İstanbul'da yeni açılan mekanlar

Şehrin hızlı ritmine ayak uydurmak ve yeni açılan ‘hip’ mekanlarını gözden kaçırmamak için listemizi takipte kalın…

Reklâm
Tusa & Co.
  • 4 5 yıldız üzerinden
  • Restoranlar
  • Suadiye
  Nedir? Burger konusunda çıtayı yükselten bir restoran. Neden gitmeli? Flintstone burger denemek için.  Caddebostan’da açılan Tusa & Co. dünyadaki farklı gastronomi kültürlerini bir arada sunmayı ilke edinmiş bir mekan. Yemeği her tür sosyal etkileşimin ortak unsuru olarak görüyorlar, bu sebeple mekanı insanların bir arada olmalarını kutlayacak bir anlayışla kurgulamışlar. Dış kısımdaki masaları birbirine yakın yerleştirerek müşteriler arasında yakınlık kurmuşlar örneğin. Ayrıca güncel yeme-içme trendlerini yorumlayıp harmanlayarak kendi kimliklerini oluşturmuşlar. Menüdeki seçenekleri, bu ara çok revaçta olan sokak yemeği sunumlarını anımsatan bir tarzda sunuyorlar. Kadıköy’deki Mini Eatery’nin yönetici şefi olan Korhan Gülsoy buradaki mutfağın da başında. Hitap etmeyi arzuladıkları kitleyi bulabildikleri için seçmişler Caddebostan’ı. Alışılageldik malzemeleri farklı ülke mutfaklarına has tekniklerle hazırlıyorlar ve sofistike beklentileri olan müşterileri tatmin etmeyi amaçlıyorlar. Kadıköy’deki kendi imalathanelerinde hazırladıkları ekmekleri kullanarak yaptıkları flintstone burger (59 TL) menünün yıldızı. Altı saat ağır ateşte pişmiş kaburga, kemiğiyle beraber yerleştiriliyor hamburger ekmekleri arasına. Chili cheese & fries (29,50 TL) de menünün bir diğer dikkat çeken seçeneği. Eritilmiş peynirli patates kızartmasının üstüne tandırda döş! Enfes bir lezzet. Japon usulü kızartılmış karnabahar tempura (29 TL) ile aşinası olduğunuz bu sebzeyi tüketmenin yaratıcı bir yol
The Upper Crust
  • 4 5 yıldız üzerinden
  • Restoranlar
  • Sarıyer
  Nedir? Meşhur pizza zincirinin Maslak 42’de açılan yeni şubesi. Neden gitmeli? 40’ı aşkın nefis pizza çeşidi sunduğu için. Pizza, yemekten asla sıkılmayacağımız bir lezzet. Eğer siz de bu vazgeçilmez lezzetin düşkünüyseniz The Upper Crust’a zaten aşinasınızdır. Boston ve çevresinde yayılmış bu gurme pizza zinciri, 2009’dan beridir de İstanbul’da. Yaklaşık iki yıldır Maslak Oto Sanayi’de bulunan şubeleri ise taşındı ve Maslak 42’de müşterilerini ağırlamaya başladı. Menülerinde herkesi tatmin edecek 40’ı aşkın pizza çeşidi bulunuyor; 25, 37 ya da 47 cm boyutlarında sipariş edebiliyorsunuz. Taş fırından çıkan pizzaların hamurunun nasıl olacağına da siz karar verebiliyorsunuz. Kepekli ya da karabuğdaydan yapılan glütensiz hamuru tercih edip öğününüzü hafifletebilirsiniz. Ayrıca peynir seçimleri sayesinde The Upper Crust’ın pizzaları sağlıklı yiyecek kategorisiyle flört ediyor. Mesela garden pesto (65 TL, 37 cm) sipariş ettiğinizde ince pizza hamurunun üzerindeki peynirin proteini bol, yağı az. Tabanı pesto sosla kaplanmış bu pizzadaki enginar kalbi parçaları yumuşacık, ağızda dağılıveriyor. Eğer Maslak civarında çalışıyorsanız, öğle saatlerinde formunu koruyan arkadaşlarınızla ayrı düşmenize gerek yok. The Upper Crust’ta salata çeşitleri bol; kuru erikli ve cevizli fit salata (29 TL) ile gönüller rahat. Maslak’taki yeni The Upper Crust şubesinin bir avantajı da hem çeşitli hem de hesaplı menüleri. Upper Menu 2 ile (29,50 TL) günün zeytinyağlısı ve günün salatasının yanında i
Reklâm
Un Po
  • Restoranlar
  • Karaköy
Nedir? İtalyan mutfağı tutkunlarının yeni gözdesi. Neden gitmeli? Orijinaline sadık kalınmış nefis İtalyan lezzetleri için.   Esasen makine mühendisi olan Zülfikar Bekar, Ristorante Italia di Massimo Bottura ve Eataly gibi İtalyan mutfağı sunan mekanların arkasındaki isimlerden. Şimdi ise ortağı Cem Aktay ve Eataly’yi kurarken beraber çalıştığı şef Piero Bergese ile Karaköy’deki Un Pó’da misafirlerini ağırlıyor. Mekan İtalya’daki trattoria konseptinden ilham alıyor. Traktör anlamına gelen ‘trattore’ kelimesinden türeyen bu isim, eskiden traktör kullananların, çiftçilerin ve işçilerin yemek yediği mütevazı yerler için kullanılırmış. Zamanla samimi bir ortam yaratan küçük ölçekli restoranları anlatmak için kullanılmaya başlamış. Un Pó duvarları süsleyen el yapımı seramikleri ve modern ahşap sandalyeleriyle bu yakınlık hissini veren bir mekan. Galataport’un açılmasıyla yeni bir insan trafiğini ağırlayacak Karaköy’de İtalyan yemeklerinin hakkını veren bir adres olmuş. Pizzalar hazırlanırken önce hamur fırına veriliyor, malzemeler ise hamur tek başına biraz piştikten sonra ekleniyor. Böylece kullanılan peynir özelliklerini tamamen yitirmiyor ve üstü yanıkla kaplanmıyor. Divle obruk peyniri, lor, mozzarella ve Kars gravyerinin kullanıldığı quattro formaggi (42 TL) çok lezzetli. Kendi hazırladıkları makarnaları enfes. Ravioli del plin vitello piemonte’yi (49 TL) yerken şefin ustalığı anlaşılıyor. Dana eti ve sebzeli harç ile hazırlanmış ravioli’nin yüzeyi dilinizde ve damağınızda
  • 4 5 yıldız üzerinden
  • Restoranlar
  • Akaretler
  Nedir? Belçika menşeli bir burger zinciri. Neden gitmeli? Özel reçeteli burger ekmekleri için. Bro’s Burger, lezzetlerinin reçetesini Belçika’dan ithal eden bir burger restoranı. Akaretler şubesinde sokağa bakan dış kısım rağbet görüyor ancak size içerideki koltukların konforundan bahsetmemiz gerek. Duvarlara neon ışıklı süslemelerin yerleştirildiği bu bölümdeki kahverengi deri koltuklara yerleştiğinizde stres vücudunuzu terk ediyor. Aydınlatma güçlü ve etrafa enerjik bir hava hakim. Burger ekmekleri Avrupa fırınlarındaki vitrinlerde gördüğünüzde ağzınızı sulandıran çörekleri anımsatıyor. Belçika’daki tariflerle hazırlanan bu ekmeğin bol tereyağlı malzemesi kendini belli ediyor. Özellikle ekmeklerinin farklılığıyla öne çıkan burgerlerini 100 gram ya da 160 gram olarak sipariş edebiliyorsunuz. Biz klasik bir seçim yaptık ve mekanın isminin verildiği Le Bro’s Burger’i (100 gram, 31,50 TL) tattık. Cheddar peyniri, karamelize soğan ve kıvırcık gibi temel malzemelerle hazırlanan burgere Bro’s sos eşlik ediyor, tadı leziz. Mekan, ürünlerinde trüf kullanmayı seviyor. Trüflü mayonezli burgerleri L’olkarny (100 gram, 35,50 TL) ve trüf yağlı patateslerinin (17 TL) yanı sıra kesenin ağzını açmaya çekinmeyenler için trüf mantarlı patatesleri (300 TL) de var. Arkadaş grubu olarak gittiğinizde ise mozzarella sticks (12 TL) ve soğan halkası (12 TL) gibi atıştırmalıkları ortaya söyleyebilirsiniz. Ice tea green (17 TL) gibi ev yapımı soğuk çayları ise damağınızı serinletecek. San Sebasti
Reklâm
Nişantaşı 22
  • 3 5 yıldız üzerinden
  • Restoranlar
  • Nişantaşı
