Venedik: Doğu'yla Batı'nın Tarihteki Buluşması

Venedik'te arada serpişen ılık bahar yağmurlarının altında, kanallar arasında turlamaya hazır olun

venedik
Time Out İstanbul editörleri |
Advertising

HSBC Premier müşterileri, 14-21 Ekim 2017 tarihleri arasındaki Venedik - Floransa - Roma gezilerinden oluşan tur programlarında Setur merkez ofislerinden yapılacak rezervasyonlarda kişi başı %5 indirim fırsatına sahip oluyor. Ayrıntılı bilgi için HSBC Premier Telefon Bankacılığı 0850 211 0 112'yi arayabilirsiniz.

"Yüzyıllar boyunca Venedik, yalnızca Avrupa ve Asya arasında bir köprü olmakla kalmamış, gerek Hıristiyanlık ve İslam dinleri için gerekse şehir yaşamının laik ve kutsal öğeleri için birleştirici bir güç görevini görmüş. Şimdi bu şehrin yaşayan tarihi, giderek kutuplaşarak da olsa birbiriyle iç içe geçen farklı dünyalarıyla bizi kendine doğru çağırmakta."

Bu cümleler yirminci yüzyılın en önemli gezi yazarlarından biri olan Pankaj Mishra'ya ait. Modern bir anlayış çerçevesinde değerlendirildiğinde, Mishra'ya göre, Venedik'in geçirdiği evreleri ve tarihsel dokusunun değişimini yakalamak çoklukla kolay bir iş gibi görünmüyor. Genellikle, modern yaşamın sersemletici ve hırpalayıcı etkisinden kurtulmak isteyenler için Venedik bütün görkemi ve güzelliğiyle bir sığınağı anımsatıyor. Ancak tüm bu ihtişamın arkasında yatan saklı tarihi anlayabilmemiz için Venedik'in Doğu ve Batı medeniyetleri arasında yarattığı karmaşık kökenli tarihsel ve kültürel karşılaşmaların izlerini sürmeliyiz.

Venedik'in Doğu'yla kurduğu ilk yakın ilişkilerin kökleri Avrupa genelinde sömürgeciliği başlatan Rönesans döneminden yüzyıllar öncesine dayanır. Venedikliler, Asya'yla altıncı yüzyılda kurmaya başladıkları ticaret ve sömürü ilişkisinin sonucunda, Torcello adasında kurulan dağınık bir yerleşim birimini sınırları Kıbrıs'a kadar uzanan Akdeniz'in en güçlü ve zengin liman şehri haline getirmeyi başarırlar. 14. yüzyıl İskenderiye'sinde ise önemli sayıda Venedikli tacirin bulunduğu söylenebilir. Türkler, Araplar, Ermeniler, Yunanlılar ve Afrikalılar şehre gelerek yerleşmiş ve şehrin yönetiminde söz sahibi olmuşlardır.

Mishra'ya göre, Venedik'te olmanın insanı modern öncesi döneme geri götüren bir tarafı vardır. Geniş yolları ve caddeleriyle büyük Paris bulvarlarını, geniş Barok sarayları yada Londra'daki Rönesans tarzı kasaba evlerini andıran Lido yoktur sadece şehrin çehresinde. Venedik, her köşesinden çıkan küçük orta çağ kasabaları, briketten bozma binaların ortasında çürümeye terk edilmiş köşkler ve labirentimsi geçitler ile doludur.

Advertising