Kadıköy Emek Tiyatrosu’nun yeni oyunu ‘Sevmekten Öldü Desinler’i yazarı ve yönetmeninden dinledik

Kadıköy Emek Tiyatrosu beşinci yılını ‘Sevmekten Öldü Desinler’ adlı oyunla kutluyor. Yeşilçam filmlerindeki her repliği ezbere bilenlere nostalji yaptıracak bu oyun, yeni kuşak için ise Yeşilçam’a giriş dersi adeta

Sevmekten Öldü Desinler
Gülin Dede Tekin |
Advertising

Sezonun en özel işlerinden biri olan ‘Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin’i de yazan ve yöneten Murat Mahmutyazıcıoğlu, ‘Sevmekten Öldü Desinler’de Türkiye sinema tarihine geçen klişelerin altını kalın bir çizgi ile çiziyor. Şarkıcı olma hayaliyle evden kaçan genç kadın, çocukluk aşkı, onları ayırmaya çalışan kötü kadın ve genç kadına aşık pavyon sahibi… Bu oyunda yok yok. Metin kadar ekip de dikkat çekici. Şermola Performans’tan tanıdığımız Berfîn Zenderlioğlu’nun yönettiği oyunda Studio Oyuncuları’ndan Onur Berk Arslanoğlu, Güldür Güldür Show’dan Meltem Yılmazkaya, Kara Kutu’dan Hamdi Alp, B Planı’ndan İbrahim Halaçoğlu ve ev sahibi Kadıköy Emek Tiyatrosu’ndan Pınar Yıldırım rol alıyor. Bu birliktelik sayesinde şahane ve enerjisi yüksek bir oyun çıkmış ortaya. Farklı deneyimlere sahip bu ekip beylik laflar etmeden bizi kahkahalara boğmayı başarıyor. Kendinize bir iyilik yapın ve bu harika masalın peşine düşün. Salondan hayata umutla bakarak ayrılacağınıza eminiz.

‘Arabesk’ filmi gibi bir oyunla karşımızdasın bu defa. Çizgi dışı bir metin yazma fikri nasıl çıktı?

Murat Mahmutyazıcıoğlu Pınar Yıldırım’ın hayaliyle yola çıktım, darbuka ritmi eşliğinde de yazmaya başladım. Diğer metinlerime göre çizgileri daha kalın bir oyun ama bu çizgileri tiye alıyor aynı zamanda. Melodram klişelerini, eski filmlerdeki kadınlık rollerini, erkeklere yüklenen fazla jöleli imajları mesela.

Metin kadar ekip de ilgi çekici. Herkes farklı ekiplerle çalışmalarına devam ediyordu bugüne kadar, nasıl bir araya geldiniz?

Murat Gönül karakterini Pınar’ın oynamasını hayal ederek yazmıştım. Diğer arkadaşlarımla da Berfîn’in yaptığı okumalarda tanıştım, çok farklı ekollerden gelen çok yetenekli oyuncular var ekipte.

Berfîn Zenderlioğlu Birkaç yıldır Şermola Performans haricinde, farklı tiyatroların yenilikçi projelerinde yönetmen, oyuncu ve yazar olarak yer aldım. Kumbaracı50, ikincikat, GalataPerform, D22 ve son olarak da Kadıköy Emek Tiyatrosu. ‘Sevmekten Öldü Desinler’, ana dilim Kürtçe haricinde beşinci Türkçe oyunum oldu. Son dönemde genç kuşak tiyatrocuların arasındaki dayanışmayı çok kıymetli buluyorum. Bu metni de okuyunca kafamda bazı isimler belirmişti. İbrahim ile ‘Cambazın Cenazesi’nde çalışmıştık. Onun enerjisinin hem bana hem de oyuna iyi geleceğini düşündüm. Onur’u farklı oyunlarda izlemiştim. Gönül karakteri için de başından beri aklımda Pınar vardı. Meltem ve Hamdi de oyunun diğer tamamlayıcı karakterleri oldular. 

Oyunun tanıtım metninde ‘anti-melodram’ benzetmesini kullanıyorsunuz. Ne demek bu tam olarak? Kim bu sevmekten ölenler?

Berfîn Oyun bazen melodramın kıyılarında dolaşırken, bazen de onun uzağında bir alan belirliyor kendisine. Oyunda daha çok melodramın parodisini açığa çıkarmaya çalıştım, bazı sahnelerde müzik de buna hizmet etti. “Kim bu sevmekten ölenler?” diye sorarsan, hepimiz severken biraz ölüyoruz derim. Ayrıca karşımızdakini de öldürüyoruz. Öldürmeden sevebilenlerin sayısı çok az. Bulursanız öyle bir aşk, sımsıkı sarılın. Oyundaki sevmekten ölenler ise, Yeşilçam’ın etrafında dolaşan ve onlara sahneden selam çakmaya çalışan karakterler.

