır? ‘Aydınlatan Heykeller’ sergisindeki üretimlerinizde bu kesişim ve ayrım nasıl gözlenebilir?Sanat ve tasarımın kesiştiği nokta eserin mimarisidir. En net kesişme noktası budur. Ayrışımı ise bence kalite ve nicelikte yatıyor. Tasarımı tekrar edebilirsin ama sanatı ancak taklit edebilirsin. Bir eserin tekrarlanabilir olmaması esastır. ‘Aydınlatan Heykeller’imde ben bile bire bir aynısını tekrar yapamam.

42 Maslak Art!SPACE Gallery’deki sergilerinizin diğerinde ‘fotomorfoz’ kavramına odaklanıyorsunuz. Bu kavramı bilmeyenler için biraz detaylandırabilir misiniz? Fotomorfoz sizin için ne ifade ediyor? Sergide fotoğrafını çektiğiniz nesnelerin gerçekliklerini yitirip başka bir boyuttanmış gibi görünmeleri nasıl mümkün oluyor?
Fotomorfoz; nesnelerin ışıkla etkileşimi sonucu oluşuyor. Aslında var olan şey bir an için size başka bir form olarak gözükür. Bu etkileşimle algı ve bakış kökten değişir. Formlar, gölgeler, renkler ve şekiller yeni tanımlara açılır. Fotomorfozu bir formüle benzetirsek: Doğru ışık + doğru zaman + doğru fotoğrafçı = Fotomorfoz diyebiliriz. Aslında sorularınızı en iyi fotoğraflarım anlatır. Bu hissi dile getirmek ve anlatılmak zor.

Üretim sürecinizde malzemelerinizle uğraşırken sizi şaşırtan ne olabilir? Çalışmaya başladığınızda sonuca dair bir hayaliniz oluyor mu?
Başlangıç aşamam doğaçlama gelişiyor. Ortaya çıktıkça hayal gücüm de derinleşmeye başlıyor. Sonucu içimde hissederek çalışmaya devam ediyorum. Ancak kullandığım malzemeler daha önce denenmemiş olduğu için bazen sürprizlerle de karşılaştığım oluyor tabii.

Gündelik hayatta ışığa dair farkındalığınız nasıl? Günün farklı saatlerindeki doğal ışık ya da iç mekanlardaki aydınlatmalar size nasıl ilham veriyor?
Kendi özel hayatımda bile bir seyahate çıktığımda gittiğim mekanın ışığı beni rahatsız ediyorsa onu değiştirmenin bir yolunu mutlaka bulurum. Aksi takdirde rahat etmem, bulunduğum yerden memnun olmam söz konusu olamaz. Her zaman doğanın kaynağından gelen doğal ışık bana ilham verir. Onun yaptığı hem en güzeli, hem de adı üstünde, en doğalıdır.

Geri dönüşüm ve sürdürülebilirlik gibi kavramlar günümüzde hayli gündemde. Siz de ‘Aydınlatan Heykeller’ başlıklı eserlerinizi oluştururken bildiğimiz kadarıyla atık malzemelerden de yararlanıyorsunuz. Hurda deyip geçtiğimiz eşyalara yeniden hayat verme sürecini sizin için heyecan verici kılan nedir?
En heyecan verici kısmı benim için en üzücü kısmı da aynı zamanda. Çünkü malzeme bulmak için hurdalara daldığımda bulduğum şeyler, karşılaştığım parçalar, insanların pek çok şeyi kolayca eskittiği ve vazgeçtiği gerçeğiyle yüzleştiriyor beni. Öyle şeyler buluyorum ki, bu nasıl burada olabilir diye şaşırıyorum. O parçaları alıp onları kolay kolay vazgeçilemeyecek hale getirmek aslında derinlerde yatan motivasyonum diyebilirim.

Hiç eserlerinizden bahsederken onlar hakkında isabetli ama sizin fark etmediğiniz yönler keşfeden biriyle konuştunuz mu? Üretimlerinize dair yorum duymak size ne ifade ediyor?
Beni şaşırtan bir yorumla henüz karşılaşmadım. Duyduklarım daha çok şaşkınlık ve beğeni ifadeleri oldu. El emeğimin ve hayal gücümün takdir edilmesi, tasarımlarımdan etkilenilmesi ve artık gözden çıkarılmış, değersiz atfedilen parçaların bir değer bulması, insanların kendi yaşam alanları için bu eserleri sahiplenmesi, onlarla uzun yıllar aydınlanacak olmaları, beni sonsuz mutlu ediyor.

Daha önce çatılardan çektiğiniz İstanbul fotoğraflarına yer verdiğiniz bir kitap yayınlamıştınız. İstanbulla nasıl bir bağınız var? Şehrin şu anki durumuna dair yorumlarınızı merak ediyoruz. 
İstanbul ile ilgili görüşüm maalesef kötü makyaj ve çok kötü ışıkla çirkinleştirilmiş, çok güzel bir kadın olduğu yönünde.

1 Ağustos’a kadar, 42 Maslak Art!SPACE Gallery, www.caglacabaoglu.com

Advertising