Köşe bucak Abbasağa

Şehrin nevişahsına münhasır mahallelerine, minik ütopyalar yaratmış sokaklarına değineceğimiz yeni bir diziye başlıyoruz. İlk durak: Abbasağa.

Abbasağa Parkı

Neresi burası?
Abbasağa, Beşiktaş Barbaros Bulvarı’ndan yukarı çıkarken sol paralelde kalan, işlek cadde ve gürültülü trafikten uzak bir vaha.

Adı nereden geliyor?
Şaşırtıcı olmayan bir şekilde, Osmanlı’daki bir harem ağasının adı verilmiş. Civarda yine bizim Abbas’ın isim babası olduğu bir cami ve çeşme de mevcut. Ama artık Abbasağa isminin temsil ettiği en önemli şey Abbasağa Parkı desek yeridir.

Parkı var yani...
Var demek az kalır. Apartman yığınları arasına yeşil katmasının dışında, içinde basketbol sahası, çocuk oyun alanları ve köpek sahipleri için şahane gezi parkurlarının olmasıyla Abbasağalıların canı ciğeri.

Parkının tarihi nedir peki?
Eski bir mezarlık üzerine kurulmuş Abbasağa Parkı. Esas tarihi ise modern zamanlarda yazıldı diyebiliriz. Otoparka dönüşmesine karşı çıkan mahallelinin sayesinde yeşil kalmış, Çarşı’nın gözbebeği olmuş, Gezi zamanı adını sıkça duyduğumuz Abbasağa Forumu’na ev sahipliği yapmış bir yer burası.

Abbasağalı ne yapar mahallesinde?
Civardaki yüksek binalardan birinin tepelerinde yaşayacak kadar şanslıysa Boğaz’ı seyreder, dışarı çıktığında ise parkta gezer, parkın girişindeki güneş saatinin etrafına oturur, yanıbaşındaki çaycıdan faydalanır ya da iki adım ötedeki Doğa Börek’ten (Yıldız Caddesi 4) bir şeyler atıştırır.

Civarda dikkat çeken mekânlar neler?
Geçtiğimiz sene içinde açılan iki mekân mahallelilerin son favorileri. Birincisi parka çıkan yokuşlardan birinde yer alan Kilit Bar(Bostancı Veli Sokak 4). Garip isimli kokteylleriyle ünlü, içinde Hobbit’ten esinlenen ‘kovuk’ isimli şirin bir özel odası bulunan bir mahalle barı Kilit.

Diğeri ise No 41 (Yıldız Caddesi 41) isimli kahveci. Parkın üst girişinin biraz ilerisinde kalıyor. İşe giderken önünden geçenler, parkta gezintiye çıkmadan önce kahve takviyesi arayanlar için bir nimet. Cold brew’ları ve Nutellalı keklerine puanımız 9.

Restoranlar ve kafeler

Kaset Bistro
Restoranlar

Kaset Bistro

Beşiktaş çarşıdaki Kaset'in küçük kardeşi. Hafta içi iş çıkışı verilecek molalar için de, hafta sonunun uzatmalı eğlenceli için de ideal.

Joker No: 19
Restoranlar

Joker No: 19

İstiklal Caddesi’ndeki müdavim barı Joker, 19 numarayı ele geçirdi ve ömrü uzun olacağa benzeyen dev bir gastro-bara dönüştürdü. Dev derken abarttığımızı sanmayın. 500 kişinin aynı anda rahatlıkla kolbastı oynayabileceği kadar geniş bir mekân Joker No: 19.   Daha önce Joker’in Cadde çıkartması olan Joker Bahçede ile iyi yemeğe önem vermeye başladıklarını fark etmiştik. Bu sefer çıtayı bir hayli yükseltip başında daha önce Zuma ve Flamingo’da çalışmış Birol Sezer’in olduğu, 16 kişilik tam teşekküllü bir mutfak ekibi kurmuşlar. Pizzaların (18-32 TL) ve mantı dışındaki makarnaların (18-27 TL) hamurları mutfakta üretiliyor, scamorza peynirli burger’lerinin (25 TL) ekmeği bile Joker mamulü. Kişnişli balkabağı püresi ile sunulan kuzu sırtı (47 TL) ve sütte marine edilmiş levrek şiş (32 TL) gibi ana yemeklerin de eksik olmadığı menünün parlayan bir yıldızı olmasa da her şey gözünüz kapalı sipariş edebileceğiniz kalitede. Servis ise Joker’in meşhur soğuk esprileriyle ister istemez gülmenizi sağlayan ekibinin elinden. Uzun masaların, geniş bir bahçenin, kokteylleriyle iddialı kocaman bir barın,  hatta bir ağacın bile bulunduğu mekân dolmaz sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Güneş battı mı müdavimler akına başlıyor, saat 22.30’dan sonra da müzik yükseliyor. Onur Aymete