  Nedir? Üst katı kulüp olan bir restoran. Neden gitmeli? Güzel havalarda dış kısımdaki havadar atmosferin tadını çıkarmak için. Nişantaşı, yeme-içme adreslerinin en çeşitli olduğu ve en hızlı değiştiği semtlerden biri. Semte birkaç haftadır ayak basmamışsanız, sokaklarda dolaşırken gözünüze yeni açılan yerlerin çarpması garanti. Muhitin en işlek caddelerinden biri olan Abdi İpekçi üzerinde yer alıyor Nişantaşı 22. Dışarıda bulunan tente altı kısmı, kışın geciktiği güzel havalı günlerde değerlendirmek mümkün. Etrafta oteller yer aldığı için burada yoğun bir turist trafiği bulunuyor. Geniş kesimden müşteriye hitap edebilmek amacıyla olsa gerek menüde çeşitliliğe önem verilmiş. Salata, başlangıç, pizza, makarna ve ana yemek çeşitleri bulabiliyorsunuz. Tempura tabağında (50 TL) karides, kızarmış kabak ve acılı mayonezle servis ediliyor. Kaburga pizzada (55 TL) cheddar peynirini cömertçe kullanmışlar ve közlenmiş biber kaburga etine yakışmış. Tercihiniz good chicken (60 TL) olursa tavuğunuza fesleğenli risoni ve enginarlı sos eşlik ediyor. Mekanı öğle ve akşam yemekleri için değerlendirenlerin yanı sıra arkadaşlarıyla sohbet ederken kahve içmek isteyenler de tercih edebilir. Americano (16 TL) ise bizi biraz hayal kırıklığına uğrattı, fiyatının hakkını vermesi için kahve çekirdeği tercihlerini gözden geçirmelerini temenni ederiz. Nişantaşı 22’nin sürprizi ise üst katında yer alan ve her gece on ikiden sonra hizmet vermeye başlayan Studio 54 isimli gece kulübü. Serkan Koca işlet
Muutto Street Food & Meze Bar
  • 4 5 yıldız üzerinden
  • Restoranlar
  • Moda
Nedir? Sokak lezzetleri ve meze barı. Neden gitmeli? Kaburga dürümünü tatmak için. Umut Karakuş gastronomi meraklılarının ismine aşina olduğu başarılı bir şef. Le Cordon Bleu çıkışlı Karakuş hiperaktif bir kariyer sürdürüyor. Şimdiye dek Londra’da Anadolu mutfağını temsil eden projeler yürüttü, Aila ve Bey Lokantası gibi önemli mekanlarda şeflik yaptı ve 17. Time Out İstanbul Yeme-İçme Ödülleri’nde en iyi şef seçildi. Türkiye baharatları ve atıksız mutfak konularıyla ilgilenen Karakuş ayrıca eğitimler veriyor ve genç aşçılar yetiştiriyor. Hal böyle olunca yeni adımları merak konusu oluyor. Günden güne daha da kalabalıklaşan Kadıköy’ün mahalle havasını yaşatan sakin bir sokağında yer alıyor Muutto ve her kesimden yoğun ilgi görüyor. Evine meze almaya gelen orta yaşlı komşular da burada, gastronomi deneyiminin peşine düşmüş gençler de… Mekanın merkezinde bir bar bulunuyor. Barın etrafında oturursanız çalışanları gözlemleyebilirsiniz. Yola bakan kısmı tercih ederseniz, sokağı izlemeniz mümkün. Göç temasıyla hazırlanan menüde altı çeşit dürüm ve meze seçenekleri yer alıyor. Her ne kadar sokak lezzetleri kolay hazırlanan yemekleri çağrıştırsa da buradaki her seçenekte mucitlik var. Hardallı levrek (16 TL) trüf yağıyla hazırlanmış, ılık mücver (14 TL) Ege otları ve reyhanla zenginleştirilmiş. Havuç kokulu yoğurt sosla lezzetlendirilmiş dana kaburga (29 TL) dürüm seçenekleri arasında favorimiz. Orijinal tariflerin uygulandığı diğer dürümlerden kuzu ciğerli (26 TL) olana hellim pe
Reklâm
Boél
  • 4 5 yıldız üzerinden
  • Restoranlar
  • Nişantaşı
Nedir? İtalyan ve Fransız mutfağı sunan şık bir restoran. Neden gitmeli? Şef Ayhan Kara’nın müthiş yemekleri için. Boél daha önce L’Orient’ın bulunduğu yere açılan yeni bir Nişantaşı restoranı. Sarah Malouh ve Taner Akkuş’un kurduğu mekanın üst katı fine dining konseptli, alt katı ise gün boyu müşterileri ağırlayıp hava karardığında karakter değiştiriyor. Mekanın can alıcı özelliği ise harikulade şefi. Hayran kaldığımız Ayhan Kara’nın daha önce çalıştığı önemli mekanlar bugünkü başarısının sırrını açıklıyor. Maçka’da Fransız mutfağı sunmuş olan Bronz Restaurant ve Etiler’deki meşhur İtalyan restoranı Paper Moon’da edindiği tecrübe onu iki ülkenin mutfakları konusunda ustalaştırmış. Boél’in mutfağı da onun hünerli ellerine emanet. Kara’nın ustalığı baharat kullanımından belli ediyor kendini. Yiyeceklerin tadını değiştirmek yerine onların lezzetlerini açığa çıkarıyor, tatlarını derinleştiriyor. Önünüze gelen yemeklerle ilgili yorumlarınız onun için kıymetli, müşterilerinin geri dönüşlerini önemsiyor. Sohbetindeki içtenliği nadir bulunan cinsten ve işinden bahsederken gözleri parlıyor. Başlangıçlardan burrata’yı (69 TL) kesinlikle denemelisiniz. Tadı muhteşem, boğazınızdan kaymak gibi akıp geçiyor. Kremalı midye çorbasının (38 TL) kıvamı çok başarılı, içinde kızarmış sarımsaklı ekmek dilimleri bulunuyor. Enginar sevenler için yeşil enginar göbeğiyle hazırlanan carciofi mush (43 TL) mekanın öne çıkardığı lezzetlerden. Ana yemeklerden dana yanağı (85 TL) sekiz saat boyunca sebze
Tamirhane Mutfak
  • 3 5 yıldız üzerinden
  • Restoranlar
  • Sarıyer
Nedir? Maslak Oto Sanayi bölgesinde yeni bir restoran. Neden gitmeli? Özgün bir atmosferde yemek yemek ya da kahve molası vermek için. Tamirhane Tasarım, Çukurcuma’da bir tasarım stüdyosuyken Maslak’a taşınmış. Tamirhane Mutfak da yeni ofislerinin giriş katında bulunuyor. Restoranın işletmecileri olan Serpil, Cevdet ve Cengiz Saraç kardeşler babalarından kalma eski bir tamirhaneyi dönüştürmüş ve civardaki yeme-içme mekanlarına alternatif bir restoran yaratmış. Tamirhane Mutfak’ın en dikkat çekici yönü mekan tasarımı. Zemin tamirhane zamanındaki gibi korunmuş. Koltuklardan sandalyelere, avizelerden duvar süslemelerine her şey Tamirhane Tasarım’ın ürünü olduğu için mekanda özgün bir hava esiyor. Bulundukları semt otomobil sektörüyle iç içe olduğundan Tamirhane’daki endüstriyel dokunuşlar da semtin karakterine uyuyor. Menülerinde ise hem semtte aşina olunmayan hem de farklı profillerdeki müşteri kitlesine hitap edebilecek seçeneklere yer vermişler. Şef Barış Çetin yemeklerin arkasındaki isim olsa da işletmeci ekipteki herkesin menüde emeği var. Öncelikle burada günün en önemli öğünü için seçenekleriniz bulunuyor. Kahvaltı yapmadan evden çıkan plaza çalışanları bazlama tost (21 TL) ile güne doyurucu bir başlangıç yapabilir. Öğle yemeğinde formunu korumak isteyenlere ise tavsiyemiz avokado / kinoa salatası (30 TL) ya da ızgara tavuk / haşlanmış sebzeler (29 TL). İşletmecilerin Sinoplu olduğunu göz önünde bulundurursak, Sinop ev mantısının (31 TL) mekanın öne çıkan yemeği olduğun
Reklâm
Zeytuna
  • 4 5 yıldız üzerinden
  • Restoranlar
  • Galatasaray
