Emek Sineması, yeniden (mi?)

Emek Sineması adıyla Grand Pera’da açılan salonda ilk film gösterimi geçtiğimiz ay yapıldı

Yeşilçam Sokağı’ndaki Emek’in yıkılış sürecini iki farklı bakış açısından sorguluyoruz:

Emek Sineması'nın yıkılmasına karşı çıkanların neleri savunduklarını hatırlayalım

Son birkaç yıldır İstanbul’un kültür sanat gündemindeki en hararetli tartışmalar Emek etrafında dönüyor. Grand Pera’da yer alan salonun açılış süreci de epey sancılı oldu. Yeşilçam Sokağı’ndaki Emek Sineması’nın yıkımına kadar olan bitenleri hatırlamak isterseniz ‘Özgürleşen Seyirci: Emek Sineması Mücadelesi’ adlı belgeseli izlemenizi tavsiye ederiz. Belgeselin de özetlediği gibi ‘kamu yararı’ adı altında yapılan bu yıkım, kültürel hafızamızda derin yaralar bıraktı. Yeşilçam Sokağı’ndaki Emek anılarımızda kalmış olsa da hâlâ bu yenilenme projesi hakkında sormamız gereken pek çok soru var.

Emek gibi bir mekân, kültürel bir işletmeden ziyade korunması gereken tarihi bir yapı değil miydi? Tarih, konteksinden bağımsız düşünülebilir mi? Emek’i Emek yapan şeyler arasında Yeşilçam Sokağı da yer almaz mı? Aynı ruh başka bir yerde yaşatılabilir mi? Peki Emek’in yeri bir AVM’nin üst katı mıdır? Mimarlar Odası ve pek çok mimarın içine sinmeyen, bu kadar tepki alan bir yenileme projesini tekrar tekrar sorgulamak gerekmez miydi? Pek çok sinema emekçisini ayaklandıran bu proje hangi kamunun yararına? Grand Pera’daki salonu değerlendirirken bu soruları aklınızdan çıkarmayın ve film izleyeceğiniz salonu seçerken nasıl bir İstanbul görmek istiyorsanız ona göre davranın.

İstanbul'un görkemli bir salona kavuştuğunu düşünenler ne diyor?

Emek Sineması'nın yıkılması gündeme geldiğinde mikrofonların ilk uzatıldığı isimlerden biri sinema yazarı Atilla Dorsay’dı. Emek’in yıkılmasına şiddetle karşı çıktığını, hatta yıkılması halinde yazarlığı bırakacağını söylemişti. Hikâyenin devamını biliyorsunuz: Emek yıkıldı, tavan süslemeleri yenilenen Cercle d’Orient binasının üst katında Emek Sineması adıyla açılan yeni bir yere taşındı. Peki, Dorsay’ın tepkisi ne oldu? Oturduğu yerden projeye laf atmak yerine yeni sinemayı görmeye gitti ve gayet beğendiğini açıkladı. Dorsay, bu fikir değişikliğini gerçekçi olmasıyla açıklıyor.

Gelin, biz de onun gibi gerçekçi olalım: Sadece perdeye yansıyan filmlerle değil, mimarisiyle de aklınıza yer edecek başka kaç sinema salonu var? İdeal olan Emek’in yerinde restore edilmesiydi tabii ki, ama iş işten geçtikten sonra yeni salonu boykot etmenin ne kadar manası var? Çocuğunu sinemayla tanıştırmak isteyen biri film arasında tavan süslemelerini seyre dalabileceği bu yeni salonu tercih etmesin mi? Üstelik 600 kişilik salonu epey ferah, cam tavanlı fuayesi bir hayli gösterişli, ses sistemi ve perdesi ise dört dörtlük. Yeşilçam Sokağı’ndaki Emek’in son zamanlarında sinek avladığını da unutmayalım. Daha fazla insan sinema salonlarına gitseydi bugün Yeşilçam Sokağı’ndan İstiklal Caddesi’ne uzanan bilet kuyruklarını görebilirdik. Bunun gibi manzaralar ne yazık ki hayallerde kalacak, güzel bir sinema salonunda film izlemek isteyenlerin seçenekleri arasında ise artık Grand Pera olacak.