Bu ay radarımıza giren beş yeni mekan

Şehrin en yeni mekanlarına göz atın
Time Out İstanbul editörleri
Advertising
Restoranlar

Mahkeme Lokantası

icon-location-pin Karaköy

Bankalar Caddesi’nin gün içinde hayli kalabalık olan arka sokakları akşam olunca ıssızlaşır ve sessizliğe gömülür. Bu atmosferde ilerlerken kulağınıza şen kahkahaların ve hararetli sohbetlerin geldiğini hayal edin. Eğer sesi takip ederseniz meyhane kültürüne düşkün İstanbulluların kalabalık masalarda sokağa taştığı Mahkeme Lokantası’na ulaşacaksınız. İsmini karşı binasındaki eski bir Ceneviz Mahkemesi’nden alan lokanta, akşam saatlerinde klasik bir meyhaneye dönüşüyor. Ancak çevrede çalışan ve karınlarını doyurmak için alternatif arayanlara da öğle saatlerinde esnaf lokantası olarak hizmet veriyorlar. Yüksek ve kubbeli tavanından ihtişamlı ve büyük bir avizenin sarktığı ilk kat, yemeğiniz için muhteşem bir arka plan oluşturuyor. Arkadaş grupları için ise üst katta özel bir oda yaratmışlar. Bluetooth teknolojisi sayesinde burada arkadaşlarınızla yemek yerken istediğiniz müzikleri dinleyebilirsiniz. Mahkeme Lokantası’nın açık renkli tuğlaların hakimiyetindeki tarihi atmosferi oldukça etkileyici. Mekan, tarihinin korunmuş olmasıyla gerçekten alkışı hak ediyor. Gelelim burada sizi bekleyen lezzetlere… Peynir seviyorsanız Girit ezmesini mutlaka deneyin. Püre haline getirilmiş feta peyniriyle cevizin karıştırıldığı bu mezeyi Antep fıstığıyla süslüyorlar. Pancarlı firik bulguru hem sağlıklı bir seçenek, hem de şalgamla pişirildiği için mor bir renge bürünmüş, bu sebeple sofranıza renk katıyor. Ermeni usulü pilakiyi Bombay fasulyesiyle hazırlıyorlar. Sirkeyle sundukları ıspanak kökü

Restoranlar

Ozzie’s 1968

icon-location-pin Asmalımescit

Ozzie’s 1968’i mutlaka duymuşsunuzdur. Hani, rezervasyon yaptırmadan gidemediğiniz, Dolapdere’deki o meşhur kokoreççi. Civardayken uğramak isteyip, rezervasyonunuz olmadığı için kapısından dönmüş olabilirsiniz. Eğer hâlâ o meşhur kokorecin tadına bakamadıysanız, sizi Ozzie’s cephesindeki yeni gelişmelerden haberdar edelim. Özellikle Vedat Milor’un övgüleriyle popülaritesi artan Ozzie’s artık Asmalı Mescit’te! Mekanın sahibi Oğuzhan Sayı kokoreçleri bizzat kendisi hazırlıyor ve kardeşi Nagihan Sayı ile beraber çalışıyor. Her ne kadar artık ulaşılması daha kolay bir semte taşınmış olsa da, Ozzie’s hâlâ rezervasyonsuz müşteri kabul etmiyor. Çünkü rezervasyon, mekandan ziyade ürün için yapılıyor. Kokoreçlerin kalitesini düşürmemek adına her gün ürettikleri kokoreç miktarını sınırlı tutuyorlar. Oğuzhan Sayı mekanın gördüğü ilgiden ötürü hayli gururlu. Zemine döşenmiş Hollywood yıldızı da mekanın iddiasının bir göstergesi belki de. Ozzie’s’in kokorecinin özelliği Makedon usulüyle, çift kat kuzu bağırsağından yapılması ve kuzu uykuluğu içermesi. Uykuluğun zor bulunduğunun ve her ürünlerinde mutlaka yer aldığının altını çiziyorlar. Çeyrek kokoreç yarım kokoreç ise. Porsiyon sipariş ederseniz fiyatı. 1,5 porsiyonluk kokoreç miktarına tekabül eden içerikle hazırlanan babadan yadigar tarifleri Aliş kebabında seveni bol. Sofranıza gelmeden önce 20 dakika boyunca yağlı kağıda sarılarak pişiriliyor. Kendi üretimleri olan sosis ve sucuklarla sandviç ve porsiyon tabakda hazırlıyorlar. Fıs

