Köşe bucak Moda Caddesi

Modalılar için semtleri bir gurur kaynağıysa, Moda Caddesi bu gururun reklam yüzü, kapak kızı sayılır. Huyu suyu değişmeyen yerlisine karşın farklılaşmaya başlayan çehresine bir daha baktık.

Moda Caddesi

Neredeyiz ve niye buradayız?
Moda’nın göbeğinden meşhur dondurmacılara ve Moda iskelesine kadar uzanan Moda Caddesi’ndeyiz. Sebeb-i ziyaretimiz Moda’nın ve özellikle Moda Caddesi’nin yeni hip semt olarak pazarlanmaya başlaması.

Kimler var Moda Caddesi’nde?
‘İstanbullu’ unvanını hak etmek için en az 40 senesini vermiş olanlar mahalleli profilini oluşturuyor. ‘Birkaç arkadaşla Moda’da eve çıkanlar’ da hem semtin hem caddenin çehresini gençleştirmeye devam ediyor. Sahile yaklaştıkça apartmanlar kısalıyor, daha lüks oluyor fakat tüm cadde boyunca bir değişim söz konusu.

Neler oluyor Moda’da?
Yeni mekânlar açılıyor, kiralar da, caddenin ziyaretçisi ve rağbeti de giderek artıyor. Mahalle kasapçısı havalı bir kafeye dönüştüğü için caddenin ‘eski halini’ özleyenler kadar ziyaretçi akınının tetiklediği kafeleşme sürecinden memnun olanlar da var. Her köşede karşımıza çıkan ve kimi endüstriyel, kimi etnik mekân tasarımlarıyla dikkat çeken kahveciler özellikle üniversitelilerin, sanatçıların ve bağımsız çalışanların uğrak yerleri. Sergi alanı özelliği de taşıyan Page Cafe & Gallery (No: 121-1 A) bunlardan biri, bol kremalı Brauner’ini içmeyi eksik etmeyin.

Karaköy’de olduğu gibi adım başı başka bir kafeyle mi karşılaşıyoruz yani?
Tam sayılmaz. Caddede 11 senedir birbirinden leziz ve sağlıklı ev yemekleri yapan Bizim Ev (No: 95/A) de var; ABD’den ithal hevesimiz cupcake dükkânı Tatlı Köşem’in yeni şubesi de.

Restoranlar ve kafeler

Tatlı Köşem
Restoranlar

Tatlı Köşem

Bugünlerde Moda’nın ara sokaklarında gezerken hoş bir sürprizle karşılaşacaksınız. Hoş olduğu kadar da tatlı... Uzaktan önce, masallardaki pastadan evleri hatırlatan dış görünüşü sizi kendisine davet edecek. Yaklaştıkça küçücük vitrininde yan yana dizilen dilim dilim pastalar... Siz şaşkın bakarken burnunuza da mis gibi kahvenin kokusu çalınacak. Nereden mi bahsediyoruz? Burası, Tatlı Köşem... Sonbaharla beraber tam size ait bir köşe olmayı bekliyor. Hande Çamer, profesyonel hayatını noktalamaya karar verdikten sonra Feneryolu Pratik Kız Sanat Okulu'nda pastacılık eğitimi alıyor. Bu eğitimin ardından önce butik bir pastanede ardından da bir otelde stajını tamamlıyor. Kendini hazır hissetmesiyle bu kez kendi Tatlı Köşesi’ni yaratıyor. Kız kardeşiyle çıktığı yolda Hande Çamer, her sabah dükkânın üst katına kurduğu tezgâhının başına geçerek o gün canı ne çeşit tatlı istiyorsa hazırlamaya başlıyor. Dükkândan mahalleye yayılan kokular ise kısa zamanda çevredekilerin dikkatini çekiyor. Henüz birkaç haftalık olmasına rağmen müdavimleri çoktan oluşmuş bile...   Tatlı Köşem, adından da anlaşılacağı gibi sokağın tam köşesinde yer alıyor. Hem caddeye hem de yan sokağa bakan bir konumu sahip. Uçuk pembe ve mavi, mekânın ana renklerini oluşturuyor. Yaldızlı kartonpiyer ise mekâna romantik bir ışıltı katmış. Beyaz ferforje masa ve sandalyeler, sarkıtlı avizeyle bütünleştirilmiş. Kullanılan çay takımlarından şekerliğe kadar bir bütünlük hakim. Öyle ki, şekerlikler porselen cupca