Murat Benim için de yeni bir kavram anti-melodram. Bir melodram parodisi desek çok eksik kalacaktı. Oyunun teatral ve biçimsel bir önermesi de var, rejiyle şekillenen ortaoyununa göz kırpan bir hali de... Melodram klişelerini kullanırken tiyatronun bize verdiği yabancılaştırma, oyun içinde oyun gibi imkânlardan da yararlanıyoruz.

Metnin ilk haline göre bir parça değiştiğini biliyorum. Yazar metni ile nerede vedalaşır böyle oyunlarda?

Murat Her oyuna, her çalışma biçimine göre değişiyor bu durum. Prova çok verimli ve yaratıcı bir süreçtir. Metnin gerekirse tekrar yazılabileceğine, yönetmenin isteklerine göre değişebileceğine inanıyorum. O yüzden provaları sıkı takip ettim. Aslında hem vedalaştım hem vedalaşamadım.

Berfîn Metnin ruhuna aykırı davranmadan, istediğiniz kadar uçmak istiyorsunuz aslında. Ama bu her zaman mümkün değil. Metnin olanaklarının buna ne kadar izin verdiği önemli. Ülkede kültür sanatın gittikçe hiçleştirilmeye çalışılması, bunun karşısında zorlanan ve seyircinin desteğiyle ayakta kalmaya çalışan sahneler ve özel tiyatrolar… Bazen olanaksızlıklar da sınırlar koyduruyor. Turneden, dekorun nasıl daha minimal bir hale gelebileceğine kadar birçok konuda kafa yoruyorsunuz. Bazen bu durumlar sizin lehinize oluyor, yaratıcılığınızı zorluyor. Metin yazma süreci de biraz birlikte yürüdü. Murat sürekli açık bir kapı bıraktı bize. Çok naif bir yazar. Dramaturji çalışmasında, Nesrin’in (Karadağ) de katkısıyla karakterler, tekrarlar ve söylemler üzerinden metni yeniden ele aldı.

Dekorun bir oyun için ne kadar önemli olduğunu kanıtlıyor ‘Sevmekten Öldü Desinler’. Ve tabii müziğin de... Dekor ve müzik konularında çalışma süreciniz nasıldı?

Murat Metnin bir dekor önermesi yok, rejinin hayal gücüne bırakıldı. Ben daha çok oyuncuların imkânlarını zorlayan bir metin yazmaya çalıştım.

Berfîn Sahne tasarımını Mirza Metin yapacaktı ama yoğunluk sebebiyle fırsatı olmadı. Az zamanımız kaldığı için de kimse dekoru tasarlamaya yanaşmadı. Görüştüğümüz bir-iki kişi gerçekçi bir pavyon kurmak istedi; fakat bu da rejinin diline tamamen aykırıydı. Amacım oyuncuyu rahatlatacak, giriş-çıkışları kolaylaştıracak, gölge oyunu alabileceğim minimal bir dekor yaratabilmekti. Bu durumda sahne tasarımı bana kaldı. Uzun bir süre buna kafa yordum. Fotoroman tadında, 70 ve 80’leri anımsatacak bir ruh hali yakalamayı ve illüstrasyonlarla görsel bir etki yaratmayı arzuladım. Sade ve işlevli bir dekor oldu bence. Burçak Çöllü müzikleriyle, Senem Oluz koreografisiyle, Alev Topal ışık tasarımıyla, Çağla Yıldırım da kostümleriyle bu oyunun yaratıcı kadınlarından oldular. İyi ki, güzel kadınlarla üretimlerimizi buluşturabileceğimiz alanlarımız ve yüreğimiz var.

Böyle bir müzikli oyunu yazmak ve yönetmek için içinizde o arabesk damarın biraz olması gerekiyor sanırım. Arabeskle aranız nasıl?

Berfîn Çocukken arabesk müzikten neredeyse nefret ediyordum. Arabeskin yeni bir formla bize sunulması beş-altı yıllık bir süreç. Ben de arabeski Müslüm Gürses’in o buğulu sesi ve eşsiz yorumlarıyla sevmeye başladım. Bir taraftan da Orta Doğu’da yaşıyoruz; her ne kadar da uzağındaydık desek bile o kültürün içerisinde ve parçasıyız. Son dönemde içerisinde arabesk de barındıran bir oyunun parçası olmak istiyordum.

Murat Arabeskle aram şimdi daha iyi. 80 öncesinde müzikalitenin yüksek olduğu bir arabesk dönem var. Bu oyun beni o zamanlara götürdü. Hiç bilmediğim bir külliyatla karşılaştım.

1, 8, 15, 21 Nisan, Kadıköy Emek Tiyatrosu, 20.30, 50 TL, indirimli: 30 TL.

Advertising