Get us in your inbox

Gökçe Algan

Gökçe Algan

Articles (11)

Simay Bülbül’den tasarıma yeni bir bakış

Simay Bülbül’den tasarıma yeni bir bakış

Türk modasının öncü ve yaratıcı isimlerinden Simay Bülbül, Sonbahar/Kış 2019 sezonunda hem uzun bir aranın ardından yeni koleksiyonunu sıra dışı bir defileyle sundu, hem de Seyrantepe’de bir tasarım ve gastronomi alanı olarak şekillenen yeni mekanı Perveran’ı açtı. Ekim ayında gerçekleştirdiği büyük ses getiren defile, aynı zamanda tasarımcının kendi objektifine yansıyan, alanında başarılı ve fark yaratan kadın portrelerini bir araya getiren fotoğraf sergisinin de açılışıydı. ‘Kapıları Aralayan Kadınlar’ isimli bu sergi ve koleksiyon aslında tasarımcının 2012 yılından beri koruma altında bulunan çocuklarla ilgili yaptığı gönüllü çalışmaların bir yansıması. Bu çalışmaların doğal sonucu olarak Bülbül, geçtiğimiz yıl koruyucu aile konusunda farkındalığı artırmak ve koruma altındaki çocuklara destek olmak üzere Kırmızı Çocuklar Derneği’ni kurmuş. ‘Kapıları Aralayan Kadınlar’ sergisinden elde edilecek geliri de yurtlarda yetişen kız çocuklarının eğitimine aktarmayı hedeflemiş. Sonbahar/Kış 2019 koleksiyonu aslında kendi hikayesini yazan kadınlara bir övgü niteliğinde. Tasarımcının imzası haline gelen deri, ‘Kapıları Aralayan Kadınlar’ koleksiyonunda couture detaylar ile buluşuyor ve özellikle el işlemesi şeklinde yorumlanan deriler, parlak ve şık detaylarla gecelere, davetlere göz kırpıyor. Sanatı, tarihi, sosyal sorumluluğu ve elbette modayı bir araya getiren koleksiyonun defilesinde ise farklı kadın silüetleri kıyafetleri taşıyarak hikayeyi tamamlıyordu. Simay Bülbül’ün bir diğe

Hayallerin gerçeğe dönüştüğü marka: Maila

Hayallerin gerçeğe dönüştüğü marka: Maila

Instagram’da ünlü isimlerin, influencer’ların stillerinde Maila imzasına rastlamamış olmanız zor; zira Maila New York son bir senedir Türk moda sektörünün önde gelen simalarının vazgeçilmez markaları arasında. Eklektik tasarımlarıyla farklı tarzları kucaklayan Maila’nın kurucusu Melis Tatari, çocukluğundan beri süregelen çizim ve hayal kurma tutkusunu takip ederek New York’taki Parsons School of Design’da moda tasarımı eğitimi almış. Burada geçirdiği beş yıl boyunca dikişten çizime, üretimden pazarlama ve satışa bir moda markası yaratmaya dair her aşama hakkında kendini geliştirme fırsatı bulmuş, New York’ta yaşamak ise ona benzersiz bir vizyon, moda alanında başka bir şehirde erişemeyeceği bağlantılar ve sonsuz ilham olarak geri dönmüş. Öğrenciliği sırasında Catherine Malandrino ve Tory Burch gibi markalarda tecrübe kazanan Tatari, lisans eğitiminde edindiği bilgileri aynı okulun Moda Pazarlama ve Satın Alma Bölümü’nde bitirdiği yüksek lisans deneyimiyle pekiştirmiş ve mezuniyetinin ardından iki sene boyunca Gucci’nin PR ekibinde çalışmış. Çocukluğundan beri düşlediği kıyafetleri kalemleri ile kağıda dökmekten zevk alan ve bir gün kendi markasını yaratmanın hayalini kuran Melis Tatari, 10 yıllık New York serüveninin ardından bu hayali gerçeğe dönüştürmek üzere İstanbul’a yerleşmeye karar vermiş. Acele etmeden, kendisini gerçekten hazır hissettiğinde de markasını kurmak için ilk adımları atmış ve 2017 yılını ön çalışmalarla geçirdikten sonra 2018 yılında Maila’ya hayat vermiş

Aksesuarsız olmaz!

