Kosta Rikalı heykeltıraş José Sancho, memleketinin doğasını erotik formlarla anlatıyor

Pera Müzesi’ndeki sergisini bizzat kendisinden dinledik

José Sancho
Fotoğraf: Rodrigo Rubí J.
Kültigin Kağan Akbulut |
Advertising

Pera Müzesi, modern heykel alanında yaptığı sergilere bir yenisini ekliyor. ‘José Sancho: Erotik Doğa’ sergisi Kosta Rikalı sanatçının 40 yıllık üretim sürecinden bir seçki sunuyor. Sanat tarihçisi ve eleştirmen María Enriqueta Guardia Yglesias küratörlüğünde gerçekleşen sergi, Sancho’nun hayvan ve figür temalarına odaklanıyor. Sanatçıyla ekonomi alanında başlayan kariyerinden sanata geçiş sürecini, Kosta Rika doğasının büyüleyiciliğini ve işlerindeki erotik dokunuşları konuştuk.

Ekonomi alanında çalışırken heykelle uğraşmaya başlamışsınız. Sizi sanata götüren şey ne oldu?

Aslında bilmeden de olsa içimdeki çağrıyı baskılıyormuşum. Bir dönem ahşap oyup marangozluk yaparak dekoratif objeler üretmekten zevk aldığım bir gerçek. 40 yaşına gelip gerçekten olgunlaştığımda ise bu çağrıyı bastıramaz olmuştum. Ekonomi alanındaki işimi sürdürmem mümkün değildi. O dönemde ilgilendiğim şeyler hurda malzemeler ve ağaç, taş gibi klasik heykel materyalleriydi fakat bir gün sanatçı olabileceğim aklıma gelmemişti. Mantıklı bir karar değildi çünkü. İleride heykel yaparak hayatımı kazanabileceğimi ve ekonomiyi bırakabileceğimi düşünmemiştim.

Daha önce Türkiye’ye gelmiş miydiniz?

Evet, iki kez ailemle İstanbul’a geldim. Türkiye’de en başta ilgimi çeken şey Bizans sanatı olmuştu, benzerini İtalya’da gözlemlemiştim. Bugün ise beni heyecanlandıran şey camilerin haşmeti ve güzelliği.

Pera Müzesi’ndeki sergide hangi işlerinizle tanışma fırsatı buluyoruz?

İstanbul’daki sergi 40 yıldan fazla bir süreçte ürettiğim işleri kapsıyor, çoğunlukla da hayvan figürlerini ve kadın gövdelerini. Sergi, heykel yaptığım süreç boyunca ele aldığım temaları ve materyalleri gösteriyor. Genelde hırdavatçılarda kullanılan bronz ve granit gibi heykel materyallerini kullandım. Nehirlerde bulduğum kayalar da işlerim için bir o kadar önemli ham materyallerdir.

Çalışmalarınızda Kosta Rika’nın doğal güzelliklerinden ilham aldığınız açıkça görülüyor. Sanatınızda memleketinizin nasıl bir rolü var?

Ülkemin doğası işlerime ilham veren ana etmen. Çocukluğumda hep vahşi yaşamın hazinelerini gözlemlerdim, hafızamda halen tazedir. Ülkemin bitki ve hayvan çeşitliliği de beni her zaman etkilemiştir. Tembel hayvan gibi bazı endemik hayvanlar, beni doğum fenomeni üzerine düşünme konusunda motive etti. Tembel hayvan ve karıncayiyen gibi hayvanlar hiçbir zaman çağdaş heykelde ve Kolomb öncesi dönemin heykellerinde temsil edilmedi.

José Sancho’nun doğrudan Afyon mermerinden oyduğu ‘Haleli Venüs’ adlı heykeli

Sanat yaşamınız boyunca farklı materyallerle çalıştınız. Form ve malzeme ilişkisini nasıl kuruyorsunuz?

Materyallerin özü benim ve işlerim için ayrı bir anlam ifade ediyor. Endüstriyel atıklar ve hırdavatçı dükkânlarında bulduğum eşyalar buna bir örnek. Bunları toplayarak hayvan figürleri oluşturdum. Nehirlerde bulduğum kaya gibi diğer materyallerle de yuvarlak olmaları nedeniyle yılan heykelleri yaptım. Granit ve mermerin (özellikle Belçika’nın siyah mermerinin) kalitesi sentetik işlere ilham verdi. Türkiye’den edindiğim Afyon mermerleri de işlerim için bir o kadar önemliydi.

Erotizm ve doğa arasındaki ilişkiyi nasıl yorumluyorsunuz?

Doğa benim için özünde erotiktir. Bu yorumu zaten tropikal ülkelerin doğasını ‘lujuria vegetal’ (doğal şehvet) olarak açıklayan yazarlar da kullanır. Bilinçsizce de olsa, benim işlerimin çoğu cinsel organların yorumlanmasıdır.

‘Haleli Venüs’ adlı heykeliniz dâhil, sergilenen bazı eserlerinizi Afyon mermerinden doğrudan oyarak üretmişsiniz. Bu malzemeyle çalışmak nasıl bir deneyimdi?

Bu materyal, kayayı yarı şeffaf bir his oluşturana kadar inceltmeme olanak sağlıyor. Özellikle ışığın baskın rolde olduğu heykellerimde yarı şeffaf bir his oluşturabilme olanağını seviyorum.

Heykel sanatı son 20 yılda çok değişti, genç sanatçılar artık enstalasyon yapmayı tercih ediyor. Sizce heykelin geleceği ne olacak?

Sanatsal bir ifade biçimi olarak heykel insanlığın başlangıcından bu yana var oluyor. Homo sapiens olarak türümüze devam ettiğimiz sürece de heykel insanlığın bir ihtiyacı olarak kalmaya devam edecek.

‘José Sancho: Erotik Doğa’, 6 Ağustos’a kadar Pera Müzesi'nde.

Advertising