Pinsa Moda
Restoranlar

Pinsa Moda

Yeri Ali Usta’dan Koço’ya doğru inerken ilk sol sokakta. Makasla boyuna karar verdiğiniz pizzalarının servisi dilimle, ölçüsü-hesabı kiloyla. Gece gece işkembe yerine yenen, kapınıza zamanında getirilmek üzere fabrikasyona uğrayan pizzalardan bahsetmiyoruz. Roma usulü pizzalar çıkıyor Pinsa’nın fırınından. Tezgâh üzerinde sıralı, günlük hazırlanan çeşitler, çıtır hamur ve bol malzeme. Tatları Aşk Çeşmesi’ne bir dilek parası yuvarlayıp yerinde tattıklarınız kadar iyi.    Mekân da adını zaten pizza sözcüğünün kaynağı olduğu varsayılan -her ne kadar bu konu biraz tartışmalı da olsa- Latince kelimeden, Pinsa’dan alıyor.    Tüm bunların arkasındaki isim ise Barış Oğuzer. Bir süre İtalya’da yaşadıktan -ve tahmin edeceğiniz üzere yerinde pizza hamuru yoğurduktan- sonra yurda dönmüş kendisi. İşe kendi semtini doyurmakla koyulmuş bir pizza ustası; sevip sarmaladığımız artisanlığı, mahalleli olmayı yürekten sergiliyor mekânında. Paylaşımcı, eski bir dost kadar samimi, işine hayran ve bir o kadar da mütevazı. Mekânı da haliyle iyi pizza çıkan bir ev mutfağı gibi. Kapısı ise başta Modalılar olmak üzere yolu Moda’ya düşen herkese açık.     Sabit bir menüsü yok Pinsa’nın, birkaç klasik dışında her gittiğinizde yeni çeşitlerle karşılaşmanız muhtemel. Mevsimin malzemesi, pazarın iyisiyle hazırlanıyor her biri. Pizzaların unu ise tam buğdaylı. İstisnasız her gün tezgâhta bulacağınız çeşitlerden biri, pizza ustası ve sahibi Barış’ın favorisi olan patates ve sos

180° Coffee Bakery
Restoranlar

180° Coffee Bakery

Adı keklerin ideal pişirme derecesinden geliyor; tezgâhını da kişler, muffin’ler, kurabiyeler donatıyor. Tatlı ürünleri arasından favorimiz 180° adlı hurmalı kekleri, tuzlulardan ise İngiliz usulü muffin ile hazırladıkları sandviçleri.