Aksesuarsız olmaz!

Çuval’ın her stili tamamlayan çantaları Türkiye’nin ilk bağımsız çanta markalarından biri olan Çuval, 2012 yılında Ayşe Özgüneş tarafından kurulmuş ve ilk günden beri yerel zanaatkarlığı desteklemeyi ve tanıtmayı hedeflemiş. Kanvas, keten, dış mekan tekstili gibi malzemeleri vejetal deri ile bir araya getiren tasarımlar özellikle rafine işçilik ve etik üretim süreçleri konusunda iddialı, bu noktada da aynı kaygıyı paylaşan tüketicilerle buluşuyor. Türkiye’ye paralel olarak Amerika pazarında da faaliyetlerini sürdüren Çuval’ın ‘Neu Land’ isimli İlkbahar/Yaz 2019 koleksiyonunda ise doğal renkler ve modern çizgiler başrolde. Sezonun baskın trendlerinden büzgülü çantalar ve bel çantaları, Çuval yorumuyla kullanım kolaylığı sunarken, diğer yandan her stili tamamlama konusunda kararlı bir tavır vadediyor. Çuval’a Arnavutköy’de bulunan showroom’u dışında internet sitesinden de ulaşılabiliyor. www.cuvalist.com, www.instagram.com/cuvalistanbul   Şehirli ve yalın: Dennch 2016 yılında grafik tasarımcı Gülay İnceoğlu tarafından kurulan Dennch, kent yaşamının ihtiyaçlarını düşünerek başladığı tasarım serüvenini, grafik bir anlayış ile harmanlıyor. Güncel sanat ve mimariden beslenen tasarımcı, yüksek kalite Türk derisi kullanıyor ve kadın-erkek ayrımı yapmadan cinsiyetsiz modeller sunuyor. Markanın ‘Absolute Isolation’ adlı İlkbahar/Yaz 2019 koleksiyonu sadeliğin yarattığı pozitif duygulardan yola çıkıyor; herkesi dinginliğe, yalınlığa, mutluluğa davet ediyor. Koleksiyonda yer alan modelle

Alışılmışın dışında takı alternatifleri: Kloto

Alışılmışın dışında takı alternatifleri: Kloto

Türkiye’de aksesuar tasarımı, özellikle genç tasarımcıların elinde son yıllarda büyük bir ivme kazandı. Konsept mağazaların ve çevrimiçi alışverişin yaygınlaşmasıyla bağımsız tasarımcılar, koleksiyonlarını artık geniş kitlelere ulaştırabiliyor. Bu markaların arasından sıyrılıp radarımıza giren Kloto, Kapalıçarşı ruhunun ve kuyumculuk zanaatının tabiri caizse içine doğan ve ailesinin mesleği sebebiyle bu dünyada büyüyen Senem Gençoğlu tarafından kurulmuş. Rhode Island School of Design’ın endüstriyel tasarım bölümünden mezun olan Gençoğlu, lise yıllarından beri içinden atamadığı tasarım tutkusunun peşinden giderek Lee Broom, Marcel Wanders ve Sevan Bıçakçı gibi dünyanın önde gelen tasarımcılarının yanında çalışmış. “Çizim yapmayı her zaman çok severdim,” diyen Gençoğlu, bir tasarımın hikayesinden yaratım sürecine, her aşamasında aktif rol almak istediğini fark ettiğinde bunun yegane yolunun kendi markasını kurmak olduğunu anlamış ve vakit kaybetmeden kolları sıvamış. Markanın ismi olan ‘Kloto’, Yunan mitolojisinde ‘yaşamın döngüsüne yön veren tanrıça’ anlamına geliyor. Evren ve varoluşun anlamı üzerine kafa yormayı seven, yaşam döngüsü ve yaşama dair simgelerden ilham alan tasarımcı, evrene duyduğu hayranlığın tasarımlarına esin kaynağı olduğunu belirtiyor. Gençoğlu’nun endüstriyel tasarım geçmişinin detaylarda kendini hissettirdiği parçalarda geometrik ayrıntılar, mekanizmalar ve sanata dair referanslar dikkat çekiyor. Gençoğlu, ‘Mod’ koleksiyonu ile varlığın en küçük parçası