Nedir? Kültür sanat programı da sunan bir Akdeniz mutfağı restoranı. Neden gitmeli? Akdeniz’e kıyısı olan ülkelerin mutfaklarını keşfetmek için. Cezayir binasının birinci katında açılan Zeytuna içeri girer girmez içinizi açıyor ve kim olursanız olun doğru yerde olduğunuzu hissettiriyor. Filistin asıllı ancak Ürdün’de yaşamış olan Samiha Hanım'ın işletmecisi olduğu mekan üç kısma ayrılıyor. Bar, restoran ve etkinlik alanına sahip işletmenin menüsünde Lübnan, Suriye, Filistin ve Türkiye mutfağı harmanlanmış. Akdeniz’e kıyısı olan ülkeleri aynı mutfakta birleştiren anlayış bu coğrafyaya duyulan hayranlığı temsil etmekle birlikte İstanbul gastronomi sahnesine de bir armağan. Farklı ülke mutfaklarını deneyimlemeyi sevenler, Zeytuna sayesinde falafel ve humusun başını çektiği yemek ailesinin kalanıyla da tanışabilirler. Menü oluşturulurken Amin Maalouf'un ön sözünü yazdığı ‘Dünden Bugüne Lübnan Mutfağı’ kitabından esinlenilmiş. Tebbüle (15 TL) salatasının özelliği ana malzemesi maydanozun çok ince kıyılması. Sıcak mezelerden fette patlıcanda (13 TL) kızarmış patlıcan, kıtır Lübnan ekmeği parçaları, domates ve tahin sosları ile kavrulmuş badem yer alıyor. Hem Türk damak tadına uygun, hem de Orta Doğu mutfağının karakteristik özelliklerine sahip. Fatayer minik ve kapalı pidelere deniyor. Fatayer tabağı (13 TL) istediğinizde ıspanaklı, etli ve peynirlisinden deneyebiliyorsunuz. Soğuk mezelerden şenklişe (13 TL) bayıldık. Yeşilbiber ve soğan gibi basit ve kolay ulaşılabilir malzemele
Sual
  • Restoranlar
  • Sarıyer
Nedir? Türk mutfağı sunan bir lokanta. Neden gitmeli? Evdeymişsiniz gibi hissettiren yöresel yemekleri için. Reşitpaşa’dan yeni mekan haberleri almaya alışığız. Semtin artık gastronomiyle özdeşleşmeye başladığı aşikar. Yolunuzu buraya düşürmeniz için son bahaneniz ise Sual olacak. Ekranda nasıl yemek yaptığını gördüğünüz Masterchef Türkiye yarışmacısı Suna Aydın’ın elinin lezzetini burada bizzat deneyimleyebilirsiniz. Mekanın popülaritesinde şef Aydın’ın yarışmayla dikkatleri üzerine çekmesinin de payı var tabii. Yeni nesil Türk mutfağı ve kahvaltısı sunan mekanda Anadolu’nun farklı yörelerinden lezzetleri bulabiliyorsunuz. Bazı tarifler orijinallerine sadık kalarak uygulanıyor, bazıları ise modernize ediliyor. Sunumları sanki annenizin yemeğini yiyormuşsunuz gibi doğal, mekan çalışanları ile müşteriler arasındaki iletişim rahat. Kendinizi evinizde hissederek vakit geçirebiliyorsunuz. Kahvaltıyı dışarıda arkadaşlarınızla muhabbet ederek yapmayı seviyorsanız burası doğru adres. Menüleri günlük değiştiği için gittiğinizde ne tüketebileceğiniz şansınıza kalmış. Zeytinyağlılardan pırasayı (12 TL) denemenizi öneririz. Tandır etli kuru fasulye (36 TL) de karşı konulamaz bir lezzet. Sual’de öne çıkan tatlı, kadayıf ve Antep fıstığıyla hazırlanan cennet çamuru (16 TL). Kilis’e özgü bu tatlıyla her yerde karşılaşmak kolay değil, dolayısıyla gittiğinizde tatmanızda fayda var. Mekanın bahçesinde Tokyo ve Berlin isimli iki papağan bulunuyor. Gittiğinizde onları beslemeye ne dersiniz?
Reklâm
Loco De Pera
  • Restoranlar
  • İstiklal Caddesi
Loco de Pera, şef Aryen Mede’nin önderliğinde menüsünü yeniledi. Keçi peyniri lokumu, kızarmış Camembert, somon paleo kek, falafel ve humus, kıymalı mantı başlangıçların yeni yıldızları. Menüde yerini alan taze makarna ve ana yemek seçenekleri de birbirinden leziz. Loco de Pera Burger, dana kaburga, lagos buğulama, dry aged dana pirzola gibi lezzetler sizin de iştahınızı kabartacak. Margherita ve kuzu cotto gibi seçenekleri olan pizzetta’lara bayıldığımızı da kulağınıza fısıldamış olalım. www.locodepera.com
  • 4 5 yıldız üzerinden
  • Restoranlar
  • Fatih
Lokanta 1741’e girerken Cağaloğlu Hamamı’nın içinden geçiyorsunuz. Hamamın ihtişamı sizi etkisi altına alıyor ve yer yön duygunuzu yitirdiğiniz masalsı bir zaman dilimi başlıyor. Restoranın açık havada yer alan bölümüne ulaştığınızda sadece karnınızın değil ruhunuzun da doyacağını anlıyorsunuz. Burada turistik semtlerdeki işletmelerle ilgili yerleşik ön yargıları kıracak benzersiz bir hava esiyor. Hamamın kubbelerinin oryantal ve egzotik görüntüsünün ardında başka hiçbir yapının engel olmadığı gökyüzüyle baş başasınız. Akşamları masaları mum ışığı aydınlatıyor, İskandinav cazı kulaklarınızı okşuyor. Çalışanlar size eski İstanbul dendiğinde zihninizde canlanacak bir nezaketle yaklaşıyor. Şef Durukan Özgen, Türk mutfağını sahiplendiği bir menü hazırlamış, geleneksel yerel lezzetlere rafine dokunuşlar eklemiş. Başlangıçlardan soğan dolması (54 TL) başarılı, damağınızda karamelize bir tat bırakıyor. Küflü haydaride (44 TL) alışılagelmiş bu lezzetin orijinal tarifine geri dönülmüş ve küflü peynir kullanılmış. Akılda kalıcı bir tat ve mekanın öne çıkan seçeneklerinden biri olması muhtemel. Pancar ve gerdan (65 TL) başlangıçların yıldızı. Düşük ve ağır ateşte pişirilmiş kuzu gerdan, ince pancar dilimleri ve ufalanmış keçi peyniri ile mükemmel bir tat yakalanmış. Uzun ve dar bir tabakta servis ediliyor, sunumuyla karakter kazanıyor. Ara sıcaklardan kuzu ciğeri ve rezeneli soğan salatası (70 TL) tavsiyemiz, ancak siz ana yemek gelmeden doymamaya bakın. Çünkü Tiritli Kebabı (164 TL) de
Reklâm
Meri Bakery
  • Restoranlar
  • Sarıyer
Yolu Emirgan’a sıkça düşenler ve bu semtte oturan Meri Bakery’yi mutlaka biliyordur. Meri, ikinci şubesini de kısa bir süre önce yine Emirgan’da açtı. Meri’de servis 08.00’de başlıyor. Kahve ve kahvaltı için ideal olan mekan öğle saatlerinde ise her gün değişen bir menü sunuyor. Meri’nin tatlıları da nefis, yemek sonrasında mutlaka tatmalısınız. Ayrıca Meri’de pazar günleri suluboya resim tekniklerinden tahta boyamaya, kaligrafiden çocuklar için origami sanatına, farklı konulara odaklanan atölyeler gerçekleşiyor. Hayvan dostu bir mekan olan Meri’nin huzurlu bir arka bahçesi olduğunu da not düşelim. instagram.com/meri_meribakery
Emily's Garden
  • Restoranlar
  • Cihangir
Cihangir’deki White Mill’in bahçesini özleyenlerden misiniz? O halde müjdemizi isteriz. Akaretler’e taşınan White Mill’in eskiden bulunduğu ve bir süredir değerlendirilmeyen mekanın yerine Emily’s Garden açıldı. Sahip olduğu muhteşem bahçeyi dışarıdan çaktırmayan mekanın girişinde yoldan gelip geçeni seyrebileceğiniz iki masa bulunuyor. Bu haliyle mekan minimalist bir kafe izlenimi uyandırıyor. Ancak girişteki merdivenlerden çıktığınızda içinde bir barı ve boylu boyunca dizilmiş masaları olan bir kata ulaşıyorsunuz. Bu kısım soğuk havalarda değerlendirilebilir ancak havalar hâlâ kıvamındayken bahçeye inen merdivenlere yöneleceğinize eminiz. Sonra rüya başlıyor. Ağaçlar ve etrafı sarıp sarmalayan bitkiler içinize huzur veriyor. Neon ışıklı bir heykel ve bazı dekoratif objeler dışında etrafa çok fazla müdahale edilmemiş. Ağaçlar arasına asılan ampullü ışıklandırma da akşam yemeğinize ışıltı ekliyor. Oğulcan Engin’in işletmeciliğini üstlendiği mekanda etrafta yaşayanlar düşünülmüş ve müzik açılmıyor. Bu, sevdiklerinizle konuşurken kendinizi zorlamayacağınız nezih bir buluşma ortamı anlamına geliyor. Ana yemeklerden filetto porcini di manzo (75 TL) doyurucu bir porsiyon. 220 gram dana bonfileye trüflü patates püresi ve sebze soteler eşlik ediyor. Sebzeler taze ve yumuşacık, et leziz. Makarnalardan casa nostra (58 TL) bonfile parçaları içeren bir calamarata, tadına doyum olmuyor. Emily’s Garden’da kapanış saatine doğru masaların azalmasıyla gelen dinginlik, gününüz için harika bir