Morini
Restoranlar

Morini

Michael White, İtalyan mutfağının yıldız şeflerinden. Esasında White’ın genetik kodlarında İtalyanlıktan eser yok, bu özellikle de İtalyan mutfağı söz konusu olduğunda pek de alışık olduğumuz bir durum değil. Biz mutfağın cazibesine daha çocukken babaannesinin pişirdiği yemeklerle donatılmış kalabalık ve gürültülü sofralarda kapılan İtalyan şeflere aşinayız. White ise Amerika’daki şeflik kariyerinin henüz başlarında yedi yıllığına İtalya’ya gitti. Bu hatırı sayılır süre boyunca tüm ülkeyi baştan sona gezerek İtalyan mutfağını en iyi şeflerden öğrenmekle kalmadı, yerel ve özgün olan ne varsa hanesine yazdı. Kısacası orada doğup büyümüş kadar oldu. ‘Fiamma: The Essence of Contemporary Italian Cooking’ adlı bir kitap yazacak kadar…   White, 2001’de Amerika’ya döndü. Chicago’da Spiaggia, New York’ta Fiamma Osteria gibi bol yıldızlı restoranlarda şeflik yaptı. 2007’de dünyanın en büyük yatırım bankalarından Merrill Lynch’in eski başkanı Ahmass Fakahany ile birlikte bugün Michelin yıldızlı Marea ve Ai Fiori, Osteria Morini gibi restoranlarla New York’un en popüler yeme-içme gruplarından biri olan AltaMarea Group’u kurdu. Gastronomiyle yakından ilgilenenlerin ismen de olsa bildiği Michael White’ı daha yakından tanımak şimdi tüm İstanbullu lezzet avcılarının boynunun borcu. Zira kendisi Zorlu Center’da kapılarını açan Morini ile hepimizin kapsama alanına girdi bile. Elde açılan günlük makarnalar ve tarifleri sır gibi saklanan türlü türlü soslar, Morini’ye gitmek için yeterli

Spectra Restoran
Restoranlar

Spectra Restoran

Mısır asıllı Spectra Restoran grubu Mısır ve Dünya mutfağının en seçkin lezzetlerini harmanlayıp oluşturduğu yeni lezzetlerle müdavimlerini alışkın olmadıkları bir lezzet yolculuğuna çıkarıyor. Usta aşçıları ile uzun yıllar sonucunda oluşturmuş oldukları kendilerine has pişirme ve sos teknikleri ile oluşturulan, ve beraberinde eşsiz sunumları ile göz dolduran tabaklara oldukça makul fiyatlarla ulaşmak mümkün. Spectra Restoran, yerel  veya denizaşırı  tedarik ettiği ürünlerin, en iyisi ve tazesini seçerek, tüm mamüllerini kendi mutfağında üretiyor; böylelikle dünyanın her yerindeki Spectra Restoranda ziyaretçilerinin aynı tada ulaşabilmesini sağlıyor. 

Shang Palace
Restoranlar

Shang Palace

Shangri-La’nın marka haline gelen restoranı Shang Palace zincirin alametifarikası. Shangri-La ile aynı standartlarda bir kanton mutfağı örneği. Çin mutfağının atıştırmalık basit yemeklerden oluştuğuna inanan kesime inat iddialı tarifleri, envai çeşit dim sum’ları, Çin’den özel olarak getirtilen ördek fırınları ve şık ambiyansı ile henüz birkaç hafta evvel açılmasına rağmen lezzet düşkünlerinin uğrak yeri oldu.   Shangri-La’nın Executive Chef’inin yanı sıra Shang Palace’ın yine Shangri-La ekolünden gelen Tony Sum isimli bir de Chinese Executive Chef’i var. Her bir detayla yakından ilgilenen şefin standartlarının ne kadar yüksek olduğu servis elemanlarının kusursuz servisiyle kendini belli ediyor.   Sıcak havlu servisiyle beraber kusursuz bir bilgi dağarcığına sahip, aylardır Çin kültürü üzerine eğitim almış servis elemanları sizleri her türlü konu ile ilgili bilgilendirmeye başlıyor. Masalarda tuz karabiber olmaması, hangi yemeğin hangi sos ile servis edildiği hatta Çin’de yemeklerin elle yenildiği ve bizim de bundan çekinmememiz gerektiği bilgilendirmesine kadar. Ardından soya sosu çeşitleri servis ediliyor.   Otel, genelinde 331 çeşit şarap bulunmasına ve Mimolette’te yetişmiş bir sommelier ile çalışmalarına rağmen her şeyin kusursuz olması için Çin’den de özel olarak şarap getirtiyor. Hatta Pekin Ördeği sipariş ettiğinizde restoran müdürü masanıza gelerek ördeği kendi elleriyle servis ediyor.   Kanton mutfağı geleneğinde yemek boyunca çay içm