Trikonun geometrik hali: 'Knitss'

Trikonun geometrik hali: 'Knitss'

Trikoyu nasıl bilirdiniz? Her daim hayat kurtarır, ekseriyetle ayakları yere basar, genç ve dinamik bir stili ilk anda akıllara düşürmez... Trikonun bu ağırbaşlı algısı sizi de ele geçirdiyse, ezberleri bozacak bir marka ile tanışma zamanı! Kendisini “geometrik formlar, sanat ve mimariden ilham alan, renkli ve enerjik bir ruha sahip bir triko markası” olarak tanımlayan Knitss’in yaratıcıları, Duygu Boz ve eşi Umut Boz, ailelerinin triko ve İtalyan iplikleri konusundaki uzmanlıklarını yepyeni bir marka aracılığıyla moda dünyasına taşımanın hayalini kurmuşlar. Bu hayali takip eden yaklaşık iki yıllık süreyi ise tamamen araştırmalara ayırarak hem Paris’te, hem de İstanbul’da marka kimliği üzerine yoğun bir biçimde çalışmışlar. Geometrik şekilleri markanın çıkış noktası olarak belirleyen tasarımcı Duygu Boz, Knitss ile triko rahatlığını spor giyim estetiği ve sokak stilinin kodlarıyla buluşturarak günümüz trendlerine çabasızca dokunuyor. Modern, güçlü ve kendine güvenen şehirli kadınlara hitap eden Knitss koleksiyonları, rahatlığı üstün kalite materyallerin kullanımıyla sağlıyor. Yalnızca birinci sınıf İtalyan ipliklerinin kullanıldığı tasarımlarda bu iplikler saf pamuk, ipek, viskon ve keten gibi doğal malzemelerle buluşuyor. İlkbahar/Yaz 2018 sezonunda ise doğada çözünen (biodegradable) iplikler öne çıkıyor. İlkbahar/Yaz 2018 koleksiyonu, markanın renkli kimliğini hafiflik temasıyla yeniden yorumluyor ve doğadan ilham alan renk ve desenlerin şehir yaşamına taşındığı, çalışan ka