Reklâm
Must
  • 4 5 yıldız üzerinden
  • Restoranlar
  • Nişantaşı
Bazı mekânlar vardır, epey rağbet göreceği daha açılmadan belli olur. Nişantaşı’ndaki Central’ın yerine açılan Must da işte bunlardan biri. Bu ilginin en büyük sebebi ise mekânın arkasındaki ismin Ercan Gümüşkaya olması. Kendisini La Boom ve La Boucherie gibi yerlerin işletmecisi olarak tanımıştık; artık yola hem ortağı hem de işletmecisi olduğu Must ile devam ediyor. Gümüşkaya İstanbul ahalisinin ne istediğini çok iyi biliyor: Kaliteli bir menü, davetkâr kokteyller, arkadaş buluşmaları için ideal bir ortam ve DJ performansıyla tadı artan eğlenceli geceler… Sedef Gali’nin çizdiği duvar resimleriyle renklenen ve yeşilliğin eksik olmadığı bir ortamı var Must’ın; bahçesinde yer bulamazsanız bu gibi detaylar sayesinde iç mekânında oturmak da cazip geliyor. Kahvaltı saatlerini yakalarsanız mutfak sizi avokado ve somonlu tost veya kruvasan gibi seçeneklerle karşılıyor; öğle ve akşam yemeklerinde ise pizza ve risotto çeşitlerinin ön plana çıktığı bir menü emrinize amade. Odun fırınında pişen pizzalar Napoli usulü; hamuru ince, malzemeler taze ve sulu, kenarları dolgun… Cheddar ve kornişon turşulu köfteli pizza en çok rağbet görenlerden, ama biz burrata veya istiridye mantarlı pizzalarını da radarınıza almanızı öneririz. Başlangıçlardan en hit parça ise trüflü parmesan dolgulu közlenmiş patates. Mutfak 23.00’e kadar açık, fakat sashimi veya karides tempura gibi seçenekler sunan bar menüsü geç saatlerde de imdadınıza yetişiyor. Her gece müzik sesi giderek yükselse de amacınız eğlen
  • 4 5 yıldız üzerinden
  • Restoranlar
  • Asmalımescit
Asmalımescit insanın içini kıpırdatan bir canlılıkla tekrar yükselişe geçti. Yeme-içme mekanlarının ağırladığı kalabalıklar çoğaldı, gece hayatı tekrar sokaklara taştı. Semtteki moral veren gelişmelerden bir tanesi de şef Cem Ekşi’nin açtığı Mabou. Almanya ve Türkiye arasında gidip geldiği ve heyecan verici duraklara uğradığı bir kariyeri olmuş Ekşi’nin. Neolokal’de Maksut Aşkar’la çalışmış, ‘Cebimdeki Yabancı’ filminin setinde yemek yapmış. Aile kurduğu ve baba olduğu hayatının bu yeni evresinde ise butik bir restoran açıp müşterilerini evine gelen misafirler gibi ağırlamayı seçmiş. Mabou’nun içinde küçük bir bar, hemen üstünde ise mutfak bulunuyor. Ekşi tüm müşterilerini yukarıdan görebildiği mutfağında çalışırken onu duyabiliyorsunuz. Şefin menüsünün iki ayrı iddiası var. İlki alışıldık malzemelerle hazırlanan ama yediğinizde onları yeni keşfettiğinizi düşüneceğiniz yiyecekleri. Mesela domates salatasında (26 TL) kullanılan domates; sumaklı soğan, badem ve pesto ile birleşince ortaya yaratıcı bir tat çıkmış. Ricotta’lı kabak (28 TL) en çok ilgi gören tabaklardan. Sumak yağında kızartılmış kabak limon yağı ve reyhan ile lezzetlendirmiş. Ekşi’nin diğer başarısı ise kıymeti bilinmeyen ürünleri mutfağında öne çıkarması. Yerli somon diye de bilinen deniz alasını kullanarak hem başlangıç hem de ana yemek hazırlıyor. Ev yapımı deniz alası tuzlamayı (34 TL) yerken bu lezzetli balığı havuç püresi eşliğinde soğuk tüketiyorsunuz. Ana yemek olarak sipariş ettiğiniz deniz alası (48 TL)
Reklâm
  • Restoranlar
  • Avrupa Yakası
Seyahat sırasında sağlıklı beslenmeyi başarmak, ayrı bir çaba gerektiriyor. Didem Şenol’un markası Gram’ın İstanbul Havalimanı’nda bir şube açmasına bu sebeple çok sevindik. İstanbul Havalimanı dış hatlarda bulunan Gram sayesinde artık uçuşunuzu beklerken sağlıklı ve hafif yiyebileceksiniz. Basitin iyi ve gerçek olduğuna inanan Gram ekibi ürünlerinin hiçbirinde margarin, katkı maddesi, glikoz şurubu ve kıvam artırıcı kullanmaya özen gösteriyor. Granolalı yoğurt, bonfile şiş, köz sebze salatası, hurmalı şekersiz panna cotta ve çikolatalı unsuz bademli kek, menüde dikkatimizi çeken seçeneklerden birkaçı. Tayakadın Mahallesi, Terminal Caddesi 1, Arnavutköy, www.gram.ist, www.bta.com.tr  
Sarnıç Fine Dining Restaurant
  • 4 5 yıldız üzerinden
  • Restoranlar
  • Fatih
Ülkemize gelen turistlerin mutlaka ziyaret ettiği Tarihi Yarımada, şehrin sakinleri için de sürprizler barındırıyor. Sultanahmet’teki Soğukçeşme Sokak’ta yan yana sıralı pansiyonların önünden yürürken, restore edilmiş bu yapıların ruhu sizi başka bir aleme sürüklüyor. Hagia Sofia Mansions tarafından yeniden canlandırılan bu sokakta sizi bekleyen esrarengiz bir keşif daha var. 542 yılında inşa edilmiş bir su sarnıcında yer alan ve içine girdiğiniz anda sizi büyüleyen Sarnıç Fine Dining Restoran. Altı taş kolon tarafından taşınan ve görkemli kubbelere sahip bu sarnıçta, gastronomi deneyiminizde bulunduğunuz mekanın atmosferinin ne kadar önemli olduğunu hatırlıyorsunuz. Kolonlara hava katan yer aydınlatmaları, görkemli avizelerin ışıltıları ve masanızdaki mumlar gölge ve ışığın ahengiyle çevreliyor sizi. Yerin altındaki sarnıcın kendine has ferah iklimi de teninizi okşuyor. Tüm duyularınız şımartıldıktan sonra sıra damağınızda. Sarnıç’ın Osmanlı saray mutfağından esinlenerek hazırlanmış menüsü, çalışanların nazik sunumuyla takdim ediliyor. Hero ve Leander’in Aşkı (40 TL) sadece ismiyle değil lezzetiyle de gönlünüzü çalacak. Kinoalı mücver üzerinde cevizli içli köfte kuru cacık sos ile servis ediliyor. Muhteşem Somon Üçlüsü’nde (68 TL) somon füme, somon tartar ve teriyaki soslu somon filetosu bulunuyor. Sarnıç kırmızı et sevenlere özellikle tavsiye edeceğimiz bir ana yemek menüsüne sahip. Harem’de Bir Venedikli’nin (140 TL) tadı damağınızda kalacak. Trüf yağında dinlendirilmiş da
Reklâm
  • Restoranlar
  • Arnavutköy
Miss Delicious Bakery’nin turkuaza ve cam göbeğine çalan masum bir renge boyalı cephesi yoldan geçenleri içeri davet ediyor. Vitrine baktığınızda ise tatlıcılığın bir zanaat olduğunu hatırlıyorsunuz. Pastaların süsleme detaylarındaki işçiliğe akıl sır erdirmek güç. Yemek yerine uzun uzun bakmak isteyeceğiniz kadar etkileyici görünüyorlar. Flamingo desenli pastaları gerçekten efsane. Çiçeklerle süsledikleri floral cake’lere de bayıldık. Çilekli victoria cake, double chocolate cupcake, Oreo cheesecake, limonlu ekler… Kendinizi şımartmak için bahane çok. Kahve ve çay eşliğinde mekanın keyfini çıkarabilir ya da özel günleriniz için sipariş verebilirsiniz. Sabah kahvaltısı için yolunuz düşerse sıcacık tam tahıllı poğaçalarını tavsiye ederiz. Beyazgül Caddesi 28, Arnavutköy.
