İstanbul'un en iyi restoranları

Kimi tarihi bir atmosfer sunuyor, kimiyse modern mutfağın en iyi örneklerini… Emin olduğumuz şeyse şehrin en iyi yemekleri bu adreslerde!

Reklâm
Emily's Garden
  • Restoranlar
  • Cihangir
Cihangir’deki White Mill’in bahçesini özleyenlerden misiniz? O halde müjdemizi isteriz. Akaretler’e taşınan White Mill’in eskiden bulunduğu ve bir süredir değerlendirilmeyen mekanın yerine Emily’s Garden açıldı. Sahip olduğu muhteşem bahçeyi dışarıdan çaktırmayan mekanın girişinde yoldan gelip geçeni seyrebileceğiniz iki masa bulunuyor. Bu haliyle mekan minimalist bir kafe izlenimi uyandırıyor. Ancak girişteki merdivenlerden çıktığınızda içinde bir barı ve boylu boyunca dizilmiş masaları olan bir kata ulaşıyorsunuz. Bu kısım soğuk havalarda değerlendirilebilir ancak havalar hâlâ kıvamındayken bahçeye inen merdivenlere yöneleceğinize eminiz. Sonra rüya başlıyor. Ağaçlar ve etrafı sarıp sarmalayan bitkiler içinize huzur veriyor. Neon ışıklı bir heykel ve bazı dekoratif objeler dışında etrafa çok fazla müdahale edilmemiş. Ağaçlar arasına asılan ampullü ışıklandırma da akşam yemeğinize ışıltı ekliyor. Oğulcan Engin’in işletmeciliğini üstlendiği mekanda etrafta yaşayanlar düşünülmüş ve müzik açılmıyor. Bu, sevdiklerinizle konuşurken kendinizi zorlamayacağınız nezih bir buluşma ortamı anlamına geliyor. Ana yemeklerden filetto porcini di manzo (75 TL) doyurucu bir porsiyon. 220 gram dana bonfileye trüflü patates püresi ve sebze soteler eşlik ediyor. Sebzeler taze ve yumuşacık, et leziz. Makarnalardan casa nostra (58 TL) bonfile parçaları içeren bir calamarata, tadına doyum olmuyor. Emily’s Garden’da kapanış saatine doğru masaların azalmasıyla gelen dinginlik, gününüz için harika bir
Pandeli
  • Restoranlar
  • Türk mutfağı
  • Fatih
İstanbul’da gastronomiyle ilgilenen herkesi sevindiren bir gelişme oldu Pandeli’nin tekrar açılması. Mekanın şahane atmosferi ve enfes yemeklerinden bahsetmeden önce tarihini hatırlamakta fayda var. Niğdeli Rumlardan Pandeli, seyyar arabada piyazcılık yaparak ve küçük bir dükkanda hamallara köfte satarak mesleğe başlamış. Hazırladığı lezzetleri sevenler çoğalınca 1926’da Eminönü’nde üç katlı bir restoran açmış. İşte Atatürk’ün de müdavimi olduğu Pandeli’nin hikayesi böyle başlıyor. Bugünkü yerinin açılması ise 30 yıl geçtikten sonra gerçekleşiyor. Yani Mısır Çarşısı’na girip mistik merdivenlerini çıktıktan sonra vardığınız büyülü restoran nesilleri ağırlamış. İçeri girdiğinizde nostalji ve hayranlıkla karışık bir his kaplıyor içinizi. Bir büyük salon ve üç odadan oluşan restoranın duvarlarını kaplayan çinilerin mavisi muhteşem. Tavandaki kubbelerden sarkan kristal avizeler göz alıyor. Ziyaretçilerin çerçevelenmiş notlarını incelediğinizde, Pandeli’nin yemeklerinin Celal Bayar’dan Robert De Niro’ya önemli isimlerin beğenisini kazandığını görüyorsunuz. Büyük salonda yer alan kuzine sobanın ortama kattığı sıcaklık hem gerçek, hem mecazi. Yemekleri yerken sırrını çözemeyeceğiniz bir gizemle karşılaşıyorsunuz, lezzetler o denli istisnai. Pandeli’ye 20 yılını vermiş şef Abdullah Sevim’in gözlerindeki içtenlik ve tavırlarındaki mütevazılığı görünce anlıyorsunuz; bu gönül işi. Zeytinyağlı fasulye pilaki enfes. Üzerinde dilim dönerle gelen patlıcan böreğine diyecek söz bulamıyoruz. K
Reklâm
Karaköy Lokantası
  • 4 5 yıldız üzerinden
  • Restoranlar
  • Türk mutfağı
  • Karaköy
Sahile yakın konumu ve şık görünümünün arkasında göz korkutmayan, Türk mutfağının klasik yemeklerinden oluşan bir menü yer alıyor. Günlük değişen öğle menüsü civarda çalışanlar için cazip bir seçenek, akşam yemeklerinde ise meyhane sofralarının klasik lezzetleri ön planda. Turist bir konuğunuzla beraber gidecek bir restoran arıyorsanız Karaköy Lokantası tercih edebileceğiniz en uygun yerlerden biri olacaktır. Hünkar beğendisi ve vişne soslu muhallebisini denemeden geçmeyin, rezervasyon yaptırmayı da unutmayın.