Matbaa moda ile karşılaşırsa…

Matbaa moda ile karşılaşırsa…

Türk tasarımcıların yaratıcı dünyasını yansıtan aksesuar markaları yalnızca ülke sınırları içinde değil, global ölçekte de ses getirmeyi sürdürüyor. Bu markalar arasında ise özellikle kendi hikayelerini anlatmayı başaranlar dikkatleri üzerilerine toplamayı başarıyor. 2016 yılında kurulan genç aksesuar markası BAÂ da bunlardan biri... BAÂ’nın kurucusu Seçkin Acar ve marka müdürü Sevgi Acar, matbaacı bir ailenin çocukları olarak bu meslekten aldıkları ilhamı bambaşka bir alana yansıtmaya karar vermişler. Markanın kreatif direktörlüğünü ise, kendi markası Third ile de moda takipçilerinin aşina olduğu Tuğçe Özocak üstlenmiş. Türk modasının duayen isimlerinden Mehtap Elaidi’nin de stratejik marka danışmanı olarak destek verdiği BAÂ, arkasındaki güçlü ekibin izlerini tüm detaylarda hissettirmeyi başarıyor. BAÂ, ismini matbaa kelimesinin son hecesinden alıyor, ikinci A’nın üzerindeki şapkayı ise bir evin çatısı olarak hayal etmişler. “Kendi hikayesinin arkasında durması bir markaya değer katıyor. Matbaa makinaları, onların işleyişi, kağıt, gramajlar, bunların hepsi hikayenin bir parçası,” diyor isim koyma aşamasından beri markanın yanında olan Tuğçe Özocak. Matbaa makinalarının belirli mekanik parçalarından esinlenerek tasarlanmış geometrik metal aksesuarlar, matbaadan çıkan neşriyatın ve özellikle kitapların okuyucularına verdiği mutluluğa göz kırpan gülen surat emojili troklar da öne çıkan ayrıntılardan... Ayrıca her çanta modeli, ismini bir kadın yazardan alıyor. Sylvia Plath, Su

Eski ile yeninin buluşma noktası: Attölye

Eski ile yeninin buluşma noktası: Attölye

Attölye’nin perde arkasında moda sektörünün duayen isimlerinden Tülin Kermen ve ortağı, yaşam koçu ve danışman Cansu Yağız var. Ortak tutkuları moda sayesinde yolları kesişen ikilinin hayalleri Attölye projesine hayat vermiş ve kısa sürede uzun yıllardır ikamet ettikleri Teşvikiye’de bulunan mağazayı hazır hale getirmişler. Mağazanın sokağa bakan ön cephesinde dikkatimizi ilk olarak rengarenk çanta ve ayakkabılar çekiyor. Attölye imzalı ayakkabıların tasarımında ikili önceliği rahatlığa vermiş. Bu konuda hayli iddialılar: Herkesin zaman zaman beğendiği, ama rahatsızlığından ötürü arasına mesafe koyduğu modeller zamansız tasarımlarla yeniden yorumlanmış ve ortaya gündelik kullanımın olmazsa olmazı rahatlığı, gündüzden geceye hitap eden bir stille birleştiren modeller çıkmış. Çantalarda ise sezon trendleri, üstün bir deri işçiliğiyle birleşerek arzu nesnesi modellere dönüşmüş. Yağız ve Kermen, özellikle ayakkabı koleksiyonunun şimdiden müdavimlerinin oluştuğunu belirtiyor. Üstelik müşterilerin beğendiği modeller, farklı renklerde özel olarak da tasarlanabiliyor. Attölye koleksiyonu dışında ön cephe, genç ve yetenekli tasarımcıların parçalarını bir araya getiren, ilham verici bir seçkiye de ev sahipliği yapıyor. Save My Bag yıkanabilir çantalar, Guardabarranco, Ece & Derya, Ziztar imzalı kıyafetler, Lina’s Takı’nın büyük harf kolyeleri, Mixomatch cüzdanlar, Movitra güneş gözlükleri ve Deryle’nin yaprak formunda çantaları ile son zamanların en çok konuşulanlarından BAA çantalar i

Tasarımlarında sadeliğin peşinde olan 5 marka

Tasarımlarında sadeliğin peşinde olan 5 marka

Maksimalizm akımının hüküm sürdüğü Sonbahar/Kış 2017 sezonunun kadifelerinden, işlemelerinden, parıltılı detaylarından arkanıza bakmadan kaçmak istiyorsanız yalnız değilsiniz. Perde arkasında genç girişimcilerin başarı hikayelerinin gizlendiği, koleksiyonlarında sade ve zamansız tasarımlara yer veren markaların izini sürdük.