Rakofoli Karaköy
  • 4 5 yıldız üzerinden
  • Restoranlar
  • Karaköy
Asmalımescit insanın içini kıpırdatan bir canlılıkla tekrar yükselişe geçti. Yeme içme mekanlarının ağırladığı kalabalıklar çoğaldı, gece hayatı tekrar sokaklara taştı. Semtteki moral veren gelişmelerden bir tanesi de şef Cem Ekşi’nin açtığı Mabou. Almanya ve Türkiye arasında gidip geldiği ve heyecan verici duraklara uğradığı bir kariyeri olmuş Ekşi’nin. Neolokal’de Maksut Aşkar’la çalışmış, ‘Cebimdeki Yabancı’ filminin setinde yemek yapmış. Aile kurduğu ve baba olduğu hayatının bu yeni evresinde ise butik bir restoran açıp müşterilerini evine gelen misafirler gibi ağırlamayı seçmiş. Mabou’nun içinde küçük bir bar, hemen üstünde ise mutfak bulunuyor. Ekşi tüm müşterilerini yukarıdan görebildiği mutfağında çalışırken onu duyabiliyorsunuz. Şefin menüsünün iki ayrı iddiası var. İlki alışıldık malzemelerle hazırlanan ama yediğinizde onları yeni keşfettiğinizi düşüneceğiniz lezzetleri. Mesela domates salatasında (26 TL) kullanılan domates; sumaklı soğan, badem ve pesto ile birleşince ortaya yaratıcı bir tat çıkmış. Ricotta’lı kabak (28 TL) en çok ilgi gören tabaklardan. Sumak yağında kızartılmış kabak, limon yağı ve reyhan ile lezzetlendirilmiş. Ekşi’nin diğer başarısı ise kıymeti bilinmeyen ürünleri mutfağında öne çıkarması. Yerli somon diye de bilinen deniz alasını kullanarak hem başlangıç hem de ana yemek hazırlıyor. Ev yapımı deniz alası tuzlamayı (34 TL) yerken bu lezzetli balığı havuç püresi eşliğinde soğuk tüketiyorsunuz. Ana yemek olarak sipariş ettiğiniz
Reklâm
  • Restoranlar
  • Topağacı
Poké bir Hawaii spesiyalitesi. Küp şeklinde kesilmiş ve hızlıca marine edilmiş çiğ balıklara verilen genel bir isim poké. Hawaiili balıkçıların kendilerine yolluk yapmak için hazırladıkları bu yemek, şimdi global bir gastronomi trendi haline geldi. Başka malzemelerin de eklenmesiyle günümüzde poké bowl olarak anılıyor. Müşteriye kendi yemeğini tasarlama şansı sunan, sağlıklı ve hızlı tüketilebilir bu yemeğin yükselişinde, çalışan ve kendine dikkat eden şehirlilerin farklı ihtiyaçlarını aynı anda karşılayabilmesi yatıyor. Tekstil mühendisliği okuyan Begüm Doğru kendi işini kurmaya karar vermiş ve yükselişe geçen poké’yi İstanbul’da tanıtmak için Pokémate isimli mekanı açmış. Trendleri takip etmeyi seven Nişantaşı kitlesini kendisi karşılıyor. Hawaii havası estirmek istediği restoranında ahşap ve bambu kullanmış. Dış kısmında yüksek masaların yer aldığı mekana girip ilerleyince yemek barına ulaşıyorsunuz. Burada tabağınızı oluşturmak için beş aşamalı bir seremoniye başlıyorsunuz. Spagetti kabak, sushi pirinci ya da yeşillik gibi seçenekler arasından yaptığınız tercihe base deniyor. Ardından yemeğe ismini veren tuna, somon ve levrek gibi çiğ balıklar arasından protein tercihinizi yapıyorsunuz. Bu kısımdaki seçenekler arasında vejetaryenleri tofu; çiğ balık sevmeyenleri ise pişirilmiş karides ve yengeç mutlu ediyor. Soslarda wasabi, teriyaki ya da wasabi mayo gibi Uzak Doğu mutfağının vazgeçilmezleri bulunuyor. Yemeğinize hangi sosun iyi gideceği konusunda şeften danışmanlık alab
Fotini
  • Restoranlar
  • Arnavutköy
Fotini’nin yer aldığı konak 20. yüzyılın başında yapılmış ve 1994 yılında yenilenmiş. Yunancada ‘ışıldayan’ anlamına gelen ismini evin eski sahibesi Fotini Hanım’dan almış. Menülerinde tamamen katkısız mevsimsel malzeme kullanmaya dikkat ediyorlar. Ayrıca organik ve doğa dostu tarımı destekleyen küçük çiftçilerle çalışmalar da takdire şayan. Menü bowl çeşitlerinden mezelere ve ekmek üstü lezzetlere uzanıyor. Üstelik mekan çocuk ve hayvan dostu. Francalacı Caddesi 26/1, Arnavutköy.