Beyti
  • Restoranlar
  • Bakırköy
‘Beyti'nin aldığı et daha kesiminde kekik kokar’ sözü, Beyti’nin sahibi Beyti Güler'in titizliğini ve deneyimini kanıtlıyor. Beyti Güler'in hikayesi 1945'te babasıyla birlikte kurduğu aile lokantasından Chaine Des Rotisseurs Uluslararası Onursal Başkanlığı'na uzanan 55 yıllık meslek yaşamında Wall Street Journal, Daily Express, New York Herald Tribune, Los Angeles Times ve Today USA gibi pek çok yayın organına konu oldu. Türk mutfağına özgü ızgara et çeşitlerini sadece Türkiye’ye değil, tüm dünyaya tanıtan Beyti Güler'in yetiştirdiği ustalar bugün dünyanın dört bir yanına döner kebabı tanıtıyorlar. Standart haline getirdiği kalitesiyle İstanbul yeme-içme sahnesinin mihenk taşlarından. Sadece döner ve ızgara değil fırında kuzu kol, yoğurtlu kebap, imambayıldı, dolma, enginar gibi zeytinyağlılar; çerkez tavuğu, patlıcan salatası da var şef Necati Öztürk’ün mutfağında.
Reklâm
Zuma
  • Restoranlar
  • Sarıyer
Dekorasyon diğer Zuma’larla aynı paralelde; eşyaların hepsi, el yapımı tabaklar dahil Japonya’dan gelme. Yiyecekler hazırlanırken izliyor bir de şeflerden bilgi alıyorsunuz. Menü diğer Zuma’larla aynı, Türkiye’ye uyarlanmış birkaç şey hariç. Mesela Honetsaki ko-hitsujii no hat cho miso fumi, yani Türkçe mealiyle ‘Kore acılı kuzu pirzolası ve susamlı salatalık’ bize özel. Genel olarak menüde küçük tabaklar, salatalar, Zuma spesiyaliteleri, tempura, çorba ve pilav, sebzeler, deniz mahsulleri, et yemekleri, nigiri sushi, sashimi, maki rolls ve diğer roll’lar var. Sushi sevmiyor olsanız bile buradakilere bir şans verin. Yok, yine sevmezseniz robata grill’den çıkan et ızgaraları deneyin. Öğle yemeği için set menüleri de var. Akşamsa rezervasyonsuz yer bulmak imkânsız. DJ’in çaldığı house türü müzikle ortam daha çok bar havasına bürünüyor, fakat mekânın Japon minimalizminden şaşmayan tasarımı Zuma'yı başka mekânlarda bulamayacağınız rahat bir ambiyans sağlıyor. Özellikle Japon motiflerinin yer aldığı turuncu karolarla kaplı duvarları göz alıcı. Zuma'yı kurucu şeflerinden Rainer Becker anlatıyor.