Tom's Kitchen
Restoranlar

Tom's Kitchen

Tom’s Kitchen’ın ilk şubesini 2006’da Chelsea’de açmıştı Aikens. 2013’te ise üçledi Londra’da Tom’s Kitchen’lar. Dördüncü mekânın İstanbul’a nispet olmasını ise biricik şehrimizin gastronomik açıdan hatrı sayılır bir mevkide olduğunun göstergesi olarak yorumlamak mümkün.   Tom’s Kitchen kendini ‘modern İngiliz brasserie’si’ olarak tanımlıyor. Bu şu demek; sabah-öğle-akşam demeden Tom’s Kitchen’a gidebilir, menüde günün her saatine uygun bir şeyler bulabilirsiniz. Restoranın menüsü İngiliz mutfağının klasiklerinin yanında Fransız mutfağının modernize halini de sunuyor. Brasserie olmanın bir kıstası da misafirlere rahat ve sıcak bir ortam sağlamak, ki Tom’s Kitchen bu maddenin yanına da bir tik atıyor. Kendine has bir müdavim kitlesini şimdiden edinmişe benzeyen Tom’s Kitchen’a bir öğle vakti yolunuz düşerse, iş ve alışveriş arasında dinlenmeye gelenleri koyu sohbet halinde ya da şen kahkahalarla ortamı çınlatırken, ikili-üçlü gruplar halinde takım elbiseli mesai insanlarını hararetli hararetli iş konuşurken görebiliyorsunuz. Kahvaltı menüsü, pazartesi-cuma 08.00-11.45, cumartesi-pazar 10.00-11.45 saatleri arasında servis ediliyor. 170 kişi kapasiteli restoranın iç ve dış mekânları var, ama dış mekân alışveriş merkezinin içine açıldığından hiçbir alanda sigara içilmiyor.   Menü tasarlanırken Türkiye’de kolay bulunamayacak bazı malzemelerden dolayı birtakım kalemlerden feragat edilse de Londra’daki restoranların menüsüne olabildiğince sadık kalınmış. Tavuk

Cafe Piccolo
Restoranlar

Cafe Piccolo

Çift şimdiden burayı Uçaksavar’ın kafesi, restoranı, sohbet mekânı kısacası buluşma noktası haline getirmeyi becermiş. Pazar sabahları brunch’lar (55 TL) dolup taşıyor. Lucca'da DJ'lik de yapan Cenk Niğdelioğlu brunch’taki çeşitliliği anlatırken ağzımız sulanıyor. Tavadan direkt olarak masaya gelen sıcacık menemen, bin bir çeşit peynir, etler ve daha onlarcası...   Tazelik ve nitelikli ürünler çok önemli Piccolo’da. Peynirler ve ekmeklerin hepsi Eataly’den. Küçük bir mekân olduğu için saklama alanı az, haliyle malzemeler hep taptaze. Anneanne yapımı reçeller de bunun göstergesi. Lafta değil; gerçekten bir arkadaşlarının anneannesi tarafından yapılıyor, ellerinde fazla olduğunda satın da alabiliyorsunuz.   Ortam gayet samimi, 9-10 kişilik mekânda ister istemez herkesle içli dışlı oluyorsunuz. Sadık kaldıkları bir menü olsa da genel olarak günlük tatlara yöneliyorlar. Alametifarikaları ise Eggs Benedict (24 TL). Burger (20 TL ) ve cheeseburger’leri (22 TL) de var, salata ve makarnaları da. Piccolo özel davetler için kapatılabiliyor, bu durumda menüyü Piccolo ve özel danışmanları hazırlıyor. Şu sıralar Gülgün Hanım’ın çektiği fotoğrafların asılı durduğu Piccolo duvarları ise muhtemel bir sergi alanı, hevesli sanatçılar mekânla iletişime geçip eserlerini Piccolo’da sergilemeyi teklif edebilirler, Niğdelioğlu çifti bu fikre açık. Erçağ Akın

Petra Roasting Co.
Restoranlar

Petra Roasting Co.

Petrayı en iyi sahibi Kaan Bergsen'in şu sözleri anlatıyor: "Kahve çok derin bir konu. Dünyanın en çok ticareti yapılan mamullerinden biri olması da ne kadar derin olabileceğini gösteriyor. Biz bu büyük endüstride çok küçük bir segmenti temsil ediyoruz ve onu paylaşıyoruz. Bu da bizim kahvemizi çok özel kılıyor. Normal bir kafenin kahvesinden farklı olan şey çeşitlerimiz, tat profillerimiz ve kahvenin sadece bardakta servis edilmesi değil arkasında aylar süren süreçlerde de parmağımızın olması. Kahveye verdiğimiz önemi yanında sunduğumuz keklerden, şekere hatta sodaya kadar her şeyde gösteriyoruz. %100 şeffaf bir işleme şeklimiz var ve bunu çalıştığımız mekânlar ve toptancılarımızla, partnerlerimizle paylaşıyoruz."     Muse İstanbul Lüks yatlara, modern sanata ve tasarıma karşı kahve içme mekânı Muse'u yaratıcısı Kaan Bergsen'in ağzından dinleyin.

Abbasağa yakınındaki tüm restoranlar ve kafeler için tıklayın