Seviyorsam sebebi var / Patti Smith

Çıplak ayak dans eden birinden bahsediyor kadın. Sesinde cinsiyetle sınırlandırılamayacak tınılar var. Sözleri şiir.
Advertising

Çıplak ayak dans eden birinden bahsediyor kadın. Sesinde cinsiyetle sınırlandırılamayacak tınılar var. Sözleri şiir. Rock’n roll olanın özgür, sahipsiz ve benzersiz olduğunu ispat edercesine tepiniyor sahnede. Omuzlarına yapışan saçlarının uçlarından kelimeler ve sesler damlıyor. Gerçeküstü bir filmde olmak ve ekranın arkasına geçip onunla tanışmak istiyorum ancak Edremit’te televizyon karşısında oturmaya devam ediyorum.

Çocukken dünyam, olduğum yer kadardı. Arkadaş edinmek için ne yapacağımı pek bilmediğimden, ağaçlar, kitaplar ve kasetler arasında dolanırdım. MTV, VH1 gibi müzik kanalları nadiren çekerdi bizim oralarda. Patti Smith’i ilk görüşüm de Patti kadar nadirdi. Sonra İzmir’e taşındık ve o siyah saçlı, incecik kadını (ya da adam mıydı?) unuttum. İzmir’in yerel radyolarından birinde sesini yeniden duyduğumda, beni derinden yakaladığını, yakalandığımı kavrıyordum.

‘Gloria’yı söylüyordu. Belki en çok bilinen şarkılarından ‘Because the Night’tı çalan ya da meşhur Patti şaheseri, ‘Horses’. Radyoda çalınabilecek şarkılar... Seneler sonra müzisyen olarak pişerken anlayacaktım radyo-dostu şarkılarla, hesapsız ve eşsiz şarkıların arasında fark olmaması gerektiğini. Sistem, korkulardan beslenen yıkımlarla büyüyordu. Satılabilir olan güzeldi, tatlıydı, başarılıydı. Patti ise karşıt, çekici ve gerçek.

Kadın gibi görünmek denen saçmalığın yüzüne tükürüyor, kalıplaşmış inançların insan düşmanlığıyla uğraşıyordu. Politik olmaktan korkmuyor, toprakları üzerinde ülkesiz kalanları destekliyordu. Süslü hikâyeler uydurmak yerine, yalansızlığı benimsiyordu. Bir köşede yalnız ve sessiz saklanan yüzlerin şarkılarını söylüyordu Patti. Eşcinselliğini keşfeden oğlanın, paltosu olmayan evsizin, babasının ilgisini çekmek uğruna ölen yıldızın, ağaçlar için vurulan gençlerin...

İlk albümümüzü kaydederken stüdyoya yakın bir ev kiralamıştık. O evde ‘Çoluk Çocuk’ okumaya başladım. “Sadece bir aptal - ya da aziz - sanat tarafından ele geçirilmek istemez.” diyordu; aşkı, ölümü, anneliği, geleneksel olmayan bir aile kurmayı anlatıyordu. Yeniden biçimlendirdiği edebiyata hayran olmuştum. Sonra ‘M Treni’ni aldım. Yaş almaktan ve yetişkinlikten korktuğum günlerde beni sakinleştirdi. İzmir’deki can dostumda bıraktım kitabı okuması için; ama ‘M Treni’ bana Çanakkale’deki ilk konserimizde dönüverdi. Duygu adında bir sevenimiz “Okudukça hem hatırlanmak hem yeni şarkıların gelmesi dileğiyle,” yazmıştı kitabın içine.

Hiç sahip olmadığım anneannemi bulmuş gibiyim. Hayran olmanın ötesinde, göğsünde uzanabileceğim, dünyaya dair korkularımı ve üzüntülerimi anlatabileceğim, şarkılarında yeniden özgürleşebileceğim biri var. Ölümsüz olmasını dilediğim biri. Patti Smith’in yaşadığını gördüğüm, sanatını deneyimleyebildiğim ve dilerim, konserini de izleyebileceğim bu zaman diliminde olmak umut veriyor bana. Dilerim, daha nice çocuğa, gence ve yetişkine umut verir Patti sesiyle, kelimeleriyle ve sessizliğiyle.

Seviyorsam sebebi var

Müzik

Patti Smith

Çıplak ayak dans eden birinden bahsediyor kadın. Sesinde cinsiyetle sınırlandırılamayacak tınılar var. Sözleri şiir. Rock’n roll olanın özgür, sahipsiz ve benzersiz olduğunu ispat edercesine tepiniyor sahnede. Omuzlarına yapışan saçlarının uçlarından kelimeler ve sesler damlıyor. Gerçeküstü bir filmde olmak ve ekranın arkasına geçip onunla tanışmak istiyorum ancak Edremit’te televizyon karşısında oturmaya devam ediyorum.
Müzik

PJ Harvey

12 yıl önce üniversite için İngiltere’ye doğru yola çıktığımda bu kasvetli ülkeyle ilgili çok büyük beklentilerim yoktu. 

Advertising
Müzik

Damon Albarn

Çoğu liseli gibi ben de “vu hu” sözlerinden başkasını çözemediğim ‘Song 2’ parçasının ağına takılarak Damon Albarn’ın kaptanlık ettiği Blur’ü keşfettim.

Müzik

Sigur Rós

“Bir araya gelip çalmaya başladığımızda pek konuşmayız, bir şeyler doğru gelene, bir atmosfer yakalayana kadar çalarız; sonra ortaya çıkan şeye şekil veririz ta ki bütünlüklü bir şeye ulaştığımızı hissedene kadar,” 

Advertising
Müzik

Die Antwoord

Bir sıtma hastası kadar zayıf bir adam düşünelim; birkaç dişi eksik, bir ikisi altın kaplama, beyaz atletli, gömleğinin düğmelerini iliklemiyor, hatta çoğu zaman gömlek bile giymiyor. 

Advertising
This page was migrated to our new look automatically. Let us know if anything looks off at feedback@timeout.com