  • Restoranlar
  • Nişantaşı
Asım Yıldız, son ayların en çok konuşulan mekanı Galvin’in şefi. Aslında Yıldız’ı daha pek çok farklı mekandan tanıyor olabilirsiniz. Çünkü Yıldız aynı zamanda Jupiter Group çatısı altındaki Grey Food & Drink, Hazine gibi mekanların da mutfak direktörü. Her Jupiter mekanı için özgün bir menü yaratmayı başaran Yıldız, Galvin’de de oldukça başarılı bir iş çıkarmış. Dört peynirli bu pizza gibi klasik bir lezzeti bile Yıldız’ın yorumuyla yemek bambaşka bir deneyim. Park Şamdan ve Da Mario gibi klasik mekanlarda başlayan kariyer yolculuğunu Galvin’de sürdüren Yıldız, bu kategorinin iddialı isimlerinden biri.  
Reklâm
Vogue
  • 4 5 yıldız üzerinden
  • Restoranlar
  • Akaretler
20 seneden uzun süredir şık bir atmosferde akşam yemeği yemek isteyenlerin adresi olan Vogue, insanı İstanbul’da yaşadığı için şanslı hissettirecek panoramik bir Boğaz manzarasına sahip. Cuma ve cumartesi geceleri ağırlıklı olarak house çalan DJ’lerin performanslarına da ev sahipliği yapan Vogue’un sushi’lerinin lezzeti de dillere destan. Taylandlı şef Janla Srikum’un deneyimini konuşturduğu sushi çeşitleri arasında favroilerimiz Vogue sashimi selection, caterpillar ve spicy ika. Fırınlanmış kuzu incik konfi ve ızgara levrek de BJK Plaza’nın çatı katına konuşlanan mekanda sipariş edebileceğiniz diğer lezzetlerden.
Antica Locanda
  • Restoranlar
  • Arnavutköy
2011 yılında Time Out İstanbul Yeme-İçme Ödülleri’nde En İyi Restoran ödülünü kazanan Antica Locanda, artık şehrin klasikleşen İtalyan restoranlarından biri. Şef Gian Carlo Talerico mutfağa aşık bir ailede dünyaya gelmiş ve dünya mutfaklarında kendini geliştirdiği başarılı bir kariyer sürdürmüş. İtalyan yemeklerini dünya gezginlerine öğrettiği senelerin ardından Türkiye’ye yerleşmiş ve harabe halindeki bir binayı şık ve kimliği olan bir İtalyan restoranına çevirmiş. Makarnalarını günlük üretiyor ve risotto’ları sipariş üzerine pişiriyorlar. Taze burrata peyniri, fırında somon carpaccio, deniz mahsullü linguine… İtalya’ya has klasik lezzetleri ve ötesini keşfetmek için doğru adres Antica Locanda. Eğer hava güzelse küçük bahçelerinde de servis yapıyorlar. Yemeklerinin kalitesine Aya Strati Taksiarhi Rum Ortodoks Kilisesi’nin tarihi manzarası da eklenince hayat şahane. Satış Meydanı Sokak 12, Arnavutköy.