Reklâm
Aralık
  • Restoranlar
  • Moda
Aralık Moda’nın işletmecisi Olcay Güneş ile şefi Sercan Eruğuz, yine Moda’da bulunan 700 gr Bakery and Café’de beraber çalışmışlar. Dokuz aylık bir hazırlık sürecinin ardından açtıkları Aralık’ta servis hızını artırmak için mutfağın nasıl düzenlenmesi gerektiğinden, ortamdaki ışık seviyesine kadar her konuda itinalı bir çalışma yapmışlar. Sonuçta Kadıköy’ün bağımsız ruhuyla uyumlu başarılı bir restorana imza atmışlar. İki katlı mekanın giriş katında geniş bir bar bulunuyor. Ahşap masa ve sandalyelerin tasarımı çağdaş ve beyaz duvarlarla sade bir uyum içinde. Loş aydınlatma yatıştırıcı bir etkiye sahip ve mekanı hafiften esrarengiz bir havaya büründürüyor. Çalışanların rahat tavırları ve etraftaki müşterilerin yüzlerindeki memnuniyet moralinizi yükseltiyor. Sunuma hazırlanırken renklerin iştah üzerindeki etkisini de hesaba katmışlar. Yani tabaklardaki malzemelerin bir arada olmasının sebebi sadece lezzetleri değil. Mesela dörtlü meze tabağında (44 TL) yer alan isli çilekli cacığı ele alalım. Maydanozun yeşili ve çileğin kırmızısı yoğurdun beyazı üzerinde öyle canlı duruyor ki, tabağın sadece görüntüsü bile dürtülerinizi harekete geçiriyor. Her tabağın tasarımı kendine has. Dana döş ve dana ön kol kullanarak hazırladıkları Boşnak köftesi (41 TL) hardallı patates püresi üzerinde sunuluyor. Pürenin etrafını pekmezli et suyu çevreliyor ve köftenin üstünü karalahana kıtırları süslüyor. Bazı yerel lezzetler de evrim geçirmiş. Ciğer waffle (29 TL) alışkanlıkları kıran örneklerinden b
Cucina Lo Zio Italiana
  • 4 5 yıldız üzerinden
  • Restoranlar
  • Sarıyer
Gastronomik keşifler yapmaktan hoşlananların Vadistanbul’a yollarını düşürmelerini tavsiye ederiz. Çünkü eskiden Fat Finger’ın bulunduğu yerde artık başarılı bir İtalyan restoranı yer alıyor. İtalyan mutfağını sunarken gösterdiği özveriyi Akatlar’da Yeşim Aşçıoğlu’yla hayata geçirdiği Loggia’dan bildiğimiz Figen Demirbulak, Lo Zio’nun da arkasındaki isim. İtalyan Şef Enzo’nun memleketi Napoli, kendisi iki senedir Türkiye’de yaşıyor. Enerjik karakterini mekana da yansıtmış çünkü bir restoranın daima canlı bir atmosfere sahip olması gerektiğini savunuyor. Mutfak açık, çalışanlar sürekli hareket halinde ve müzik diriltici. Yüksek tavanlar, ahşap zemin ve çerçeveli afişlere ayrılmış duvar, mekanın sevdiğimiz yönleri oldu. Menüde İtalyan mutfağından güzide örnekler var ve şatafatlı sunumlar yerine lezzete odaklanmış. Lazanya (48 TL) oldukça başarılı, pişirildiği tava ile sunuluyor ve çok sıcak geliyor. Görüntüsü iştahınızı kabartıyor ama biraz beklediğinizde tadını daha iyi alıyorsunuz. Yan masaların ne yiyip içtiğine baktığınızda pizzaların görüntüsü bile tatlarının iyi olacağını işaret ediyor. İtalyan pastırması bresaolayı deneyebileceğiniz Rucola e Bresaola (52) ile bir başlangıç yapın. Hem de diğer pizza seçeneklerini tatmak mazeretiyle buraya tekrar gelebilirsiniz. Tatlılardan tiramisunun (27 TL) lezzeti damağınızda kalacak cinsten. Garson tiramusunun hazırlandığı geniş kaseyle yanınıza geliyor ve size düşen parçayı gözünüzün önünde tabağınıza koyuyor. Bu sunum sizi ailenin b
Reklâm
Ringa Balık
  • Restoranlar
  • Kuruçeşme
Kuruçeşme’deki restoran ve eğlence kompleksi Oligark bünyesinde yer alan restoranlardan biri Ringa. Mekanın açık havada bulunan masalarından birine yerleşmenizle birlikte büyülü bir akşam yemeği başlıyor. Önce denizden gelen esinti rahatlamanızı sağlıyor. Boğaz’da seyreden deniz taşıtlarının hareketi ise gündelik koşturmacaların gerilimini atmanızı sağlayıp dinginlik veriyor. Beyazın hakim olduğu ve lacivertin ona eşlik ettiği dekorasyon kaliteli ama gösterişsiz bir havaya sahip. Duvardaki makromeler mekana aile sıcaklığı yayıyor. Kanyon’daki Escale ve Nejat Eczacıbaşı Binası’nın tepesindeki Firuze’den hatırlayacağınız Gülin ve Yücel Özalp, Köşebaşı’nın sahibi Ali Akkaş’la bir araya gelerek bu projeye imza atmış. Böylece balığın ve deniz ürünlerinin her çeşidinin farklı ülkelerin mutfaklarından esinlenen yöntemlerle hazırlandığı bir restoran olan Ringa ortaya çıkmış. Restoranın içindeki meze barında görerek seçebileceğiniz ürünlerin her biri lezzet garantili. Mezelerden Van cacık (22 TL) şef Mahmut Cansever’in spesiyalitelerinden biri. Acı soslu peynir ezmesinin (25 TL) tadı gerçekten harika. Çemenli balık pastırma (40 TL) hazırlanırken kılıç balığı kullanılıyor ve bildiğimiz pastırmanın hazırlanışındaki tüm süreçler uygulanıyor. Menüde baklava hamurunda deniz mahsullü börek (50 TL) gibi Türk damak tadına uygun yaratıcı seçenekler de yer alıyor. Çiğ balık sevenler de sıcak soya ile tatlandırılmış çiğ somon (55 TL) ya da kekik yağı ile tatlandırılmış çiğ karides (50 TL) gibi l
Cheffood
  • Restoranlar
  • Etiler
Diğer tüm sektörlerde olduğu gibi gastronomi dünyasında da dönemsel trendler baş gösteriyor ve işletmeler arasında benzerlikler görülmeye başlıyor. Popüler yiyeceklerin menülere dahil edilmesi ve mekan tasarımında güncel eğilimlerin kullanılması gibi. Bazı mekanlarsa genel kabul gören bir reçeteyi uygulamak yerine kendi karakterlerini bulmaya özen gösteriyor. Cheffood, Etiler’de bulunan bağımsız ruhlu bir restoran. Mevsimsel otların şef Mustafa Baylan’ın mutfağında ayrı bir yeri var. Mesela ananas ve güneşte kurutulmuş dutla sunulan kayakoruğu (30 TL) menüdeki soğuk başlangıçlardan. Baylan Anadolu yemeklerini yorumladığı restoranında alışverişi günübirlik yapıyor ve dondurucu kullanmıyor. Yemekleri yediğinizde malzemenin tazeliğini ve şefin elinin lezzetini hissediyorsunuz. Baylan sunumlarında asla şova kaçmıyor, yemeklerin tadı ise çok dengeli. Günün etli sarmasında (30 TL) bıçak kıyması kullanıyor ve sarmaları süzme yoğurt üzerine dizerek servis ediyor. Günün balığını (65 TL) denemenizi öneririz. Çıtır baklava yufkası arasına sarılan balığa ot beğendi eşlik ediyor. İçinde hiç şeker bulunmayan kuşburnu şerbeti (10 TL) ya da acılı şalgam suyu (10 TL) gibi içecekler Cheffood’un menüsünü farklı kılıyor. Anadolu havasını soluyabildiğiniz mekanın dokusunda farklı şehirlerden ve geçmişten izler var. Manisa’dan ahşap bir masa, Safranbolu’daki bir evden çıkarılmış ahşap kaplamalar, Vakfıkebir ekmeklerinin mayalandığı kalıpların kullanıldığı aydınlatma aksesuarları, yüz yıllık bir ka
Reklâm
Shake & Toast
  • Restoranlar
  • Sarıyer
Emirgan’daki Shake & Toast’un sahibesi Semra Altınel’in heyecan verici bir kariyeri olmuş. Televizyonda sunuculuk yapmış, albüm çıkarmış, jingle seslendirmiş… Son yıllarını ise farklı semtlerde işletmecilik yaparak geçirmiş. Cihangir’de butik açmış, ardından Akmerkez’de bir işletmesi olmuş. Son göz ağrısı Shake & Toast ise dostlarının rotasını Emirgan’a çevirmesini sağlıyor. Shake & Toast’u keşfedenler de mekanla hızlı bir gönül bağı kuruyor. Bunda Altınel’in müşterilerine dostane bir biçimde yaklaşması ve masaları birbiriyle kaynaştırmasının payı büyük. Emirgan’da senelerdir komşu oldukları halde tanışmayan insanlar burada ahbap olmaya başlamış. Mekanın küçüklüğü komşu masalarla diyalog kurmayı kolaylaştırıyor, sürpriz bir şekilde gelişen sohbetler müşterilere manevi tatmin veriyor. Stresli iş hayatlarına böyle sıcak ilişkiler kurabildikleri bir mola verince, haliyle minnet duygusuyla doluyor Shake & Toast’un kitlesi. Mahalle kültürünün yaşandığı bu ortamın müdavimlerinin önemli bir kısmını müzisyen ve sanatçı takımı oluşturuyor. Mekandaki tostlar hem doyurucu, hem de cep yakmıyor. Tezgahın arkasında tostlarınız hazırlanırken Altınel’in evine misafirliğe gitmiş gibi hissediyorsunuz. Shake & Toast sabah kahvaltısı ya da öğle yemeği için ideal. Jambon Dijon (21 TL), sucukiss (17 TL), baby ıspanak (19 TL) gibi seçenekleriniz yanında salata ile sunuluyor. Strawberry kiss (13 TL) ve Oreo crush (14 TL) gibi milkshake’lerin görüntüsü baştan çıkarıcı. Shake & Toast ziyaretinizin hem
Poutine Moda
  • Restoranlar
  • Moda
Poutine, Kanada’nın meşhur yemeği. Orijinal tarifi oldukça basit. Patates kızartılıyor, üzerine de et suyundan yapılan sos ve peynir ekleniyor. Mutfak Sanatları Akademisi çıkışlı şefler Begüm Şahin ve Buğra Adanır, poutine’den yola çıkarak bir konsept oluşturmuşlar. Kadıköy’de açtıkları minik yemek barında Kanada menşeli bu yemeği yorumluyorlar. Menülerindeki ana bölümün ismi Poutine ve buradaki her seçenekte patates kızartması var. Kalan malzemelerse esinlendikleri mutfaklardan malzemeler içeriyor. Türk (34 TL) yaprak ciğerli ve şakşukalı, Yunan (32 TL) mücverli, Peru (36 TL) levrek ceviche’li, Thai (36 TL) kızarmış tavuklu, vegan (36 TL) ise tempura istiridye mantarlı… Menülerini her ay yenilemeyi ve seçenekleri değiştirmeyi planlıyorlar. Mekanın içindeki barda yüksek ayaklı sandalyeler bulunuyor, burada oturup fast food kültürüne yaraşır şekilde karnınızı doyurabilirsiniz. Eğer geç bir kahvaltı için Poutine’i tercih edecekseniz, dışarıdaki masalardan birini kapmanızı öneririz. Çılbır (26 TL) isteğinize göre sarımsaklı ya da sarımsaksız yoğurtla sunuluyor. Hollandez soslu eggs Florentine (30 TL) sipariş edip, Kadıköy ahalisini seyretmenin de tadını çıkarabilirsiniz. Poutine’in tatlılarında da kalori hesabı yok. Kızarmış Oreo’da (22 TL) pastacı kreması var, kızarmış cookie’nin (26 TL) cazibesini artırmak için de Nutella kullanmışlar. Daha önce Bi Nevi Deli’de çalışan şef ikilisi, sağlıklı diyetlerine mola vermek isteyenleri ya da o yola zaten hiç girmeyenleri ağırlıyor.