Advertising
The Grungy
Fotoğraf: Gokhan Guvenc
Restoranlar

The Grungy

icon-location-pin Teşvikiye

Burger sevdasının sonu gelmiyor, dolayısıyla arz talep çarkı dönmeye devam ediyor. Şehrin farklı noktalarında karşımıza çıkan burgerciler arasında en yenilerden biri Nişantaşı’ndaki The Grungy. Hüsrev Gerede Caddesi’nden aşağı inerken solunuzda kalan minik restoran bugünlerde vızır vızır. Ortalama 15 kişinin aynı anda yemek yiyebildiği alanda diğer müşterilerle masa kapmaca oynayabilirsiniz. Özellikle hafta sonu mekan çok yoğun. The Grungy’nin konsepti oldukça basit. Burgerleriniz açık mutfakta hazırlanıyor ve mekanın işletmecisi Alex Dekesoğlu tarafından masanıza getiriliyor. Özellikle Londra’da tattığı burgerler ve şeflerle ettiği sohbetler onun kendi burgerini geliştirmesinde etkili olmuş. Susamlı, çıtır, tuz ve şeker ayarı dengeli yumuşak bir ekmekte karar kılmış. Güzel bir burger etine sadece karabiber ve tuz eklemenin yeterli olduğunu söylüyor. Tamamen burger odaklı menülerini gereksiz yere genişletmeden her talebi karşılamaya uygun seçenekler sunmuşlar. Vejetaryenler yazıyı okumayı bırakmadan önce menüde falafel burger olduğunu hemen belirtelim. Eğer et yiyen arkadaşlarınızla aynı sofraya oturmak isterseniz, tahin soslu bu burgeri deneyebilirsiniz. Chipotle lime mayonezli avokado burgerde ise etin üzerinde taze avokado dilimleri bulunuyor. Avokadonun sağlıklı ve hafif lezzetiyle fast food tüketmenin yarattığı vicdan azabı biraz olsun hafifliyor. Tabii, kalori hesabı şart değil. Burger yediğinizde hakkını vermek istiyorsanız, tarifini sır gibi sakladıkları Grungy sosla

Restoranlar

Po Juicery

icon-location-pin Moda

Po Juicery’nin adına aldanmayın. Burada taze meyve sularından fazlası var. Öncelikle kimyonlu Gouda peyniri, Antakya kırma yeşil zeytin, avokado, organik yumurta ve cevizli kahvaltı tabağı (30 TL) için sabahın erken saatlerinde mekana yolunuzu düşürebilirsiniz. Kahvaltı tabağının vegan peynirli versiyonu da var. Mekanı gün içinde ziyaret etmek için ise salataları, bruschetta’ları ya da tatlılarını bahane edin. Menünün detaylarına geçmeden önce ekibin özverili çalışma biçimine dikkat çekmek gerek. Sadece logoları bile sağlığı merkeze alan bir işletme olduklarını hissettiriyor. Mekana hakim olan yeşil renk, etrafa doğayla özdeşleşmiş bir huzur yayıyor. Ayrıca sosyal medya hesapları üzerinden besin seçimlerini gerekçelendiren açıklayıcı bilgiler sunuyorlar, bu da konseptlerine yakışan bir tercih. Ürünlerine koydukları yaratıcı isimlerle de bizi tavladılar. Mesela ıspanak, roka, ceviz, salatalık, nar, keten tohumu, avokado ve mikro yeşiller ile hazırladıkları salataya ünlü bir oyuncunun ismini vermişler: Eva Green. Bu salata yiyerek Eva Green’in formuna ulaşmak mümkün mü bilemeyiz ama zencefil sosunun salata yerken ekstra bir aromaya ihtiyaç duyanları tatmin edeceğine eminiz. Tabii, salatadaki malzemeler bir araya getirilirken vücudunuzun magnezyum ve omega-3 ihtiyacı düşünülmüş. Black magic isimli salatalarında ise yüksek lif oranı sebebiyle siyah mercimek tercih etmişler. “Ekmek yemeden doyamıyorum ama formuma da önem veriyorum,” derseniz, bir orta yol önerimiz var. Kabak carpa

Advertising
Restoranlar

Yak’o Sushi & Noodle

icon-location-pin Sarıyer

Şef Sinan Damgacıoğlu gıda ürünleri ithalatında çalışırken sushi’nin Japonya dışına çıktığında neden orijinal özelliklerini yitirdiğini gözlemlemeye başlamış. İş hayatında edindiği birikimlerden yola çıkarak yaptığı saptamalar sayesinde ise dünyadan 12 şefin alındığı, Japonya Tarım Bakanlığı tarafından düzenlenen sushi eğitimi programına kabul edilmiş. Sonrasındaki dokuz aylık süreç onu sushi konusunda işinin ehli bir şefe dönüştürmüş. Damgacıoğlu Maslak 42’de açılan Yak’o Sushi’de Asya mutfağından birçok yemeği hazırlıyor ve Japon sokak lezzetlerini de öne çıkarıyor. Mekanın iç dekorasyonunda Japonya’ya has folklorik bir konsept yaratmaya çalışmamışlar. Şatafatsız renkler ve rahat oturma yerlerine Uzak Doğu esintili estetiğiyle kıvrımlı avizeler eşlik ediyor. Sushi çeşitlerine ek bir menüleri de var: Agemono (kızartma), yaki mono (ızgara), noodle ve daha fazlası… Pilav üzeri lezzetler olarak isimlendirilmiş seçeneklerinizin arasındaki gyudon, Japonya’da halkın tercih ettiği sokak yemeklerinden biri ve gayet doyurucu. Buharda hazırlanmış pilavın üstündeki dana eti derin bir kasede servis ediliyor. Et yosun suyu dashi içinde pişirilmiş ve zencefille süslenmiş. Damgacıoğlu’nun İstanbul’un en iyisi olduğunu iddia ettiği ramen ise yolunuzu Maslak’a düşürmenize sebep olabilir. Japon usulü tavuk ramenin içinde yok yok: Haşlanmış yumurta, ıspanak, tavuk, taze soğan, menma bambu filizi ve nori yosunu. Tüm malzemeleri Japon örf ve adetlerine uygun bir zarafetle yeseniz bile her birini

Advertising
This page was migrated to our new look automatically. Let us know if anything looks off at feedback@timeout.com