Reklâm
Patio
  • Restoranlar
  • Beşiktaş
Manzaralı evleri ve şöhretli isimlerle anılan mekanları sebebiyle Bebek dendiğinde akla erişilmezlik gelebilir. Semtte yeni açılan Patio bu algıyı kırıyor ve Bebek’in zihinlerdeki çağrışımlarını yeniliyor. Kapıdan girdiğiniz anda sahil kasabalarında hissedebileceğiniz türden bir ferahlık ve tazelik kaplıyor içinizi. Sizi bir limon ağacıyla karşılıyor bar kısmı; hemen solunuzdaki birkaç basamaktan indiğinizde ise restoran bölümü bir avlu gibi uzanıyor.  Yaz aylarında üstü açık olan bu verandadan gökyüzüne baktığınızda ağaçları görmek dinlendirici bir etki yaratıyor. Mekanın etrafı saksı bitkileriyle ve küçük limon ağaçlarıyla donatılmış. Rıdvan Özdengülsün’ün ağaçlı duvar resmi, el işlemeli sofra mendilleri ve masa başlarındaki şemsiyeler Patio’ya samimi bir karakter vermiş. Tabakların rengi ve çiçek seçimi gibi detaylara gösterdikleri özen, müşteriye sıcaklık olarak yansıyor. Patio’nun mutfağının başında cana yakın ve tecrübeli şef Muhittin Kabasakal var. Akdeniz esintileri taşıyan menü İtalyan ağırlıklı ve her beslenme biçiminden müşteri için seçenekler barındırıyor. Sakatat sevenler kokoreç pizzette’nin (65 TL) müptelası olabilirler. Semizotu, yeşil mercimek, kırmızı pancar, brokoli, avokado gibi besin değeri yüksek malzemeleriyle vegan bowl (45 TL) özellikle etik beslenme biçimini benimseyenlerin ve diyettekilerin ilgisini çekecek lezzetli bir seçenek. Feta kadayıf (44 TL) ise mekanla özdeşleşecek gibi gözüküyor. Light feta peyniri ballı ve trüflü kadayıfa sarılmış; yanınd
Dragon Chinese
  • Restoranlar
  • Harbiye
Dragon'un bunca yıl akıllarda yer etmesinin en önemli sebebi ise kuşkusuz yemeklerinin lezzeti. Dragon'da çorba, mantı, karides, balık, ördek, Çin böreği, pilav gibi damak tadınıza uyacak farklı pek çok alternatif sunuluyor. Pekin ördeği, krepli çıtır ördek, acı soslu dana eti ve noodle'lar, yıllardır ağzının tadını bilenlerin favorileri. Ayrıca Dragon’un yeşillikler arasında enfes Boğaz manzaralı bir de yazlık mekânı var, müdavimlerine duyurulur. 
Reklâm
Alaf
  • Restoranlar
  • Kuruçeşme
Birçok nitelikli mutfakta deneyim kazanmış olan Murat Deniz Temel’in parmak ısırtan bir kariyeri var. Mimolett ve Alancha’daki deneyimlerinin bugün geldiği noktaya katkısı tartışılmaz. Danimarka’daki dünyaca ünlü restoran Noma’da yaptığı staj da vizyonunun gelişmesinde etkili. Malzeme tedarikinden sofrada yeme ritüeline, yemeğin her yönüne meraklı şef Anadolu mutfak tarihine de tutkun.
Markus
  • Restoranlar
  • Sarıyer
Şefinden mekan tasarımını yapan iç mimara kadar çoğu Sabancı Üniversitesi’nden mezun bir arkadaş grubu kurmuş Markus’u. Açık mutfakta şefin ve ekibinin itinalı çalışmasını gözlemleyebiliyorsunuz. Tasarımda birbirinden bağımsız referanslara sahip olan unsurlar uyum ve şıklıkla bir araya getirilmiş. Koyu yeşilin ağır bastığı ve alçı eskitmenin göz yormadığı iç cephede, Rembrandt esintili bir duvar resmi bulunuyor. Öğlen 12.00’den akşam 22.00’ye kadar hizmet veren restoran saatine göre lounge, folk ya da caz türlerinde müziklerle modunuzu belirliyor. Markus’un kaburga ve kaburga hamburgere indirgenmiş ana menüsü kararsızlara iyi gelebilir. Kaburgaya geçmeden koyu kıvamlı sıcak bir yer elması çorbası içmek de iyi bir fikir. Le Cordon Bleu’de okumuş, referansı sağlam bir işletmecinin kaliteli yemeklerini çok yüksek bir bütçe ayırmadan yemek isterseniz Maslak’taki plazaların arasına dalın ve bu zevkli restoranı keşfedin. Ekibin samimiyeti ve nezaketi de size iyi gelecek. 