Aşina Kafe Mutfak
Restoranlar

Aşina Kafe Mutfak

Kentsel dönüşüm nicesini yerinden eder, insan faktörünü semt ve metrekare başı değerlerle takas ederken yenilenen binalar da yenilenmeyen kontratlarla eşleşiyor. Teşvikiye’de beş yıldan fazladır hizmet veren, sahiplerinin hoşsohbet ve sakin tavrıyla da müdavim mekânı haline gelen Aşina; civarda çalışan ve yaşayan nicesini beslediği yerinden böylece sürüklenmiş ve Kadıköy yeni adresleri olmuş.   Moda’da sarı dolmuşların Mehmet Ayvalıtaş Meydanı’na çıktığı, Kaşe Market’le Pelin Pastanesi’nin arasındaki sokakta kalan yeşil tabelalı Aşina, iki katlı samimi bir mekân. Mekânın sıcaklardan sorumlu şefi Nur Hanım, zeytinyağlılar ise vejetaryen olan oğlu Can Bey’den soruluyor. Şu an gönüllerine göre bir tavuk bulamadıkları için menüde henüz tavuk yok. Başroldeyse sebzeler var. Aşina, veganlar için pek çok seçenek sunuyor. Bir vegan çorba ve bir vegan yemek günlük menünün olmazsa olmazı. Zeytinyağlıların pek çoğu ve zeytinyağıyla yaptıkları pilav da veganlar için uygun. Zaten mutfağa konserve sokmamak, zeytinyağı ve tereyağ harici yağlara yaklaşmamak gibi kuralları var. Soğanı bile az yağda kendi suyuyla öldürüyor; sebzenin suyunu dökmüyor; hafifliği basit yaklaşımlarla yakalarken lezzet çıtalarını da yüksek tutuyorlar. Kendilerinin yemedikleri yemeği Aşina’da da kimseye sunmamak en büyük kıstasları. “Ev tadında, ev rahatlığında” mottosu çevresinde Anadolu mutfağının zenginliğini sağlıklı pişirme yöntemleri kullanarak sunuyorlar. Ev yemeğini tercih edenler, diyet yapa

Naan Bakeshop
Restoranlar

Naan Bakeshop

Semt ruhunun esnafla, komşuluk ilişkileriyle direndiği az mahalle kaldı İstanbul’da, yalan değil. Bunlardan biri de Moda. Her ne kadar bu yöne doğru bir göç olduğu aşikâr olsa da mahalleli tedbirli ve temkinli, yeni akımlara ve gelenlere karşı. Moda Caddesi’ne Naan Bakeshop muşambası asıldıktan sonra da “Gençler yine bir şey açıyormuş buraya, yılların kasabı gitti peeyh!” diye söylenen, en kaba tabiriyle yaşlı ama aslında gerçek Modalıların nicesinin sitem dolu sözlerine denk gelmiştik sokakta. Şimdi görüyoruz birçoğu elinde poşetlerle çıkıyor Naan’dan, geçerken selamı eksik etmiyor... Bunun tek bir sebebi var, Naan Moda’ya caka satmaya değil, mahalle havasını solumaya, mahalle fırını olmaya geldi.   İstanbul’da yeme-içme sahnesini yakından takip edenlere tanıdık gelmiş olmalı Naan ismi. Bundan dört sene önce Reşitpaşa’da bir ekmekçiydi. Hatta gerçekçi olmak gerekirse artizan ekmek lafını günlük dilde kullanmamıza Naan ve arkasındaki isim Sandy Abut sebep olmuştu. Sandy, ekmeğin hazırlanışı sırasındaki zanaate ve ekmeğin mayasından hamuruna, ona adanan zamana hayranlık duyan bir hamur ustası. Reşitpaşa'daki mekânını kapattıktan sonra bir süre Borsa'da çalıştı ve Borsa mekânlarına özel ekmekler hazırladı. Sonra öğrendik ki bir süre ara vermiş, hatta tabir-i caizse ekmeğe küsmüş. Ama ondaki ekmek aşkının öyle kolay kurtulabileceği bir sevda olmadığını yakın arkadaşı ve ortağı Onur ile yeni bir mekân arayışına girdiğinde anlamış. Yaz başında Moda Caddesi'ndeki bu mekânı bu

