Resim sanatına saygı duruşu: 'Melankolik Gün Batımı'

Sanatçı ikilisi Wilfried Mille ve Ida Tursic, ‘Melankolik Gün Batımı’ başlıklı sergileriyle bu ay Pilevneli Galeri’de.

melankolik gün batımı
Nadir Sönmez |
Advertising

İkiniz de Dijon Güzel Sanatlar’dan mezunsunuz. Dijon nasıl bir yer?
Dijon küçük ve güzel bir şehir. Orta Çağ mimarisine sahip bir Walt Disney dekorunu andırıyor. Pietro Sparta Galeri ve Consortium Müzesi’ni barındırması sebebiyle bizim için çağdaş Fransız sanatının önemli bir merkeziydi. Yakın zamanda ise Fransa’nın güneybatısına taşındık.

Okulda tanışmışsınız. Bu tesadüfün kariyerinizi şekillendirmesi hakkında ne düşünüyorsunuz? Farklı okullarda okusaydınız, sizce kariyerinizin seyri nasıl değişecekti?
Okuldaki ilk yılımızda, nü dersinde tanıştık. Böyle işaretler yanıltıcı olamaz. Bu tanışma, tabii ki her şeyi değiştirdi. Bazı tanışmalar hayattaki her şeyi değiştirir.

Bir röportajınızda erotik figürler kullandığınız dönemi ergenlikle özdeşleştirmişsiniz. Erotizm bir tema olarak işlerinize bugün geri dönse, onu kullanımınız nasıl değişirdi?
Çalışmaya başladığımız dönemde, Fransa’da neredeyse kimse resim yapmıyordu. Sanki yasaklanmış gibiydi. Erotizm bizim için resmi öne çıkarmanın en iyi yoluydu. Hâlâ da ergeniz.

İki kişi olmanız resimleri nasıl yaptığınızla ilgili merak uyandırıyor. İki kişi çalışmak nasıl? Bu durum sanatınızın pazarlanmasında rol oynadı mı?
Pazarlamayla bir ilgisi yok. Bizim açımızdan güzel gidiyor. İki kişi çalışmak aslında tek kişi çalışmaya benziyor. 20 senedir, doğal bir şekilde ilerleyen bir durum bu. Tabii ki, anlaşamadığımız durumlar oluyor ama çatışma tek kişiyken de yaşanabilecek bir şey. Ayrıca sonuçtan memnun olmadığımızda, sorumlusu ikimiz oluyoruz.

Yazarlar, Hollywood yıldızları, ressamlar… Farklı dünyalardan isimler tablolarınıza figür olarak girebiliyor. Seçimlerinizi nasıl yapıyorsunuz? Kurgusal bir figür de resimlerinize dahil olabilir mi?
Bu kararları her zaman hislerimizle alıyoruz. Belirli bir dönemin koşullarına cevap verme biçimimiz, duygularımıza göre değişiyor. Sorduğunuz figür, Dorian Gray olabilirdi

Resimleriniz sanat tarihinden referanslarla dolu. Eserleriniz referans kavramını mı irdeliyor? Yoksa bu, sizin ilham alma biçiminiz mi?
Bu durum, resmin doğasında var. Resim, çok eski bir ifade biçimi ve tarihi büyük ustalarla dolu. Ayrıca resim yaparak, resim tarihine adınızı yazdırıyorsunuz. Her ressamın kendinden önce gelenlerden etkilenmesi gibi biz de Duchamp, Tintoretto ve Courbet gibi sanatçılardan etkilendik. Mesela Duchamp’un ‘Etant donnés’ eserini düşündüğümüzde hemen aklımıza Tintoretto’nun ‘Susanna in the Bath’ tablosu geliyor.

Referans aldığınız sanatçılar arasında büyük akımlarla özdeşleşmiş isimler var. İşlerinizden bahsedilirken kaçınılmaz olarak söz onlara geliyor. Peki, bir sanatçı sizi referans alsa nasıl olurdu? Referans alınması zor işler mi yapıyorsunuz?
Bunun bizi ilgilendirdiğini söyleyemeyiz. Bernard de Chartres’nın da dediği gibi: “Hepimiz devlerin omuzlarına tünemiş cüceleriz.” Jean-Luc Godard da buna şöyle cevap verirdi: “Sanatçının hakları değil ödevleri vardır.”

İşleriniz söz konusu olduğunda, genellikle katmanlardan da bahsediliyor.
Resim her daim art arda gelen katmanlar ve dokunuşlardan oluşur. Bir at, bir nü, bir leke… Son dönem tablolarımızın bazılarında figürler üzerindeki lekeler en son eklenmiş gibi gözükse de aslında ilk onlar boyandı ve fon daha sonra belirdi.

Resim yapma sürecinizde ne dinliyorsunuz? Sessizlikle aranız nasıl?
Ben sessizlikte çalışmayı seviyorum. Ida, France Culture radyosunu dinlemeyi seviyor. Atölyede her birimizin kendi katı var, pratik oluyor.

‘Melankolik Gün Batımı’ tablonuzun İstanbul’daki serginize ismini vermesinin sebebi nedir?
Sergimizin bize göre en önemli tablosu olduğu için onun ismini kullandık. Hepimiz tarihin bu önemli noktasında, melankolik bir gün batımına yani belli belirsiz bir hüzün yaratan harika bir klişeye şahitlik ediyoruz. Günün ve eğlencenin sona erip kendini yarının belirsizliğine bıraktığı o an... Tablonun yapım süreci oldukça basitti, atölyemizin üzerindeki ahşap panolar üzerinde çalıştık. Ardından bu manzarayı kapamak ve hapsetmek için meşeden yapılma bir çerçeve ekledik. Üzerine de kırmızı yıldızların eşlik ettiği boş ve yeşil bira şişelerini koyduk. Hayali bir partinin sonu gibi.

‘Melankolik Gün Batımı’, Pilevneli Galeri, 1 Aralık’a kadar, www.pilevneli.com

Advertising