Reklâm
  • Restoranlar
  • Beşiktaş
16. Time Out İstanbul Yeme-İçme Ödülleri’nde En İyi Şef seçilen İsmet Saz, Kuruçeşme’deki Toi ile şehrin gastronomi sahnesinde kendine sağlam bir yer edinmişti. Şimdi Kanyon’da açtığı The Steeve by İsmet Saz ile kariyerinde iddialı bir adım daha atıyor. Yemek akademisi, mutfak gereçleri satışı ve mutfak kiralama gibi hizmetlerin verildiği İntema Yaşam içinde yer alıyor The Steeve. Dükkanlar geçişken bir yapı içinde yan yana dizilmiş, dolayısıyla Steeve’e girdiğinizde restoranın ait olduğu katın ruhundan kopmuyorsunuz. Hijyene, sadeliğe ve şıklığa önem veren, rahat bir ortam var içeride. Mekanın kapasitesi yüz kişilik. Açık mutfakta çalışanlar, işlerine konsantre ve telaşsız bir hareket halindeler. Burası insan trafiğinin yoğun olduğu Kanyon’da harika bir mola yeri. Üzerinize ciddi bir havanın çökmeyeceği hoş bir yemek ortamı sunuyor, aynı zamanda her türlü resmi buluşmayı kaldıracak kadar da rafine. Menü dünya mutfağından esintiler taşıyor. Aperitifler ve mini lavaşlar ortaya söylemek ve paylaşmak için uygun. Mesela biberiye aioli ve ızgara biberli kokoreç , taco formunda ve üç parça olarak servis ediliyor. Lavaşı yumuşak ve kokorecin baharatı dengeli. Aynı sunum, spesiyallerinden hamsi için de geçerli. İçinde soğan turşusu var ve sarımsak aioli sosu hamsiye çok yakışmış! Enginar ve ıspanak bandırma müthiş bir tarif. Beraber gelen tortilla cipslerini daldırarak yemek çok zevkli. Sosun kabını sonuna kadar sıyırmanız şart. Corn beef açık sandwich , Dijon hardallı ve lahana turş
La Viña
  • Restoranlar
  • Beşiktaş
En İyi Yeni Restoran dalındaki adaylarımızdan La Viña’nın şefi Javier Duarte Campos da En İyi Şef seçilmek için yarışıyor. İspanyol şef Campos memleketinin lezzetlerini İstanbul’a büyük bir özenle taşıyor. Campos daha önce Gordon Ramsey’ye ait Foxtrot Oscar Restaurant’da çalışma fırsatını yakalamış. İki kez dünyanın en iyi restoranı seçilen meşhur El celler de Can Roca’dan da yolu geçen Campos, bugünlerde deneyimini İstanbullularla paylaşıyor. Ne mutlu bize!
Reklâm
Michelle Brasserie
  • Restoranlar
  • Sarıyer
Kokoreç pizza, pancarlı tabule salatası, kremalı tavuklu fettuccine… Michelle’in şık ve zarif ambiyansında bu lezzetleri tatmaya nail olanlar ona övgüler düzmüşlerdir. Şef Kadir Aytekin’den bahsediyoruz. Maharetlerini Nişantaşı Must sayesinde öğrenmiş ve yemeklerine hayran kalmıştık. Kardeş işletme Michelle’in mutfağı da ondan soruluyor; tempura karides ve kuzu inciği onun reçeteleriyle tatmak bir ayrıcalık. Vadistanbul, Cendere Caddesi 109/C, Sarıyer.
Araka
  • Restoranlar
  • Sarıyer
Changa’da çalıştığı dönemde sergilere özel menüler hazırlamış başarılı bir şef Pınar Başdemir. O dönem sanat eserlerinden ilham alarak tasarladığı yemekleriyle rafine bir müşteri kitlesini tatmin etmeyi başarmış. İşletmenin kapanmasının ardından restoranlara danışmanlık vererek sektörle bağlarını sürdürmüş. Şimdi ise kendi açtığı restoranıyla karşımızda. Yeniköy’deki iki katlı müstakil bir yapıyı nadide bir restorana dönüştürmeyi başardı Başdemir. Araka’da yemek yerken kendinizi Pınar Hanım’a misafirliğe gitmiş gibi hissedebilirsiniz. Tek kişilik masaların isteğe göre birleştirilebiliyor olması büyük bir avantaj. Böylece rezervasyonlara ve gelen gruplara göre mekan değişebiliyor. Taş duvarlar hoş, perdesiz büyük pencereden ise şirin bir Yeniköy sokağı gözüküyor. Menüde sebzelere ağırlık verilmiş, yaratıcılık ve hafiflik önemsenmiş. Beykoz, Reşitpaşa ve Sarıyer’deki pazarlardan taze ve mevsimlik malzemeler tedarik ediliyor. Sipariş ettiğiniz porsiyonları görünce, şefin mutfakta bir mucit gibi davrandığını anlayacaksınız. Tuzda pancar tabağında, aralarına karamelize soğanlar yerleştirilerek katlanmış ince pancar dilimleri var. Nar taneleriyle süslenmiş, ekşi krema ve ısırgan otu ile tamamlanmış. Farklı tatları bir arada alıyorsunuz. Soğuk salatalık çorbasının içinde servis edilen karides tartara  çiğ kelek dilimleri ve lime parçaları eşlik ediyor. İsli palamut marine edildikten sonra sotelenmiş karalahana üzerinde masanıza geliyor. Soğanda kuzu ve sütlü yarmanın sunumunu ise t
Reklâm
Kaserol Eating House
  • Restoranlar
  • Üsküdar
Kaserol Eating House Bulgurlu ve Koşuyolu'nun ardından yoluna Moda'nın sokak lezzetlerindeki bir numaralı adresi olmaya aday Kaserol FastGood ile devam eden Kaserol, daima "iyi yemek" sunma felsefesiyle dikkat çekiyor.