Reklâm
Patio
  • Restoranlar
  • Beşiktaş
Manzaralı evleri ve şöhretli isimlerle anılan mekanları sebebiyle Bebek dendiğinde akla erişilmezlik gelebilir. Semtte yeni açılan Patio bu algıyı kırıyor ve Bebek’in zihinlerdeki çağrışımlarını yeniliyor. Kapıdan girdiğiniz anda sahil kasabalarında hissedebileceğiniz türden bir ferahlık ve tazelik kaplıyor içinizi. Sizi bir limon ağacıyla karşılıyor bar kısmı; hemen solunuzdaki birkaç basamaktan indiğinizde ise restoran bölümü bir avlu gibi uzanıyor.  Yaz aylarında üstü açık olan bu verandadan gökyüzüne baktığınızda ağaçları görmek dinlendirici bir etki yaratıyor. Mekanın etrafı saksı bitkileriyle ve küçük limon ağaçlarıyla donatılmış. Rıdvan Özdengülsün’ün ağaçlı duvar resmi, el işlemeli sofra mendilleri ve masa başlarındaki şemsiyeler Patio’ya samimi bir karakter vermiş. Tabakların rengi ve çiçek seçimi gibi detaylara gösterdikleri özen, müşteriye sıcaklık olarak yansıyor. Patio’nun mutfağının başında cana yakın ve tecrübeli şef Muhittin Kabasakal var. Akdeniz esintileri taşıyan menü İtalyan ağırlıklı ve her beslenme biçiminden müşteri için seçenekler barındırıyor. Sakatat sevenler kokoreç pizzette’nin (65 TL) müptelası olabilirler. Semizotu, yeşil mercimek, kırmızı pancar, brokoli, avokado gibi besin değeri yüksek malzemeleriyle vegan bowl (45 TL) özellikle etik beslenme biçimini benimseyenlerin ve diyettekilerin ilgisini çekecek lezzetli bir seçenek. Feta kadayıf (44 TL) ise mekanla özdeşleşecek gibi gözüküyor. Light feta peyniri ballı ve trüflü kadayıfa sarılmış; yanınd
Suppla Broth Co.
  • 4 5 yıldız üzerinden
  • Restoranlar
  • Kalamış
Ayurveda sağlık sistemini benimsemiş olan Simge Uzkurt Bodur önce kemik suyunun kendi bedenindeki iyileştirici etkisini keşfetmiş. Vücudunun kemik suyuna çok hızlı tepki verdiğini görünce bu besinin şifasına hayran kalmış. Şimdi açtığı mekanla başkalarını da kemik suyu konusunda bilinçlendiriyor. Suppla Broth Co. Fenerbahçe’de açılan bir kemik suyu barı ve ülkemizde örneği bulunmayan bir konsepte sahip. Simge Hanım ve eşi Alper Bodur bu küçük mekanda kemik suyunu bizzat üretiyor. Antibiyotik kullanılmamış hayvanların kemiklerinin kullanılmasının öneminin altını çiziyorlar. Kemik suyunun içimini kolaylaştırmak ve daha eğlenceli hale getirmek için birbirinden ilginç tarifler hazırlamışlar. Bardakta gelen içecekler oldukça lezzetli. Artizan kemik suyu adı altında sıcak ve soğuk seçenekler sunuluyor. Adını zerdeçalın metabolizmayı hızlandırıcı etkisinden alan hızlan (16 TL) sıcaklara bir örnek. Yaz aylarında serin içecekleri sevenler de Hindistan cevizi sütü, dut pekmezi ve ham kakao ile hazırlanan terapi (25 TL) ile şifa bulabilir. Tabii, kemik suyunuzu çorba olarak da içebilirsiniz. Gazpacho çorba (24 TL) ilikli kuzu kemik suyu içeriyor. Kolajen, amino asit, mineral, glukozamin, vitamin ve sağlıklı yağlar içerdiği için farklı ihtiyaçlara cevap veriyor kemik suyu. Kalın bağırsak tembelliği olanlar ya da kemoterapi görenler için çok faydalı. Ancak kolajen sebebiyle cilde de çok iyi geliyor. Aile büyüklerinin kaynattığı kemik suyu çorbası geleneği tekrar canlanırken, güzelliğine d
Reklâm
The Townhouse
  • Restoranlar
  • Caddebostan
The Townhouse her köşesinden yeni sürprizler çıkan büyük bir restoran. Geniş bir yaz bahçesine ve uzayıp giden bir iç mekana sahip. Alt kattaki tuvaletlere inerken duvarı kaplayan kütüphanede kitap değil kışkırtıcı içecekler var. Restoranın bar kısmının tezgahı ise geniş, siparişiniz fazla olsa bile barda yemek yerken rahat edebileceğiniz bir alan sağlıyor. Mekana dağılan oturma grupları çok konforlu ve sıra dışı canlı renklere sahip. En hoş detaylardan biri içerideki kısımda yeri kaplayan halı, size şık bir salonda olduğunuzu hissettiriyor. Ayrıca çağdaş kent yaşamının bir sonucu olarak sayıları çoğalan yalnız kovboyları es geçmemelerini takdir ettik. Tek başına yemek yiyenlere uygun masalarla, hem dünyadan kopmayacağınız hem de yadırganmış hissetmeyeceğiniz bir ortam yaratmayı başarmış The Townhouse ekibi. Menüde bar yiyecekleri, taco, pizzetta, salata, burger, paylaşımlıklar ve ana yemekler var. Yani hem atıştırmak hem de karın doyurmak için seçeneğiniz bol. Paylaşmaya uygun spicy Asian (60 TL) menünün yıldızlarından. Izgara edilmiş dana bonfile ufak parçalara ayrılmış ve acı tatlı sos ile servis ediliyor. Kızarmış kalamara (45 TL) tartar sos ve acı mayonez eşlik ediyor. Panelenmiş karidesi sosa bandırırken bir sonraki lokma için heyecanlanıyorsunuz. Kızarmış zeytin, (38 TL) Fransız fasulyesi (22 TL) ve safranlı pilav (20 TL) menüdeki orijinal lezzetlerden. Ana yemeklerden dana kaburga (85 TL) ağır ateşte pişiriliyor ve havuçlu risotto yatağında geliyor. Görüntüsü baştan ç
Hane Kadıköy
  • Restoranlar
  • Kadıköy
Hane Kadıköy müşteri memnuniyetine içtenlikle önem veren bir mekan. Kurucu ortaklarından Berk Sayan, Beşiktaş’taki Kosmos’un kurucu ortaklığını da yapmış, eski bir müzik yazarı. Kuruluş maceralarını anlatışı çok samimi, mekanı yeni baştan yaratmak için epey zaman ve emek harcamışlar. Böylece üç katlı, oturacağınız yeri modunuza göre seçebildiğiniz, albenisi yüksek bir meyhane ortaya çıkmış. Biz bahçelerine bayıldık. Etrafında Kadıköy sakinlerinin yaşadığı apartmanların arka cepheleri bulunuyor, bu da mekana domestik ve sıcak bir hava veriyor. Gökyüzü de açıklıkla görülebiliyor ve zihninizi rahatlatıyor. Bu kısımda müzik alçak; dolayısıyla sohbet ederken yorulmuyor ve yemeğinizin tadını aheste aheste çıkarabiliyorsunuz. İkinci ve üçüncü katlar ise kapalı ve özellikle hafta sonu eğlencelerinde coşmayı sevenlere hitap ediyor. Hem sakin akşam yemeği sevenler, hem de vur patlasın çal oynasın diyenler aynı işletmede bulunabiliyor. Malzemelerini Anadolu’nun çeşitli yörelerinden tedarik ediyorlar. Tuzlu yoğurt ve nar ekşisi Antakya’dan, peynir Ezine’den, tereyağı ve kavurma Rize’den… Mezelerinden acılı Girit ezmeye (20 TL) bayıldık, susam bu tarife çok yakışmış. Bir Antakya mezesi olan cercerun (18 TL) Hane’nin öne çıkan lezzetlerinden; tuzlu yoğurt üzerindeki kavrulmuş soğan yemeğinizin her aşamasına eşlik edebilir. Lakerda (32 TL) Beyoğlu’ndaki Tunç Balık’tan geliyor ve kırmızı soğan ile sunuluyor. Karides mantı (32 TL) hazırlanırken karidesler baklava hamuruna sarılmış, sunumu yoğ