Walter’s Coffee Roastery
Restoranlar

Walter’s Coffee Roastery

Sarı tulumlarını kuşanmış, deney tüpleriyle kahve hazırlayan Walter’s ekibiyle ilk olarak İstanbul Coffee Festival’da karşılaşmıştık. O zamanlarda projenin adı Heisenberg’ti, isim değiştirmelerinin sebebi ise Karaköy’de zaten Heisenberg isimli başka bir mekânın bulunması. ‘Breaking Bad’den ilham alan iki mekâna sahip başka şehir var mıdır acaba?   Güray Oskay’ın elinden çıkan minimal tasarımı, her masasında priz bulunması, gayet geniş olması ve hızlı fiber internet altyapısı sayesinde evden çalışanlar için ferah bir kaçış noktası. ‘Breaking Bad’ ilhamı ise sürekli gözünüze sokulan bir unsur değil, serviste kullandıkları beherglaslar, etkinliklerinde ve kahve kavururken giydikleri sarı tulumları dışında pek de aklınıza gelmiyor dizinin ana karakteri Bay White.     Colombian supremo gibi kahve çekirdeklerini mekândaki kavurma makinelerinde kavuruyorlar, espresso’dan flat white’a uzanan kahve seçenekleri 6-9 TL arasında. Chemex ve siphon gibi daha gösterişli yöntemlerle hazırlanan kahveleri ise 10-15 TL arasında. Kahve laboratuvarı olarak adlandırılmak iddialı bir durum, Walter’s’a baktığımızda ise ‘Breaking Bad’ konsepti ve kahvelerini kendi kavurmaları dışında pek de laboratuvarlık bir yön göremiyoruz aslında. Bu yönlerini geliştirmek istediklerini söylüyor Deniz Koşan; tadımlar, atölyeler ve kişiye özel kahve kavurma olanakları sunmak gibi planları var. Yeni açılmış olmalarından dolayı henüz oturmamış birkaç yönü var Walter’s’ın; ofis gibi kullanmak isteyen

Kaset
Restoranlar

Kaset

Bir gün Twitter’da gezerken elinizde tuttuğunuz derginin geçmiş bir sayısı hakkında ‘aylık Karaköy’ü ve Moda’yı övme dergisi’ diye başlayan bir paylaşımla karşılaşmıştık. İnceden dokunduran, yerinde bir yorum açıkçası; mesela bu ay da yeme içme sayfalarımızın büyük bir bölümü bu iki semte ayrılmış durumda. Ancak bundan birkaç sene önce benzer bir yorumda Moda da işin içine katılır mıydı, işte orası tartışılır. Özellikle içinde bulunduğumuz sene iyice ivmelenen bir hızla türüyor yeni yerler Moda’da. Geçtiğimiz aylarda Oyun Atölyesi’nin hemen yanındaki binanın da inşaat halinde olduğunu görünce örümcek hislerimiz zil çalmış, yeni bir yer açılacağını sezip takibe almıştık hemen. Sonradan işin aslını öğrendik, meğer burası Beşiktaş’taki Kaset’in Kadıköy çıkartmasıymış.   Bilmeyenler için özet geçelim, Beşiktaş’ta Kaset Bahçe ve Kaset Bistro adında iki adet güzide mekân vardır, hatta aralarından Bahçe olanını 2013’te geniş açık alanı ve “Ben salaşım,” diye bas bas bağırmadan rahat olmayı becerebilen ortamı sayesinde Yeme İçme Ödülleri’nde ‘En İyi Buluşma Mekânı’ kategorisinde aday göstermiştik. Beşiktaş’la özdeşleşmesi sayesinde bu iki yer dışında şubeleşmeyle pek işi olmayacak bir yere benziyordu Kaset kardeşler. Kaset Kadıköy’ün işletmecisi Ufuk Ziya durumun hâlâ öyle olduğunu söylüyor, amaçları İstanbul’un her yerine yayılmak değil. Moda’yı seçmelerinin başlıca sebebi Beşiktaş’taki Kaset’in bir hayli Kadıköylü müdavimi olması, yani Kaset’i zaten sevenlerin bulunduğu bir

Kev Cafe
Restoranlar

Kev Cafe

Menünün kahvaltı köşesinden tavsiyemiz pancake kısmında yer alan; reçel ve çikolata çeşitlerinden jambon ve peynire kadar tıka basa dolu tabaklar. Yemek kısmında ise çıtır mantı öne çıkan spesiyalleri. Açık bir mutfağı, sokakla bütünleşen bir ortamı, önünde de birkaç masası var.

Moda yakınındaki tüm restoranlar ve kafeler için tıklayın