Bottega Delicatezza
  • Restoranlar
  • Caddebostan
Sosyalleşmek, hazırlaması ve toplamasıyla uğraşmadan yemek yemek ve değişik tatlar denemek restoranların yolunu tutmamızın başlıca sebeplerinden. Ancak dışarıda yemek için geçirilen vakit, aynı mekanı paylaşan diğer müşterilerin gürültüsü ve etraftaki servis görevlilerinin siparişleri yetiştirmek için hızla hareket etmesi gibi sebeplerden yorucu da olabilir. Caddebostan’daki Bottega Delicatezza’ya gittiğinizde dışarıda olmanın dezavantajlarını göze almanıza gerek yok. Restoranın bahçesi öyle geniş ve ferah ki, baş başa kalmak istedikleriniz ister sevgiliniz, ister arkadaşlarınız, ister aileniz olsun; kendi aranızda istediğiniz modu tutturabilirsiniz. Her masanın kendi ruh halini yaşamasına olanak sağlayan bu geniş bahçeyi, küçük çocuklar çok sevecek. Menüleri de her beklentiye hazırlıklı. Salatalar, makarnalar, şarküteri tabakları, başlangıçlar, burgerler, ana yemekler, risotto’lar, klasik yemekler… Patates salatası ile gelen et şnitzel Milanese (59 TL) ile barbekü soslu brisket (59 TL) şefin tavsiyelerinden. Zaten menüde isimlerinin yanında simge olan tek seçenekler onlar, gittiğinizde göreceksiniz. Trüflü risotto ( 56 TL), beğendi nazik (49 TL) ve Delicatezza burger (56 TL) diğer seçeneklerinizden birkaç örnek. Biz büyüsüne kapıldığımız için bahçesini övdük, ancak Bottega Delicatezza müstakil bir bina ve iki geniş restoran katına sahip. İçeride oturduğunuzda aradığınız şıklık ve konfor ise istediğinizi bulacaksınız. Mekan, büyük gruplar ve etkinlikler için ideal.
Reklâm
Louie
  • Restoranlar
  • Üsküdar
Arnavutköy’deki Hudson ve Akmerkez’deki Martinez’i yaratan Uğur Karabayır, 2018’in ilk aylarında Akasya AVM’deki Louie ile girdi radarımıza. Louie, Akdeniz etkilerinin ağırlıklı olarak hissedildiği, dünya mutfağı odaklı bir menü sunuyor. Yüksek tavan ve boydan boya camla kaplı cephe sayesinde ise mekanda içinizi açan, ferah bir hava esiyor. Louie’de canlı Türkçe müzik performansları da gerçekleşiyor. Metin Arolat, Hande Subaşı gibi isimleri burada dinleyebilirsiniz. Yaban mantarlı risotto’dan mac & cheese’e ve taco çeşitlerine uzanan menüde mutlaka damak zevkinize uygun bir lezzet bulacaksınız.