Reklâm
Avokado Bar
  • Restoranlar
  • Teşvikiye
yüzyılın fenomenlerinden biri kesinlikle avokado. Yükselişine ne ücra semt pazarlarının satıcıları kayıtsız kalabildi ne de meyhanelerin meze menülerine danışmanlık veren gastronomi uzmanları. Nişantaşı’nın çoktan sahiplendiği bu popüler meyvenin müptelaları, artık konseptini onun etrafında şekillendiren bir işletmenin yolunu tutabilirler. Kafe ve restoranların yoğunlaştığı Ahmet Fetgari Sokak’ta açılan Avokado Bar, menüsündeki neredeyse her seçenekte avokado kullanılan küçük bir sağlıklı yemek durağı. Üniversite eğitimi için Eskişehir’e gelen Filistinli Hatem Elrayes ile Kolombiyalı Andres Gomez ve Carolina Zuniga Türkçe öğrenmek için yazıldıkları bir dil kursunda tanışmışlar ve ülkelerine dönmeyip buraya yerleşmeye karar vermişler. Üç ortağın kurduğu Avokado Bar Amsterdam, Roma ve Manhattan gibi şehirlerdeki öncü örneklerinden ilham alıyor. Genç ve sempatik girişimcilerin akıcı ve aksanlı Türkçeleriyle anlattıkları maceralarını dinlemek çok zevkli. Mesela V60 (13 TL) ve tetra drip (14 TL) gibi kahve seçeneklerinizi masanıza getirip gözünüzün önünde hazırlayan Gomez bir yandan da kahvenin hikayesini anlatıyor. Soya peyniri ve ıspanaklı vegan eggs (19 TL) hafif ve lezzetli bir kahvaltı seçeneği. Küçük porsiyonu doymak isteyenlerden ziyade kalori hesabı yapanlara hitap ediyor. Falafel salatasındaki (28 TL) çörek otuyla süsledikleri avokadoya bir diğer meşhur besin kinoa eşlik ediyor. Falafeli yağlı olmasın diye airfryer fritözünde hazırlıyorlar. Açık tost menüleri baştan aşağı
Araka
  • Restoranlar
  • Sarıyer
Changa’da çalıştığı dönemde sergilere özel menüler hazırlamış başarılı bir şef Pınar Başdemir. O dönem sanat eserlerinden ilham alarak tasarladığı yemekleriyle rafine bir müşteri kitlesini tatmin etmeyi başarmış. İşletmenin kapanmasının ardından restoranlara danışmanlık vererek sektörle bağlarını sürdürmüş. Şimdi ise kendi açtığı restoranıyla karşımızda. Yeniköy’deki iki katlı müstakil bir yapıyı nadide bir restorana dönüştürmeyi başardı Başdemir. Araka’da yemek yerken kendinizi Pınar Hanım’a misafirliğe gitmiş gibi hissedebilirsiniz. Tek kişilik masaların isteğe göre birleştirilebiliyor olması büyük bir avantaj. Böylece rezervasyonlara ve gelen gruplara göre mekan değişebiliyor. Taş duvarlar hoş, perdesiz büyük pencereden ise şirin bir Yeniköy sokağı gözüküyor. Menüde sebzelere ağırlık verilmiş, yaratıcılık ve hafiflik önemsenmiş. Beykoz, Reşitpaşa ve Sarıyer’deki pazarlardan taze ve mevsimlik malzemeler tedarik ediliyor. Sipariş ettiğiniz porsiyonları görünce, şefin mutfakta bir mucit gibi davrandığını anlayacaksınız. Tuzda pancar tabağında, aralarına karamelize soğanlar yerleştirilerek katlanmış ince pancar dilimleri var. Nar taneleriyle süslenmiş, ekşi krema ve ısırgan otu ile tamamlanmış. Farklı tatları bir arada alıyorsunuz. Soğuk salatalık çorbasının içinde servis edilen karides tartara  çiğ kelek dilimleri ve lime parçaları eşlik ediyor. İsli palamut marine edildikten sonra sotelenmiş karalahana üzerinde masanıza geliyor. Soğanda kuzu ve sütlü yarmanın sunumunu ise t
Reklâm
Naan Bakeshop
  • Restoranlar
  • Moda
Semt ruhunun esnafla, komşuluk ilişkileriyle direndiği az mahalle kaldı İstanbul’da, yalan değil. Bunlardan biri de Moda. Her ne kadar bu yöne doğru bir göç olduğu aşikâr olsa da mahalleli tedbirli ve temkinli, yeni akımlara ve gelenlere karşı. Moda Caddesi’ne Naan Bakeshop muşambası asıldıktan sonra da “Gençler yine bir şey açıyormuş buraya, yılların kasabı gitti peeyh!” diye söylenen, en kaba tabiriyle yaşlı ama aslında gerçek Modalıların nicesinin sitem dolu sözlerine denk gelmiştik sokakta. Şimdi görüyoruz birçoğu elinde poşetlerle çıkıyor Naan’dan, geçerken selamı eksik etmiyor... Bunun tek bir sebebi var, Naan Moda’ya caka satmaya değil, mahalle havasını solumaya, mahalle fırını olmaya geldi. İstanbul’da yeme-içme sahnesini yakından takip edenlere tanıdık gelmiş olmalı Naan ismi. Bundan dört sene önce Reşitpaşa’da bir ekmekçiydi. Hatta gerçekçi olmak gerekirse artizan ekmek lafını günlük dilde kullanmamıza Naan ve arkasındaki isim Sandy Abut sebep olmuştu. Sandy, ekmeğin hazırlanışı sırasındaki zanaate ve ekmeğin mayasından hamuruna, ona adanan zamana hayranlık duyan bir hamur ustası. Reşitpaşa'daki mekânını kapattıktan sonra bir süre Borsa'da çalıştı ve Borsa mekânlarına özel ekmekler hazırladı. Sonra öğrendik ki bir süre ara vermiş, hatta tabir-i caizse ekmeğe küsmüş. Ama ondaki ekmek aşkının öyle kolay kurtulabileceği bir sevda olmadığını yakın arkadaşı ve ortağı Onur ile yeni bir mekân arayışına girdiğinde anlamış. Yaz başında Moda Caddesi'ndeki bu mekânı bulup hem
Melina Kantina
  • Restoranlar
  • Arnavutköy
Bir süredir yükselişte olan Arnavutköy’de açılan yeni mekanların sayısı gün geçtikçe artıyor. Bu mekanlar arasından kahvaltısıyla dikkat çekenlerden biri de Melina Kantina. Yeditepe Üniversitesi Gastronomi Bölümü’nden mezun olan Melina Abdo’nun açtığı Melina Kantina, öğle servisi de sunuyor. Ancak biz kahvaltısına bayılıyoruz. Izgara muzlu sıcak yulaftan Toni’s tosta, kahvaltı seçenekleri birbirinden leziz. Bilhassa uzun pazar kahvaltıları için ideal bir mekan. Satış Meydanı Sokak 21/A, Arnavutköy.
Tavsiye edilen
    İlginizi çekebilecek diğer içerikler
      Reklâm