Turkish fashion designers on the rise

Turkish fashion designers on the rise

The wearable art of Bashaques’ There are those people who know, at a young age, what they want in life, and never stray from their path. Başak Cankeş is one of those fortunate people. While studying fashion design in her hometown of Izmir, Cankeş caught the attention of Bora Aksu with one of her projects, which allowed her to travel to the U.K. to intern with the famous designer. Upon graduation, Cankeş honed her skills by working for designers like Günseli Türkay and Gül Ağış. The real turning point in Cankeş’s career came with photographer and film director Murathan Özbek’s photography exhibit, Once. As she toured the show, Cankeş began to wonder what it would be like if these photographs were to be featured on clothing. First, she combined Özbek’s photographs with her own designs. Cankeş then teamed up with textile artist Fırat Neziroğlu, who used hand weaving to incorporate the photos’ surreal elements into the garments. The result was a collaborative collection, also named Once, which Cankeş premiered at Mercedes-Benz Fashion Week Istanbul with her brand Bashaques’. The collection drew praise from both Turkish and international press, winning Cankeş the Mediterranean Fashion Prize as well as a spot on the YOTA initiative hosted by London’s Centre for Fashion Enterprise – and making her the first Turkish designer to hold either distinction. For her Fall/Winter 2016 collection, The Door, Cankeş once again collaborated with Fırat Neziroğlu, this time to adapt the works of

Uçurtma Müzesi’nin kurucusu  Mehmet Naci Aköz'le tanışın

Uçurtma Müzesi’nin kurucusu Mehmet Naci Aköz'le tanışın

Sahibinin tutkularına dair hikâyeler anlatan kişisel müzelerin peşindeyseniz, şüphesiz Masumiyet Müzesi’nden yolunuz geçmiş, Oyuncak Müzesi’nden bahsedildiğini ise duymuşsunuzdur. Peki, uçurtmalara dair tüm sorulara cevap bulabileceğiniz, bir uçurtma sevdalısının elinden çıkma Uçurtma Müzesi’nden haberiniz var mı? Tam adıyla Üsküdar Belediyesi Mehmet Naci Aköz Uçurtma Müzesi, müzenin kurucusu Mehmet Naci Aköz’ün bir ömre yayılan uçurtma aşkının ete kemiğe bürünmüş hali. 1960’lı yılların mütevazı Türkiye’sinde, kendi yaptığı uçurtmaların peşinde mutlu olmayı bilen bir neslin çocuğu Aköz. Yetişkinliğe adım atmasının ardından, 1984 yılında Türkiye’nin ilk uçurtma yarışını düzenleyen, 1986 yılına geldiğimizde Türkiye’nin ilk uçurtmacılar birliği olan Eyüp Kardeş Uçurtmacılar Birliği’ni kuran, 1997’de ilk uluslararası uçurtma festivalini gerçekleştiren Aköz bu başarılarıyla Türkiye’de uçurtmacılığın gelişmesi ve örgütlenmesi açısından öncü bir isim. Uçurtma Müzesi fikrinin temelleri ise, uçurtma koleksiyonu yapmaya başlaması ile atılmış, ancak müze bu tarihten tam 19 yıl sonra kapılarını açmış. Aköz bu yılları “doğum sancısı” olarak tanımlıyor ve müzenin sürekli gelişen, zenginleşen yapısından bahsediyor.    ULUSLARARASI UÇURTMA AĞI İlk açıldığında 6 ülkeden ortalama 300 parçaya sahip olan müzede bugün 28 ülkeden, toplam 2000’den fazla parça yer alıyor. Farklı kültürlere ait uçurtmalarla birlikte uçurtmaların tarihine doğru bir yolculuğa çıkabileceğiniz müzede ayrıca çocuklar içi

Listings and reviews (1)