Lüsyen Karaköy
  • Restoranlar
  • Karaköy
Karaköy’deki Fransız Geçidi’nde eskiden Bej’in bulunduğu yerde açıldı Lüsyen. İsmini Tevfik Fikret, Nazım Hikmet ve İsmet İnönü gibi önde gelen şahıslarla yolu kesişmiş ve Abdülhak Hamid Tarhan ile aşk yaşamış bir Fransız hanımefendisinden alıyor. Hatta kendisi Atatürk ile dans bile etmiş. Sadece ismi değil, havasında da Fransa esintisi var Lüsyen’in. İçinde şık bir bar bulunan salonunun köşesinde kırmızı zeminli bir sahne kurulu. Tavandan iki görkemli avize sarkıyor ve mekanın pencerelerindeki uzun perdeler, kabareyi çağrıştıran ortamla uyum sergiliyor. Masalar samimi bir hava yakalamaya müsait şekilde birbirlerine yakın. Fıştaki pasaj kısmında da içindeki salon kadar kapasitesi olan bir alana sahip Lüsyen. Mekanın işletmecileri Mert Özsarıkaya ve Doğan Akbaş uzun yıllardır bulundukları sektörde kendi mekanlarını açma hayallerini gerçekleştirmiş. Dekor ve ambiyansta nasıl Avrupai bir hava oluşturmayı seçmişlerse, menü ve müzikte de bir o kadar geleneksele düşkünler. Yeni nesil bir meyhane olmadıklarının altını çiziyorlar, hakiki bir fasıl ortamı yaratmaya özen gösteriyorlar. Meyhane sofralarının vazgeçilmezi olan seçeneklerin yanı sıra farklı lezzetlere de yer açmışlar kalabalık menülerinde. İsmi hemen dikkatimizi çeken aşk otu (20 TL) deniz börülcesine benziyor. Kavrulmuş fıstık içi ile sunulan fesleğen ezmesi (20 TL) ve ahtapot beğendi (50 TL)diğer orijinal lezzetlerden. Tuzda balık (320 TL) sipariş ederseniz dört kişi birden doyabilirsiniz. Servise erken saatlerde başladı
Reklâm
Isokyo
  • Restoranlar
  • Üsküdar
Isokyo sağ olsun, İstanbullular artık Pan Asya mutfağına son derece hakim. Zorlu Center’daki Raffles İstanbul otelinde bulunan Isokyo’da Çin, Japonya, Tayland, Vietnam, Kore gibi Uzak Doğu ülkelerine has geleneksel lezzetler, Batı’nın pişirme teknikleri kullanılarak yeniden yorumlanıyor. Böylece ortaya çağımızın global sentez anlayışına adapte olmuş bir füzyon mutfağı çıkıyor. Her yemeğin, ait olduğu mutfağa uygun bir sunumla servis edilmesi de takdire şayan. Bao bun ekmeği arasındaki karabiberli dana kaburganın lezzeti uzun süre aklınızdan çıkmayacak.  Raffles İstanbul, 1. kat, Beşiktaş.
Smelt & Co.
  • Restoranlar
  • Haliç
Kombucha’ları ile adını duyuran bu Balat mekanı, adını İngilizcede gümüş balığı anlamına gelen ‘smelt’ kelimesinden alıyor. Bu, nesli tükenmekte olan bir balık türü. Mekan, bu duruma dikkat çekmek amacıyla isminde balığın adını kullanmış. Smelt & Co.’nun işletmecisi ve şefi Sinan Bakkaloğlu, Johnson & Wales Üniversitesi’nde okumuş ve Kopenhag’daki ünlü Noma Restaurant’ta çalışmış. Smelt & Co.’ya gittiğinizde yalnızca kombucha içmiyorsunuz elbette. Mevsimsel ürünlerle hazırlanan menüde geleneksel lezzetlerle yaratıcı bir şekilde yorumlanıyor. Mesela hardal kreması ve karalahanalı ılık karnabahar püresi ile sunulan ızgara somon bir harika. 
