Ufuk Tan Altunkaya ve Didem Kaplan röportajı

Tiyatro Artı, sekiz aylık bir aranın ardından yeniden Mekan Artı’sına kavuşuyor. Gülin Dede Tekin Harbiye’deki oto yıkamacıdan Çemberlitaş’taki Şafak Sinemaları’na uzanan süreci Mekan Artı’nın kurucuları Ufuk Tan Altunkaya ve Didem Kaplan ile konuştu.
Murat Tekin
Advertising

Farklı sahneleme teknikleri ve oyunları için seçtikleri sarsıcı konularla alternatif tiyatrolar arasında sivrilen Tiyatro Artı, 2015’in Mart ayında Harbiye’deki mekânlarından çıkarılmaları ile gündeme gelmişti. O günden beri yoğun bir şekilde mekân arayışına giren ekip mutlu sona ulaştı. Heyecan verici bir gelişme olarak Çemberlitaş’taki Şafak Sinemaları, sekiz salonundan birinin kapısını Mekan Artı’ya açıyor. Çemberlitaş tramvay durağının hemen yanındaki pasajda bundan sonra sinema ve tiyatro bir arada nefes alacak. Yerleşik bir sinemanın tuvalet, fuaye ve ses yalıtımı gibi nimetlerinden de yararlanarak minimum dokunuşla bir sahne yaratmayı hedefliyorlar. Şartlar da daha fazlasına izin vermiyor aslında. Ocak ayı boyunca devam edecek destek projeleri, bu süreçte borçlardan sıyrılabilmeleri ve mekânı uzun vadede çağdaş bir tiyatro sahnesine dönüştürebilmeleri için en büyük yardımcıları olacak. Siz de bu ay tiyatro planlarınızı yaparken dayanışma ruhuna ortak olup, Mekan Artı’nın destek oyunlarından biri için yerinizi ayırtmayı unutmayın.

 

Harbiye’deki yerinizden ayrılışınız nasıl olmuştu?
Didem Harbiye’deki mekânımızda 2010’dan beri faaliyetteydik. Biz oraya girdiğimizde bir oto yıkamacıydı. Berbat bir haldeyken bir performans sanatları alanına çevirmeye çalıştık. Kendi oyunlarımızın yanında birçok konuk ekip de ağırladık. 2015’in başında ise mülkün sahibi başka birine sattı mekânı. Alan kişi de orayı çamaşırhaneye çevirmek istedi. Mekâna adımını attığı andan itibaren de “Benim kaybedecek vaktim yok, bir an önce çıkmalısınız,” diyerek baskı yaptı.

 

Resmi olarak bir yaptırımı var mıydı?
Ufuk Kontrat bitene kadar yoktu. Biz iyi niyet gösterdik.

Didem Aksi takdirde gergin bir süreç bizi bekliyordu. Hem de yasal bir sürecin içerisinde olacaktık. Türkiye’de mahkeme bir an önce sonuçlanır ve kesin kazanırız garantisini de hissedemediğimiz için karşılıklı anlaşmayı tercih ettik. Ayrılmadan bir kapanış ayı düzenledik. O kapanış ayında Mekan Artı’nın geçmişte sergilemiş olduğu bütün oyunları yeniden sahneledik. Kapanış oyunumuzu da 14 Mart’ta, ilk oyunumuz ‘Kök’ ile yaparak sahnemizle vedalaştık.

Ufuk Kapatırken yayınladığımız metinde karamsar ve veda havasında değildik. “Umutluyuz ve yolumuza devam edeceğiz” şeklinde bir yazı yayınladık. “Yeni yer arayacağız,” dedik. Süreç çok uzamadan altı ay içinde de sonuç aldık.

 

Aynı anda birkaç ekibin kendine mekân aradığını biliyoruz. Siz şanslılardansınız. Nasıl oldu da kendinizi bir anda Çemberlitaş’ta, Şafak Sineması’nda buldunuz?Ufuk Kapanış sonrasında yoğun bir arayışa girdik. Ama ya mekânların kiraları çok yüksek, ya şehir merkezinden çok uzaktalar, ya da tiyatro yapmaya pek elverişli değiller. Çemberlitaş ise hiç aklımızdan geçirmiyorduk aslında. Erdoğan Mitrani’nin aklına geldi bu proje. Özen Film ve Şafak Sineması’nın sahibi Mehmet Soyarslan yakın bir arkadaşıymış. O, buradaki salonlardan birinin tiyatroya çevirilebileceğine inanıyordu. Gelip bakınca, biz de inandık. Mehmet Bey de desteğini esirgemeyince girmiş olduk mekâna.