Bey Karaköy

Bey Karaköy

Stil sahibi erkeklerin dünyasına doğru bir yolculuğa var mısınız? Cevabınız evet ise haberler iyi, zira İstanbul sakini erkeklerin stil keşif yolculuğunda başlangıç noktası belli: Karaköy’ü mesken edinen Bey Karaköy. İster “Başka türlü bir şey benim istediğim.” serzenişlerinizi İstanbul’da dindirememekten şikayetçi bir moda aşığı olun, ister kendi stilini keşfetme yolunda bir erkek, yalnızca erkek giyim ve yaşam stiline odaklanan Bey Karaköy’de mutlaka size hitap eden bir parça bulacaksınız. Bey Karaköy, uzun yıllar yaratıcı sektörlerde çalışan Bulut Dur, Nil Ertürk ve Ozan Ertürk’ün erkek modasına ve Kuzey Avrupa stiline tutkularını bir çatı altında buluşturma hayallerinden doğmuş. Daha önce tekstille uğraşan Bulut Dur’un tecrübesi, reklamcılıktan gelen Ozan Ertürk’ün yaratıcılığı ve Türkiye’nin ilk stil bloglarından birinin sahibi Nil Ertürk’ün nevi şahsına münhasır tarzı birleşince ortaya kısa sürede Bey Karaköy çıkmış.  Bey Karaköy’ün geniş camları, mağaza ile sokak arasındaki sınırları kaldırıyor, böylece daha vitrininden bakarken bile kendinizi içeride hissedebiliyorsunuz. Belli ki sokak kültürü ve sokak giyiminden beslenen mağazanın kodlarını daha içeri adımınızı atmadan hissetmeniz için düşünülmüş bir detay; ilk bakışta sizi sarmalıyor, merakınızı körüklüyor. Mağazaya girdiğinizde ise minimal bir çizgide düzenlenmiş alanın yarattığı ferahlık duygusu ve düzen dikkatinizi çekiyor. Mağazanın dekorasyonu üç ortağın elinden çıkmış ve tüm ayrıntılara birlikte karar vermişle

News (1)

Bashaques’ın harikalar diyarı

Bashaques’ın harikalar diyarı

Türkiye’nin son yıllarda yetiştirdiği en yetenekli tasarımcılardan Başak Cankeş’i moda ile sanat arasındaki sınırları yıkmaya kararlı projeleriyle tanıyoruz. Cankeş, yaratıcı dünyasının kapılarını kısa bir süre önce İstanbullular için araladı. Nişantaşı’nda bulunan Nisantaschi mağazasına taşıdığı markası Bashaques’ ile geçtiğimiz ay Mercedes-Benz Fashion Week Istanbul kapsamında bir retrospektif sunum gerçekleştiren Cankeş’in tutku dolu tasarım yolculuğunun dönüm noktalarını gelin birlikte anımsayalım. Doğup büyüdüğü ve çok sevdiği İzmir’de moda tasarımı eğitimi alan Cankeş, öğrencilik yıllarında bir projesi ile ünlü tasarımcı Bora Aksu’nun dikkatini çekiyor ve İngiltere’de onun yanında staj yapma şansını yakalıyor. Mezuniyetinin ardından ise Günseli Türkay ve Gül Ağış gibi başarılı Türk tasarımcılarla çalışarak tecrübe ediniyor. Kendisi için asıl dönüm noktasının fotoğrafçı ve yönetmen Murathan Özbek’in ‘An’ isimli fotoğraf sergisi olduğunu söyleyen Cankeş, bu sergiyi gezerken gördüğü fotoğrafları insanların kıyafetlerine taşıma hayalleri kurmaya başlıyor. Sanatçının fotoğraflarını kendi desenleri ile birleştirdikten sonra dokuma sanatçısı Fırat Neziroğlu ile bir iş birliği gerçekleştiriyor ve fotoğraflardaki sürreal unsurlar, el dokuması ile koleksiyona yansıyor. İki sanatçının dünyalarını bir araya getiren ‘An’ koleksiyonu ile Marsilya’da Uluslararası Akdeniz Moda Tasarımcısı Ödülü’nü ve İngiliz Centre for Fashion Enterprise tarafından düzenlenen YOTA isimli moda tasarım y