Reklâm
Sarnıç Fine Dining Restaurant
  • 4 5 yıldız üzerinden
  • Restoranlar
  • Fatih
Ülkemize gelen turistlerin mutlaka ziyaret ettiği Tarihi Yarımada, şehrin sakinleri için de sürprizler barındırıyor. Sultanahmet’teki Soğukçeşme Sokak’ta yan yana sıralı pansiyonların önünden yürürken, restore edilmiş bu yapıların ruhu sizi başka bir aleme sürüklüyor. Hagia Sofia Mansions tarafından yeniden canlandırılan bu sokakta sizi bekleyen esrarengiz bir keşif daha var. 542 yılında inşa edilmiş bir su sarnıcında yer alan ve içine girdiğiniz anda sizi büyüleyen Sarnıç Fine Dining Restoran. Altı taş kolon tarafından taşınan ve görkemli kubbelere sahip bu sarnıçta, gastronomi deneyiminizde bulunduğunuz mekanın atmosferinin ne kadar önemli olduğunu hatırlıyorsunuz. Kolonlara hava katan yer aydınlatmaları, görkemli avizelerin ışıltıları ve masanızdaki mumlar gölge ve ışığın ahengiyle çevreliyor sizi. Yerin altındaki sarnıcın kendine has ferah iklimi de teninizi okşuyor. Tüm duyularınız şımartıldıktan sonra sıra damağınızda. Sarnıç’ın Osmanlı saray mutfağından esinlenerek hazırlanmış menüsü, çalışanların nazik sunumuyla takdim ediliyor. Hero ve Leander’in Aşkı (40 TL) sadece ismiyle değil lezzetiyle de gönlünüzü çalacak. Kinoalı mücver üzerinde cevizli içli köfte kuru cacık sos ile servis ediliyor. Muhteşem Somon Üçlüsü’nde (68 TL) somon füme, somon tartar ve teriyaki soslu somon filetosu bulunuyor. Sarnıç kırmızı et sevenlere özellikle tavsiye edeceğimiz bir ana yemek menüsüne sahip. Harem’de Bir Venedikli’nin (140 TL) tadı damağınızda kalacak. Trüf yağında dinlendirilmiş da
Rustyfork
  • Restoranlar
  • Etiler
Nispetiye Caddesi üzerindeki iki katlı villanın tuğlalı dış cephesi semtin dokusundan sıyrılarak dikkat çekiyor öncelikle. İçeride ne olduğunu merak ediyorsunuz. Burası Teksas ve Louisiana eyaletlerine odaklanmış bir Amerikan mutfağı restoranı ve sizi o coğrafyaya götüren bir anlayışla dekore edilmiş. Kaktüsler, dolapların ardına gizlenmiş ‘aranıyor’ ilanları, büyütülmüş konser biletleri, koleksiyoner tutkusuyla toplamış müzik enstrümanları… Bu atmosfere bir de blues müziği eşlik ediyor. Villanın devasa arka bahçesi, önünden geçerken varlığını hiç çaktırmıyor. Restorana girip birkaç adım atıp bahçeye ulaşınca, tatile çıkmış gibi hissediyorsunuz. İstanbul’da başka bir ülkenin mutfağına odaklanmak demek, müşterinin geleneksel taleplerine de direnmek anlamına geliyor. Danışmanlığını Murat Bozok’un yaptığı Rustyfork’un şefi Batu Başaran, özel tütsüleme yöntemleri uyguladığı tariflerinde orijinal reçeteleri koruyor. Domuz eti sevenlerin seveceği menüde aioli, guacamole ve blue cheese gibi soslara ayrılmış bir bölüm var. Domuzlar İzmir’den getiriliyor ve tek bebek domuz kaburgası sağlayan bir tedarikçi ile çalışılıyor. Barbekü sosuyla gelen baby back ribs yumuşacık bir ete sahip. Combo plate seçerseniz potato skin, buffalo wings, onion rings, mozzarella dippers ve spring roll gibi birçok lezzeti birden deneyebilirsiniz. Clam chowder mekanla özdeşleşecek bir kum midyesi çorbası, başka yerde bulmanız zor. Aromatik tereyağı ile hazırlanan 500 gramlık cowboy steak ya da ballı ve hardal
Tavsiye edilen
    İlginizi çekebilecek diğer içerikler
      Reklâm