 

Merkezden kopuyormuş gibi hissediyor musunuz?
Didem İlk kabul ettiğimizde korkuyorduk. Bir pasajın içinde, Çemberlitaş’ta olması… İnsanların ilk tepkileri, “Uzak değil mi?” oluyor. Değil. Biz kendimizi merkezden kopuyormuş gibi hissetmiyoruz. Ulaşımı çok kolay ve gelen herkes buranın ulaşımının Harbiye’den çok daha kolay olduğunu söylüyor. Harbiye’de Beyoğlu’na yönelen insanları aksi yöne çağırıyorduk. Karışık ara sokaklarda mekânı aramak zorunda bırakıyorduk. Şimdi ise tramvayla Çemberlitaş durağında indiklerinde iki adımda ulaşılıyor. Avrupa’dan da Asya’dan da toplu taşıma ile çok kolay gelinebiliyor.

Ufuk Beyoğlu’nun o eski havası korunsaydı, kültür sanatın merkezinden uzaklaşıyoruz diyebilirdik. Bizim de oralardan uzaklaşarak buna hizmet edip etmediğimiz tartışılabilir belki ama İstiklal Caddesi bir AVM’ye döndü. Taksim’de oldukça az sahne kaldı zaten. Ayrıca Çemberlitaş’a gelmekle başka bir kültürün yakınındayız artık. Yaşayan ve kültür sanat anlamında diriltilebilecek bir bölgedeyiz belki de. Etrafta çok sayıda boş dükkân ve han var. Tarihi Yarımada neden yeni bir kültür sanat merkezi olmasın ki? 

 

Moda Sahnesi Kadıköy’deki tiyatro-seyirci ilişkisini değiştirdi. Ne tesadüftür ki orası da bir sinemadan tiyatroya dönüştü. Sanki buranın da öyle bir hissi var.
Ufuk Kadıköy örneği çok güzel. Kimsenin aklında yoktu, şimdi ilk akla gelen yer.

Didem Aslında gittiğiniz yerden ziyade orada yarattığınız hava ve repertuvarınız çeker insanları. Tabii ki çevre ve ulaşım önemli ama sizin ne vaat ettiğiniz de önemli. Semaver Kumpanya 10 senedir Kocamustafapaşa’da kapalı gişe oyunlar sahneliyor. Tiyatronun seyirciyi yollara düşüren bir yönü var.

 

Röportaja gelirken içi yıkılmış bir sinema salonu bekliyordum.Hâlbuki yaşayan bir salon var karşımda. Her ne kadar tiyatro için işlevsiz bile olsa dokunmaya kıyılamayacak detayları da var. Ne gibi değişiklikler yapmayı planlıyorsunuz mekânda?
Didem Salonu görünce çok heyecanlandık. Dokusunu bozmamaya çalıştık ama işlevsel hale getirmemiz de gerekiyordu. Az sayıdaki sezonluk kart satışından ve destek oyunlarından gelen paralarla yeniliyoruz sahneyi. O nedenle fazla dokunmadan işlevsel hale getirmeye çalışıyoruz. Sinema salonundan kalan koltukları koruyarak yarı açık bir sahne kullanıyoruz şimdilik. İlerleyen zamanlarda koltukları hareketli hale getirerek tamamen açık sahneye dönüştürmeyi planlıyoruz.

 

Farklı sahneleme teknikleri kullanmayı seven bir ekipsiniz, Tarihi Yarımada yeni repertuvarınızı etkileyecek mi?
Didem Çağdaş tiyatro yapan bir ekibiz. Ama önümüzdeki dönemde bugünkü tiyatro anlayışımızla geçmişe selam çakar mıyız bilemiyorum.


Peki yeni sezonda neler izleyeceğiz?
Ufuk 19 Aralık’ta ‘80’lerde Lubunya Olmak’ ile açılışı biz yaptık. Ancak ilk iki ayımızda diğer tiyatrolardan on beş konuk ekip destek projeleri kapsamında sahne alacak. Kendi projelerimiz sonrasında başlayacak. Muhtemelen kendi yazdığımız, yönettiğimiz işleri sahneye taşıyacağız. Bir çocuk oyunu olabilir. Eski mekâna çocuklar girmeye korkuyorlardı. Hazır ferah bir mekân bulmuşken deneyelim istedik.

Advertising
This page was migrated to our new look automatically. Let us know if anything looks off at feedback@timeout.com